21 Haziran 2018 Perşembe

Galatasaray forması giyen isimler arasında asla satmam dediğiniz isimler kimler?


Transferde stratejiyi "olası teklif alacak" futbolcular belirleyecek. Bu yüzden de gelen isimler kadar gidebilecek isimleri de konuşmamız gerekiyor. Değerini bulan herkesin satılabileceğini düşünsem de bu düşünceyi bir kenara bırakarak sordum. Galatasaray forması giyen isimler arasında asla satmam dediğiniz isimler kimler?

Twitter'da gelen cevaplara bakınca hemen hemen herkesin düşüncesi aynı. Muslera, Fernando, Serdar Aziz ve Mariano isimleri ağırlıklı olarak geldi. Mariano yerine Linnes demiştim, çünkü arayıp bulunamayacak bir yedek olduğunu düşünüyorum. Sorunsuz bir yedek, oynatabileceğiniz birçok pozisyon yok ve fazlasıyla sorunsuz. Ağırlıkla çıkan isimleri tek tek değerlendirmek gerekirse..

Muslera'nın çılgın talipleri olacağına inanmıyorum. Birkaç sezon önce olabilirdi mesela, en iyileri arasında anılırken. Bugün o isimler arasında anılmasa da Galatasaray açısından olmazsa olmaz. Gün itibariyle x iyi bir teklife yollasanız yerini doldurmanız için belki daha fazla harcayacaksınız. Üstelik bu da kumar olacak. Böyle istikrarlı bir kalecinin yerini doldurmak gerçekten kolay değil.

Fernando ise takımın saha içindeki lideri. Sakatlık döneminde yokluğunu fazlasıyla anladık. Fatih Hoca da bunu düşünerek onu olmazsa olmaz olarak görüyor. Ligin son bölümünde orta sahayı biraz daha sert tutma noktasında Fernando'yu 8 numara gibi kullandık. Yeni sezonda ise oraya mutlaka bir isim alacağız, Fernando'yu da kendi pozisyonunda çok daha iyi bir şekilde izleyeceğiz. Net bir şekilde takımın sigortası ki gitmesi halinde yerini doldurmak çok zor olurdu.

Serdar Aziz'in olmazsa olmazlığı ise yerli olmasından kaynaklı. Serdar Aziz'i ne kadar büyük paraya satarsanız satın yerini herhangi bir yerli ile doldurmanız imkansız. Çünkü bizim alabileceğimiz isimler arasında kendi pozisyonunun en iyi yerlisi. Tüm stoperler içinde de ülkenin en iyi 2-3 isminden biri belki de. Böyle bir ismi satmanın da mantığı doğal olarak kalmıyor. Inter gibi takımların ilgisi olsa da Serdar Aziz'den vazgeçmek imkansız.

Sezon içinde performansı dalgalansa bile Mariano da olmazsa olmaz. Galatasaray'ın yıllardır sorun yaşadığı pozisyonların başında sağ ve sol bekler geliyor. Eboue'nin ilk 2 sezonunu bir kenara bırakınca da o pozisyonun boş olduğunu gördük. Yılarca gelenler gidenler oldu, büyük paralar harcandı ama büyük sorun yaşadık. Mariano'ya bakınca da belki çok fazla çalışmayı sevmeyen ama inanılmaz yetenekli bir isim görüyorum. Maç içinde düşüş de yaşar, bir yandan o maçın seyrini tek hareketle de değiştirir. Bugün satarsak büyük kazanamayız, yerini doldurmak adına ise büyük harcamak zorundayız.

Diğer isimleri değersiz gibi düşünmeyin. Garry Rodrigues, Belhanda ya da Gomis gibi isimlerin de kıymeti büyük. Yine de yerleri bu isimlerden büyük kazanmak, gelen parayla da yerlerini doldurmak, hatta başka hamleler adına da fırsat yaratmak mümkün. Hatta yukarıda saydığım isimler dahi bazı çılgın teklifler karşısında satılabilir..

Griezmann'ı Atletico Madrid formasıyla izlemek güzel


Bu yaz döneminin en önemli gündem maddelerinden biri Griezmann olacaktı ki Atletico bu konuda çabuk reaksiyon gösterdi. Barcelona'ya transferi uzun zamandır konuşuluyordu, hatta bu konuda işin bittiği dahi yazılmıştı. 100 milyon avro'luk bir serbest kalma bedeli vardı ki günümüz futbol dünyasında Griezmann gibi bir kalite için düşüş ücretti. Messi / Griezmann / Suarez üçlüsü de işi farklı boyutlara taşıyabilirdi, gerçekleşmemesi adına mutluyum. Griezmann'ı Atletico Madrid forması altında seven bir ismim. Geçen sezon başında da ayrılığı konuşulurken "transfer yasağı varken gitmem doğru olmaz" demişti. O dönem de Manchester United başta olmak üzere Premier Lig'in büyük bir ilgisi vardı. Belki Premier Lig olabilirdi ama Barcelona gibi bir takımda Messi'nin gölgesi altında devam etmesini istemezdim. Hayal ettiği başarılara Atletico Madrid formasıyla da uzanabilir, zaten bir Şampiyonlar Ligi kaldı. Bayrak adam olmaya doğru da gidiyor, bunun bozulmasını istemem. Diego Costa da geri dönmüşken Atletico Madrid 4-4-2'sinin ileri ucunda bu ikiliyi izlemek benim adıma büyük keyif. Griezmann'ın takımda kalması en önemli konu olsa da transfer şovunun da altını çizmeli. Lemar'ı 65 milyon avro karşılığında transfer ettiler, yine Atletico Madrid 4-4-2'si adına olabilecek en iyi kanatlardan biri. Lucas Hernandez'in de sözleşmesi uzatıldı, o da Atletico Madrid'in Koke ve Saul gibi futbol piyasasına sürdüğü isimlerden biri. Filipe Luis'in önüne geçti, bunun yanında stoper adına da bir o kadar kıymetli bir isim. 

Fatih Terim'in ismine vurgusunu beğendim, onunla birlikte özel bir futbolcu oldu


Garry Rodrigues'in Youtube'da Andy van der Meijde'ye verdiği röportajdan bazı bölümleri paylaşmak istedim. Twitter'da da galastuff hesabı bu röportajı bizler için çevirmiş, ben de oradan paylaşıyorum..

"Hollanda'da çok tanınan bir futbolcu değilim. Bazı şeyler çok çabuk gelişti, genç yaşta yurt dışına gittim. Eskiden burada (Hollanda) çok tanınmıyordum ama şimdi işler değişti çünkü Galatasaray gibi büyük bir kulüpte oynuyorum."

Galatasaray'da geçirdiği geçen sezonu da bir kenara bırakıyorum. Asıl gelişimi bu sezon, hatta Fatih Terim sonrası. Gün itibariyle 15 milyon avro'nun üzerinde bir bonservis kazanmanın olası olduğu bir futbolcu halini aldı. Bunu da 27 yaşında sağlaması apayrı bir olay. Bu yaşta bir ismi almanız kumar gibi görünse de scout olayı sadece 18-19 yaşındaki isimler adına geçerli değildir. Garry Rodrigues bizler adına iyi bir transferdi, Fatih Terim'le birlikte iş bambaşka boyuta geldi.

"Evet, şu an uzatmaya çalışıyorum. Kalmayı tercih ederim, 27 yaşındayım, kendimi iyi hissediyorum ve Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağız. Aldığım ücret de iyi. Gitmek istemiyorum. Ailemin de orada keyfi yerinde. Ayrılmayı düşünmüyoruz ama neler olacağını bilemeyiz."

Galatasaray'daki geleceği sorulduğunda da verdiği cevap bu şekilde. Ayrılmak istemediğini, hatta yüksek ihtimalle ayrılmayacağını da daha önce söyledim. Şampiyonlar Ligi'nde mutlaka yer almak istiyor, bunun için de şartları zorlayacaktır. Şampiyonlar Ligi'nde yer alan bir takımın da ona teklif vermesini zor görüyorum. Kendisini Şampiyonlar Ligi'nde de kanıtlayabilirse daha büyük kapıların açılacağını o da biliyor. Yine de ücret konusuna takıldım, madem öyle aynı şartlarda sözleşmesini uzatsın. Kendisiyle yeni sözleşme konusu da bir süredir konuşuluyor. Sözleşmesi 2021 yılında bitiyor, kalmak istediğine göre de eli güçlü taraf biziz.

"(Galatasaray'da antrenmanlar ağır mı?) İstanbul'da havanın sıcak olması dezavantaj. Yeni antrenörümüz var, onunla gayet rahatız. (Önceki Mancini miydi?) Hayır Igor Tudor, eski Juventuslu. Onunla çok sıkı çalışıyorduk. Ama şimdi Türk bir adam var, bir efsane Fatih Terim. (Evet onu tam söyleyecektim. Maçta çok çılgın, normal değil) Müthiş biri, tam bir efsane, tam bir patron. Fatih Terim'in gelmesine çok sevindim. Evet kesinlikle benim için de baba gibi. O geldikten sonra ben iyiye gitmeye başladım."

Tudor kendisiyle Paok döneminde de çalışmıştı. Hatta Galatasaray'a transferini de ona bağlamıştık ki Tudor da 1 ay sonrasında Galatasaray'a imza attı. Bu sezona bakınca ilk etapta kazanılan, sonrasında ilk kesilen isimdi. Bunu da yapan Tudor, haliyle tüm eleştirileri hak ediyor. Fatih Hoca ise göreve geldiği ilk andan itibaren Garry Rodrigues'den vazgeçmedi ve o da her geçen zaman yükseliş yaşadı. Şu an yıldız bir kanat gibi, oysa Tudor döneminde sağ tarafta çalışan bir işçiydi. Fatih Terim'in ismine vurgusunu beğendim, onunla birlikte özel bir futbolcu oldu. Mevcut piyasası ve geldiği konumu da ona borçlu.

"Sol kanatta daha iyiyim. Eski stil çizgiden giden kanat oyuncularını daha çok seviyorum şimdikiler çok içeri giriyor."

Oynadığı futbolu özetliyor. Tudor döneminde sağ kanattı ve o pozisyonda çalışan bir işçi gibiydi. Hatta sağda mı daha iyi yoksa solda mı sorusunu da çok sorduk. Garry Rodrigues'in sol kanattaki etkisini gördükten sonra kat etmeyi daha çok sevdiği ortaya çıktı. Bruma'nın boşluğunu doldurdu, hatta üstüne bile çıktı. Gol yükünü de çekebildiğini gördük, en önemlisi bu..

20 Haziran 2018 Çarşamba

Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduk


Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduk. Kolombiya karşısında müthiş bir maç geçirdi. Hatta o kadar iyi bir maç çıkardı ki Cuadrado'yu ilk yarıdan iptal etmeyi başardı. Cuadrado'yu Juventus'dan biliyoruz, çok etkili bir kanat ve Kolombiya'nın kupada en önemli kozlarından. 

10 kişi kaldılar, erken geriye düştüler ve o noktada Cuadrado gibi bir hücumcu kenara geldi. Oyunda olduğu sürede karşısında oynayan Nagatomo'nun etkisi bu anlamda büyük. Galatasaray'da çok formda bir ligin 2. yarısı yaşadı ve onun etkisini de kupada yaşıyoruz. 

Tüm ön yargıları kırdı, asist yapamaz, orta açamaz denilirken oyunun iki tarafında katkı verdi. Galatasaray'ın hedef maçlarında da Visca ve Quaresma karşısında yine bu tarzda performanslar izliyorduk. Bu tarz hedef maçlarda karşısında oynayan iddialı kanatlar karşısında müthiş bir konsantrasyonla oynuyor. 


Belli oldu ki iyi de bir turnuva geçirecek. Dünya Kupası bitmeden bu işi bitirmek gerekiyor. Nagatomo'nun Galatasaray'a sözü olsa da Inter'in elini güçlendiriyor bu durum. Başka taliplerin ortaya çıkması fiyatı o oranda yukarı taşıyor. 

3 milyon avro'dan aşağı inelim diye düşünürken biri çıkıp bu parayı rahatlıkla verebilir. Nagatomo uluslararası bir futbolcu ve tecrübesiyle de birçok ligde önemli işler yapar. Hele ki böylesine bir form grafiği yakalamışken.

Nagatomo'dan iyi sol bekler de bulabilirsiniz ama şu noktada kimya > yetenek diyorum. Kimyası tuttu, yokluğunu ararız diye düşünüyorum. Melo gibi düşünün, onu da kiralık forma giydiği ilk sezonun ardından takımda tutmakta zorlanmıştık. Fatih Hoca da söylemişti, yerine çok isim baktık ama bulamadık diye. Nagatomo için de aynısı geçerli..

Arkadiusz Milik & Galatasaray, işe başladık derken çıta bir anda çok yükseldi


Nagatomo'nun transferiyle birlikte "işe başladık" derken çıta bir anda çok yükseldi. Aniden gelen "Arkadiusz Milik'in kiralanması için Napoli'yle anlaşıldı" haberinin ardından ister istemez büyük bir heyecan doğdu. Şampiyonlar Ligi'nin açamayacağı kapı olduğunu düşünsem de bu tarz hamleleri kiralık olarak gerçekleştirmek önce vizyon, devamında iş bitiricilik gerektirir. Fatih Hoca'yla birlikte o vizyon geri döndü, iş bitirme tarafı ise yönetimde. Bunu da zaman gösterecek.

Forvet ihtiyacına dönelim. Ahmed Musa gibi Gomis'e alternatif olabilecek, daha doğrusu tamamlayıcı olacak isimleri konuşuyorduk. Ahmed Musa'nın da hala ciddi bir gündem olduğunu düşünüyorum ve o transfer bir şekilde gerçekleşecektir. Milik ismi anılınca ister istemez "acaba Gomis mi satıldı" sorusu soruluyor. Ya da olası bir ayrılık ihtimaline karşı şimdiden elimizi güçlendirmek mi hedef?

Aslında Milik de daha çok tamamlayıcı bir forvet. Teknik özelliği Gomis'e göre biraz daha yüksek ve tamamlayıcı bir isim gibi oynayabiliyor. Yine Gomis'e kıyasla topla daha yumuşak, oyun kurucu özelliği de ön plana çıkıyor. Gomis'le birlikte de iyi bir ikili olabilirler, bunu söylemek istiyorum. Belki de 4-4-2'ye dönüş var, bunu yapılacak diğer hamleler belirler. Ya da Milik'in yanına biraz daha mücadele gücüyle ön plana çıkan isim alınacaktır, belki de o Ahmed Musa'dır.

Son 2 sezonunda önemli sakatlıklar yaşadı. Bu da her ne kadar olumsuz bir etken olsa bile Milik için riske girmeye değer. Sağlıklı olduğunda son derece üst düzey bir forvetten bahsediyoruz. Henüz 24 yaşında olsa da zirve yaptığı dönemler oldu ve Napoli için de rekor transferlerden biriydi. Sakatlıklar onu beklenen seviyenin uzağında tuttu ama ayağa kalkmak adına Galatasaray ve Şampiyonlar Ligi iyi bir sınav.

Bana bu transfer gün içinde sorulsa "kulübü kiralamaya ikna edemeyiz" derdim. İş bitirme tarafı tam olarak bu, yönetim o anlamda kutlanır. Futbolcuyu ikna kısmı ise Fatih Hoca'nın, umarım başarır. Milik çok klas da bir forvettir. Teknik özelliğiyle de öne çıkar, yeri gelir rakip savunmayı ipe dizer, bunun yanında çok da iyi bir bitirici. 

Düzeni bilmiyorum tabii, planı görmek lazım. 4-6-0 da oynatır bu adam size, 4-4-2 düzeninde de müthiş bir tamamlayıcıdır. İleride tek bırakmak biraz sorun, o da Türkiye Ligi'nde mesele olmaz. İnsan ister istemez heyecanlanıyor, çok önemli bir transfer bu. Sadece gol değil, asistleriyle de öne çıkacak, hücumu yönlendirecek, her anlamıyla komple bir forvet işte. Hayırlısı olsun diyelim, umarım gerçekleşir..

Stefano Okaka & Galatasaray, bu dönemde de gündeme gelmesini bekliyorum


Ocak ayında gündeme gelmiş ama zamansızlıktan kaynaklı direkten dönmüştü. Badou Ndiaye o kadar zamansız gitti ki gelen parayla Nagatomo haricinde hamle yapılamadı. Oysa Samuel Bastien ve Stefano Okaka'yı de kiralamak istiyorduk, belli bir aşamaya da gelmiştik. Önümüzde birkaç gün daha olsa bu transferler de gerçekleşirdi.

Gomis için doğru bir alternatif olacağını düşünüyordum. Güçlü, hareketli ve daha önemlisi de ön alanda mücadeleci bir isimdi. Gomis / Okaka birlikte de olurdu, Okaka'yı kenardan getirerek önemli bir koz gibi de kullanabilirdik. Fenerbahçe'nin Fernandao ile neler yaptığını hatırlayın, Okaka tam da bu ligin forvetiydi.

Bu dönemde de gündeme gelmesini bekliyorum aslında. Ahmed Musa'ya odaklı olsak bile Okaka'yı da düşünmek gerekiyor. Birbirlerinden çok farklılar, yabancı durumu sorun ama olası bir Gomis ayrılığı da düşünülmeli. Ahmed Musa / Okaka ikilisi ne derece yeterli olur bilinmez olsa da işin içine iyi bir isim daha sokarsak son yılların en iyi rotasyonu oluşur.

Okaka'dan büyük bir golcülük beklemem, ön alanda getireceği hareketlilik büyük olurdu. Duvar olma özelliği Gomis'e oranla çok daha yüksek, Gomis'in de mevcut performansını yukarı çeker. Rakip savunmacıları sırtında taşıdığını çok gördük, bu tarzda isimleri taraftar da çok sever. Bu tarz hareketleri Eren Derdiyok'tan beklerdik ama o bu etkinin çok uzağında kaldı.

Hızlı, kanat özellikli bir forvet ihtiyaç. Bunun yanında mücadele özelliğiyle öne çıkacak bir alternatif gerekliliği de var. Gündeme gelir mi bilmem ama transferi istenirse de Ocak ayında olduğu gibi gerçekleşme durumu oluşur. Watford'da devam edeceğini düşünmüyorum, görünen o ki ciddi bir piyasa sahibi de değil. En azından bizim ayarımızda takımların peşinden koşacağı bir futbolcu.

Ocak ayında yazdığım yazıyı da tekrar paylaşayım;

Yuto Nagatomo Galatasaray'da


Tam da Nagatomo'yu bıraktığımız yerde bulduğumuzu yazmıştım ki bu haberi aldık. O yazı taca çıktı ama yarın yine de paylaşacağım. Kimya > yetenek diyordum, Nagatomo'yu en doğru şekilde böyle özetleyebiliriz. Nagatomo'dan daha iyi, belki daha makul sol bekler sayılabilir ama doğru kimyayı kaçırmamak gerekiyordu.

Bazı tadımlık isimler var. Tek sezon bu formayı giyen, akabinde ayrılan ama yıllar sonra dahi "yeri dolmadı" diyebileceğimiz. Perez, Fleurquin ilk olarak akıllara gelir. Çok gösterişli isimler olmasalar bile kimyaları tutmuştu, ayrıldıktan sonra da yerlerini uzun süre dolduramadık. Nagatomo'yu da böyle örneklendiriyorum.

Ocak ayında da transferini istemiştim. O anlamda büyük tepkiler de aldım ama nadir de olsa başarılı olduğum bir konu diyeyim. Böyle bir tecrübenin Türkiye Ligi'nde başarısız olma ihtimali yoktu. Hücumu üzerinden vuruldu, asist yapamaz, pas atamaz denilirken Galatasaray formasıyla iyi bir hücum performansı da izledik. 

Aidiyetin altı çizilir. Nagatomo'nun kimyasının tutması aidiyet kaynaklı. Benimsedi burayı, belki Dünya Kupası'na hazır olayım diye düşünürken bir anda Galatasaray'ı kariyer hedefi yaptı. Sol beklerden yana dertliyiz işte, en son aldığımız istikrarlı performans sol beke devşirdiğimiz Riera (Telles'i de dahil buna). Bu durumda niye vazgeçelim ki.

Nagatomo'yu takımda tutmak elbette birinci hedef olacaktı. Dünya Kupası'nda da gördük ki bıraktığımız yerden devam ediyor. Kolombiya karşısında Cuadrado'ya 30 dakikada hayatı zindan etti. Hedef görülen maçlarda, rakibin etkisi kanat oyuncusu karşısında büyüyor bu adam. Visca ve Quaresma gibi örneklerin üzerinden çok geçmedi. Şampiyonlar Ligi seviyesi diyoruz ya, bence Cuadrado karşısında bu performans iyi bir sınavdı.

3 milyon bonservis de mevcut futbol piyasasında doğal bir rakam. Çok diyemezsiniz, talipleri var, Dünya Kupası sonrası daha da artacaktı. Bu işi Dünya Kupası bitmeden halletmiş olmamız da doğru hareketti. Inter bu anlamda kurt, piyasası iyi koklar ve en iyisini alır. 5-6 milyon avro'lardan kapıyı açmışlardı, biz ise 2 milyon avro civarına çekmek için uğraştık ve neticede 3 milyon avro'ya anlaşıldı.

Hayırlısı olsun diyelim, Nagatomo'yu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sol bek performansı akıllarda ama sağ bek ya da sağ / sol önde de rahatlıkla kullanabiliriz. Kimyası tutmuş, bir anlamda garanti katkısı olacak futbolcudan bahsediyoruz. Şimdi arkasına da bir yerli sol bek gerekecek ve Linnes'i de sayarak o rotasyon böylelikle oturmuş olacak..

19 Haziran 2018 Salı

Galatasaray'ın transfer politikası sadece Trezeguet üzerinden şekillenmez


Trezeguet benim için iyi bir futbolcu. Dünya Kupası'nda beklentinin altında kalması da fikrimi değiştirmez. Keşke transfer edebilsek, hala o noktadayım. Sorun da imkanın olmamasıyla alakalı. Türkiye içindeki serbest kalma bedeli 5.9 milyon avro'ya dayanıyor. Bir de işin yıllık ücret noktası var ki orada da yıllık 2.2 milyon avro konuşuluyor.

Bu olayı takıntı haline getirmememiz gerektiğini söylemiştim. Galatasaray'ın transfer politikası sadece Trezeguet üzerinden şekillenmez. Ya da bu transfer gerçekleşmeyince karalar bağlanmaz. Biz ise sosyal medya aracılığıyla videolar ve paylaşımlar derken konuyu bir "takıntı" haline getirdik. Hal böyle olunca da Trezeguet olmadık taleplerde bulunur.

Premier Lig'den de talipler olduğu yazılıyor. Leicester City'nin bu konuda ciddi olduğunu öğrendik. Onlar için mevcut futbol piyasasında böyle rakamlar fazlasıyla makul. Orada iyi işler de yapabilir, bakarsınız devamında büyük bir transfer yapar. Yine de bu demek değil ki "biz neden bu adamı alamadık". Günün şartları konuşulmalı, transferi bunun üzerinden yorumlamalıyız.

Satmadan alamıyoruz, bu kadar basit. Ya da bilançoyu artıya geçirmeden alamıyoruz diyelim. Şu aşamada kimse için 5.9 milyon avro bonservis verecek lüksümüz yok. Geçen sezon olsa alabilirdik belki, bugün olmaz. Haliyle de Trezeguet'i konuşulan şartlarda almak imkansız. Bu transfer de bazı taraftarlar açısından "takıntı" haline geldiği için gerçekleşmemesi hoşuma gider.

Bu tarz bir ismi iyi araştırırsanız bulabilirsiniz. Gözümüzün önünde olduğu için bu kadar konuştuk. Belki de garanti bir adım olarak gördük ama bu şartlarda mümkün değil. Garry Rodrigues'i aldığımız gibi bir hamle yapmak gerekecek. Yaz dönemi üstelik, transfer havuzu çok daha geniş. Bonservisi olmayan, kiralık ya da keşfedilecek isimler var..

Dünya Kupası demişken evladım Dzemaili'yi anmadan olmaz


Blogu yakından takip edenler benim Dzemaili hayranlığımı bilirler. Ritüel konseptinde "Galatasaray'da hakkının bir türlü verilmediğine inandığınız isim?" sorusu bana sorulsa vereceğim cevap Blerim Dzemaili olurdu.

Hakkı yendi çünkü. Gerçek anlamda kaliteli bir isim olsa da Hamza Hamzaoğlu onun için "temposuz" demişti. Oysa tempoyla yaşayan bir isim. 4-2-3-1'e o kadar çakılı kaldık ki Dzemaili'nin 8 numara gibi yapamadığını konuştuk durduk. Oysa 4-3-3 adına ideal tamamlayıcıydı, hatta 4-2-3-1 gibi bir düzende 10 numara adına dahi kıymetli alternatifti.

14 yabancılı düzene geçtiğimiz sezona 7 yabancıyla girdiğimizi hep yazmışımdır. Transfer son günü Telles'in kiralanmasını geçtim, Dzemaili de Genoa'ya ücretinin yüzde 70'i ödenerek kiralanmıştı. Bilal Kısa, Jem Karacan gibi isimlerle orta saha rotasyonu oluşturuldu. Burada Bilal Kısa'yı kötülemiyorum da tablo buydu.

İtalya'da kalitesini gösterince de Galatasaray'a geri döndüğünde elinde teklifle geldi. Tutabilirdik ama şartları zorlamadık. Sneijder'in olduğu yerde 4-2-3-1 oynuyorsunuz, Selçuk İnan / Dzemaili orta sahası da o anlamda yapamadı. Bologna'ya da 1.3 milyon avro karşılığında satmış olduk. Galatasaray kariyeri hayal kırıklığı görünse de zarar etmiyorsunuz. Doğru futbolcu çünkü.

Dzemaili de o zamandan bu zamana İsviçre Milli Takım'ında 11'deki yerini kaybetmedi. Bugün Dünya Kupası'ndalar ve Brezilya karşısında iyi bir görüntü verdiler. Dzemaili'nin bir önceki Avrupa Şampiyonası'nda da görüntüsü iyiydi. 

Galatasaray'a dönelim. Yeni dönemde ağırlığın 4-3-3 olacağını düşünüyorum, Fernando / Belhanda arasına da 2. bir Belhanda diyoruz. Israrla bana isim sorsanız da ben tarzı dile getiriyorum. Mesela Dzemaili'nin oyun tarzı buna uyuyor. 4-3-3 için orta sahaya ara taşı niteliği taşıyor. Alalım diye demiyorum, tarzın altını çizmek adına yazıyorum. Şöyle diyeyim, Fatih Hoca'nın eline gelse büyük katkı alırdı.

Tempolu, topla dikine çıkma özelliği yüksek, teknik ve 10 numara özelliği de taşıyan bir orta saha. Tam bu ligin futbolcusuydu da, karambolleri de bir o kadar sever. Ceza sahasının çevresinde ve içine girişleriyle çok gol bulurdu. Tabii bunu doğru teknik adamın elinde yapardı. O ise belki de en gelmemesi gereken dönemde Galatasaray'a geldi..

Bir SC nostalji diyelim yine, tekrar okumak isteyenler için;
https://www.sportifcumleler.com/2016/12/sc-nostalji-67-blerim-dzemaili.html

İlk etapta Şampiyonlar Ligi'nde her sezon yer alabilmek en önemli olay


Dün itibariyle Şampiyonlar Ligi davetini de aldık. Özlediğimiz bir heyecan ve ait olduğumuz yer. Katılım sayılarına da baktığımızda Türkiye denildiğinde doğal olarak akıllara Galatasaray gelecek. Özellikle benim jenerasyonum da bu heyecanı en yüksek seviyede yaşayarak büyüdü. 

Burada sağlanacak istikrarın en önemli anahtar olduğunu düşünüyorum. Şampiyonlar Ligi'nin yüksek bir maddi getirisi var ki orada yer almadığınızda yaşadığınız sorun büyük oluyor. Gelirler düşüyor, tek sezonda ekonominiz yüzde 30 / 35 oranında aşağı çekilebiliyor. 

Sürekli harca harca harca da yanlış. Geliriniz kadar harcamanın günü kurtarma noktasında etkisi var ama ilk başarısızlıkta yaşanan enkazı kimse kaldıramaz. Adımlar son derece akıllı olmalı ve gelirin aşağısında (doğru bir planlamayla) harcama yaptığınızda sezon sonu hanenize artı yazmalısınız. Ffp ile yaptığımız anlaşma da bize bunu söylüyor.

Sportif başarı gerekiyor ki her sezon Şampiyonlar Ligi'nde yer alalım. Lig şampiyonluğu bu anlamda çok daha kıymetli. İlk sezondan Şampiyonlar Ligi'nde sükse bir iş yapmaktansa (keşke yapabilsek), ligde şampiyon olmak bence daha önemli. İstikrar > kısa vadeli başarı diyorum. Her sezon orada yer almak en azından kısa vadede kıymetli.

Şampiyonlar Ligi için beklentiyi doğru ayarlamalıyız. Kura şansı önemli olacak. Çekilecek kuraya göre bir başarı beklentisi oluşur. Grupta sonuncu da olabilirsiniz ya da 3.'lüğü hedefleyerek Avrupa Ligi dersiniz. Ya da öyle bir kura gelir ki ilk 2 için elinizden geleni yaparsınız. İlk sezondan büyük işler beklemiyorum mesela, zamanla üzerine koyarak ve istikrar sağlayarak bir şeyler yapacağız.

İlk hedef mümkün olan en iyisini yapmak olacak. Dediğim gibi, kura şansı bunu belirler. Ligde ise şampiyon olmak olmazsa olmaz. Şampiyonlar Ligi'nde her sezon yer almak en önemli olan. Fatih Hoca burada en önemli avantajımız, onun varlığı başarıyı da olmazsa olmaz kılıyor. Ffp'yi de gerçek anlamda, disiplinle uygulayabilirsek 4 yılın sonunda daha rahat nefes alacak bir Galatasaray ortaya çıkacaktır..

18 Haziran 2018 Pazartesi

Konu transferde ağır kalmak değil de nasıl aksiyon alacağımızı bilmemek

Konu transferde ağır kalmak değil de nasıl aksiyon alacağımızı bilmemek. Uefa kararı diyorduk, geç de olsa açıklandı ama bundan sonraki planımız nedir? Hala bir bilinmezlik var ve ne düşünüyoruz? Bonservisi olmayan ya da kiralık isimlere mi yöneleceğiz ya da hamle için 1-2 ismin satışı sonrası mı hareket edilecek. Fatih Hoca'nın çıkıp bir yerlerde konuşmasını çok beklesem de şampiyonluk sonrası sessiz kalmaya devam ediyor.


Samuel Bastien elden gitti mesela. Standart Liege onu Chievo'dan 3 milyon avro bonservis bedeliyle transfer etti. Biten sezonun Ocak ayında Badou Ndiaye'nin şok ayrılığı sonrası gündeme girmişti. O dönem kiralanması gündem olsa da zaman yetmedi ve şartları yeterince zorlayamadık.

Sezon sonunda mutlaka gündeme girer diye düşünsem de bu anlamda hamle yaptık mı bilmiyorum. 21 yaşında ve önemli bir potansiyel adayı. Chievo günleri beklediği gibi geçmese de hala potansiyelinden bir şey kaybetmedi. 3 milyon avro da mevcut piyasa adına gayet makul bir rakam.

Bu transfer için aksiyon alabilirdik mesela. Gelecek adına da iyi bir adım olacağını düşünüyordum. Gerçekleşmemesi ise şöyle açıklanabilir (pozitif bakarsak), daha iddialı bir isim aranıyor belki de. Garanti bir futbolcu, formayı giydiğinde ne alacağınızı az çok bildiğiniz. Yabancı hakkı sorunu da var, o anlamda çok rahat hareket edilemeyebiliyor. 



Adrien Thomasson'u da biten sezonun Nisan ayı gibi konuşmaya başlamıştık. Sezon sonu sözleşmesi biteceği için olabilecek alternatiflerden biri olarak değerlendiriyorduk. Bence bu konuda hamle yaptık, en azından listede olan isimlerden biriydi.

O da Strasbourg'a imza attı. 24 yaşında ve kıymetli bir alternatif olacağını düşünüyorum. Maaşı da yüksek olmayacaktı ki Linnes gibi iyi bir tamamlayıcıydı. Sol ayaklı, oyunun iki yönünü oynayan, hatta orta sahanın birçok noktasında kullanılabilecek bir jokerdi. 

Bu konuda da düşüncem yabancı hakkıyla alakalı. Daha iyi bir alternatif düşünülüyor olabilir, yabancı hakkı da yeterince geniş olmayınca transferi için aksiyon alamıyoruz. İyi isimdi yine de, maliyet noktası ve geri dönüşü için yatırım olacaktı.

https://www.sportifcumleler.com/2018/03/transfer-tarz-2018-27-adrien-thomasson.html


Joe Allen'in ismi de Galatasaray'la anılıyordu. Stoke City kaynaklı birçok ismi konuşuyoruz, Joe Allen de o isimler arasında belki de en değerlisiydi. Stoke City'nin bir alt lige düşmüş olması ve bizim Şampiyonlar Ligi oynayacak olmamız ihtimal oluşturmuştu.

Yine de bu tarz isimleri İngiltere'den kopartmak çok zor. O da Stoke City ile sözleşmesini uzatmış. Bu transfer neden olmadı diyemem, maliyetli bir iş olacaktı. Bonservis, yıllık ücret derken şartları bir hayli zorlamak gerekiyordu. Premier Lig'de kalmasını bekliyordum, Stoke City'yle devam etmesi de enteresan.

İyi transfer olurdu yalnız. "Galli Pirlo" lakabının altını dolduran bir isim. Müthiş bir top tekniği vardı ve temposuyla da Galatasaray orta sahasına büyük seviye atlatabilirdi. Bu tarzda bir transfer isterim, bakalım yapabileceğimiz hamle ne ölçüde olacak..

https://www.sportifcumleler.com/2018/06/joe-allen-galatasaray-elimizdeki-tek.html

Bu konudaki kararı bir an önce vermek gerekiyor


İlk etapta planlar arasında Gomis'in gidişi yoktu. Daha farklı isimleri konuşuyorduk, gün itibariyle ise Gomis'den ne kazanabiliriz üzerine düşünüyoruz. Ayrılmak isteyebileceğini düşünsem de medyada çıkan çoğu habere de inanmıyorum. Maaşına zam istemesi de bunun başında geliyor. Galatasaray'da da aldığı ücret çok yüksek. Çin'den gelen teklifleri göstererek bu zammı isteyecek karakterde bir isim de değil.

Çin'e gitmek isteyebilir tabii. Doğal bir şey, yaşı 33 ve büyük bir kontrat kovalayabilir. Kariyerinde hiç lig şampiyonluğu yoktu ki bunu Galatasaray'la yaşamış oldu. Milli Takım hedefi olmadığını zaten yazmıştık, bunun dışında da Avrupa'da yapabileceği bir şey yok. Son büyük kontratı olacağı için de teklifi değerlendirmek istemesi doğal. Yine de bunu Galatasaray'a tehdit unsuru gibi göstermiyor.

Bu konudaki kararı bir an önce vermek gerekiyor. Sezonu açmamıza çok bir zaman kalmadı ve hala transferde aksiyon almış değiliz. Bütçe denkleştirme noktasında bu tarz satışlara ihtiyacımız var. Bu anlamda da Galatasaray kazançlı çıkacaktır. Gomis her ne kadar iyi ve garanti bir isim olsa da yaşı ya da maaşı derken olası transferi konuşulmalı. 

Galatasaray'ın Gomis'in varlığında da iyi bir forvet hamlesine ihtiyacı vardı, böylelikle iki isim alması gerekecektir. Gomis'in bonservisi 2.5 milyon avro'ydu, bu anlamda fırsat hamlesi diyebiliriz. Bu tarz fırsat hamlelerini de bugünlerde yaparsınız, Gomis'le alakalı karar bir an önce vermek gerekecek. Yerini doldurmak güç olacak, mümkün olduğunca hızlı hareket etmeli.

Çok büyük bir yürek ve Galatasaray'la da aidiyet oluşturdu. Yerini doldurmak mutlaka zor olacak. Her sezon yeni bir değişim yaşamanın da şartları zorlaştırdığını düşünsem de buna mecburuz. Şu aşamada ciddi teklif alan her isim gidebilir. Hem gelir elde etmemiz gerekiyor, bir yandan da bazı maaşlar bizi fazlasıyla zorluyor. 

Şu an en ciddi teklifi de Gomis'in aldığını düşünüyorum. Gomis için böyle bir sezonun ardından 10 milyon avro'nun aşağısında gelecek bonservisin başarısızlık olacağının altını çizelim. Daha fazlası zor, yaşı buna engel olacaktır. Eğer kalacaksa da bu bir an önce açıklanmalı ve haberlerin önünü kesmeliyiz. Bir bilinmezlik var, hala kadro noktasında ne olacağını kestiremiyoruz..

GS transfer güncesi #31; Aron Gunnarsson


Bu konuda herhangi bir haber ya da ilgi yok. Bazı taraftarların beklentisi üzerine yazıyorum. Bu tarz transfer yazıları yazıldığında ısrarla "Gunnarsson" ismi anılıyor ve beklenti oluşturuluyor. Şu an boşta bir isim olması da bu düşünceler adına önemli bir etmen. Galatasaray'ın orta saha transferi için uğraştığı bu günlerde beklenti doğması da doğal.

İzlanda kendi çapında bir ekol oluşturmak üzere. Mütevazı bir ülke olsalar da yakın zamanda futbolda yakaladıkları havayla ilgi odağı oldular. Belki çok fazla yıldız oyuncuları yok, hatta oynadıkları maçlardan sonra "şu futbolcu aslında bu meslek sahibi" gibi haberler de okuyoruz ama sahada olan her isim çok büyük bir yürek ve mücadele unsuru.

Aron Gunnarsson da bu takımın kaptanı. Uzun zamandır Cardiff forması giymekteydi. Geçen sezon Championship'de 20 maçta 1 gol 1 asisti görünüyor. Defansif özellikleriyle ön plana çıkan bir orta saha diyelim. Mücadele gücü çok daha üst seviyede. Bu özelliği de zaten transferinin istenmesi için bizler adına yeterli bir sebep gibi görünüyor. Eminim ki Türkiye'ye gelse büyük bir taraftar kitlesi de olurdu.

Mesele biraz da aradığımız orta saha tipi. Alternatif üretmeye çalışmıyoruz, şu an Fernando ve Belhanda arasına cuk oturacak ismin peşindeyiz. O ismin de belli özellikleri olmalı, özellikle işin hücum kısmında. Bugün Imbula'yı konuşurken dahi (Gunnarsson'a oranla hücum melekeleri çok daha yukarıda) Fernando'nun yanında çok fazla savunmacı mı kalır düşüncesi var. Fernando / Gunnarsson ikilisinin bu anlamda olur tarafı olmuyor. Alternatif aranıyor olsa durum daha farklı olabilir.

Pas ve teknik özelliği orta düzeyde, çalışkanlığı, mücadelesi ve lider özelliğiyle öne çıkar. Tempo sahibi de bir isim olsa da defansif özellikleri çok daha ön planda. O mücadelesi ve karizması da bizim güzümüzde futbolcuyu değerli kılıyor. İyi de bir isim ama aranan tarz bambaşka. Fernando varken böyle bir ismi transfer etmek düşünülmez gibi.

Badou Ndiaye ve Imbula ikilisi dışında bir orta saha da konuşmamaya başladık. Bir de yer yer gündeme Bennacer giriyor ama bonservis bedelini karşılamak zor. 2. bir Belhanda diyordum, dün Dzemaili'yi izlerken eskilere ister istemez gittim. Bugün aranan tarz tam olarak bu, 4-3-3 adına tamamlayıcı bir isim. Hücum özelliği savunmasına göre bir tık daha önde olmalı..

17 Haziran 2018 Pazar

Şartlar ağır, beklentiyi doğru ayarlamak ve ayakları yerden kesememek gerekecek


"Bir önceki yönetimimize 1+1 yasağı gelmişti. Hem de 65 milyon euro harcama yasağı gelmişti. Bize bu sene verilen başa baş noktası yüzde 60 oldu. 130 milyon euro geliriniz olursa, 78 milyon euro harcayabilirsiniz demek. Bu da 13 milyon Euro’luk bir avantaj demek."

Sattığın kadar al noktasını hala anlamış değilim. İşin transferle alakası olmadığı ve gelir / gider bilançosuna göre hareket edilebileceği de söyleniyor. "Harcama" denen kalemin içinde transferin de olduğunu düşünüyorum. Haliyle de iş "sattığın kadar al" noktasından bağımsız olabilir.

Futbolcu satmak önemli bir gelir kalemi. Hatta ekonomiyi rayına sokmanın da en önemli adımı. Mümkün olduğu kadar bize geri dönüşü olacak isimleri transfer etmeliyiz. Çok genç ya da "yeniden ayağa kalkacak" diyeceğimiz isimler olabilir. Altı çizilesi nokta o futbolcunun size maliyeti, bunu mümkün olduğunca düşük tutmalıyız.

Biz futbolcu satmaya başladıkça bir şeyleri başarmaya başlayacağız. Mevcut kadro içinde de büyük geri dönüş sağlayabilecek isimler var. Çin / Katar piyasasını da atlamamak gerekiyor, özellikle Gomis için konuşulan ilgiyi mutlaka değerlendirmek gerekir. Giden ismin de altında bir maliyetle o pozisyonu doldurduğumuzda çok daha iyi günleri konuşacağız.

Başarı da mühim, özelikle Şampiyonlar Ligi sahnesinin büyük bir gelir kalemi olduğunu söyleyelim. Çok büyük paralar var ve her sezon orada yer almak gerekecek. İlk sezondan büyük başarı hayalleri de kurmamalı, zaman içinde ayağa kalkacağız. Bu dönemi yeniden yapılanma olarak görüyorum, kısa vadede Şampiyonlar Ligi'nde yer almanın önemi çok büyük. Bunun da yolu ligde şampiyon olmak.

"Sattığın kadar al" olmaması iyi bir şey olsa da biz planları varmış üzerinden uygulamalıyız. Zarar mümkün olan en düşük seviyede olmalı. O zararı da yükselten bir numaralı kalem "futbolcu transferi". Avro'nun geldiği nokta da ortadayken bonservisi olmayan ya da kiralık, maaşı uygun, mümkünse de geri dönüşü olacak futbolcular kıymetli. Hepsinin ötesinde ise sabır yatıyor..

Amrabat'ın Galatasaray günleriyle bugünü arasında büyük bir değişim var


Fas'dan yana beklentim büyüktü. İran karşısında da oyuna çok hızlı başladılar ve o anlarda Belhanda'nın etkisi çok büyüktü. O hızlı başlangıçta golle başlansa görüntü farklı olurdu. Golün gecikmesi Fas'ı oyundan düşürdü. Kenardan doğru hamleler gelmeyince de İran karşısında yedikleri son gol sürpriz olmadı. Bu maçta her ne kadar Belhanda'ya odaklansak bile eski dost Amrabat'ı görmek beni mutlu etti. Galatasaray'ı yaşayan, buraya gelmek için fedakarlık yapan bir isimdi. Fatih Hoca yoluna devam ediyor olsa ya da yabancı sınırı gibi bir dert olmasa takımda da kalırdı. Kiralık dönemleri, opsiyon derken yine de zarar etmedik diyebilirim. Bizden sonra da önemli rakamlara transfer yapmaya devam etti. 31 yaşına geldi, en son Leganes formasını kiralık olarak giydi ve gelecek sezon Watford'a dönecek gibi görünüyor. Oyunuyla alakalı ise önemli bir değişim var. Biz onu ısrarla sol kanatta kullanıyorduk. Kat etme özelliği ve topu sağına çekip yaptığı ortalarla etkili olmaya çalışıyordu. Gole uzak kaldı, bonservisi de büyük olunca hayal kırıklığı olarak yazıldı. Fas formasıyla ise sağ bek gibi oynuyor. Direkt sağ beke de yazılıyor, 3'lü savunmalı düzenin sağ kanadında da orayı tek başına kullanabiliyor. İran karşısında en beğendiğim isimdi. Fas'ın etki ettiği her anda Amrabat'ın sağ kanat performansının altı çizilmeli. Zaten sağ ayağını da iyi kullanıyor, orta özelliği fazlasıyla iyi. O performansı görünce de Galatasaray için "acaba" mı dedik. Tabii yabancı sınırıyla alakalı bu imkansız ama bugün rotasyonda olsa mutlaka fayda sağlardı. Biz bu adamı sağ tarafta kullansak daha farklı bir etki alabilirdik. Hem bek hem de ön taraf için ciddi bir alternatif olabilirmiş.

Amrabat demişken o günleri tekrar bir hatırlayalım;
https://www.sportifcumleler.com/2018/05/sc-nostalji-89-nordin-amrabat.html

Nagatomo için 3 milyon avro'nun altına inmek adına 40 takla attığımızı unutuyorlar


Laxalt'ın ismini geçtiğimiz sezonlarda anıyorduk. O dönem sözleşmesi bitiyordu ve her sözleşmesi biten isim gibi Galatasaray'ın gündemine girmemişti. Devamında Genoa'yla imzaladı ve hayal kırıklığı olan Inter döneminin üzerine toprak attı.

Laxalt kalitesinde bir ismi o gün de isterdim, bugün de keşke imkanı olsa. Asamoah'ın orta sahada oynayamayan hali diyeyim. Sol bek ya da sol önde rahatlıkla kullanabileceğiniz bir futbolcu. Gün itibariyle piyasası çok iyi durumda ve olası transferinde konuşacağımız rakamın en kötü 12 - 15 milyon avro bandında olacağını söyleyebilirim.

İtalyanlar birkaç gündür yüksek uçuyor. Galatasaray'ın Nagatomo için 3 milyon avro'nun altına inmek adına 40 takla attığımızı unutuyorlar ve Laxalt ile ilgilendiğimizi yazıyorlar. Üstelik bunu da "Nagatomo'nun alternatifi" üzerinden yazıyorlar. Onlara göre 12 milyon avro'yu gözden çıkartmışız.

Nagatomo'yu alabilirsek ne ala diyeceğim. Kimya >  yetenek ekseninden ilerliyorum, şu aşamada Nagatomo olmazsa olmaz noktasına geldi. İlla bir alternatifi olacaksa da bu daha makul isimler olur, şartlar zorlanırsa da 'eğer imza atmadıysa' Asamoah gibi bir isim olabilir. Laxalt gibi isimlerin birkaç yıl hayal olduğunu düşünüyorum.

Medyamız da enteresan. Başkan "umarım Nagatomo ile anlaşırız" diyor, onlar ise Nagatomo ile anlaşıldı üzerinden haber yapıyor. Böyle olunca da bizler "kap vurgusu" yapıyoruz. Transfer için resmi yayın organlarını takip etmek dışında bir şey yok. Başkan, teknik adam ya da herhangi bir yetkili x platformda açıklama yapsa dahi resmi hesaplarımız kontrol edilmeli.

Fatih Terim'li günlerde "dış basın" vurgusu yapsam da oranın da çok fazla çarpıtma yaptığını belirtmek lazım. Büyük bir bilgi kirliliği oluştu ve bu dönemde başımızda daha güvenemeyceğimiz bir isim olsa kopacak yangınları tahmin dahi edemiyorum. 

16 Haziran 2018 Cumartesi

Bu isimler arasında olabilecek tek isim Bast Dost olsa da, o dahi imkansız


Bu konuda çok soru sorulduğu için yazıyorum. Öncelikle doğru tanımı yapalım. William Carvalho, Gelson Martins, Bruno Fernandes ve Bast Dost gibi isimler sözleşmelerini fesih etseler de bu maddi yollardan kaynaklı bir fesih değil. Yani bu isimler diledikleri gibi hareket edebilir ama boşa çıkmadı. Burada Uefa makul bir bonservis bedeli belirledikten sonra futbolcular takımlarından ayrılacak. Kaliteli, piyasası yüksek futbolcular. Bu isimler arasında olabilecek tek isim Bast Dost, buna rağmen o da dahi piyasa sahibi ve transferi imkansız. Bu konudan kaynaklı hayal kurmamak gerekiyor. Sporting'in yaşadığı büyük bir deprem tabii, pek örneğini yaşamadık. Rui Patricio, Podence gibi isimler de serbest kaldı, Jorge Jesus ise S.Arabistan yolunu tutmuştu. Başka ayrılıklarında gelebileceği konuşuluyor ki Sporting'in bunun altından kalkması imkansız. Çok iyi ve potansiyel sahibi kadroları vardı. O kadrodan dev rakamlar da kazanması mümkündü, şimdi herkes haklı sebeplerle tek tek gidiyor. Kulüp başkanı, futbolcuları sert bir şekilde eleştirip hedef göstermişti. Futbolcular da başkana cevap verince 19 kişi kadro dışı kalmıştı. Sonrasında affedildiler ama kulüp bir anlamda çakıldı. Bunun üzerine de bazı fanatik taraftarlar kulüp tesislerini basmış ve futbolculara saldırmıştı. Bu olay neticesinde o futbolcular takımdan teker teker ayrılıyor..

SC nostalji #96; Umut Gündoğan


2013 - 2014 sezonu Ocak ayı transferlerinden biri de Umut Gündoğan'dı. Gençleşmenin altı çizildi ve yerli yabancı birçok transfer yapıldı. An itibariyle kadroda kalan tek isim Endogan Adili, gerisini siz düşünün. Alex Telles, belki bir de Koray Günter'i alıp bitirmemiz gereken transfer dönemiydi. O gün için benim de hataya düştüğümü açık yüreklilikle söyleyebilirim.

Umut Gündoğan'ın da Bucaspor performansı ilgi çekiciydi. Orta sahanın ortasında çok hareketli, topla dikine iyi çıkan bir futbolcuydu. Galatasaray'a geldiğinde 24 yaşındaydı ve o zamana kadar da kısa bir Gençlerbirliği kariyeri dışında Süper Lig tecrübesi yoktu. Bu yaşa kadar alt ligde kalmış isimlerden çekinirim aslında. Potansiyeli olan isimler çok daha genç yaşlarda kapışılır.

Transfer olduğu ilk günler şans bulmadı değil. Özellikle kupa maçlarında orta sahadaki hareketliliği, topla dikine çıkışları da dikkat çekti ama fizik olarak güçsüz, oyun aklı aşağıda bir futbolcu. Kesilmesi de uzun sürmedi, devamında da forma şansı bulamadı. Mancini sonrası bazı hazırlık kampları görse de Galatasaray'da olmayacağı en başından beri belliydi.

5 yıllık sözleşme imzaladık ve o yıllar da bitmek bilmedi. Sözleşmesini de fesih edemedik, böyle bir isim. U21'de oynamayı göze alıyor ama gitmiyor. Biz de ona U21'de şans veriyoruz ve yerine oynaması gereken bir gencin önünü kesiyoruz. Tudor döneminde buna anlam verememiştim. U21'de 28 yaşında ve geleceği olmayan bu ismi takım kaptanı olarak dahi sahaya sürüyorduk.

Şanlıurfaspor, Adana Demirspor ve Manisaspor gibi takımlara kiralasak bile yapamadı. Bu Ocak ayında Boluspor transferi gerçekleştirmek istemiş ama o sözleşmesini tamamlamayı tercih etmişti. Gün itibariyle ancak Boluspor'a imza attı. 5 yıllık sözleşmesini tamamladı ve parasını da kuruşu kuruşuna aldı. Bir şey diyemiyorum, bu adamlara zorla sözleşme vermedik. 

Hayal kırıklığı dahi diyemeyeceğim, hiç bir şey vermedi çünkü. İlk etapta maliyeti ucuz gibi görünse de bu maliyetler birike birike bugün Uefa ile olan sorunların ortaya çıkmasında pay sahibi oldu. Umut Gündoğan'a U21'de verilen şansları unutmayacağım, yaşanan ama konuşulmayan önemli skandallar var..

En uzak önümüzdeki sezon sonunda bu transferi konuşmaya başlayacağız


Kayserispor'un transfer noktasında müthiş bir çizgisi var ve yıllardır değişmez. Bu tarz gurbetçi isimleri iyi yakalarlar ve en fazla 2 sezon içinde o ismin bonservisini konuşmaya başlarız. En yakın örneği Deniz Türüç işte. Geçmişe insek bu tarz bir sürü isim buluruz. Teknik adamlar, sportif direktörler değişiyor ama bu mantık bir gelenek halini aldı.

Bilal Başakçıoğlu'nu da iyi bir transfer olarak görüyorum. Yıllar içinde potansiyelini, yeteneğini konuştuğumuz bir isimdi. Beklenen noktaya gelemediği doğru olsa da bu adamın yaşı henüz 23. Transfermarkt'ta 1.1 milyon avro bonservis verdikleri görünüyor. Eminim ki 2 sezon içinde onun için de iddialı bonservisleri konuşacağız.

Yabancı sayısı ne kadar 14 olsa bile iyi yerliye her zaman ihtiyaç var. Galatasaray bugün bunun sorununu yaşıyor mesela, yerli rotasyon o kadar iyi değil. Olmadığı gibi de anlamsız paralar dönüyor ve elimiz kolumuz bağlı. Ayrıca kısa zaman içinde bu yabancı sayısı belli ki daha da düşecek. O zaman bu tarz isimlerin önemi daha net anlaşılır.

Düşüşte ya da beklenen potansiyele ulaşmamış olabilir ama girilebilir bir risktir bu. Kayserispor da bu anlamda doğru bir transfer yaptı. Bu tarz hamleler onların bir geleneği oldu ve ileriye dönük iyi de kazanıyorlar. Son derece sessiz biten bir iş oldu, toz dahi kaldırmadılar. Umarım iyi işler yapar ve Milli Takım rotasyonuna dahil olur.

Galatasaray'a da yerli gerek, söyleyeceğim tek şey bu. Bilal Başakçıoğlu'nun pozisyonunda Feghouli ve Sinan Gümüş gibi isimler olsa da Muğdat Çelik'e kıyasla da daha yetenekli, en azından potansiyel sahibi bir isim olduğunu düşünüyorum. En uzak önümüzdeki sezon sonunda bu transferi konuşmaya başlayacağız zaten. Tam da sezonu 8 gol 8 asist (daha üzeri de olabilir) bandında bitirecek isim..

15 Haziran 2018 Cuma

GS transfer güncesi #30; Giannelli Imbula


Imbula'yı geçtiğimiz sezonun başında da konuşuyorduk. Badou Ndiaye öncesinin en önemli gündemi diyebiliriz. Son güne kadar beklemiş olsak bu transferi gerçekleştirebilirdik. Imbula'nın o dönem bonservisini almak imkansızdı, Stoke City de ilk etapta bize kiralamaya yanaşmadı. 

Sonrasında Badou Ndiaye'yi aldık işte. Onun da bonservisi ve yıllık ücreti çok eleştirilse de Ocak ayında geldiği fiyatı ikiye katlayarak gitti. Imbula da transferin son günlerinde Toulouse'a kiralandı. Forma istikrarı yakalasa da eski günlerinden uzaklarda. Stoke City onu 25 milyon avro'ya yakın bir rakama transfer etmişti.

Ben Galatasaray'ın biraz daha hücumcu bir isim aradığına inanıyorum. Imbula'nın pas ve teknik kalitesi fena değil, dripling özelliği var, topla dikine de iyi çıkar. Tempolu bir futbolcu, orta sahaya bu anlamda katacakları var. Geçen sezon da bu yüzden transferi istenmişti ama bugünün şartları farklı. 2. bir Belhanda aradığımıza inanıyorum, hücum noktasında da yaratıcı olacak.

Badou Ndiaye de bu anlamda Imbula'nın önünde. Tudor onu her ne kadar orta sahanın derinliklerine kadar çekse de bu adam Osmanlıspor'da 10 numara olarak oynadı. Şut özelliği var, rakip ceza sahası içine daha sık giren bir isim. Imbula / Fernando dediğimizde görüntü çok defansif oluyor. Tempo kazanırız ama hücumdaki yaratıcılıktan yeriz.

Imbula'nın henüz yaşı 25, toparlama ihtimali olan bir isim. Özellikle Marsilya günleri büyük potansiyel vaat ediyordu, Porto'da da görüntü fena değildi ama Stoke City'de tutunamadı. Kiralık dönemi de beklenen ölçüde geçti diyemem. Sezon başında bu transfere çok sıcaktım, şu an ise ihtiyaç olan profil bambaşka.

Orta sahaya bir tamamlayıcı arıyoruz. Fernando ve Belhanda'nın yeri garanti, aradığımız isim o ara taşı. Bu ismin de temposu ve hücum aksiyonu değerli olacak. Mali şartlar zorluyor tabii, çok rahat hareket edemiyoruz. Kiralık ve serbest futbolcu piyasasına daha odaklıyız. Bu anlamda da Imbula'nın kiralanma ihtimali doğuyor. 

Böyle bir teklif karşısında Stoke City bunu geri çevirmez. Futbolcuyu parlatma ve olası transferini düşünüyorlar. Bu arada Stoke City'den de birçok isim gündeme geliyor. Shaqiri, Badou Ndiaye, Imbula, Jese, Kurt Zouma gibi isimler konuşuldu. Bakalım hangi isimler gelecek ya da şartları kimler için zorlayacağız..

Bir ara yerine Prandelli düşünülüyordu, gerçekleşse enteresan hikaye olurdu


Udinese'de başarısız olduğunu düşünmüyorum. 4 maçta 7 puan aldı ve takımı ligde tuttu. Tudor gelene kadar puan dahi almakta zorlanıyorlardı. Gelecek adına da başarılı olabileceğine inanıyordum. Taktikle oynamayı çok seviyor, İtalya da bir bakıma onun evi ve uyum sağlayabilirdi. 

Seria A'ya bir şekilde kapat atmak mühim, Udinese'yle başlayan bu yolculuk devam eder. Udinese'ye gidiş anahtarı da Galatasaray'dan kaynaklıydı diye düşünüyorum. Galatasaray ona iyi bir kapı açtı, devamını getirmek ona bakıyor. 

Galatasaray'da yaptığı iyi işlerin altını çizsem de ayrılığından daha doğal bir şey olamaz, o da ayrı konu. Yine de sorun var, ikili ilişkiler noktasında büyük sorun yaşıyor. Galatasaray ayrılığı da bence bundan kaynaklıydı, Gomis ve Badou Ndiaye harici herkes kendisinden rahatsızlık duymaya başlamıştı. Maicon'la kavga ettiler tarzı haberleri de okuyorduk. Son zamanlarındaki futbolcuların ruh hali de her şeyi açıklıyordu. 

Galatasaray'da da böyle başlamadı mı, ayağının tozuyla Bruma'yı kadro dışı bırakmıştı. Bir maçın henüz ilk dakikalarında oyundan almışlığı da var. Teknik direktörün bir otoritesi olması gerek, belki kendi açısından haklı olabilir ama kestirip atmamak gerekiyor. Galatasaray'da kulübe yok dedi, haklıydı ama kenardaki isimlere bir kez olsun şans dahi vermedi gibi örnekler de var. 

Udinese'de şartlar ne şekilde gelişti bilmesem de yönetimle ters düştükleri yazılıyor. X bir Seria A kulübüne imza atabilir, o yola girdi. Tabii bunun devamlılığı olabilir mi bilinmez. Hala genç bir teknik adam ama insan ilişkilerini geliştirmediği sürece de ondan olmayacak.

Bir ara yerine Prandelli düşünülüyordu. Eğer gerçekleşseydi ilginç bir hikaye olurdu. Prandelli de Galatasaray'a geldiği günden bu yana İtalya'da çalışma fırsatı bulamadı. Oysa o ligin en iyi isimlerinden biriydi. Galatasaray da dahil olmak üzere çalıştırdığı tüm takımlarda çakıldı ve kariyeri dibe doğru ilerlemeye devam ediyor..
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir