25 Haziran 2018 Pazartesi

Marko Grujic & Galatasaray, 2. bir Belhanda derken


Liverpool adına gelecek için beklenti duydukları bir isim olsa da şu ana kadar bunu karşılayabildi diyemem. Geçen sezonun 2. yarısını Cardiff'de kiralık olarak geçirdi ve 13 maçta 1 golü var. Yaşı 22, bence kıymetli bir potansiyel ama Liverpool'da geleceği görünmüyor.

Bu tarz isimleri kiralamak adına Ağustos ayının ortalarına kadar beklersiniz. Bizim Denayer'i, Fenerbahçe'nin ise Janssen'i kiralaması gibi. Şu dönemde bu isimler için bonservis şartları zorlanıyor ve talipler bekleniyor. Ağustos ayının ortalarına kadar herhangi bir takımla anlaşmamaları ise onlar adına kiralık ihtimalini doğuruyor.

Grujic için de bu geçerli. İlk etapta bonservis ihtimali zorlanır, hatta Premier Lig'e kiralanması daha olası bir ihtimaldir. Bizim avantajımız Şampiyonlar Ligi, futbolcuları ancak bu şekilde ikna edebiliriz. Bir de oynama garantisi vermek zorundayız ama planları bilmiyorum.

Grujic'in adı da dış basında Galatasaray'la geçiyor. Kiralama ihtimali üzerinden düşünülüyor ki orta saha arayışında mantıklı duruyor. Imbula'nın gündem olmadığını öğrendik, Badou Ndiaye'yi ise kiralamak zor görünüyor. Bu isimler tempolarıyla öne çıkan futbolcular, farklı bir tarz. Grujic ise orta sahada yeni bir oyun kurucu gibi.

2. bir Belhanda derken tam da bu tarzda bahsediyordum. Tempolu, yaratıcı ve dripling özelliği olan, topla hareketli bir orta saha. Her ne kadar beklentinin uzağında seyir etse de ayaklanması halinde önemli bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Fernando / Grujic / Belhanda da bu anlamda kafama oturuyor, benim kafamdaki tarz bu.

Akıllı bir transfer hamlesi olur. İhtimal varsa beklenebilir de, böyle bir transfer ancak Ağustos ayı gibi konuşulur. Tıpkı kiralamayı düşündüğümüz diğer potansiyel ama ayaklanmayı bekleyen isimler gibi. Kurt Zouma da buna bir örnek mesela, Denayer aynı şekilde. Tarz doğru, ffp kıskacında fazlasıyla akıllıca.

Galatasaray'ın böyle bir satıştan kazancı 3 milyon 350 bin avro


Badou Ndiaye'nin adı Galatasaray'la geçse de bu transferin zor olduğunu her fırsatta söylüyorum. Yine de karalar bağlamamak lazım, sonraki satış karının yüzde 15'i bize ait. Telles'de de yüzde 10'luk sonraki satış kar payı var ve onun transferi çok daha olası.

40 milyon avro'luk serbest kalma bedeli olduğu söyleniyor. Aylar önce Premier Lig'i konuşuyorduk, gün itibariyle de PSG'nin bu bedeli ödemeyi göze aldığı söyleniyor. Ne denli bir potansiyel olduğunu Porto'da kanıtladı. Henüz 25 yaşında ki çok daha fazlasını yapabilir.

Galatasaray'ın da böyle bir satıştan kazancı 3 milyon 350 bin avro oluyor. Nagatomo'nun bonservisi için 3 milyon avro'ya anlaştığımızı düşününce de bu transferi bedavaya getirmiş oluyoruz. Daha doğru tabirle, sattığın kadar al noktasındaki ilk ciddi adım.

Şu noktada Cavanda'nın satışından gelecek olası 1 - 1.5 milyon avro dahi önemli. O rakam da x ismin kira bedelini karşılayabilir. Ciddi bir satış yapmamız halinde ise elimiz iyice rahatlar. Bu tarz hamleleri dikkatli takip etmek gerekiyor. 

Telles'in PSG'de iyi işler çıkaracağını, o yolun da son noktada Brezilya Milli Takım'ı olacağını söyleyebilirim. Potansiyel bir hücum bekiydi, şu noktada etkili bir hücum beki oldu. Duran toplara kadar mükemmel kullanıyor ve asist rakamlarının temelini de bu oluşturuyor. İtalya vatandaşlığı da Telles'in olası transferinde Avrupa takımlarının elini güçlendiren diğer bir neden.

Galatasaray'ı sahiplenen, aidiyet besleyen bir futbolcu. Bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmiyor. Getirdiği bonservisin yanında bir de şu gün itibariyle satış karı ihtimal oldu. Bu adamı sevmeyelim de ne yapalım şimdi..

23 Haziran 2018 Cumartesi

Galatasaray ise belki çok daha zor şartlar altında Uefa'yı ikna etti


Milan'ın ffp'yle alakalı durumu bizim men yediğimiz döneme benziyor. Bir anlaşmaları vardı ama ona uymadılar. O arada kulübün sahipleri değişse de tablo bu. Yeni bir anlaşma imzalamak için çabalasalar da bu Uefa tarafından kabul görmedi. Şu an itibariyle Avrupa'dan 1-2 yıllık men ya da transfer cezası almaları olası. Inter için de benzer bir durum var mesela, onlar da yaz döneminde ciddi yatırım yapma peşindeler. Milan'a dönersek, bu konuda Galatasaray'ı örnek gösteriyorlar ve fazlasıyla tepkililer. Galatasaray'ın ekonomik anlamda daha kötü olduğunu dile getiriyorlar ve yeni bir anlaşma imzalanması hoşlarına gitmedi. Milan'ın bu konudaki talebi geri çevrilmişti, Galatasaray ise belki çok daha zor şartlar altında Uefa'yı ikna etti. Buna lobi mi dersiniz ya da başka bir şey mi bilmiyorum. Ben bu duruma "Mustafa Cengiz yönetiminin" başarısı diyeceğim. Uefa anlaşmasının şartları zor da olabilir ama hiçbiri Avrupa'ya gidememekten daha acı olmazdı. Eğer mali disiplin uygulanırsa da ödül niteliği dahi taşıyabilir. Uefa ile ilk anlaşmaya uymayıp, 2. bir anlaşma yapmaya ikna etmek çok büyük bir başarıdır. Maddi durumumuzun ben de çok daha kötü olduğunu düşünüyorum, demek ki iş doğru yönetimde bitiyor. Milan eğer men cezası alırsa Galatasaray'ın durumunu mahkemeye taşıyacağını söylüyor. Gerçi Özbek dönemi devam ediyor olsa bizim de durumumuz çok farklı olmayacaktı..

Nikola Kalinic & Galatasaray, gün geçmiyor ki forvet iddiaları bitmesin


Milan'la alakalı ffp durumunu yazmamın ardından bu transferi konuşmak ilginç olabilir. Bu yönde haberler var, ne olursa olsun değinmeden geçmiyoruz. Milik'in ismini konuşmuştuk, çıtayı çok da düşürmeden Kalinic'in adı da Galaatsaray'la anılmaya başlandı. İddialı bir forvet isteği kesin gibi, bu Gomis'in yerine mi yoksa yanına mı olacak bilinmez.

Kalinic ve Konoplyanka isimleri Hamza Hamzaoğlu döneminde konuşulmuştu. Her ikisi de Dnipro'dan kesin olarak ayrılacaktı ve transferleri fazlasıyla olasıydı. Tabii dönemin vetosunun kurbanı oldular. Konoplyanka için Sneijder ile aynı pozisyonda oynuyor denmişti (ne alakaysa), Kalinic'i de Burak Yılmaz'ın varlığı engelledi. 

Gün itibariyle her iki ismin de geldiği nokta ortada. Kalinic Fiorentina'ya 5.5 milyon avro'ya transfer olmuştu, Milan'a ise kira + zorunlu satın alma opsiyonuyla 25 milyon avro'ya gitti. Tabii Milan performansı Fiorentina günlerinin aşağısında kaldı ve takımdan ayrılabileceği konuşuluyor. Piyasası ne durumda bilmesem de Milan'ın onunla alakalı yeniden ayaklandırma ve satma planı olabilir. Zaten Galatasaray ihtimali de buradan doğuyor.

Söz konusu İtalya, özellikle de Milan olunca Fatih Terim ismi gündeme geliyor. İkili ilişkilerden kaynaklı bu transfer olabilir mi diye düşünülüyor. Ayrıca transferde de genel olarak İtalya'yı ağırlıklı olarak düşünüyor gibiyiz. Kalinic ihtimali de beni fazlasıyla heyecanlandırır, buralarda önemli işler yapacağını düşünüyorum.

Biten sezonda 41 maçta 6 gol 6 asisti vardı. Bir önceki Fiorentina sezonunda ise 42 maçta 20 gol 4 asisti vardı. 30 yaşında, bana göre zirve döneminde olması gereken dönem. Komple santrafor demek lazım, her özelliği barındırıyor. İyi bir bitirici, teknik özelliği olan, direkt ya da yardımcı olarak oynayabilecek, havadan da etkili olabilen, hızı ve gücüyle de öne çıkan bir isim. Milik için söylediklerimin bir tık altı diyelim.

Bu arada Kalinic sakatlığını öne sürerek Hırvatistan'ın ilk oynadığı Dünya Kupası maçında oyuna 5 dakika kala girmeyi reddetmişti. Bir sakatlıktan bahsediliyor ama oynayamayacak bir durumu da yok. Bu konuda enteresan gelişmeler var, takip etmek gerekiyor. Bir an önce de forvet konusundaki bilinmezliği aşmalıyız..

Fatih Hoca'yı da özlemişiz


Şampiyonluğu ilan ettikten sonra Fatih Hoca'nın x bir programa çıkmasını bekliyordum. Hocanın en önemli geleneklerinden biridir bu. Çok fazla dolaşmaz, 1-2 programla hem şampiyonluğu hem de gelecek planlarını anlatırdı. Bunu yapmadı, biz de bu durumu Uefa kararını beklemeye başladık derken karar gelmesine rağmen yine sessiz kaldı.

Meğer plan başkaymış. Hoca yenilikleri çok seviyor, teknolojiyi de en ince detayına kadar kullanır. Sosyal medyada daha aktif görüyoruz kendisini, son hamlesi de Instagram'da yaptığı yayın oldu. Birkaç gün önce Florya'da çalışmalar başlamıştı, şimdi de geleceğe dönük mesajlarını almış olduk. En azından belirsizlik bitti, bazı sorular cevaplandı. Hocayı da özlemişiz.

''Gençlerbirliği maçında çok üzüldüm. Maçı tekrar seyredince daha da üzüldüm. Taraftarlarımız o maç sonunda öyle bir iş yaptı ki, üzüntümüzü daha çok çalışmaya çevirdik, daha da hırslandık.''

Kırılma noktasıyla başlayalım. Gençlerbirliği deplasmanı her anlamda kırılma noktası. Deplasman fobisi mi bilmiyorum ama sahada kötü bir görüntü vardı. O gün maçı berabere bitirsek dahi lig son haftaya kalmayacaktı mesela. Kaybettikten sonra şampiyonluk için "acaba" denmeye başlamıştı ki taraftarın takımı karşılayışı, hocanın takım otobüsündeki yüz ifadesi bizleri yeniden umutlandırdı. Devamında tulum çıkardık zaten.

''İsim uydurma sezonu başladı. Bizim yanımızdaymış gibi davranan, takipçi sayısını arttırmak isteyen, duyumculuk adı altında adını duyurmaya çalışanlar var. Milik, Bennacer, Nuri Şahin, Imbula ve Bacca gibi isimleri uyduranlara selam gönderiyorum buradan."

Asıl beklenen konu bu. Transferler ne olacak, yeni yapılanma hangi ölçüde gelişecek gibi sorular var. Bahsi geçen çoğu ismin gündemimizde dahi olmadığını öğrendik. Basına alıştık, konu o değil. Sosyal medya çok büyük sorun. Duyumcu adı altında yeni yeni hesaplar ortaya çıktı ve ortalığa isim atıp insanları galeyana getiriyorlar. Maalesef bazı takipçiler de bunlara inanıyor ve takip ediyor. Soru / cevap yapıyorum mesela, oradaki sorulara kadar musallat oluyorlar. Çoğunu engelledim, umarım hocanın bu mesajı onlar üzerinde etkili olur. İfşa edeceğini de söyledi ki umarım yapar.

"Elimizi kolumuzu bağlayan maddeler var, rahat değiliz. Şartlar ne olursa olsun yapabileceklerimiz var ve elbette yapacağız. Bunu herkesin bilmesini isterim. Galatasaray'a yakışan budur."

En baştan beri yazıyorum. Beklentiyi en alt seviyede tutmak ve hocaya güvenmek gerekiyor. Uefa ile bir anlaşma var ve kısıtlamalar belli. Ya birilerini satacağız ve kaynak oluşturacağız, ya da imkanlar dahilinde hareket edeceğiz. Bu tarz kısıtlama durumlarında futbol aklı devreye girer ve gerek ikili ilişkiler, gerek scout ekibi konuşulmaya başlar. Bonservisi olan isimleri kafadan unutun derim, serbest statüde veya kiralık yapılacak hamleler hedef olacaktır. Zamanımız var, asla telaş edilmemeli.

"İhtiyacımıza ve takım uyumuna göre bazı isimler için çalışıyoruz. Artık mümkün olduğunca sizi açık şekilde bilgilendireceğiz. Benim hoşuma giden isimler de yazılıyor. Ah keşke olsa da hemen alabilsek ama öncelikle mevcut şampiyon kadromuzu korumak istiyoruz."

Ciddi teklif olan her isim ayrılabilir, bunda bir şey yok. Ama şu isimler satılığa çıktı tarzında düşünce de yanlış. Belhanda'nın piyasa yapması bekleniyor, Gomis'in Çin'e gitmesi umut ediliyor gibi söylemlerden bahsediyorum. Tabii ki iyi teklifler karşısında hayır demek imkansız ama öyle teklifler yoksa da "bu adamlar satılık" diye gezmiyoruz. Ya da bu isimler asla değersiz değil, bunu anlamak lazım. Bu isimlerin üzerine yapılabilecek hamleler esas hedef. Gitmeyen hiç kimseyi gitmiş gibi düşünmeyin..

22 Haziran 2018 Cuma

2 yıl önce bugün, Serdar Aziz Galatasaray'da


2 yıl önce bugün, Serdar Aziz Galatasaray'da. Geldiği gün büyük eleştirilere maruz kalan, bugün ise takımın olmazsa olmazlarından görünen bir isim. Çok büyük bir ön yargı yıktı, kendini kabul ettirmesi x yeni transfere oranla çok daha zordu.

Maliyeti yüksekti çünkü. 4.5 milyon avro bonservis ve kendisine ödenen 2 milyon avro yıllık ücret o an itibariyle yüksek görüldü. Dönemin başkanı ve yönetimi zaten bu konuda sabıkalıydı ki haliyle büyük eleştiri aldı. Bu tarz maliyetlerin altında ezilen çok futbolcu gördük, Serdar Aziz ise onlardan olmadı.

Yalnız atladığımız bir detay var. Bilal Kısa, Sercan Yıldırım ve Furkan Özçal gibi isimler takas olarak gitti. Onların sözleşmesinden çıkmak başarıydı ve maliyetten düşürmemiz gerekiyordu. Biz ise o gün itibariyle bu isimleri maliyetin üzerine ekledik, oluşan ön yargı 2 katına çıktı.

Sakatlık geçmişi de kabarık. Bu anlamda eleştiri doğaldı mesela, çok sık sakatlanıyordu çünkü. İlk sezonunda da tam istikrar sağladı derken böyle bir sakatlık yaşayınca eleştiriler daha da yükseldi. Biten sezona girerken de o ön yargı ve tepki çok daha yükselmişti. 2. sezonunda işi bu anlamda daha zordu.

Tudor'un en büyük hatalarından biri Serdar Aziz'i Östersunds maçlarına hazırlamaması oldu. Maicon / Ahmet Çalık ikilisinin her iki maçta yaptığı büyük hatalarla turu kaybettik. Sonrasında Serdar Aziz'e döndü ve bir daha vazgeçmedi. Beklentiler Maicon'dan yana olsa da Serdar Aziz'in performansı bence çok daha üstteydi.

Fatih Hoca göreve geldiğinde de bu durum değişmedi. Maicon / Denayer değişimiyle birlikte sezonu şampiyon olarak tamamlarken en büyük pay sahiplerinden biri Serdar Aziz oldu. Milli Takım'da da olmazsa olmazlarındandı, özellikle Euro 2016'ya giden süreçte. Galatasaray'a transfer olurken de Fatih Terim iddiaları vardı ki "acaba Serdar Aziz onun transferi mi" diye soruyorduk. 

Lider karakter, ben kendisini geleceğin kaptanı olarak görüyorum. Bir maçta kaptanlık pazubandı ona geçtiğinde de bu konuyu yazmıştım. Yakıştığını düşünüyorum, o karizması var. Şu aşamada Galatasaray'ın olmazsa olmaz 3-4 isminden biri durumunda. Yeni sezonda çok daha fazlasını bekliyorum. Umarım onu daha da yükseltebilecek bir stoper alabiliriz..

Ahmed Musa'nın "ben buradayım" mesajı


Ahmed Musa'nın "ben buradayım" mesajına şahit olduk. Gözden düştü, transferi için tüm şartlar oluştu derken İzlanda karşısında yaptıklarıyla bizler için bir soğuk duş etkisiydi. Umarım bu transfer bitmiş ve Dünya Kupası sonrasına sarkmamıştır. Bu maçın ardından işimiz zor çünkü. 

Hırvatistan karşısında yedek başlamış ve oyuna girdikten sonra da etkisi olmamıştı. İzlanda maçının 2. yarısında ise galibiyeti getiren unsurdu. Attığı ilk gol zaten piyasasına 2.5 milyon avro koymuştur. Kendi başlattığı atak ve ceza sahası içinde müthiş kontrol, devamında bitiriş. 

Akabinde Tsubasa misali attığı bir şut var. Bir anda çıkardı ve topun havada aldığı falsoyu gördünüz. O top direkten döndü, 1 dakika sonra İzlanda savunması ve kalecisini ipe dizerek 2. golünü attı. Bu dediklerim de 10 - 15 dakika içinde gerçekleşti. İşte bu patlayıcı güçtür. Ahmed Musa'nın transferini en çok bu yüzden istiyorum.

Galatasaray'ın patlayıcı güce sahip bir forveti yok. Hatta genele yayayım, patlayıcı özelliği olan tek hücumcusu Garry Rodrigues. Elimizde bu tarz bir forvetin olması çok büyük avantaj. Seyri bir anda değiştirebildiğini gördük, hızlandığında durdurulması çok güç. Ahmed Musa'ya sadece savunmanın arkasına sarkan adam muamelesi yapılmamalı.

İyi bir tamamlayıcı olduğunu söyleyelim. Maçına göre tek forvette de kullanabilirsiniz, sahte 9'lu 4-6-0'a yakın bir düzen doğar. Ben çift oynamasını beklerim, Gomis ya da başka bir isimle de harikalar yaratır. Tam bu ligin ve Galatasaray'ın futbolcusu, başarısız olma şansı olduğunu düşünmüyorum. Fatih Terim bu transfer için boşa ısrar etmiyor.

Dünya Kupası'nın kötü yanı da bu. Futbolcunuz piyasa yapsın diye beklersiniz ama erken elenir. Ya da bir ismi transfer etmek istersiniz ama turnuva sonrasına sarkarsa sizi aşabilir. Ahmed Musa'dan böyle bir etki beklemiyordum. İzlanda karşısında harikalar yaratması mutlaka piyasasında önemli bir etki yarattı.

Zaten iyi bir futbolcuydu. CSKA Moskova'da iyi iş çıkarıyordu, Leicester City'e de ciddi bir rakama transfer oldu. Premier Lig'de yapamadı, o hayal kırıklığıyla da bugün bizim gündemimize geliyor. CSKA Moskova'ya kiralık döndüğünde de fena bir dönem geçirmediğini söyleyelim. Galatasaray'a transfer ihtimali kiralık üzerinden olacak, biri çıkıp bonservis verirse geçmiş olsun diyeceğiz.

Giorgio Chiellini & Galatasaray, imkan olsa tüm şartlar zorlanır


Chiellini konusuna sezon içinde de değinmiştim. "Keşke" diyoruz da hala pek olacak bir iş gibi görünmüyor. Sezon içinde yazdığımda Juventus'ta kalmaya devam edeceğini düşündüğümü söyledim, gün itibariyle hala neden imza atmadığı konusunda ise fikrim yok. Bu konuda herhangi bir ses ya da haber olmaması da enteresan.

Üst düzey bir tecrübeden bahsediyoruz. Yaş 33 olsa da Juventus'un olmazsa olmazlarından biri, hatta Juventus denildiğinde ilk olarak akıllara gelen isimlerden. Beşiktaş'ın Pepe transferi ister istemez örnek veriliyor, o transfer olduysa bu neden olmasın diye soruluyor. Orada kesin olan Real Madrid'le devam etmeyeceğiydi, PSG gibi ciddi takımlar peşinde olsa da. Burada böyle bir durum yok, ben hala Juventus'la devam etmesini bekliyorum.

Bir yandan lider stoper diyoruz, diğer yandan sol ayaklı bir ismin gerekliliğinin altını çiziyoruz. Her ikisi de eksik görünüyor, ne lider ne de sol ayaklı bir stoperimiz var. Serdar Aziz'in yerini garanti görüyorum, Denayer'in de kalma ihtimali az gelirken mutlaka bir stoper hamlesi yapılacak. O hamle de yapılırken ihtiyaca yönelik olması tercihimiz olacaktır.

Chiellini her iki özelliği de karşılıyor mesela. Hem lider bir stoper, hem de sol ayaklı. Bunun yanında sol bek özelliği de var. Chiellini'nin böyle şöyle özellikleri var diye anlatmamıza gerek yok. Geriden oyunu kurar, Serdar Aziz'i şu an geldiği noktanın çok daha üzerine çıkarır, takım içinde liderlik yapar ve büyük tecrübe katacaktır.

Zor tabii. Juventus olmasa dahi talip olacak birçok dev takım var, hele ki İtalya içinde. Hukuk etiğimi aldığı söyleniyordu, onu da bırakmak istemeyecektir. Maliyet noktasında da her ne kadar bonservisi elinde olsa da zorlayacaktır. Pepe örneği veriyoruz ya, onun için ödenen iyi bir yıllık ve imza ücreti vardı. Bu tarz isimler hak eder, imkanınız varsa da vermeniz gerekir ama Galatasaray'ın şu an öyle bir imkanı olduğunu düşünmüyorum.

Böyle bir stoperle seviyemiz yükselir. Fatih Hoca'nın atlet ve hızlı stoperlere odaklandığını yazsak bile böyle bir lider ismi de geçmişte ne denli iyi kullandığını görmüştük. Popescu ve Ujfalusi gibi örnekler var, bence Chiellini çok daha üst seviye. İmkan olsa o da hayır demez, hatta tüm şartları zorlar..

21 Haziran 2018 Perşembe

Galatasaray forması giyen isimler arasında asla satmam dediğiniz isimler kimler?


Transferde stratejiyi "olası teklif alacak" futbolcular belirleyecek. Bu yüzden de gelen isimler kadar gidebilecek isimleri de konuşmamız gerekiyor. Değerini bulan herkesin satılabileceğini düşünsem de bu düşünceyi bir kenara bırakarak sordum. Galatasaray forması giyen isimler arasında asla satmam dediğiniz isimler kimler?

Twitter'da gelen cevaplara bakınca hemen hemen herkesin düşüncesi aynı. Muslera, Fernando, Serdar Aziz ve Mariano isimleri ağırlıklı olarak geldi. Mariano yerine Linnes demiştim, çünkü arayıp bulunamayacak bir yedek olduğunu düşünüyorum. Sorunsuz bir yedek, oynatabileceğiniz birçok pozisyon yok ve fazlasıyla sorunsuz. Ağırlıkla çıkan isimleri tek tek değerlendirmek gerekirse..

Muslera'nın çılgın talipleri olacağına inanmıyorum. Birkaç sezon önce olabilirdi mesela, en iyileri arasında anılırken. Bugün o isimler arasında anılmasa da Galatasaray açısından olmazsa olmaz. Gün itibariyle x iyi bir teklife yollasanız yerini doldurmanız için belki daha fazla harcayacaksınız. Üstelik bu da kumar olacak. Böyle istikrarlı bir kalecinin yerini doldurmak gerçekten kolay değil.

Fernando ise takımın saha içindeki lideri. Sakatlık döneminde yokluğunu fazlasıyla anladık. Fatih Hoca da bunu düşünerek onu olmazsa olmaz olarak görüyor. Ligin son bölümünde orta sahayı biraz daha sert tutma noktasında Fernando'yu 8 numara gibi kullandık. Yeni sezonda ise oraya mutlaka bir isim alacağız, Fernando'yu da kendi pozisyonunda çok daha iyi bir şekilde izleyeceğiz. Net bir şekilde takımın sigortası ki gitmesi halinde yerini doldurmak çok zor olurdu.

Serdar Aziz'in olmazsa olmazlığı ise yerli olmasından kaynaklı. Serdar Aziz'i ne kadar büyük paraya satarsanız satın yerini herhangi bir yerli ile doldurmanız imkansız. Çünkü bizim alabileceğimiz isimler arasında kendi pozisyonunun en iyi yerlisi. Tüm stoperler içinde de ülkenin en iyi 2-3 isminden biri belki de. Böyle bir ismi satmanın da mantığı doğal olarak kalmıyor. Inter gibi takımların ilgisi olsa da Serdar Aziz'den vazgeçmek imkansız.

Sezon içinde performansı dalgalansa bile Mariano da olmazsa olmaz. Galatasaray'ın yıllardır sorun yaşadığı pozisyonların başında sağ ve sol bekler geliyor. Eboue'nin ilk 2 sezonunu bir kenara bırakınca da o pozisyonun boş olduğunu gördük. Yılarca gelenler gidenler oldu, büyük paralar harcandı ama büyük sorun yaşadık. Mariano'ya bakınca da belki çok fazla çalışmayı sevmeyen ama inanılmaz yetenekli bir isim görüyorum. Maç içinde düşüş de yaşar, bir yandan o maçın seyrini tek hareketle de değiştirir. Bugün satarsak büyük kazanamayız, yerini doldurmak adına ise büyük harcamak zorundayız.

Diğer isimleri değersiz gibi düşünmeyin. Garry Rodrigues, Belhanda ya da Gomis gibi isimlerin de kıymeti büyük. Yine de yerleri bu isimlerden büyük kazanmak, gelen parayla da yerlerini doldurmak, hatta başka hamleler adına da fırsat yaratmak mümkün. Hatta yukarıda saydığım isimler dahi bazı çılgın teklifler karşısında satılabilir..

Griezmann'ı Atletico Madrid formasıyla izlemek güzel


Bu yaz döneminin en önemli gündem maddelerinden biri Griezmann olacaktı ki Atletico bu konuda çabuk reaksiyon gösterdi. Barcelona'ya transferi uzun zamandır konuşuluyordu, hatta bu konuda işin bittiği dahi yazılmıştı. 100 milyon avro'luk bir serbest kalma bedeli vardı ki günümüz futbol dünyasında Griezmann gibi bir kalite için düşüş ücretti. Messi / Griezmann / Suarez üçlüsü de işi farklı boyutlara taşıyabilirdi, gerçekleşmemesi adına mutluyum. Griezmann'ı Atletico Madrid forması altında seven bir ismim. Geçen sezon başında da ayrılığı konuşulurken "transfer yasağı varken gitmem doğru olmaz" demişti. O dönem de Manchester United başta olmak üzere Premier Lig'in büyük bir ilgisi vardı. Belki Premier Lig olabilirdi ama Barcelona gibi bir takımda Messi'nin gölgesi altında devam etmesini istemezdim. Hayal ettiği başarılara Atletico Madrid formasıyla da uzanabilir, zaten bir Şampiyonlar Ligi kaldı. Bayrak adam olmaya doğru da gidiyor, bunun bozulmasını istemem. Diego Costa da geri dönmüşken Atletico Madrid 4-4-2'sinin ileri ucunda bu ikiliyi izlemek benim adıma büyük keyif. Griezmann'ın takımda kalması en önemli konu olsa da transfer şovunun da altını çizmeli. Lemar'ı 65 milyon avro karşılığında transfer ettiler, yine Atletico Madrid 4-4-2'si adına olabilecek en iyi kanatlardan biri. Lucas Hernandez'in de sözleşmesi uzatıldı, o da Atletico Madrid'in Koke ve Saul gibi futbol piyasasına sürdüğü isimlerden biri. Filipe Luis'in önüne geçti, bunun yanında stoper adına da bir o kadar kıymetli bir isim. 

Fatih Terim'in ismine vurgusunu beğendim, onunla birlikte özel bir futbolcu oldu


Garry Rodrigues'in Youtube'da Andy van der Meijde'ye verdiği röportajdan bazı bölümleri paylaşmak istedim. Twitter'da da galastuff hesabı bu röportajı bizler için çevirmiş, ben de oradan paylaşıyorum..

"Hollanda'da çok tanınan bir futbolcu değilim. Bazı şeyler çok çabuk gelişti, genç yaşta yurt dışına gittim. Eskiden burada (Hollanda) çok tanınmıyordum ama şimdi işler değişti çünkü Galatasaray gibi büyük bir kulüpte oynuyorum."

Galatasaray'da geçirdiği geçen sezonu da bir kenara bırakıyorum. Asıl gelişimi bu sezon, hatta Fatih Terim sonrası. Gün itibariyle 15 milyon avro'nun üzerinde bir bonservis kazanmanın olası olduğu bir futbolcu halini aldı. Bunu da 27 yaşında sağlaması apayrı bir olay. Bu yaşta bir ismi almanız kumar gibi görünse de scout olayı sadece 18-19 yaşındaki isimler adına geçerli değildir. Garry Rodrigues bizler adına iyi bir transferdi, Fatih Terim'le birlikte iş bambaşka boyuta geldi.

"Evet, şu an uzatmaya çalışıyorum. Kalmayı tercih ederim, 27 yaşındayım, kendimi iyi hissediyorum ve Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağız. Aldığım ücret de iyi. Gitmek istemiyorum. Ailemin de orada keyfi yerinde. Ayrılmayı düşünmüyoruz ama neler olacağını bilemeyiz."

Galatasaray'daki geleceği sorulduğunda da verdiği cevap bu şekilde. Ayrılmak istemediğini, hatta yüksek ihtimalle ayrılmayacağını da daha önce söyledim. Şampiyonlar Ligi'nde mutlaka yer almak istiyor, bunun için de şartları zorlayacaktır. Şampiyonlar Ligi'nde yer alan bir takımın da ona teklif vermesini zor görüyorum. Kendisini Şampiyonlar Ligi'nde de kanıtlayabilirse daha büyük kapıların açılacağını o da biliyor. Yine de ücret konusuna takıldım, madem öyle aynı şartlarda sözleşmesini uzatsın. Kendisiyle yeni sözleşme konusu da bir süredir konuşuluyor. Sözleşmesi 2021 yılında bitiyor, kalmak istediğine göre de eli güçlü taraf biziz.

"(Galatasaray'da antrenmanlar ağır mı?) İstanbul'da havanın sıcak olması dezavantaj. Yeni antrenörümüz var, onunla gayet rahatız. (Önceki Mancini miydi?) Hayır Igor Tudor, eski Juventuslu. Onunla çok sıkı çalışıyorduk. Ama şimdi Türk bir adam var, bir efsane Fatih Terim. (Evet onu tam söyleyecektim. Maçta çok çılgın, normal değil) Müthiş biri, tam bir efsane, tam bir patron. Fatih Terim'in gelmesine çok sevindim. Evet kesinlikle benim için de baba gibi. O geldikten sonra ben iyiye gitmeye başladım."

Tudor kendisiyle Paok döneminde de çalışmıştı. Hatta Galatasaray'a transferini de ona bağlamıştık ki Tudor da 1 ay sonrasında Galatasaray'a imza attı. Bu sezona bakınca ilk etapta kazanılan, sonrasında ilk kesilen isimdi. Bunu da yapan Tudor, haliyle tüm eleştirileri hak ediyor. Fatih Hoca ise göreve geldiği ilk andan itibaren Garry Rodrigues'den vazgeçmedi ve o da her geçen zaman yükseliş yaşadı. Şu an yıldız bir kanat gibi, oysa Tudor döneminde sağ tarafta çalışan bir işçiydi. Fatih Terim'in ismine vurgusunu beğendim, onunla birlikte özel bir futbolcu oldu. Mevcut piyasası ve geldiği konumu da ona borçlu.

"Sol kanatta daha iyiyim. Eski stil çizgiden giden kanat oyuncularını daha çok seviyorum şimdikiler çok içeri giriyor."

Oynadığı futbolu özetliyor. Tudor döneminde sağ kanattı ve o pozisyonda çalışan bir işçi gibiydi. Hatta sağda mı daha iyi yoksa solda mı sorusunu da çok sorduk. Garry Rodrigues'in sol kanattaki etkisini gördükten sonra kat etmeyi daha çok sevdiği ortaya çıktı. Bruma'nın boşluğunu doldurdu, hatta üstüne bile çıktı. Gol yükünü de çekebildiğini gördük, en önemlisi bu..

20 Haziran 2018 Çarşamba

Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduk


Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduk. Kolombiya karşısında müthiş bir maç geçirdi. Hatta o kadar iyi bir maç çıkardı ki Cuadrado'yu ilk yarıdan iptal etmeyi başardı. Cuadrado'yu Juventus'dan biliyoruz, çok etkili bir kanat ve Kolombiya'nın kupada en önemli kozlarından. 

10 kişi kaldılar, erken geriye düştüler ve o noktada Cuadrado gibi bir hücumcu kenara geldi. Oyunda olduğu sürede karşısında oynayan Nagatomo'nun etkisi bu anlamda büyük. Galatasaray'da çok formda bir ligin 2. yarısı yaşadı ve onun etkisini de kupada yaşıyoruz. 

Tüm ön yargıları kırdı, asist yapamaz, orta açamaz denilirken oyunun iki tarafında katkı verdi. Galatasaray'ın hedef maçlarında da Visca ve Quaresma karşısında yine bu tarzda performanslar izliyorduk. Bu tarz hedef maçlarda karşısında oynayan iddialı kanatlar karşısında müthiş bir konsantrasyonla oynuyor. 


Belli oldu ki iyi de bir turnuva geçirecek. Dünya Kupası bitmeden bu işi bitirmek gerekiyor. Nagatomo'nun Galatasaray'a sözü olsa da Inter'in elini güçlendiriyor bu durum. Başka taliplerin ortaya çıkması fiyatı o oranda yukarı taşıyor. 

3 milyon avro'dan aşağı inelim diye düşünürken biri çıkıp bu parayı rahatlıkla verebilir. Nagatomo uluslararası bir futbolcu ve tecrübesiyle de birçok ligde önemli işler yapar. Hele ki böylesine bir form grafiği yakalamışken.

Nagatomo'dan iyi sol bekler de bulabilirsiniz ama şu noktada kimya > yetenek diyorum. Kimyası tuttu, yokluğunu ararız diye düşünüyorum. Melo gibi düşünün, onu da kiralık forma giydiği ilk sezonun ardından takımda tutmakta zorlanmıştık. Fatih Hoca da söylemişti, yerine çok isim baktık ama bulamadık diye. Nagatomo için de aynısı geçerli..

Arkadiusz Milik & Galatasaray, işe başladık derken çıta bir anda çok yükseldi


Nagatomo'nun transferiyle birlikte "işe başladık" derken çıta bir anda çok yükseldi. Aniden gelen "Arkadiusz Milik'in kiralanması için Napoli'yle anlaşıldı" haberinin ardından ister istemez büyük bir heyecan doğdu. Şampiyonlar Ligi'nin açamayacağı kapı olduğunu düşünsem de bu tarz hamleleri kiralık olarak gerçekleştirmek önce vizyon, devamında iş bitiricilik gerektirir. Fatih Hoca'yla birlikte o vizyon geri döndü, iş bitirme tarafı ise yönetimde. Bunu da zaman gösterecek.

Forvet ihtiyacına dönelim. Ahmed Musa gibi Gomis'e alternatif olabilecek, daha doğrusu tamamlayıcı olacak isimleri konuşuyorduk. Ahmed Musa'nın da hala ciddi bir gündem olduğunu düşünüyorum ve o transfer bir şekilde gerçekleşecektir. Milik ismi anılınca ister istemez "acaba Gomis mi satıldı" sorusu soruluyor. Ya da olası bir ayrılık ihtimaline karşı şimdiden elimizi güçlendirmek mi hedef?

Aslında Milik de daha çok tamamlayıcı bir forvet. Teknik özelliği Gomis'e göre biraz daha yüksek ve tamamlayıcı bir isim gibi oynayabiliyor. Yine Gomis'e kıyasla topla daha yumuşak, oyun kurucu özelliği de ön plana çıkıyor. Gomis'le birlikte de iyi bir ikili olabilirler, bunu söylemek istiyorum. Belki de 4-4-2'ye dönüş var, bunu yapılacak diğer hamleler belirler. Ya da Milik'in yanına biraz daha mücadele gücüyle ön plana çıkan isim alınacaktır, belki de o Ahmed Musa'dır.

Son 2 sezonunda önemli sakatlıklar yaşadı. Bu da her ne kadar olumsuz bir etken olsa bile Milik için riske girmeye değer. Sağlıklı olduğunda son derece üst düzey bir forvetten bahsediyoruz. Henüz 24 yaşında olsa da zirve yaptığı dönemler oldu ve Napoli için de rekor transferlerden biriydi. Sakatlıklar onu beklenen seviyenin uzağında tuttu ama ayağa kalkmak adına Galatasaray ve Şampiyonlar Ligi iyi bir sınav.

Bana bu transfer gün içinde sorulsa "kulübü kiralamaya ikna edemeyiz" derdim. İş bitirme tarafı tam olarak bu, yönetim o anlamda kutlanır. Futbolcuyu ikna kısmı ise Fatih Hoca'nın, umarım başarır. Milik çok klas da bir forvettir. Teknik özelliğiyle de öne çıkar, yeri gelir rakip savunmayı ipe dizer, bunun yanında çok da iyi bir bitirici. 

Düzeni bilmiyorum tabii, planı görmek lazım. 4-6-0 da oynatır bu adam size, 4-4-2 düzeninde de müthiş bir tamamlayıcıdır. İleride tek bırakmak biraz sorun, o da Türkiye Ligi'nde mesele olmaz. İnsan ister istemez heyecanlanıyor, çok önemli bir transfer bu. Sadece gol değil, asistleriyle de öne çıkacak, hücumu yönlendirecek, her anlamıyla komple bir forvet işte. Hayırlısı olsun diyelim, umarım gerçekleşir..

Stefano Okaka & Galatasaray, bu dönemde de gündeme gelmesini bekliyorum


Ocak ayında gündeme gelmiş ama zamansızlıktan kaynaklı direkten dönmüştü. Badou Ndiaye o kadar zamansız gitti ki gelen parayla Nagatomo haricinde hamle yapılamadı. Oysa Samuel Bastien ve Stefano Okaka'yı de kiralamak istiyorduk, belli bir aşamaya da gelmiştik. Önümüzde birkaç gün daha olsa bu transferler de gerçekleşirdi.

Gomis için doğru bir alternatif olacağını düşünüyordum. Güçlü, hareketli ve daha önemlisi de ön alanda mücadeleci bir isimdi. Gomis / Okaka birlikte de olurdu, Okaka'yı kenardan getirerek önemli bir koz gibi de kullanabilirdik. Fenerbahçe'nin Fernandao ile neler yaptığını hatırlayın, Okaka tam da bu ligin forvetiydi.

Bu dönemde de gündeme gelmesini bekliyorum aslında. Ahmed Musa'ya odaklı olsak bile Okaka'yı da düşünmek gerekiyor. Birbirlerinden çok farklılar, yabancı durumu sorun ama olası bir Gomis ayrılığı da düşünülmeli. Ahmed Musa / Okaka ikilisi ne derece yeterli olur bilinmez olsa da işin içine iyi bir isim daha sokarsak son yılların en iyi rotasyonu oluşur.

Okaka'dan büyük bir golcülük beklemem, ön alanda getireceği hareketlilik büyük olurdu. Duvar olma özelliği Gomis'e oranla çok daha yüksek, Gomis'in de mevcut performansını yukarı çeker. Rakip savunmacıları sırtında taşıdığını çok gördük, bu tarzda isimleri taraftar da çok sever. Bu tarz hareketleri Eren Derdiyok'tan beklerdik ama o bu etkinin çok uzağında kaldı.

Hızlı, kanat özellikli bir forvet ihtiyaç. Bunun yanında mücadele özelliğiyle öne çıkacak bir alternatif gerekliliği de var. Gündeme gelir mi bilmem ama transferi istenirse de Ocak ayında olduğu gibi gerçekleşme durumu oluşur. Watford'da devam edeceğini düşünmüyorum, görünen o ki ciddi bir piyasa sahibi de değil. En azından bizim ayarımızda takımların peşinden koşacağı bir futbolcu.

Ocak ayında yazdığım yazıyı da tekrar paylaşayım;

Yuto Nagatomo Galatasaray'da


Tam da Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduğumuzu yazmıştım ki bu haberi aldık. O yazı taca çıktı ama yarın yine de paylaşacağım. Kimya > yetenek diyordum, Nagatomo'yu en doğru şekilde böyle özetleyebiliriz. Nagatomo'dan daha iyi, belki daha makul sol bekler sayılabilir ama doğru kimyayı kaçırmamak gerekiyordu.

Bazı tadımlık isimler var. Tek sezon bu formayı giyen, akabinde ayrılan ama yıllar sonra dahi "yeri dolmadı" diyebileceğimiz. Perez, Fleurquin ilk olarak akıllara gelir. Çok gösterişli isimler olmasalar bile kimyaları tutmuştu, ayrıldıktan sonra da yerlerini uzun süre dolduramadık. Nagatomo'yu da böyle örneklendiriyorum.

Ocak ayında da transferini istemiştim. O anlamda büyük tepkiler de aldım ama nadir de olsa başarılı olduğum bir konu diyeyim. Böyle bir tecrübenin Türkiye Ligi'nde başarısız olma ihtimali yoktu. Hücumu üzerinden vuruldu, asist yapamaz, pas atamaz denilirken Galatasaray formasıyla iyi bir hücum performansı da izledik. 

Aidiyetin altı çizilir. Nagatomo'nun kimyasının tutması aidiyet kaynaklı. Benimsedi burayı, belki Dünya Kupası'na hazır olayım diye düşünürken bir anda Galatasaray'ı kariyer hedefi yaptı. Sol beklerden yana dertliyiz işte, en son aldığımız istikrarlı performans sol beke devşirdiğimiz Riera (Telles'i de dahil buna). Bu durumda niye vazgeçelim ki.

Nagatomo'yu takımda tutmak elbette birinci hedef olacaktı. Dünya Kupası'nda da gördük ki bıraktığımız yerden devam ediyor. Kolombiya karşısında Cuadrado'ya 30 dakikada hayatı zindan etti. Hedef görülen maçlarda, rakibin etkisi kanat oyuncusu karşısında büyüyor bu adam. Visca ve Quaresma gibi örneklerin üzerinden çok geçmedi. Şampiyonlar Ligi seviyesi diyoruz ya, bence Cuadrado karşısında bu performans iyi bir sınavdı.

3 milyon bonservis de mevcut futbol piyasasında doğal bir rakam. Çok diyemezsiniz, talipleri var, Dünya Kupası sonrası daha da artacaktı. Bu işi Dünya Kupası bitmeden halletmiş olmamız da doğru hareketti. Inter bu anlamda kurt, piyasası iyi koklar ve en iyisini alır. 5-6 milyon avro'lardan kapıyı açmışlardı, biz ise 2 milyon avro civarına çekmek için uğraştık ve neticede 3 milyon avro'ya anlaşıldı.

Hayırlısı olsun diyelim, Nagatomo'yu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sol bek performansı akıllarda ama sağ bek ya da sağ / sol önde de rahatlıkla kullanabiliriz. Kimyası tutmuş, bir anlamda garanti katkısı olacak futbolcudan bahsediyoruz. Şimdi arkasına da bir yerli sol bek gerekecek ve Linnes'i de sayarak o rotasyon böylelikle oturmuş olacak..

19 Haziran 2018 Salı

Galatasaray'ın transfer politikası sadece Trezeguet üzerinden şekillenmez


Trezeguet benim için iyi bir futbolcu. Dünya Kupası'nda beklentinin altında kalması da fikrimi değiştirmez. Keşke transfer edebilsek, hala o noktadayım. Sorun da imkanın olmamasıyla alakalı. Türkiye içindeki serbest kalma bedeli 5.9 milyon avro'ya dayanıyor. Bir de işin yıllık ücret noktası var ki orada da yıllık 2.2 milyon avro konuşuluyor.

Bu olayı takıntı haline getirmememiz gerektiğini söylemiştim. Galatasaray'ın transfer politikası sadece Trezeguet üzerinden şekillenmez. Ya da bu transfer gerçekleşmeyince karalar bağlanmaz. Biz ise sosyal medya aracılığıyla videolar ve paylaşımlar derken konuyu bir "takıntı" haline getirdik. Hal böyle olunca da Trezeguet olmadık taleplerde bulunur.

Premier Lig'den de talipler olduğu yazılıyor. Leicester City'nin bu konuda ciddi olduğunu öğrendik. Onlar için mevcut futbol piyasasında böyle rakamlar fazlasıyla makul. Orada iyi işler de yapabilir, bakarsınız devamında büyük bir transfer yapar. Yine de bu demek değil ki "biz neden bu adamı alamadık". Günün şartları konuşulmalı, transferi bunun üzerinden yorumlamalıyız.

Satmadan alamıyoruz, bu kadar basit. Ya da bilançoyu artıya geçirmeden alamıyoruz diyelim. Şu aşamada kimse için 5.9 milyon avro bonservis verecek lüksümüz yok. Geçen sezon olsa alabilirdik belki, bugün olmaz. Haliyle de Trezeguet'i konuşulan şartlarda almak imkansız. Bu transfer de bazı taraftarlar açısından "takıntı" haline geldiği için gerçekleşmemesi hoşuma gider.

Bu tarz bir ismi iyi araştırırsanız bulabilirsiniz. Gözümüzün önünde olduğu için bu kadar konuştuk. Belki de garanti bir adım olarak gördük ama bu şartlarda mümkün değil. Garry Rodrigues'i aldığımız gibi bir hamle yapmak gerekecek. Yaz dönemi üstelik, transfer havuzu çok daha geniş. Bonservisi olmayan, kiralık ya da keşfedilecek isimler var..

Dünya Kupası demişken evladım Dzemaili'yi anmadan olmaz


Blogu yakından takip edenler benim Dzemaili hayranlığımı bilirler. Ritüel konseptinde "Galatasaray'da hakkının bir türlü verilmediğine inandığınız isim?" sorusu bana sorulsa vereceğim cevap Blerim Dzemaili olurdu.

Hakkı yendi çünkü. Gerçek anlamda kaliteli bir isim olsa da Hamza Hamzaoğlu onun için "temposuz" demişti. Oysa tempoyla yaşayan bir isim. 4-2-3-1'e o kadar çakılı kaldık ki Dzemaili'nin 8 numara gibi yapamadığını konuştuk durduk. Oysa 4-3-3 adına ideal tamamlayıcıydı, hatta 4-2-3-1 gibi bir düzende 10 numara adına dahi kıymetli alternatifti.

14 yabancılı düzene geçtiğimiz sezona 7 yabancıyla girdiğimizi hep yazmışımdır. Transfer son günü Telles'in kiralanmasını geçtim, Dzemaili de Genoa'ya ücretinin yüzde 70'i ödenerek kiralanmıştı. Bilal Kısa, Jem Karacan gibi isimlerle orta saha rotasyonu oluşturuldu. Burada Bilal Kısa'yı kötülemiyorum da tablo buydu.

İtalya'da kalitesini gösterince de Galatasaray'a geri döndüğünde elinde teklifle geldi. Tutabilirdik ama şartları zorlamadık. Sneijder'in olduğu yerde 4-2-3-1 oynuyorsunuz, Selçuk İnan / Dzemaili orta sahası da o anlamda yapamadı. Bologna'ya da 1.3 milyon avro karşılığında satmış olduk. Galatasaray kariyeri hayal kırıklığı görünse de zarar etmiyorsunuz. Doğru futbolcu çünkü.

Dzemaili de o zamandan bu zamana İsviçre Milli Takım'ında 11'deki yerini kaybetmedi. Bugün Dünya Kupası'ndalar ve Brezilya karşısında iyi bir görüntü verdiler. Dzemaili'nin bir önceki Avrupa Şampiyonası'nda da görüntüsü iyiydi. 

Galatasaray'a dönelim. Yeni dönemde ağırlığın 4-3-3 olacağını düşünüyorum, Fernando / Belhanda arasına da 2. bir Belhanda diyoruz. Israrla bana isim sorsanız da ben tarzı dile getiriyorum. Mesela Dzemaili'nin oyun tarzı buna uyuyor. 4-3-3 için orta sahaya ara taşı niteliği taşıyor. Alalım diye demiyorum, tarzın altını çizmek adına yazıyorum. Şöyle diyeyim, Fatih Hoca'nın eline gelse büyük katkı alırdı.

Tempolu, topla dikine çıkma özelliği yüksek, teknik ve 10 numara özelliği de taşıyan bir orta saha. Tam bu ligin futbolcusuydu da, karambolleri de bir o kadar sever. Ceza sahasının çevresinde ve içine girişleriyle çok gol bulurdu. Tabii bunu doğru teknik adamın elinde yapardı. O ise belki de en gelmemesi gereken dönemde Galatasaray'a geldi..

Bir SC nostalji diyelim yine, tekrar okumak isteyenler için;
https://www.sportifcumleler.com/2016/12/sc-nostalji-67-blerim-dzemaili.html

İlk etapta Şampiyonlar Ligi'nde her sezon yer alabilmek en önemli olay


Dün itibariyle Şampiyonlar Ligi davetini de aldık. Özlediğimiz bir heyecan ve ait olduğumuz yer. Katılım sayılarına da baktığımızda Türkiye denildiğinde doğal olarak akıllara Galatasaray gelecek. Özellikle benim jenerasyonum da bu heyecanı en yüksek seviyede yaşayarak büyüdü. 

Burada sağlanacak istikrarın en önemli anahtar olduğunu düşünüyorum. Şampiyonlar Ligi'nin yüksek bir maddi getirisi var ki orada yer almadığınızda yaşadığınız sorun büyük oluyor. Gelirler düşüyor, tek sezonda ekonominiz yüzde 30 / 35 oranında aşağı çekilebiliyor. 

Sürekli harca harca harca da yanlış. Geliriniz kadar harcamanın günü kurtarma noktasında etkisi var ama ilk başarısızlıkta yaşanan enkazı kimse kaldıramaz. Adımlar son derece akıllı olmalı ve gelirin aşağısında (doğru bir planlamayla) harcama yaptığınızda sezon sonu hanenize artı yazmalısınız. Ffp ile yaptığımız anlaşma da bize bunu söylüyor.

Sportif başarı gerekiyor ki her sezon Şampiyonlar Ligi'nde yer alalım. Lig şampiyonluğu bu anlamda çok daha kıymetli. İlk sezondan Şampiyonlar Ligi'nde sükse bir iş yapmaktansa (keşke yapabilsek), ligde şampiyon olmak bence daha önemli. İstikrar > kısa vadeli başarı diyorum. Her sezon orada yer almak en azından kısa vadede kıymetli.

Şampiyonlar Ligi için beklentiyi doğru ayarlamalıyız. Kura şansı önemli olacak. Çekilecek kuraya göre bir başarı beklentisi oluşur. Grupta sonuncu da olabilirsiniz ya da 3.'lüğü hedefleyerek Avrupa Ligi dersiniz. Ya da öyle bir kura gelir ki ilk 2 için elinizden geleni yaparsınız. İlk sezondan büyük işler beklemiyorum mesela, zamanla üzerine koyarak ve istikrar sağlayarak bir şeyler yapacağız.

İlk hedef mümkün olan en iyisini yapmak olacak. Dediğim gibi, kura şansı bunu belirler. Ligde ise şampiyon olmak olmazsa olmaz. Şampiyonlar Ligi'nde her sezon yer almak en önemli olan. Fatih Hoca burada en önemli avantajımız, onun varlığı başarıyı da olmazsa olmaz kılıyor. Ffp'yi de gerçek anlamda, disiplinle uygulayabilirsek 4 yılın sonunda daha rahat nefes alacak bir Galatasaray ortaya çıkacaktır..

18 Haziran 2018 Pazartesi

Konu transferde ağır kalmak değil de nasıl aksiyon alacağımızı bilmemek

Konu transferde ağır kalmak değil de nasıl aksiyon alacağımızı bilmemek. Uefa kararı diyorduk, geç de olsa açıklandı ama bundan sonraki planımız nedir? Hala bir bilinmezlik var ve ne düşünüyoruz? Bonservisi olmayan ya da kiralık isimlere mi yöneleceğiz ya da hamle için 1-2 ismin satışı sonrası mı hareket edilecek. Fatih Hoca'nın çıkıp bir yerlerde konuşmasını çok beklesem de şampiyonluk sonrası sessiz kalmaya devam ediyor.


Samuel Bastien elden gitti mesela. Standart Liege onu Chievo'dan 3 milyon avro bonservis bedeliyle transfer etti. Biten sezonun Ocak ayında Badou Ndiaye'nin şok ayrılığı sonrası gündeme girmişti. O dönem kiralanması gündem olsa da zaman yetmedi ve şartları yeterince zorlayamadık.

Sezon sonunda mutlaka gündeme girer diye düşünsem de bu anlamda hamle yaptık mı bilmiyorum. 21 yaşında ve önemli bir potansiyel adayı. Chievo günleri beklediği gibi geçmese de hala potansiyelinden bir şey kaybetmedi. 3 milyon avro da mevcut piyasa adına gayet makul bir rakam.

Bu transfer için aksiyon alabilirdik mesela. Gelecek adına da iyi bir adım olacağını düşünüyordum. Gerçekleşmemesi ise şöyle açıklanabilir (pozitif bakarsak), daha iddialı bir isim aranıyor belki de. Garanti bir futbolcu, formayı giydiğinde ne alacağınızı az çok bildiğiniz. Yabancı hakkı sorunu da var, o anlamda çok rahat hareket edilemeyebiliyor. 



Adrien Thomasson'u da biten sezonun Nisan ayı gibi konuşmaya başlamıştık. Sezon sonu sözleşmesi biteceği için olabilecek alternatiflerden biri olarak değerlendiriyorduk. Bence bu konuda hamle yaptık, en azından listede olan isimlerden biriydi.

O da Strasbourg'a imza attı. 24 yaşında ve kıymetli bir alternatif olacağını düşünüyorum. Maaşı da yüksek olmayacaktı ki Linnes gibi iyi bir tamamlayıcıydı. Sol ayaklı, oyunun iki yönünü oynayan, hatta orta sahanın birçok noktasında kullanılabilecek bir jokerdi. 

Bu konuda da düşüncem yabancı hakkıyla alakalı. Daha iyi bir alternatif düşünülüyor olabilir, yabancı hakkı da yeterince geniş olmayınca transferi için aksiyon alamıyoruz. İyi isimdi yine de, maliyet noktası ve geri dönüşü için yatırım olacaktı.

https://www.sportifcumleler.com/2018/03/transfer-tarz-2018-27-adrien-thomasson.html


Joe Allen'in ismi de Galatasaray'la anılıyordu. Stoke City kaynaklı birçok ismi konuşuyoruz, Joe Allen de o isimler arasında belki de en değerlisiydi. Stoke City'nin bir alt lige düşmüş olması ve bizim Şampiyonlar Ligi oynayacak olmamız ihtimal oluşturmuştu.

Yine de bu tarz isimleri İngiltere'den kopartmak çok zor. O da Stoke City ile sözleşmesini uzatmış. Bu transfer neden olmadı diyemem, maliyetli bir iş olacaktı. Bonservis, yıllık ücret derken şartları bir hayli zorlamak gerekiyordu. Premier Lig'de kalmasını bekliyordum, Stoke City'yle devam etmesi de enteresan.

İyi transfer olurdu yalnız. "Galli Pirlo" lakabının altını dolduran bir isim. Müthiş bir top tekniği vardı ve temposuyla da Galatasaray orta sahasına büyük seviye atlatabilirdi. Bu tarzda bir transfer isterim, bakalım yapabileceğimiz hamle ne ölçüde olacak..

https://www.sportifcumleler.com/2018/06/joe-allen-galatasaray-elimizdeki-tek.html

Bu konudaki kararı bir an önce vermek gerekiyor


İlk etapta planlar arasında Gomis'in gidişi yoktu. Daha farklı isimleri konuşuyorduk, gün itibariyle ise Gomis'den ne kazanabiliriz üzerine düşünüyoruz. Ayrılmak isteyebileceğini düşünsem de medyada çıkan çoğu habere de inanmıyorum. Maaşına zam istemesi de bunun başında geliyor. Galatasaray'da da aldığı ücret çok yüksek. Çin'den gelen teklifleri göstererek bu zammı isteyecek karakterde bir isim de değil.

Çin'e gitmek isteyebilir tabii. Doğal bir şey, yaşı 33 ve büyük bir kontrat kovalayabilir. Kariyerinde hiç lig şampiyonluğu yoktu ki bunu Galatasaray'la yaşamış oldu. Milli Takım hedefi olmadığını zaten yazmıştık, bunun dışında da Avrupa'da yapabileceği bir şey yok. Son büyük kontratı olacağı için de teklifi değerlendirmek istemesi doğal. Yine de bunu Galatasaray'a tehdit unsuru gibi göstermiyor.

Bu konudaki kararı bir an önce vermek gerekiyor. Sezonu açmamıza çok bir zaman kalmadı ve hala transferde aksiyon almış değiliz. Bütçe denkleştirme noktasında bu tarz satışlara ihtiyacımız var. Bu anlamda da Galatasaray kazançlı çıkacaktır. Gomis her ne kadar iyi ve garanti bir isim olsa da yaşı ya da maaşı derken olası transferi konuşulmalı. 

Galatasaray'ın Gomis'in varlığında da iyi bir forvet hamlesine ihtiyacı vardı, böylelikle iki isim alması gerekecektir. Gomis'in bonservisi 2.5 milyon avro'ydu, bu anlamda fırsat hamlesi diyebiliriz. Bu tarz fırsat hamlelerini de bugünlerde yaparsınız, Gomis'le alakalı karar bir an önce vermek gerekecek. Yerini doldurmak güç olacak, mümkün olduğunca hızlı hareket etmeli.

Çok büyük bir yürek ve Galatasaray'la da aidiyet oluşturdu. Yerini doldurmak mutlaka zor olacak. Her sezon yeni bir değişim yaşamanın da şartları zorlaştırdığını düşünsem de buna mecburuz. Şu aşamada ciddi teklif alan her isim gidebilir. Hem gelir elde etmemiz gerekiyor, bir yandan da bazı maaşlar bizi fazlasıyla zorluyor. 

Şu an en ciddi teklifi de Gomis'in aldığını düşünüyorum. Gomis için böyle bir sezonun ardından 10 milyon avro'nun aşağısında gelecek bonservisin başarısızlık olacağının altını çizelim. Daha fazlası zor, yaşı buna engel olacaktır. Eğer kalacaksa da bu bir an önce açıklanmalı ve haberlerin önünü kesmeliyiz. Bir bilinmezlik var, hala kadro noktasında ne olacağını kestiremiyoruz..
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir