31 Mart 2012 Cumartesi

Galatasaray 2-0 Orduspor / Kaliteli Gol Ayağı



Galatasaray'daki sistemin verimliliği Elmander'le alakalı, bunu her maç daha iyi görüyoruz. Takımı hücumda tutan, önde basan ve rakibi bozan, kısacası bir forvetten beklemediğiniz birçok özelliğe sahip olan bir futbolcu. Ayrıca yanında oynayan partneri de yücelten, bu çok önemli. Necati Ateş ve Baros'un birlikte üçüncü maçı oldu bu ve her üç maçta da bu ikilinin uyumsuzluklarından bahsetmek mümkün. Sorun Necati Ateş'le de akalalı değil tabii, Baros'un ısrarla ben bittim mesajıyla alakalı bir durum. Bu uyumsuzluk içerisinde Necati Ateş hem mücadelesi hem de kalitesiyle her şekilde ayakta ama Baros'un istemsiz futbolu onu takımdan kopartacak olan temel unsur ve 45. dakikada oyundan alınarak bunun imzası da Terim tarafından atılmış oldu.

Orduspor bir savunma takımı, önceliğini savunmaya veren ve bu tip maçlarda kontrayı düşünen bir takımlar. Bu anlamda Stancu'yu aradılar, hızlı akınlarda çok önemli bir silah çünkü. Bruno o etkiyi veremedi mesela ve orta sahada da top tutma, takımı organize etmek anlamındaki kozları olan Gosso'nun da maçla hiç alakasının olmaması ve erken oyundan alınması da Orduspor'un hücum anlamında verimsiz olmasını sağladı. Pozisyon dahi bulamadılar bu maçta, istekliydiler, çabaladılar ama bal yapmayan arı misali sadece Galatasaray yarı sahasında pas yapabildiler, verimlilikleri sıfırdı.

Diyorum ya sürekli, Galatasaray'ı durdurman için önce orta sahasını kitlemen lazım diye, bu sefer Galatasaray orta sahası Orduspor orta sahasını kitledi ve Gosso'nun düşüşü bu yüzdendir. Sayı olarak bir kişi fazlaydılar orta sahada ama Melo'nun muhteşem oyunu Galatasaray adına en büyük etken oldu ve Orduspor'un organize olmak anlamındaki direncini kıran temel unsurdu diyebilirim.

Ama Galatasaray'ın da hücum verimliliği yok, bu da Elmander'le alakalı. Bu noktada bireysel yetenekler ön plana çıkar ve Necati Ateş'in attığı muhteşem gol oyunun kontrolünü Galatasaray'a getirdi. 0-0'a yatkın bir maçtı bu yoksa, erken golü bulmak bu yüzden önemliydi. 1-0'dan sonra oyunun kontrolünün Galatasaray'da olduğunu gördük, oyunu istediği gibi yönlendiren, rakibine pozisyon vermeyen ve tempoyu arttırdığı anlarda da rakip sahada etkili olabilen. Pozisyon anlamında o kadar üretken olunamadı ama Selçuk İnan'ın daha fazla ön plana çıkması, biraz da Emre Çolak ve Engin Baytar'ın kıpırdanması derken 2. gol gelebilirdi, olmadı. Baros'un bu istemsiz halleri en önemli etken, hücumda bir kişi eksik gibisiniz.

Trabzonspor karşısında da yaptı bu değişikliği aslında Terim, Necati Ateş'i alıp Sabri Sarıoğlu'nu oyuna alarak. Bu sefer de Baros oyundan çıktı ve Sabri Sarıoğlu oyuna girdi. 1-0 öndesiniz, hücumda çok da verimli bir gününüzde değilsiniz ama hücumda kalmak zorundasınız. Bu değişiklik bu anlamda garip gelebilir ama Sabri Sarıoğlu'nun oyuna girmesiyle o sağ tarafa geçti ve Engin Baytar biraz daha gizli forvet misali bir görev aldı, bu da Galatasaray orta sahasını daha güçlü, verimli ve mücadele gücünü de yüksek kıldı. İşte bu dakikadan sonra Orduspor'un daha da verimsizleştiğini gördük, ilk yarıdaki o istekli görüntüleri de bitti ve bu baskı sonucunda da 2-0 geldi derken maç o noktada bitti diyebiliriz.

Futbol kalitesi düşük ama tempo anlamında kaliteli bir maçtı. Galatasaray'ın aldığı bu 3 puan önemli, nitekim son maç Manisaspor'la ve Fenerbahçe'nin de yarın Trabzonspor deplasmanını düşünerek oluşan bu puan farkı daha da yükselebilir. Aynı zamanda silkinme maçı oldu, takım toparlandı ve Elmander'in de dönüşüyle birlikte play-off'ta asıl formu yakalayabiliriz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir