21 Ocak 2018 Pazar

Biraz da bu yüzden sol bek transferi forvet kadar önemli diyordum


Korktuğum tam olarak buydu. Biraz da bu yüzden forvet transferinin en az sol bek ihtiyacı kadar büyük olduğunu söylüyordum. Eren Derdiyok ve Gomis tarz olarak yakın gibi olsalar da hareketlilik noktasında öyle büyük farklar var ki. Bu da özellikle Fatih Hoca'nın düzeninde Eren Derdiyok'u fazla şanslı kılmıyor. 

Forvet transferi gerekiyor, sol bek kadar önemli bir konu. Bu takımda herkesin bir alternatifi var, yoklukları telafi edilebilir. Fernando'nun yokluğunda Selçuk İnan, Donk ya da Tolga Ciğerci gibi isimleri yazabiliyoruz. Maicon'un yokluğunda Denayer / Serdar Aziz ikilisi de beni o kadar düşündürmüyor. Uzun vadeli sakatlıklar olsa sıkıntı ama tek maçlık telafi mümkün. Gomis'in yokluğu durumunda ise Eren Derdiyok beni düşündürüyor, maalesef ki alternatifi yok.

Korktuğum bu işte, Gomis Kayserispor karşısında olmayacak. Bu maçlık bir sıkıntı gibi duruyor ama maçın önemi çok büyük. Ligin en iyi ve formda takımlarından biri, ara transfer döneminde de güçlü takviyeler yaptılar. Galatasaray'ın şansı Fatih Terim olacak, bu kadar sakat içinde Tudor takımın başında olsa umutsuz bakardım. Fatih Hoca'nın bir planı vardır diye düşünüyorum ve bu kadar eksik arasında kazanmak da şampiyonluk mesajı olacak.

Kamp dönemini de oldukça iyi geçirdik, özellikle Gomis'in bu oyun düzenindeki farkını yazıyordum. Daha pivot gibi oynuyor, sırtı dönük, gücünün farkında olan ve hücumcuların daha yakın oynamasıyla servis özelliğini de kullanan. Hareketliliği de diğer artısı, Eren Derdiyok'da olmayan tam olarak bu. Hareketli değil maalesef, mücadeleden uzak.

Bu görüntünün değişmesi lazım, Eren Derdiyok adına bir şans geldi ve Galatasaray geleceğini belirleyecek. İyi oynamak zorunda, gelecek dönem adına onun için de bir mesaj. Biraz da isminin ve kariyerinin farkına varmalı, bu oyun düzenine biraz daha adapte olmalı. Mücadeleden geçiyor o da, hareketli oynamak, ayakta kalmak zorunda.

Muslera
Mariano Denayer Serdar Latovlevici
Selçuk
Feghouli Badou Belhanda Garry
Derdiyok

Kayseri deplasmanında bizi bekleyen 11 bu. Fernando'nun yokluğunda forma Donk'a daha yakın desem de Selçuk İnan'ın oynayacağı söyleniyor. Bu da topu tutmamıza, daha iyi yönlendirmemize neden olur. Ön alandaki dörtlünün ise temposu olduğundan daha da yükseğe çıkmalı, Fernando'nun eksikliğinde ki sertlik ve tempo unsuru böyle telafi edilebilir. Latovlevici veya Denayer beni düşündürmüyor ama Eren Derdiyok'a da maalesef güvenemiyorum..

Ahmed Musa & Galatasaray, bu tarz bir hamle en az sol bek kadar önemli


Çarşamba / perşembe günleri için bir İngiltere harekatından söz ediliyordu. Tabii şu an yönetim değişti, neler olacağını önümüzdeki günler gösterecek. Şu kalan kısa zaman içinde yeni planlar mı yoksa yürürlükte olan, çalışılan bazı harekatların devam kararı mı, bilmiyorum. Ben o harekatı Blind'e yormuştum, sol bek için olabilir diye düşünüyordum. Bugün çıkan haber ise Ahmed Musa diyor, Galatasaray'ın bu futbolcuyu kiralamak istediği yazılmış.

Kanat özelliği olan, hızlı bir forvet transferinin en az sol bek hamlesi kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Eren Derdiyok'la olacak gibi değil, Gomis'i tamamlayacak isim yeni bir pivot değil. Gomis'in yokluğunda da o tarzda oynaması güç, benim büyük beklentim yok. Kenardan geldiğinde gerek hızı, gerek patlayıcı özelliğiyle farkını ortaya giyecek bir alternatif gerekiyor. Ahmed Musa da bu özelliklere sahip bir futbolcu.

Niasse diyordum, tarz noktasında bize uyacak en önemli isim kendisi. En azından bildiğim diyeyim, futbol yelpazesi daha geniş arkadaşların başka alternatifleri de vardır. Niasse'nin teknik özelliği de var mesela, sırtı dönük de oynar, hızlıdır, kanat özelliği vardır. O da gerçi geçtiğimiz gün Cenk Tosun'un yerine oyuna girdi ve beraberlik golünü attı. Piyasası var, bizim de tek ihtimalimiz kiralık isimler üzerine. Zordu zaten, artık imkansızdır.

Ahmed Musa'nın da piyasa değeri olsa da Niasse kadar değil. Leicester City için büyük bir yatırımdı, çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. 20 milyon avro'ya yakın bir bonservis vermişlerdi onun için. 1.5 yıldır burada, ilk sezonunda sık forma şansı bulsa da içinde bulunduğumuz sezonda henüz formayla tanışamadı. Kadroda düşünülmeyen bir isim, CSKA Moskova da onu geri istiyordu. Bursaspor'un da onu kiralık istediği çok yazılmıştı, şimdi Galatasaray deniliyor.

Ahmed Musa'nın ne vereceğini kestirmek güç. İstikrar noktasında sorun yaşayabiliyor, gelgitleri çok fazla. Hızlı, patlayıcı özelliği yüksek bir isim olsa da uzun vadede ne verebileceğini bilmiyorum. Ayrıca bu dönem adına şöyle bir sıkıntı var, çok fazla maç oynamadı ve hazır olması da bir süre alacak. Biz ise kısa vadede iş yapabilecek birini arıyoruz, ligin 2. yarısında kalan süre çok önemli. Mücadelesi, hızı yüksek, sürekliliği az, takım oyunu ise düşündürücü. Ama ihtimalse de zorlanır, iş yapabilir, iyi futbolcu çünkü.

Ahmed Musa mı Remy mi derseniz tercihim Ahmed Musa olur. Daha bir patlayıcı çünkü, kanat özelliği de çok daha yukarıda. Fatih Hoca da böyle kafası kırık isimlerle uğraşmayı sever, bir anlamda onun kalemi. Kiralık olarak zorlanır, şu aşamada bonservisini karşılamak imkansız ve ne vereceğini de bilmediğiniz için kumara yakın olur. Neler olacağını merak ediyorum, bu tarz bir forvete ihtiyaç en az sol bek kadar mühim..

Stéphane Mbia & Galatasaray, Badou'yla bambaşka iki adam


2015 - 2016 sezonuna ister istemez geri dönüyorum. Burada büyük bir uğraş vermiştik, çünkü o yaz dönemi öylesine kıymetliydi ki. Galatasaray'a da gelebilecek birçok önemli futbolcunun sözleşmesi bitmiş ve serbest statüdeydi. Sadece bu futbolcular üzerine bir transfer planı yapılsa dahi olduğumuz noktadan çok daha iyisini görmek mümkündü. Bizim ise o dönem ki serbest futbolcu piyasasından aldığımız tek isim Jem Paul Karacan.

Stephane Mbia da o isimlerden biriydi ve yaşı da 28'di. Sevilla'nın futbolcusuydu, o dönem kazanılan Avrupa Lig'lerinde önemli pay sahibiydi. Sözleşmesi biten isimleri yazdığımız dönemde de ya 2. ya da 3. yazdığımız isimdi, transferini çok istiyordum. Melo'nun durumu belli değildi çünkü, zaten o yaz sonunda da gitti ve alternatifsiz kaldık. Mbia'yla tüm orta sahayı toparlamak ve yükseltmek mümkündü ama bizim orta saha hamlelerimiz Bilal Kısa ve Jem Karacan oldu. Başarısızlık da haliyle sürpriz olmuyor. 

Trabzonspor'a transferi benim için sürprizdi, daha yüksek bir seviyede kalmasını bekliyordum. Üzülmüştüm de, neden alamadığımızı veya düşünmediğimizi anlamıyordum. Trabzonspor'da sezona iyi girmiş, bence farkını ortaya koymuştu. Lige iyi başladılar, devamında büyük bir çöküş yakaladılar ama Mbia ayakta kalmaya çalışan isimlerdendi. Sadece 6 ay içinde de bonservissiz aldıkları Mbia'yı 6 milyon avro gibi bir rakama Çin'e yolladılar. Biz Burak Yılmaz'a zor bela 8 milyon avro'ya sattık, bu da bizim başarısızlığımız.

Hatta derinlere indim, o dönem yazdığımız yazıyı da paylaşalım, tarihine dikkat;

Çin'de neler yaptığını çok fazla takip edemedim, ne durumda gerçekten bilmiyorum. Yaşı henüz 31, Avrupa'ya dönüş noktasında istekli olduğunu biliyorum. Çin'de yabancı statüsü çok sık değişkenlik gösteriyor ve bu tarz isimlerle yolların ayrılması sürpriz olmuyor. Dün itibariyle Galatasaray'la da ismi anılmış ve Badou Ndiaye'nin transfer olasılığı üzerine bazı yorumlar yapıldı. Badou Ndiaye ve Mbia çok farklı 2 isim, onu yazarak başlayayım.

Mbia'yı zaten Trabzonspor'dan tanımayanlar dahi tanımıştır, tarz olarak benzetmek gerekirse Atiba gibi diyeyim. Defansif orta saha, tempolu, pas özelliği de yüksek, oyunu orada tutabilecek, liderlik yapacak bir futbolcu. Badou Ndiaye'nin ise 10 numara özelliği var, iki yönlü, haddinden fazla tempolu. Badou Ndiaye yerine Mbia'yı yazarsanız daha farklı bir oyun oynarsınız, bu ikiliyi birlikte kullandığınızda ise bambaşka bir seviyeye gelirsiniz. Fernando mesela pas noktasında, işin hücum tarafında sorun yaşayabilir, Mbia o konuda bir kademe daha iyi. Fernando'nun ise sertliği ve defansif özellikleri bir adım önde.

Kiralık durumu varsa gündeme gelebilir ama şu yabancı bolluğunda zor. Bugün Donk yerine onu isterdim, seviye değişirdi. Badou yerine ise istemem, çok başka iki adam. Mbia belli ki Avrupa'ya dönüş yapacak, bunun yolunu yaptı. Çok iyi futbolcu, önemli bir tecrübe. Gittiği, oynadığı takımlara her zaman seviye atlatmıştır..

20 Ocak 2018 Cumartesi

Galatasaray reflekslerinin hastasıyız


Kongre ve seçim ortamlarından pek anlamam, blog ortamında bu konulara girmemem bundan. Yoksa tarafım Grosskreutz skandalından beri belli, o gün de istifa diyordum, son ana kadar bu değişmedi. Dursun Özbek'in karşısında kim olursa da desteklerim, Mustafa Cengiz'i desteklediğim gibi. Bu sonuç sürpriz midir bilmem, onu kongreyi daha iyi bilenler yazar. Sonuçlarla ilgilenmek istiyorum, Galatasaray kendi içinde büyük bir devrim yapmıştır. Belki de taraftarlar içinde oluşan olumsuz "lise" algısı da gün itibariyle yıkılacaktır.

Statüko derler, güçlü bir grup var ve yaşanan her şey onların isteği, düşüncesi etrafında gelişir. Yıllardır izliyoruz bunu ve Galatasaray'ın bana sorarsanız en büyük handikabıydı. Asıl mutluluğum bundan, onların istedikleri, destekledikleri kazanamadı. Yaşatılan tüm zorluklara rağmen kazanan Galatasaray oldu ve bu sefer üyelerin dedikleri oldu. Yönlendirilmeyen, özgürce düşünen ve Galatasaray'ı her şeyin önünde tutanların.

Mustafa Cengiz'i tebrik etmek gerekiyor, cesaret işidir bu. Ortada baskın bir seçim var, kimse bunu beklemiyordu. Dursun Özbek'in mutlaka bir hesapları vardır, bilemiyorum. Bu ortamda çıkıp aday olmak ise cesaret işidir, kimse taşın altına elini sokamazken Mustafa Cengiz bunu yaptı. Çıktı, adayım dedi, ilk etaptaki tüm zorluklara rağmen arkasında durdu ve çekilmedi. Seçim sürecinde ise çok doğru adımlar attı, söylemlerde bulundu. Çok büyük bir zafer bu.

Dursun Özbek dönemini uzun uzun yazmayacağım, önümüze bakma sevdalısıyım. Geçen 2.5 yıl büyük başarısızlık ve skandallarla dolu. Grosskreutz'la başladı bu iş, son baskın seçime kadar geldi. Arada alınan nadir kararlar var, belki de en iyisi son Fatih Terim hamlesiydi. Galatasaray markasının en görmezden gelindiği dönemi yaşıyoruz, bu camianın ağırlığını resmen elinden aldılar. Dursun Özbek de Galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en kötü başkanı olarak hatırlanacak ve bu efsane final asla unutulmayacak.

Mutluluk biraz da bundan. Yeniden seçilirim, geleceği şimdiden garanti altına alırım düşüncesiyle yola çıkıldı. Kendi kurdukları tuzağa düştüler bir anlamda. Sadece bu da değil, son 1 haftadaki yaşananlar da seçimin sonucunda büyük etken. Galatasaray refleksi işte, bir noktada ortaya çıkıyor, daha önemlisi varlığını hiçbir zaman kaybetmiyor. En kötü durumda dahi arınmayı başarıyor ve başarısızlığa hiç tahammülümüz yok. Bu takım lider, şampiyonluğa oynayabiliyor ama yetinmiyor, bugün üzerine hareket etmiyor.

Yeni dönem hayırlı olsun, kimse ummuyordu şu günleri ama gerçekleşti işte. Şu andan itibaren yeni bir sinerji oluşturmalı ve şampiyonluk yolunda kenetlenmeliyiz. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz'e destek olmalı, sabırlı hareket etmeliyiz. Önemli söylemler var, gerçekleşmeleri anlamında takipçi olmalıyız. Bu süreçte canını dişine takıp çalışan, didinen, uğraş ve emek veren herkese teşekkür ediyorum. 

Badou Ndiaye?


Geçenlerde de bu konu hakkında yazmıştım. O zaman ilgiden söz ediliyordu, bugün ise tekliflerin geldiği konuşuluyor. Stoke City ve Newcastle United'in Badou Ndiaye üzerinde alakası büyük, teklif ettikleri rakamlar ise 16 - 18 milyon avro bandında. Pazarlıklarla 20 milyon avro'yu da görmek mümkün, birden fazla talibinin olması önemli.

Burada soru şu, Galatasaray'ın 20 milyon avro gibi bir rakamı gün itibariyle kabul etmeme lüksü var mıdır? 

20 milyon avro büyük bir rakam. Ağustos ayında 7.5 milyon avro + bonuslar karşılığında transfer etmiştik ve o bonuslarla birlikte rakam 9 milyon avro'lara gelebilirdi (şu aşamada gelmedi). 6 ay sonra 12 - 13 milyon avro'luk bir kâr demek bu. Üstelik gerçek anlamda kendini gösterememiş, hala performansının yüzde 60'larında dolanan, doğru kullanılmamış bir Badou Ndiaye var.

İkilemde kaldığım konuya gelmiş bulunduk. Fatih Terim'le birlikte daha da yükselmesini bekliyoruz. Tudor onu dizginliyordu, Fatih Hoca ise iplerini saldı. Ligin ilk yarısındaki performansıyla böyle bir teklif alabiliyorken, lig bitimi nasıl bir teklif alabilir. Üstelik önümüzde Dünya Kupası var, orada göstereceği olası performansla da bu rakamın ne kadar üzerine çıkılabilir. Cenk Tosun'un rekorunu kırmak içten bile değil, o kadarını yazıyorum.

Hayır deme lüksümüz var mı bilmiyorum, mali anlamda zor bir dönem. 20 milyon avro da ciddi bir rakam ama ufukta çok daha fazlası olası. Badou Ndiaye'nın bu yaz kesinlikle transfer olacağını söyleyebilirim, 2019 yazında 18 milyon avro'luk bir serbest kalma bedeli var. Bu yüzden de onu satabileceğimiz 2 dönem var, ya şimdi ya da yazın.

Çok değerli futbolcu, diğer sıkıntı da o. Hala sol bek bulabilmiş değiliz, bugün Badou Ndiaye gitse şu 15 günde yerini nasıl dolduracağız? Para geliyor da Ocak ayında bu ayarda futbolcu almak çok zor, yine büyük harcamanız gerekecek. Haliyle beklemek daha mantıklı geliyor, Dünya Kupası sonrasını görmek lazım. Badou Ndiaye de şampiyonluk hedefinde olmazsa olmazlardan, yokluğu büyük sorun yaratabilir.

Bu yaz dönemi Badou Ndiaye ve Garry Rodrigues'den önemli bir bonservis beklentisi var. O dönemin transfer politikasını bu iki isimden gelecek kazanımlar belirleyecek. Yeni bir değişim daha bizi bekleyebilir, bu sefer daha gençleşmek anlamında. Bu dönem için ise zor bir karar, o da hayır deme lüksümüzün olup olmamasıyla alakalı. 

Ve nihayet Fernandinho hayalleri biter


Kaynağı ne bilmiyorum da yaz döneminde Galatasaray'a yazılan bir isimdi. Sonrasında Fernando'yla karıştırıldığı ortaya çıktı ve o transfer gerçekleşti. Manchester City'nin bir temizlik operasyonu oldu, geçmiş yıllardan kalan ve uzun süredir bu formayı giyen çoğu futbolcuyla yolları ayırdılar, Fernando da onlardan biri.

Fernandinho ise onlardan biri değil, Guardiola'nın gerçek anlamda olmazsa olmazı. Sezon sonunda sözleşmesinin bitiyor olması itibariyle adı yine anılıyor, hayaller kuruluyordu. Yaşı 32 olabilir de şu an pozisyonunun belki de en iyi isimlerinden birinden söz ediyoruz. En iyi defansif orta sahalardan biri, hatta Guardiola kendisi için "ben oynuyor olsam Fernandinho'nun varlığında forma giyemezdim" diyor.

Manchester City kadrosunu överiz, sınırsız kaynakları var. Yine de Fernandinho'nun bu kadro içinde bir alternatifi yok, hatta onun yaşayacağı bir sakatlığın da domino etkisi yaratabileceğini söyleyelim. Herkesin yeri doluyor, Fernandinho'nun boşluğunu doldurmak zor. Haliyle de tutacaklardı, gelmesi üzerinden hayal kurulur ancak. Değil Galatasaray, Avrupa'nın x dev kulübünde dahi farkını ortaya koyacak futbolcu. Manchester Cİty'de de yaptığı bu değil mi.

2020 yılına kadar sözleşme uzattılar ve neyse ki bu hayaller bitti. City'den illa alınabilecek biri Yaya Toure olur, başkası zor. Onun da yaş haddi bir noktada, yine de kalitesiyle bu seviyede farkını ortaya koyacak bir isim. Yalnız Shakhtar Donetsk öyle Brezilyalıları Avrupa'ya ihraç etti ki, bugün çoğu bu futbolun en iyilerinden. Fernandinho'yu da 2013 yılında 40 milyon avro'ya almışlardı ve bugün 32 yaşında dahi bu ederin oldukça üzerinde..

19 Ocak 2018 Cuma

Akla gelen ilk 2 isim de Rijkaard ve Prandelli


Bu konu üzerine bir 5'li yapacağım. Galatasaray'da teknik direktörlük yapmış ama Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra kariyeri çöküşe geçmiş teknik direktörler üzerine. Akla gelen ilk 2 isim de Rijkaard ve Prandelli. İkisi de Galatasaray'a geldikleri dönemde Avrupa'nın en iyi teknik direktörleri arasındaydı.

Bugün ise isimlerini pek anmıyoruz. Rijkaard'ı takip ettiğim kadarıyla teknik direktörlüğü bıraktı. Yaşı da henüz 55, teknik direktörlük anlamında oldukça genç. Bugünün Barcelona'sının temelini atan isimlerden biriydi, bu düşüş de değil, kayboluş. Barcelona sonrası Galatasaray'a gelmesi de sürprizdi, o ara hiç mi teklif almadı, neden daha büyük bir takıma gitmedi diye hep sordum.

Yine de Galatasaray'a gelmesi büyük heyecandı, 4-3-3 ve total futbol sevdasıyla. Olmadı yalnız, gerek yönetim, gerek kendi hatalarıyla. Rijkaard'a uymayan bir yapımız vardı ve her geçen zaman işini daha da zorlaştırdık. Galatasaray sonrası ise Suudi Arabistan'ın başına geçti, oradan da ayrılışı 2013. O günden bu yana hiçbir takım çalıştırmadı.


Prandelli de böyle bir isim, benim için en az Rijkaard kadar heyecanlı adımdı. Prandelli'nin Parma ve Fiorentina'sını asla unutmayız, tam bir taktik canavarıydı. Sonrasında İtalya Milli Takım'ına geçti, bence orada da büyük işler başardı. 2014 Dünya Kupası'nda ise İtalya'yla yaşadığı hayal kırıklığı sonrası görevinden ayrıldı.

Sürpriz olan şu, hemen akabinde Galatasaray'ın teklifini kabul etmesi. Arada 15 gün var, Prandelli'yi ikna edebilmek büyük işti. Handikap şu oldu, ilk kez İtalya dışına çıktı ve o da 5+3 yabancı kuralı sarmalında yok oldu gitti. Zaman tanınsa daha iyisini yapar mıydı bilmem, bence o sezon şampiyon yapamazdı, daha uzun zaman lazım. Yine de o şampiyonlukta katkısı vardır, sezon öncesi takımı son derece iyi hazırladı.

Galatasaray sonrası ise o da kayıplarda. 2 yıl boşta kaldı, hiçbir takım çalıştırmadı ve Valencia'yla anlaştı. Orada da sadece 10 maça çıkabildi ve büyük bir hayal kırıklığı yaşattı. En son Birleşik Arap Emirlikleri takımı olan Al-Nasr'ın başına geçti ve gün itibariyle oradan da kovuldu. Yaşı 60 ve Galatasaray sonrası kariyeri neredeyse sıfırlanma noktasında. 

İtalya'ya da dönmüyor ya da neden İtalya'dan kimse kapıları açmadı. İyi olduğu yer orası, taktik noktasında orada anlaşılıyor, burada yapamadı. Güzel de bir insan, başarılı olsun isterim. Bakalım o tekrardan ayağa kalkabilecek mi, uzun zamandır kendisini hayal kırıklıklarıyla ve boşta olduğu zamanla değerlendiriyoruz..

Gerçek olan sol bek için iyi bir isme ihtiyaç duyulduğu


Sol bek konusu karmaşık. Gerçek olan o pozisyon için iyi bir isme ihtiyaç duyulduğu. Günü kurtarma politikasıyla hareket etmenin hata olduğunu da Latovlevici'de gördük. Ben de istemiştim transferi ama ligin ilk yarısındaki performansı hayal kırıklığıydı. Takımı yükseltmenin yolu o pozisyonu güçlendirmekten geçiyor, Ocak ayının olmazsa olmazı buydu.

İlle de günü kurtarmak diyorsak Evra o isim olabilirdi. Geç kalındı yalnız, kamp öncesi bitmesi gereken bir işti. Fatih Hoca onu istemediğine göre günü kurtarmaktan ziyade o pozisyon için gerçek anlamda bir isim istiyor. Alternatif üretmek değil, sol bek pozisyonunu gerçek anlamda doldurmak. Açıklamalarından da bu sonuç ortaya çıkıyor.

Dün Uğur Çiftçi ismi ortaya atıldığında tepki doğdu. Haklı da bir tepkiydi, çünkü Galatasaray'ın yeterliliğine cevap verecek bir isim değil. Maddi durumun iyi olmaması ve eldeki yabancıların elden çıkarılamama ihtimali bizi "yerli bir isme" yöneltmiş olabilir desem de bence gündemde değil. Gelecek sezonun alternatifini bugünden almak doğru bir hareket değil, o pozisyon gerçek anlamda doldurulmayı bekliyor. Uğur Çiftçi'nin Latovlevici veya Carole'den daha iyi futbolcu olduğuna inanıyorum. Bugün Uğur Çiftçi gelse dahi yarın forma yine Latovlevici veya Linnes'in olacak.

X bir yabancı sol bek gelse dahi gidecek ismin Latovlevici olduğunu düşünmüyorum. Carrasso gözden çıkmış gibi duruyor, giden isim o olacak. 2. bir yabancı ihtimali doğarsa Latovlevici ismi gündeme gelebilir. Latovlevici demişken, dünkü Bucaspor performansını konuşmak lazım. Galatasaray formasıyla gösterdiği en iyi performans diyebilirim, özellikle ilk yarıda gösterdiği etkiyle sonucun alınmasında pay sahibiydi.

Buna kanmıyorum elbette, sol bek transferi olmazsa olmaz. Yine de Latovlevici'nin bu kıpırtısı hoşuma gitti, sezonun ilerleyen döneminde ona ihtiyaç duyulan anlar olabilir. Belki de kimse gelmez, o durumda bir numaralı alternatif yine kendisi. Latovlevici'nin hücuma çıkışı, ısrarla bindirmesi ve zorlaması sorun değildi bu arada, bunu en zor maçta dahi denedi. Sıkıntı verimlilik, topu görerek kullanmaması. Bucaspor karşısında bunu yaptı işte, topu görerek kullandı ve neredeyse her çıkışında etki gösterdi.

Latovlevici de bir hücum beki. Savunmasının sorun olacağını düşünsem de hücumda önemli katkı bekliyordum. Karabükspor'da izlediğimiz Latovlevici buydu, 6-7 asist bandında dolaşan bir sol bekti. Bu adam sol ayağını iyi kullanıyordu, frikik kullanmaya kadar bir etkisi vardı. Bunları görmek istiyor insan, daha iyi futbolcuların etrafında katkısı yükselmeliydi. Tudor dönemi yaramadı ona, belki Fatih Terim'le ayağa kalkar..

Bir hücum planı oluşturmak ve organizasyon dahilinde hareket etmek


Tudor dönemini eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın. "Tudor döneminde hiç mi iyi bir şey yoktu" gibi eleştiriler alıyorum. Elbette vardı, iyi kurulan ve hazırlanmış bir takımdan bahsediyoruz. Hücum kalitesi ve iştah da gayet yüksekti, ta ki Tudor bu ayarları bozana kadar. Kendi kurmuştu, işleyen ve büyüyen bir düzen izliyorduk. Kendi sonunu hazırladı, futbolcular da ısrarla bozulan bu düzenin altını çiziyor.

O süreçte Belhanda ve Feghouli hep tartışıldı. Feghouli'nin sıkıntısı sezon başında kamp görmemesi ve sezon içinde bir türlü istikrar sağlayamaması oldu. Tam ayağa kalktı dedik, araya 1 aylık ceza girdi. Bu anlamda Ocak ayında görmüş olduğu kamp en çok onun ihtiyacıydı ve gerçek anlamda kalitesini ligin 2. yarısında göreceğiz.

Asıl konu Belhanda, kendisi özelinde bir türlü anlaşamadığımız isim. Belhanda'yı beğeniyordum ve ısrarla daha iyisini yapabileceğini söylüyordum. İstikrarını tartıştık, sürüklediği maç sayısı azdı. Oyun içinde hep var, çok hareketli, mücadelesi çok iş gördü ama beklenti yüksek ve farklı. 17 maçta 2 gol 6 asist kötü bir rakam değildi, yine de hücumda daha fazlası isteniyor. Doğal da, o kalitede bir futbolcu.

Belhanda'da değişim var öncelikle, bunun altını çizelim. 8 numarayım diyordu, şimdi 10 numara olduğundan bahsetmeye başladı. Göztepe maçı örnek, ilk yarıda orta sahaya daha yakındı, 2. yarıda ise rakip kaleye yaklaştığında etkisi çok büyük oldu. Bucaspor maçında da bunu gördük, oyunu sürükleyebildi, tam bir 10 numara oyunu oynadı. 2 tane kaçırdı mesela ama denedi, o an oradaydı. Onlar da gol olur, asist rakamı da daha yükselir. Fatih Terim'in en büyük dokunuşu onun üzerinde olacak.

Belhanda ve Feghouli gibi isimlerin bireysel kalitesi çok yüksek. Bir hücum planı oluşturduğunuz ve organizasyon dahilinde hareket ettiğiniz de böyle isimlerle farkınızı ortaya koyuyorsunuz. Bucaspor maçında beni en çok mutlu eden unsur da bu oldu, tüm pozisyonlar organizasyon dahilinde geldi. Sadece Belhanda ve Feghouli değil, Selçuk İnan'ı da bu organizasyona dahil ediyorum. Israrla dikine oynadı ve bunun artısı yüksek oldu. Bu plan içinde o da yükselebilir.

Selçuk İnan, Yasin Öztekin, Sinan Gümüş, Eren Derdiyok gibi isimleri kazanmak ve şans vermek lazım. Tudor'un elinde iyi bir yedek kulübesi yoktu ama o da kenardan katkı almayı hiç denemedi. Fatih Terim'in ise ilk icraatlarından biri bu oldu, alternatifleri arttırmaya çalıştı. Selçuk İnan ve Yasin Öztekin buna iyi cevap verdi, Sinan Gümüş ve Eren Derdiyok ise istenen düzeyin hala gerisinde..

18 Ocak 2018 Perşembe

Bucaspor 0-3 Galatasaray, organizasyon dahilinde gelen gollerin hastasıyız


Organizasyon dahlinde gelen gollerin hastasıyız. Bir plan dahilinde, böylesine kaliteli hücumcuları kullanabilmek en önemli noktaydı. Bunu da başarmak Belhanda ve Feghouli gibi isimleri işin içine dahil etmekten geçiyor. Tudor döneminde de iyi bir hücum vardı, özellikle böyle maçlarda bu iştah ortaya çıkardı. Yine de saydığım bu iki isim tam anlamıyla işin içinde diyemezdik, Fatih Terim'in dokunuşlarından biri bu olacak.

Belhanda ve Feghouli'yi de yükselirken görüyoruz. Bucaspor maçları belki ölçü değil de Göztepe maçı ümit vermişti. Kamp dönemini de iyi geçirdiğimizi düşünüyorum, mutlaka bir yükseliş olacak. Bu maçı değerlendirdiğimizde de tüm hücumlar organizasyon dahilinde geldi. Oyun kalitesi yüksek hücumcularımız var, onlar da bir arada hareket ettiğinde fark ortaya çıkıyor.

Elbette ölçü maç değil. İlk maçın da 3-0 olması çok büyük avantaj ama hazırlık maçı gibi okumak lazım. Birçok as oyuncuyu izledik, rotasyon da bu isimlerin etrafında gerçekleşti. Kazanılması ve yükselmesi gereken isimler var, onları ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. İştah yüksekti, nasıl olsa bu turu geçtik diye bir durum oluşmadı. 3-0 kazandık ama yine çok gol kaçırdık ve basit pozisyonlar. Tur rehaveti diyebiliriz belki, kaçmayacak goller. Yine de son dakikaya kadar bunu zorlamak, inadına hücum demek ve bu pozisyonları da organizasyon dahilinde ilerletmek önemliydi. 

Gomis'in temelinde olduğu bir hücum, bunu daha önce de yazdım. Ön alan baskısı ve mücadelesi yüksek, daha çok servis yapmaya çalışan ve onun gücünün farkında olan bir takım var. Belhanda, Feghouli ve Selçuk İnan da organizasyonu oluşturan isimler. Belhanda'yı anlamaya çalışan bir takım var, o da ince işleri yapmaya başladı. Selçuk İnan da dikine oynuyor, o uzun topları yeniden atmaya başladı, ısrarla öne oynaması önemli. Gomis ve Yasin Öztekin iyi bitiriciler, İlk yarıda sonucu almayı başardık.

Latovlevici de Galatasaray formasıyla en verimli maçını oynadı diyebiliriz. Eleştirilen nokta hücum verimiydi, yoksa en zorlu maçta dahi ısrarla bindiriyor, çizgiye kadar iniyor. Topu görerek kullanmıyordu, bildiğimiz Latovlevici ise sezonda 6-7 asist sınırını zorlayan bir isimdi. Bugün bunu yaptı, topu görerek kullandı ve ilk yarıda oluşan etkide önemli pay sahibi. Devam eder mi bilmem ama sol bek gelmediği sürece o pozisyonun bir numaralı adayı kendisi.

Kayserispor maçında verilecek reaksiyon direkt olarak şampiyonlukla alakalı. Fernando, Maicon gibi eksiklerin handikabı büyük olsa da bunu telafi edebiliriz. Bucaspor maçında Maicon'un da geriden attığı topların etkisi büyüktü, yokluğunda bunu görmek zor. Denayer daha çok topla çıkan, hızlı bir isim. Fernando'nun yokluğunda ise Donk'u bekliyorum, biraz daha sertlik anlamında..

Çok fazla alternatif yok, Serdar Aziz / Denayer ikilisini izleyeceğiz


Maicon da ligin ilk yarısının Galatasaray adına en iyilerinden biri. Onun da performansı dalgalandı, sezona iyi girmişti ama o çizgide devam etmedi. Tudor'la sorun yaşadığı dönem de var, hatta Malatya deplasmanında iş çok daha ciddi noktalara geldi. Tudor'la devam edilmesi durumunda Maicon belki de bir sorun haline gelirdi, bugün ise görüntü değişti. Göztepe maçı itibariyle de kendisini yeniden kazanmış olduk.

Kampın da yıldızlarından biri olduğu söyleniyor. İlk zamanlardaki hırsına geri kavuştuğunu düşünüyorum. Önemli bir futbolcu, transfer döneminde gelmesini çok istemiştim, kendi çapımda da çabaladım. Ön yargılar vardı, bu yargıları performansıyla kırdı diyebilirim. Ligin 2. yarısında en önemli kozlardan biri olacak ama Kayserispor maçında sarı kart cezalısı olması sıkıntılı olacak.

Çok fazla alternatif yok, Serdar Aziz / Denayer ikilisini izleyeceğiz. Fernando'nun da olmadığını yazmak lazım, bu da savunma konusunda bir hayli düşündürüyor. Tudor döneminde Fernando savunma lideriydi, çoğu zamanını stoperlerin arasına girerek geçirdi. Fernando, Fatih Terim'in futbolculara daha özgürlük tanıdığını söyledi, bu anlamda stoperlerin arasında o kadar izlemeyeceğiz diye düşünüyorum.

Savunmanın yeni lideri Maicon olacaktır, iş ona kalıyor. Bir sıkıntısı var yine de, o da açık alan. Hızlı bir isim karşısında sorun yaşayabilir, onun bu açığını kapatmak gerekiyor. Ön alanda basıyoruz, mümkün olduğunda stoperler orta sahaya daha yakın ve top kullanmayı bilmek, topla çıkmak kadar hızlıca geri dönmek de önemli. 

Denayer'i bu anlamda tutabilir hoca. İlk etapta çok şans vermiyordum, hazırlık maçlarının ardından kafama yatmaya başladı. Dany örneğini vereceğiz, Şampiyonlar Ligi oynuyorduk onunla ve Dany / Semih Kaya ikilisi iş yapabiliyordu. Denayer'i Dany'nin çok daha önünde düşünüyorum, o da hızı ve atletizmiyle ön plana çıkıyor. Aşama kaydedecektir, beklediğimiz gelişimi bu oyun düzeninde gösterir. 

Serdar Aziz ise tam hocanın kalemi, Milli Takım'da da bunu görmüştük. Serdar Aziz / Denayer oynayacak ama Fernando'nun yokluğu kadar endişelenmiyorum bu duruma. Şu da soruldu, sahada aynı anda Donk ve Denayer'in bulunması sorun olur mu diye. İkisi de odağını çabuk kaybetmesiyle bilinir, haklı da bir yorum. Bilemiyorum tabii, Fernando'nun yokluğunda kesin Donk mu olacak. Bana göre formaya en yakın isim o..

Daley Blind & Galatasaray, Asamoah olmayacaksa gelmesi gereken isim


Daley Blind hakkında daha önce de yazdım, eğer Asamoah olmayacaksa gelmesi gereken bir numaralı sol bek. Asamoah'la farklı tarzları olsa da joker yapıları dahilinde bunu söylüyorum. Transfer tarzında yazmıştım Blind'i, o gün itibariyle sezon sonunda sözleşmesi bitiyor diye biliyordum. Bugün baktığımda ise sözleşmesinin bitişi 2019 olarak görünüyor. Yine de transferi mümkün bir isim, özellikle de kiralama durumu üzerine. 

O dönemler ütopyam da vardı, Blind ve Asamoah'ı aynı anda alabiliriz üzerine. Tudor'un 3'lü savunma düzenini düşünerek söylüyordum, Blind'i sol stoper, Asamoah'ı ise sol kanatta kullanarak. Birbirlerinin alternatifleri değiller aslında, çok farklı özellikleri var. Asamoah daha atlet ve güçlü bir oyuncu, daha çok orta saha özellikli. Blind de orta saha gibi oynayabiliyor ama stoper özellikli, daha teknik özellikli ama Asamoah'a oranla ağır.

Blind özelinde bir ön yargı var, "istemiyorum" diyerek işin içinden rahatlıkla çıkılıyor. Galatasaray ve Türkiye Ligi'ni düşünerek yorumlayın, sol bekine Carole dönebilir mi diye düşünüyorsun. Hakan Balta'yı kullanmak durumunda kalacaksın, Blind'e temposuz deniyor, Hakan Balta'ya 34 yaşında ne diyeceğiz. Ya da Latovlevici mi devam etsin. Blind'i transfer etme durumun varsa alırsın, kaliteli bir oyuncudur ve profili yüksektir.

Blind'i hiç tanımayanlar için yazayım, tarzı Hakan Balta'ya benzer. Kalite değil, tarz olarak bunu söylüyorum. Hakan Balta da stoper özellikli bir sol bekti, ağırdı ama teknik / pas özelliği ön plana çıkardı. Blind'in de ağır olduğu doğru da stoper özelliği çok daha yüksek, teknik / pas gibi özellikleri çok daha yukarıda, rahatlıkla orta saha olarak oynayabilecek (bugün Fernando'nun yokluğunda bir numaralı aday olurdu), lider bir karakter. Sadece oyun aklıyla dahi bu ülkede önemli bir fark gösterir.

Manchester United onu 17.5 milyon avro gibi bir rakama alsa da beklentiyi karşılayamadı. Uzun zamandır bu takımın formasını giyiyor, Van Gaal zamanı daha bir ön plandaydı. Bu sezona bakınca da iyice gözden çıktı, pek fazla forma şansı bulamıyor. Mourinho / Fatih Terim ilişkileri derken bu transferin gerçekleşmesi çok olası, iş Blind'in iknasında.

Belli ki hocanın önceliği bu pozisyon için daha yüksek bir profil. Scout önerisi kaynaklı bazı genç sol bekler de konuşuluyor ama Asamoah, Blind gibi isimler üzerinde bir uğraş var. Orayı Evra gibi bir isimle de geçmek istemiyor, düşüncesi daha uzun vadeli. Blind'i isterim, Asamoah olmayacaksa da gelmesi gereken bir numaralı isimdir..

17 Ocak 2018 Çarşamba

Oumar Niasse & Galatasaray, aklıma tarz noktasında daha doğru bir forvet gelmiyor


Niasse de her yıl istisnasız olarak takımlarımızın gündemine gelir. İçinde bulunduğumuz Ocak ayında konuşulduğunu görmedim gerçi. Cenk Tosun transferinde Beşiktaş için takas olabilir mi diye düşünüyordum, bakmadılar bile. Galatasaray için de her dönem konuşuruz, bu dönem ismi henüz anılmadı. Yazılacaktır tabii, forvet aradığımızı biliyorum.

Aradığımız tarz öncelikle. Hızlı ve kanat özelliği var, ayrıca patlayıcı gücü olan bir isim. Gomis'i de tamamlar, rahatlıkla çift forvet oynarsınız ve fazlasıyla uyumlu bir ikili olur. Kenardan getirebilirsiniz, patlayıcı özelliğiyle hücuma can getirir. Ya da kanatlara atarsınız, hücum içinde joker özelliği gösterir. 

Fatih Terim'in düzeninde hareket ve mücadele çok önemli. Gomis'in 2 maçta nasıl bir hal aldığını görüyorsunuz ki zaten iyi dediğimiz bir isimdi. Garry Rodrigues desek bu özellikleriyle hocanın gözüne girmiş durumda. Niasse'nin de bu özelliği var işte, hareket ve mücadele katacak. Sadece bunlar da değil, deplase koşuları, sırtı dönük oynayabilmesi veya topla rakibini geçebilmesi kıymetli.

Everton onu dönem dönem gözden çıkarır ama bir şekilde geri dönmeyi başarıyor ve rotasyon içinde yer buluyor. Bu sezon da 11 maçta 5 golü var, kötü diye anılabilecek bir sezon adına iyi performans. Bu sefer dönemeyecek yalnız, Cenk Tosun ve Walcott için önemli yatırım yaptılar. Daha güçlü bir hücum hattı oluştu, Niasse'nin o rotasyonda yer bulabilmesi çok zor.

Piyasası vardır diye düşünüyorum, Everton'un önceliği de onu bonservisle elden çıkartmak olur. Premier Lig'de kalabilir, Rusya'ya dönebilir ya da para derse Katar / Çin gibi ihtimaller dahi doğar. Galatasaray'ın onu takıma kazandırmasının tek yolu kiralama ile olabilir ki o da Everton'da bitiyor. Niasse ikna olur, Galatasaray'a gelmek ister. Everton'u kiralama konusunda ikna ise yöneticilik becerisi ister, beni düşündüren nokta da bu.

Aklıma tarz noktasında daha uygun bir isim gelmiyor, Niasse'nin transferini isterim. Hamza Hamzaoğlu döneminde gündeme geldiğinde de istemiştim, o dönem anlamsız bir tepki vardı. Sonra o Niasse Rusya'da büyük bir çıkış yakaladı ve 18 milyon avro bonservisle transfer yaptı. O dönem 24 yaşındaydı, bugün 27. Hala genç, hala önünde iyi bir gelecek var ve bonservisle alabiliyor olsanız size geri dönüşü dahi olurdu..

Ronaldinho da bıraktı demek, izlemesinden en keyif aldığım futbolcu


Bu tarz yazıları yazmayı hiç beceremesem de söz konusu Ronaldinho olunca kayıtsız kalamadım. Bıraktı demek, izlemesinden en keyif aldığım futbolcu. Ronaldinho'dan çok daha iyi birçok futbolcu yazılır, söylenir de böylesine saf yetenekleri bir başka seviyorum. Tam bir cambazdı, en üst seviyede dahi işin "şov" kısmından ödün vermeden büyüdü. Ne yapacağını kestirmek güç, nasıl bir önlem alabilirsiniz ki. 10 numaralar denildiğinde Ronaldinho'nun da hatırı sayılır bir yeri olacak, benim için ise en iyilerden biri. Rijkaard'ın Barcelona'sı tabii, apayrı bir yerde, o takımın da en büyük parçası olan Ronaldinho. En üst seviyede bırakmasını isterdim, ya da günün birinde yolunun Galatasaray'a düşmesini. O ihtimal de doğdu çünkü. Yaşantısı, profesyonelliği bambaşka konu ve o da beraberinde gelse işin rengi daha da değişir. Daha iyisi olabilir mi demeyin, bu adamın yeteneklerinin ucu yok. Neyse, Ronaldinho'yu izlediğim için kendimi daima şanslı hissedeceğim..

Endogan Adili ve Umut Gündoğan gibi futbolcular gün itibariyle hala maaş alıyorlar


Maliyet konusuna çok girmiyoruz, ille de saha içi diyoruz ama konuşmak lazım. Geçtiğimiz günlerde de yazmıştım, bir futbolcuyu sadece bonservis üzerinden değerlendirmek hata. Yıllık ücret bence çok daha önemli bir konu. Bonservislerin şartlar itibariyle değişkenleri olabilir ama yıllık ücreti siz belirliyorsunuz, o dengeyi tutturmak o kadar önemli ki.

Bizim de beceremediğimiz bu, son yıllarda öyle anlamsız sözleşmeler verildi ki bugün kulübün dengesinden falan söz etmek mümkün değil. Endogan Adili ve Umut Gündoğan gibi futbolcular gün itibariyle hala maaş alıyorlar mesela, göndermek hiç de kolay değil. Daha bunun Tarık Çamdal detayı var, bu sezon 1.5, gelecek sezon ise 1.6 milyon avro kazanacak. Sadece onu örnek vermek bile bu konu hakkındaki en detaylı açıklama.

Geçen sezon da büyük yanlışlar yaptık. Galatasaray'a imza atan her futbolcu kapıyı 2 milyon avro'dan açtı. Serdar Aziz, Tolga Ciğerci gibi isimlerden gün itibariyle yarar sağlasak bile hatalı rakamlar. Eren Derdiyok'u var daha, ondan katkı da alamıyoruz ama 2.1 milyon avro'luk bir yıllık ücret var. Cenk Tosun Beşiktaş'ta bunun çok daha aşağısında kazanıyordu.

Böyle sözleşmeleri bu tarz oyunculara verdiğinizde elden çıkarmak o kadar kolay olmuyor. Kimse yanaşmıyor bazı sözleşmelere, haliyle gönderirken dahi maaşının bir kısmını ödemek durumunda kalıyorsunuz. Oysa bir de elden çıkan veya çıkmaya yakın isimlere bakın, talip bulmak kolay. Emrah Başsan zarar ettirmeyecek mesela ya da giderken Latovlevici'yi de göreceğiz. Cavanda'yı eleştirdik ama maaşı sayesinde elden çıkartabildik, talibi çıkıyor.

Bu sezon ise önemli bir değişime gittik, çok iddialı futbolcular aldık. Bu isimlerin bonservislerine ya da yıllık ücretlerine takılmıyorum, Türkiye şartları dahilinde ederleri bu. Hemen hemen hepsinden de katkı aldığımızı görüyorsunuz. Hak eden futbolcuya değerini verirsiniz, bunda sorun yok. İş katkı vermeyen, süre alamayan ve giderken sizi zora sokan futbolcular..

16 Ocak 2018 Salı

Castro falan yetmiyordu, bir de Poko takviyesi geldi


"Abi biz niye almadık" gibi sorular soruluyor. Cevabı basit, öncelikle para yok. Bugün transferde bu kadar hareketsiz kalmamızın nedeni. Diğeri de yabancı kontenjanı, şu ana kadar elden kimseyi çıkartamadık. Galatasaray - Karabükspor maçının ardından yazmıştım, dileyen tekrar bakabilir;


Bu tarz ciğersiz diye tabir ettiğimiz orta sahaların kıymeti büyük. Yıllardır Galatasaray için "temposu çok düşük" diyorduk, bunun da temelinde orta saha yatar. Bu sezon Badou Ndiaye gibi futbolcularla o çehre değişti ama altını dolduramadık, doğru alternatiflerimiz yok. Poko sorunsuz ve maliyetsiz de bir adam, Badou Ndiaye için çok doğru bir alternatif olacağını söylemiştim. Badou Ndiaye için transfer ihtimali her zaman olacak, Poko gibi isimlerle o geçişi daha hasarsız atlatmak mümkündü.

Bu yazdıklarım sadece Galatasaray için geçerli değil, herkes için değerli bir futbolcu. Daha 24 yaşında, önünde uzun bir gelecek var ve üzerine koyması muhtemel. Ciğersiz diye tabir ediyoruz, topla dikine oynayan, dripling özelliği güçlü, 6-8 veya sağ bek gibi kullanabileceğiniz yönlü bir futbolcu. Onun için transferde böyle bir yarış izlemek doğal. Bursaspor, Konyaspor derken Göztepe'ye imza attı ve bana göre gidebileceği en iyi takımlardan biri.


Ligin ilk yarısının flaş ekiplerinden birinden bahsediyoruz. Bu gerek kadro kalitesi, gerek yönetilme şekli, gerekse vizyonlarıyla alakalı. Castro için de aynı şeyleri yazıyordum, bu ligin en kaliteli 8 numaralarından biri. Top tekniği yüksek, topla bu kadar iyi çıkabilen bir ismi düşünmedik bile, Göztepe ise bedavaya aldı. Poko'nun da bonservisi 1.5 milyon avro, bu piyasa için bedava olduğunu düşünüyorum. 1.5 - 2 yıl sonra 6-7 milyon avro'ları görür.

Rotman'ın yerine oynayacaktır, Castro / Poko ikilisini göreceğiz ve bu merkez de ligin en iyilerinden biri oldu. Takımın enerjisi de yükselecek, Poko'yla birlikte mevcut kalitenin üzerine koydular. Onun için iddia sahibi tüm Anadolu büyük uğraş verdi, herkes biliyordu ki mevcut kaliteyi çok arttıracaktı. Bursaspor'a da yakışırdı, Le Guen'in düzeninde büyüyebilecek bir isimdi. Konyaspor'a da yakındı ama Göztepe bu işi bitirdi..

Hazırlık maçlarının yıldız isimlerinden biri de Mariano oldu


Futbolcular özelinden gitmeye devam ediyoruz, sırada Mariano var. Sürekli bir Fatih Terim etkisinden bahsediyorum, onun daha farklı dokunuşu ne olabilir üzerine. Tudor döneminde bazı iyi isimler vardı, Mariano da onlardan biri. Son döneme doğru performansı düşüş gösterse de genele vurunca olmazsa olmazlardan biri olduğunu gösterdi.

Sağ bek Galatasaray için sıkıntılı bir pozisyon, Eboue'nin son sezonu da dahil olmak üzere orayı dolduramadık. Mariano'nun transferi bu açıdan kıymetliydi, o da şu ana kadar beklentiyi karşıladı. Yine de ondan gördüğümüz performansın da yüzde 60 seviyesinde olduğunu düşünüyorum. Farkını ortaya koysa da daha fazlası var.

Fatih Hoca'nın düzeninde bekler olduğundan çok daha önemli. Beklerle hücumu zorlamayı, oyunu onlar üzerinden kurmayı seviyor. Eboue / Riera örneği mesela, Riera'nın teknik özelliği ve oyun aklı sayesinde Şampiyonlar Ligi beki çıkardı ondan. Eboue zaten iyi bir isimdi, kariyeriyle de ortada olan. O da 2 sezon maksimum katkı verdi.

Bu anlamda Mariano'yu düşününce hocanın eli rahat. Solda sıkıntı var, bu tarzda bir isim bulmanın önemi büyük. Sağda ise Mariano, hatta Linnes önemli kozlar. Göztepe maçına bakınca en iyi Linnes performansı izlediğimizi söyleyebilirim. Linnes'i ilk kez Molde günleri gibi görmüştüm, işleyen bir düzende o da iyi çarklardan. O gün de yazdım, Mariano'yu düşünün bir de. Bu düzende o ne yapardı.

Hazırlık maçlarının yıldız isimlerinden biri de Mariano oldu. Viitorul maçı mesela, 2. yarıda maçı kopartan isimdi. İşlemeye yüz tutmuş bir hücum oyunumuz var, Mariano'nun da etkisi büyüktü. Feghouli'yi de sağ tarafta daha sık izleyeceğiz, Mariano / Feghouli uyumu sağlandığında da Şampiyonlar Ligi düzeyinde bir sağ koridor oluşturmuş olacağız. 

15 maçta 1 gol 2 asist yaptı, bana sorarsanız bu rakamlar az ve yükselecektir. Özellikle asist rakamı diyeyim, düzen içinde Mariano'yu o kadar da iyi kullandık diyemem. Yine Gomis yorumu, yaptığı her şey onun bireysel kalitesiydi. Düzen içinde görelim bir de, oyun aklı, geriden oyunu kurabilmesi ve hücum bindirmeleriyle yüzde 100'u görmüş olacağız. Keşke bir de sol tarafa bu ayarda birini bulsak, o zaman Mariano'nun etkisini de katlardık, yükü biraz daha onun sırtından alıp..

Bir forvet daha fazla ne yapabilir sorusu geliyor akıllara


Ligin ilk yarısının en iyilerinden, 17 maçta 14 gol 4 asist. Bir forvet daha fazla ne yapabilir sorusu geliyor akıllara, Fatih Terim döneminin Tudor dönemine oranla farkı ne olabilir. Tudor dönemi bazı fubolcuların isminin altını ısrarla çiziyordum, Gomis de onlardan biriydi. Gol anlamında beklentiyi elbette karşıladı, hırsı ve mücadelesiyle de taraftarın sevgilisi oldu. Tüm bunlara rağmen Gomis'in daha fazlasını verebileceğini, onun yüzde 60'ını izlediğimizi düşünüyordum.

Fatih Terim döneminde Gomis'i 2 maçta izledim, haliyle "2 maç üzerinden mi karar veriyorsun" diyenler olacak. Haklı eleştiri, bir şey diyemem. Ben yine de düşüncemi yazayım, hatta bu konuyu maç yazılarının içinde de belirtmiştim. Gomis'i tam bir pivot gibi kullanmaya başladık, nihayet fizik özelliğinden yararlanmak aklımıza geldi. Onu koşturmak, ileride yalnız bırakmak yerine hücum odağını Gomis üzerine kurduk.

Haliyle Gomis bu iki maçta çok daha yararlı oynadı. Elmander örneği vereyim, biz onu attığı gol sayısı üzerinden mi yorumluyorduk. Gomis başka bir adam, mutlaka gol sayısı üzerinden konuşacağız da işin içine farklı şeyler de girdi. Kendi yarı sahasına kadar rakibini kovalıyor ve topu kapıyor, rakip stoperleri presi ile yıpratıyor, bu konuda Elmander olmak zor olsa da o tarz bir hücum presini yeniden aramaya başladık.

Drogba'yı da böyle kullanırdık ve onun varlığı Burak Yılmaz üzerinde pozitif bir etki olmuştu. Sırtı dönük oynayabiliyordu, servis yapıyordu, top tutuyordu, oyun aklını ortaya koyuyordu. Bunları yapabilmesi de hücumcuların ona yakın oynamasıyla alakalıydı. Tudor dönemindeki hata bu işte, Gomis o kadar yalnızdı ki sadece gol üzerinden konuştuk onu. Bu da Gomis'in kalitesiyle alakalı bir şey.

Fatih Terim döneminde ise Galatasaray hücumcuları Gomis'e çok daha yakın. Haliyle Gomis de servis yapmaya, top tuttuğunda etki oluşturmaya başladı. Garry Rodrigues bunu iyi kullanıyor mesela, Gomis'den servisler alıyor. Sağ kanatta oynadığında mücadelesiyle öne çıkıyordu, sola aldığımızda ise (bu düzende) hücum kalitesi de oluşturmaya başladı. Gomis'in varlığı bunda büyük etken.

Keşke bir de alternatifini bulabilsek. O isim Eren Derdiyok olmuyor, daha doğru bir profil lazım. Gomis'i sağlıklı ve diri tutmak zorundayız, o olmazsa bu hücum düzeni çok zor işler. Odakta o var, şu aşamada takımın en olmazsa olmaz futbolcusu. Ligin 2. yarısında bildiğimiz Gomis'i unutacağız, bunu eleştirenler de görecek, dediğime gelmiş olacağız. Fazlasıyla çalışkan ve güçlü bir forvetimiz var..
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir