29 Ekim 2020 Perşembe

Futbolculuk döneminde de sessiz, sakin işini yapardı


Futbolculuk döneminde de sessiz, sakin işini yapardı. Takımın liderlerindendi, 7'den 77'ye de herkesin saygı duyduğu futbolculardandı. Futbolculuğu sonrası da, Galatasaray içinde kalmasını çok istiyordum. Benim beklentim daha çok antrenörlük tarafında olsa da, işin idari tarafında eğitim aldı ve geçen yıllarda kendini geliştirdi. Böylelikle yeni teknik ekip yapılanmasında yerini aldı. İlk etapta "idari direktör yardımcısı" görünse de, orada da bir değişim ufukta.

Belhanda'nın yokluğunda?


Taylan Antalyalı, Belhanda ve Etebo orta saha hattıyla uzun süre devam ederiz diye düşünüyordum. Ta ki Belhanda'nın sakatlığına kadar. Medyada 3 hafta denilse de, Sivasspor deplasmanında oynar diye bekliyorum. Nice sakatlıklar yaşadı ve erken döndü. Erken dönmesine rağmen de tepki yedi gerçi. Her şeyi deyin de, mücadeleden kaçıyor demeyin. Yapamadıkları mutlaka var. Belki de o yapamadıkları, Galatasaray forması giymesine sebep. 

28 Ekim 2020 Çarşamba

Marcao baskı yedikten sonra, Luyindama da bu işin içine girmeye başladı


Erzurumspor maçıyla alakalı son yazı olsun. MatchStudy'nin "pas bağlantıları" noktasındaki paylaşımı. Saha içini grafik olarak paylaşanlar oluyor da, en çok kim kimle paslaşmış ve bunu da sayı olarak görebilmemiz değerli. Yine bir Saracchi övgüsü de diyebiliriz. Galatasaray'ın, Erzurumspor karşısında topla en çok buluşan futbolcusuydu. Sol bek diye geçmeyin, önemli işte. Saracchi olmadığında da, oyun düzenin direkt olarak bozuluyor.

Falcao'yu etkin kullanmanın yolunu buluyor gibiyiz


Galatasaray'daki sorun "forvet sorunu" gibi görünmese de, forvetinin hareketliliği de mühim. Elbette, Falcao gibi bir ismin mümkün olduğu kadar fazla rakip ceza sahası içinde topla buluşması lazım. Ceza sahası içinde topla buluşmak adına da, biraz daha hareket gerekiyor. O kısım da Falcao'yu ilgilendiriyor. 2 taraflı bakıyorum olaya. Elinde Falcao gibi bir forvet varsa, ondan faydalanmak zorundasın. Şu an böyle bir ismi kenara alma lüksümüz yok. 

Falcao cezalı, Belhanda'nın da sakatlığı var


Hiçbir rakibi hafife almamak gerektiğinin örneğini birçok kez yaşadık. Odağı kaybetmeden, her maçı olabildiğince ciddiye alarak oynamalıyız. Ankaragücü lige iyi başlamadı, takımdaki covid vakalarından ötürü eksikleri var, son sıradalar gibi şeyleri düşünmeyelim bile. Vaka sayısı artıyor gerçi, bir yandan da "ertelenir mi" diye çekiniyorum. Biz odağımızı yüksek tutalım yine de. Hafta içi bizimle de alakalı "kaos" ortamı doğsa da, şu an hocanın tabiriyle "herşey" yolunda. En azından öyle olmalı.

27 Ekim 2020 Salı

Celil Yüksel, Ömer Bayram'dan çok daha meziyetli


Celil Yüksel'le alakalı her hafta bir şeyler yazar oldum. Sürekli üzerine koyuyor çünkü, özellikle bu sezon kötü bir maçına denk gelmedim. Adanaspor'un kaybettiği gün dahi ön planda olan isim. Bu hafta, Atalay Babacan da ilk 11 başladı mesela. Tam anlamıyla sivrilememiş olsa da, zamanla ilk 11'in değişmez isimlerinden olacaktır. Gelişimi değerli, Galatasaray için şansı var. Celil Yüksel'i ise bonservisiyle verdiğimiz ve geri satın alma opsiyonu koymadığımız için iş işten geçti gibi görünüyor.

Babel'i kazanmak gerekiyor ve o yola girdik


Babel'i bu sezon tutuyorum. Oyun kurgusunda da iyi bir yer edindi diyebiliriz. 4-3-3 oynansa da, forveti ikileyebilmek adına sol kanatta tercih ediliyor. Ömer Bayram, Babel'in kanadına kaydığında, Babel de içeri geçiyor. Fiziği, hava hakimiyeti ve top saklayabilmesi gibi artıları da var. Baskı yediğimiz anlarda, geriden Babel'e uzun top atıyoruz ve o da çoğunlukla bu topları alıyor. Son haftalarda, baskı olayını aşamıyorduk. Bu da bir çare diyebiliriz.

Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı da unutmaz


Dediğimiz gibi işte. Mevcut yönetimin, Fatih Terim'i kovmaya gücü yok. Fatih Hoca, son derece haklı olarak (geç de olsa), Erzurumspor deplasmanında patladı ve Galatasaray yönetiminin reaksiyonunu bekleyişe geçtik. Yolların ayrılamayacağını biliyordum da, bekledik yine de. Ne söyleyecekler, icraat ne olacak? Gün sonunda ne oldu peki, hoca daha da güçlendi. Olması gereken de buydu. Fatih Hoca, bu yönetime çok bile kalkan oldu. Öyle büyük sorunlar yaşanıyor ve hoca sessiz kalıyor ki.

26 Ekim 2020 Pazartesi

Okan Kocuk'dan ufak da olsa özür dilemem gerekecek


Okan Kocuk / Fatih Öztürk kıyası yapmayacağım. Galatasaray'daki tek ya da en büyük sorun kaleci de değildi. Fatih Öztürk'le alakalı problem, kendisinin Galatasaray kalesinde olduğundan bihaber oluşu. Alanyaspor maçının 45. dakikasında yerden kalkmıyordu bu adam. Beraberliğe razı bir ruh hali vardı. Bu ruh halinde olan bir kaleci de, Galatasaray'ın kalesini korumamalı. Bu ligde, Galatasaray her maçını kazanmaya oynar. 10 kişi kalmış olması önemli değil. Bunu da hepimiz biliyoruz. Fatih Öztürk bilmiyorsa, burada işi ne?

Belhanda olmadığında kimi oynatacaksınız?


Row-Z Report (https://twitter.com/RowzReport) 'un paylaşmış olduğu, Belhanda'nın Erzurumspor karşısındaki pas haritası. Galatasaray adına maçın adamı kimdi diye sorsak, Luyindama mı yoksa Belhanda mı diye düşünürdüm. Belhanda'nın sahaya "kaptan" olarak çıkacağının öğrenilmesinin ardından, pusuda bekleyen negatif algı kendini ortaya çıkardı. Neyse ki maç sonunda galibiyet ve iyi performans geldi. Yoksa, yazılacakları az çok tahmin ediyordum.

Düşünün işte, Saracchi'nin Galatasaray'ın oyunundaki değerini


Erzurumspor karşısında Saracchi, 78 kez topla buluşmuş. Düşünün işte, bu adamın Galatasaray'ın oyunundaki yerini. 1 ismin olmamasının, sistemi bozuyor olması sorun olsa da, Saracchi'nin değerini konuşmak lazım. Transfer döneminde ısrarla yazdığım, Saracchi için alternatif üretilmesi gerektiğiydi. Sakatlık meyli olabiliyor, oynamadığı uzun haftalar var. Saracchi için alternatif üretmek ve o rotasyonda sağlıklı kalmak gerekiyordu.

25 Ekim 2020 Pazar

10 kişi kalmış Galatasaray'ın baskı yememesi ve pozisyon vermemesi değerli


Galatasaray'ın iyi tarafı savunması. Erzurumspor karşısında da orada güçlü kalınarak galibiyet geldi. Tek eksik taraf, Marcao'nun kontrolsüzlüğü diyeyim. Alanyaspor karşısında da yaptığı gereksiz faul golle sonuçlandı, Erzurumspor karşısında yaptığı penaltı da. Yine de medyada hakkında oluşturulan "saçma algılara" kanmayın. Değerli bir stoper ve Galatasaray'ı saha içinde farklı kılan unsurlardan. Zaman içinde yine özüne döner.

Galatasaray yönetimi için "oyun bitti"


Fatih Hoca, benim gibi birçok Galatasaraylı için "kırmızı çizgi". Ben 34 yaşındayım ve belki de babamın yaşatmadığı duyguları, Fatih Hoca sayesinde yaşadım. Yeri gelir eleştiririz, saha içini, dışını konuşuruz ama hocaya duyduğum saygı ve sevgi değişmez. Bugün hocanın yanındayım, yarın da bu durum değişmeyecek. Bazı durumlar istediğimiz gibi gelişmiyor da, bir de arkasındaki durumu irdelemek lazım. Galatasaray yönetilemiyor, acı gerçek budur. Yönetilemeyen Galatasaray'da da, hocanın bu çabası nereye kadar? Türlü handikaplarla uğraşıyor. Bu handikaplarla uğraşırken, saha içine ne denli odaklanırsın?

Şu koşular daha sık gelse, nice goller atılacak


Falcao'nun son gördüğü kırmızı kart, 2008 yılında River Plate formasıylaydı. O zamandan, bu zamana kırmızı kart görmemişti. Erzurumspor karşısında yediği kırmızı kart da son derece ucuz ve adaletsiz. İlk sarı kartı dahi tartışılırken, 2. sarı kartı o kadar ucuz ki. Falcao da uyanık olmalı tabii, hakem pusuda bekliyor. Fırsatı bulunca da, çok ucuz bir şekilde Galatasaray'ı 10 kişi bıraktı. Fatih Hoca da söyledi, hakem tarihe geçme fırsatını kaçırmadı.

24 Ekim 2020 Cumartesi

Erzurumspor 1-2 Galatasaray, şu gol koşularını atalım işte


İlk 11'i gördüğümde, 4-4-2 yönünde heyecanım doğsa da, yine 4-3-3'ü izledik. Bu sefer bir fark var, daha derli toplu, formasyonun gerekliliğince oynadık. Taylan Antalyalı / Belhanda / Ömer Bayram orta sahası fazlasıyla dinamik. Emre Kılınç ise beklediğimiz koşuları atacak kanat. Falcao / Babel tarafındaki hareketsizlik kafamı karıştırıyordu ki, ilk yarıda bunun sıkıntısını çektik. Oyun fena olmasa da, 2'yi bulamadık.

Yeni bir şeyler görebilir miyiz?


Kafamdaki 11'leri konuşmak isterim. Bu şekilde oynamayacağımızı düşünüyorum, onu baştan ekleyeyim. Böyle olsa nasıl olurdu tarzında benim düşüncem. Bazı yerler değişir de, aynı kurgu devam eder. Feghouli de yok gerçi, sezon başındaki yapı ister istemez değişir. 2 kenar oyun kuruculu düzen, bir kanadı farklı şekilde olur. Babel solda olsa, Arda Turan sağa çekilmez. Arda Turan solda olursa da, Babel sağa çekilmez. Babel forvete geçebilir, hatta bunu hak ediyor da.

Bir konuda hakkı var, o da hakkını yeterince teslim edemediğimiz


Birkaç gün önce, Adem Büyük'ün bir röportajı vardı. Galatasaray'daki günlerinden ve ayrılık sürecinden bahsetti. Kimsenin ona git demediğini ama oturmak istemediğini, karakterinde "oturarak para kazanmak" olmadığını belirtmiş. Kendisine çok büyük saygı duyuyorum. Yeni Malatyaspor'da, Galatasaray'da kazandığından daha fazlasını kazanmıyordur. Üstelik bir de, giderken alacak bıraktı ve biz onu transfer geliri gibi gösterebildik.

23 Ekim 2020 Cuma

Feghouli'nin sakatlığı o kadar inandırıcı gelmedi ki


Feghouli, Linnes, Sekidika ve Emin Bayram yok. Bu yoklar arasında Feghouli'yi konuşmak lazım. Linnes'le birlikte sakatlıklarının olduğu açıklansa da, Feghouli'nin durumu pek inandırıcı gelmedi. Belhanda'yla birlikte uğradıkları bir mobbing var. Hatta Falcao'yu da bu halkaya ekleyelim. Bizzat, Galatasaray yönetiminin yaptığı bir şey. Şu ortamda onlardan katkı almaya çalışmak zor. Feghouli'yle de belli ki ipler kopmuş. Sezonun geri kalanında kendisinden bir beklentim kalmadı.

Samsunspor mevcut yabancılarından bir an önce katkı almak zorunda


Koranavirüs'ün en çok can yaktığı takımlardan biri de Samsunspor'du. Bunu geçtiğimiz günlerde de uzun uzadıya yazmıştım. Geride kalan 6 haftada, 25 farklı futbolcuyla oynamış Samsunspor. Bir ara her hafta 2-3 garanti isim hastalığa yakalanıyordu ve formasından uzak kaldı. Hastalığın dönüşü de sıkıntı, fiziği toparlamak zaman alıyor. Buna sakatlıkları da ekleyin, Boli ve Tomane gibi isimler de bu yüzden oynayamıyor. Bu şartlar altında da istikrardan bahsetmek imkansızdı.

Döndük, dolaştık ve yine mi Garry Rodrigues'de takılı kaldık


Galatasaray'a rağmen, Fenerbahçe'ye gitmez diye düşünsem de gitmişti. Fenerbahçe formasıyla, 29 maçta 4 gol 6 asist (o yapı içinde) fena durmasa da, hayal kırıklığı oldu diyebiliriz. Hatta Garry Rodrigues'in düşüşü, Gomis'le yollarının ayrılmasından bu yana sürmekte. 2018 / 2019 sezonu da onun adına kötü geçiyordu. Suudi Arabistan'a satışı ise, gelen bonservis miktarına göre Galatasaray için başarı oldu diyebiliriz. Sezon başı satılsa, rakam belki daha da büyürdü.

22 Ekim 2020 Perşembe

Gün sonunda, Seri'nin Fulham'ın Premier Lig kadrosunun dışında olduğunu gördük


Transferin ilk gününden, son saniyesine kadar, Seri transferini konuştuk. Fulham, Premier Lig'e çıkmasın diye başlayan süreç, Seri'nin Premier Lig kadrosuna dahil edilmemesine kadar sürdü. Ne kadar ilginç değil mi? Fulham, Premier Lig'e çıkamamış olsa, bu kiralama hamlesine kesin gözüyle bakıyorduk. Premier Lig'e yükselmelerinin ardından ise uçuk bonservis bedelleri, Inter gibi takımların talip olduğu konuşuldu. Gün sonunda ise bir anlamda boşta kaldı ve Ocak ayı transfer dönemini bekleyecek.

Hocayı ve scout ekibini kötü göstermek adına yapılan algı haberine bakar mısınız?


Algı haberine bakar mısınız. Muslera'nın yokluğunda 2 kaleci adayı belirlenmiş ve bu isimler de Nurullah Aslan ile Fatih Öztürk. Scout ekibi de Fatih Öztürk'e onay vermiş. Bu tarz haberlerin çıkış kaynağı da belli. Mustafa Cengiz'in son açıklamalarına bakınca, az çok isim ortaya çıkar. Başarısızlığı olduğu gibi teknik heyete bırakmaya ant içmişler ve kendi beceriksizliklerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bu ayrı konu, onu da konuşacağız.

İmza töreninde şov yapıyordun da, bugün böyle mi oldu


Fatih Terim'e rağmen, Falcao'yu transfer ederken güzeldi her şey. İmza töreninde şov yapıyordun, Falcao transferi üzerinden sükse yapmaktan geri durmadın. Sadece başkan için değil, tüm yönetim adına yazıyorum. Özellikle de futbolla alakalı duran, her transferde, futbolcu yanında poz vermekten çekinmeyen isimler. İşler kötü gidince, 500 bin forma satılmasını bekliyorduk, 50 bin'de kaldık diyorsun. Bu adamı pazarlayamamanın suçu kimde şimdi?

21 Ekim 2020 Çarşamba

Sezona ne güzel mazeretsiz girmiştik


Sezona mazeretsiz girmiştik. Transferler yine gelmemişti ama içeriden yapılan sürpriz kazanımlar değerliydi. 4-1-4-1'e döndük, Taylan Antalyalı'yı 6 numarada, Emre Kılınç'ı da sol iç orta sahada izliyorduk. Bunlar beklenmeyen, yeni hareketler. Oynanan futbol da iyiydi ve yeni sezon adına fazlasıyla umutluyduk. Hoca, olabildiğince sahaya odaklıydı. Odaklandığında da zaten her şey o kadar kolay gelişiyor ki. İlgi dağıldığı an, ısrarlar, ezberler derken, sarmal içinde aşağı doğru geliyoruz.

Belhanda / Feghouli sürecindeki tüm zarar yönetime yazar


Belhanda / Feghouli sürecindeki tüm zarar yönetime yazar. Futbolcu satamamak ayrı, onları değersiz kılmak ayrı, transfer döneminin bitmesinin ardından söyledikleri apayrı. Takımda kaldılar, hoca da iyi kötü kullanmak istiyor. Yalnız süreç öyle bir hal aldı ki, kafa olarak bitti herkes. Bunu da sadece 2 isim üzerinden değil, yıllardır yapıyorlar. Yönetilemiyoruz söyleminden kasıt bunlar işte. Değer üretemiyorlar, elde olanı daha da aşağı çekiyorlar.

Luyindama'nın özüne dönüşü, belki de konuşabileceğimiz tek iyi nokta


Galatasaray'da artıları konuşmak imkansız. Şu sıralar pozitif bir yön bulamayız. İlla zorlarsak da, Luyindama ve Marcao'nun performansları konuşulmalı. Gerçi Marcao da arada öyle hata yapıyor ki, kırılma noktası olabiliyor. Yediğimiz frikik golündeki alakasız yere yaptığı faul bunun örneği. Rakibin önüne geçemedi ve kontrolsüz şekilde indirdi. Yediğimiz gol ayrı da, sarı kart yedi. 1-0 devam etse dahi, seni her an eksik bırakabilecek bir hareket.

20 Ekim 2020 Salı

Şu hamleler sonrası, farklı bir sonuç bekleyen var mıydı?


Geçtiğimiz günlerde, maç içinde "çift forvete" dönüşlerin istatistiğini paylaşmıştım. Yıllar önce, bir Antalya deplasmanında işe yarayan bu hareket, maalesef ısrarla devam ettiriliyor. Skoru aradığımız anlarda, orta sahayı boşaltıyoruz ve forveti çiftliyor, hatta üçlüyoruz. O topu kim taşıyacak ya da atacak diye düşünmeden. Pozisyona giremiyor, hücuma top atamıyor, top tutsan da etkili olamıyorsun. Tamamen kaosa yönelik bir hareket. Çağın gerekliliğinden bir o kadar uzakta.

Bir Galatasaray kalecisi düşünün ki, 2. yarının hemen başında beraberliğe razı olsun


Yediği golleri geçtim, daha vahim bir görüntü var. Bir Galatasaray kalecisi düşünün ki, 2. yarının hemen başında "beraberliğe" razı olsun. Akhisarspor ya da Kasımpaşa'da oynadığı günleri hatırladı sanırım. Ya da oradan çıkamamış. 2. yarının başından itibaren, üzerine gelen her topta yattı bu adam, zaman geçirmeye çalıştı. Locada oturanlar isyan etti artık. Düşünün geldiğimiz noktayı. 34 yaşındayım, ilk kez böyle hareket eden bir Galatasaray kalecisi görüyorum.

Öyle bir haldeyiz ki, gözden çıkardığımız Babel bu 2 isimden daha hazır ve iyi durumda


Falcao ve Diagne için "kağıt üzerinde müthiş rotasyon" diyorduk. Dediğimiz gibi de oldu, kağıt üzerinde kaldılar. Forvete top gelmemesi, onları doğru kullanamamak ayrı konu. Yırtıcı değiller, rakip savunmayı rahatsız edemiyorlar. Bu da apayrı bir konu. Öyle bir haldeyiz ki, gözden çıkardığımız Babel bu 2 isimden daha hazır ve iyi durumda. Hatta fizik ve mücadele anlamında, her ikisini de cebinden çıkarır diyeyim.

19 Ekim 2020 Pazartesi

Galatasaray 1-2 Alanyaspor, 11'e 11 ne oynuyordun ki?


Yılların ezberi değişmiyor. Maç berabere ya da geridesin ve skor arıyorsun. Bunu da, orta sahayı boşaltıp, forveti çiftleyerek yapmaya çalışıyorsun. İstisnasız şekilde, ters tepiyor bu. Elinde olan beraberliği de verip, kaybediyorsun. Forvette uyum dahi adamadan, uzun adamları öne atıyoruz. Orta saha boşaltılıyor, topu taşıyacak isimler kenara alınıyor. Bu uzun isimlere kim top atacak? Kaos arıyorsun da, Alanyaspor'a karşı da kaybettin. Üstelik, 11'e 10 oynamanın avantajını zerre kullanamayan rakibe karşı.

Galatasaray'da başlayan kariyer, Galatasaray'da bitebilir miydi?


Sizi bilmem de, Sabri Sarıoğlu'nu severim ben. Keşke bu forma altında futbolu bıraksaydı da. Hak etmişti çünkü, Galatasaray'da başlayan kariyer, Galatasaray'da sonlanmalıydı. Fatih Hoca da 4. döneminin ilk basın toplantısında bunun altını çizdi. Buradaki sorun şu, hatta Selçuk İnan da yaşıyor. Onun da burada bırakmasını istiyorum mesela. Yine de iş "saha içinde katkı alma" noktasına gelince sorun oluyor. Simge misali tutmuyoruz, sahaya atma gereksinimi duyuyoruz. Haliyle de beklenen katkı gelmiyor.

Hastalığıydı, sakatlığıydı derken, gerçek anlamda takımı bir arada göremedik


Yüksel Yıldırım'ın ortaya koymuş olduğu önemli bir vizyon var. Samsunspor'un var olan marka değerini daha da parlatıp, herkese tekrar hatırlatmayı amaçlıyor. Bu takımın yeri Süper Lig ve bunu da mümkün olan en kısa zamanda başarmak gerekiyor. 2. Lig'de 1 sene kaybedildi mesela. Yüksel Yıldırım, ipleri tam anlamıyla eline aldıktan sonra ise bu başarıldı. 1. Lig'in gerçekleri farklı olsa da, kadro kalitesi, yapılan yatırım ve vizyona bakınca, çok fazla orada oyalanmamak gerekiyor.

18 Ekim 2020 Pazar

Hem günümüz futbol oyunları yapısı içinde, hem de buram buram Tsubasa işte


Oyunla alakalı o kadar olumsuz şey okudum ki, beklentimi doğal olarak düşürdüm. Belki de beklentimi düşürmüş olmam iyi oldu. Tsubasa hastası bir adamım, yaşım kaç olursa olsun bu değişmeyecek. Atari zamanında oynadığım Tsubasa 2 de, en sevdiğim oyunların başında geliyordu. Onu da oynayanlar, müthiş bir hikaye modu olduğunu bilir. Tsubasa'nın Brezilya günlerinde başlayıp, Tsubasa sonrası Nankatsu ile oynayıp, Japom Milli Takım'ına geçtiğimiz bir oyun. 

Celil Yüksel'in tek örnek olduğunu sanmıyorum


Celil Yüksel'den çok fazla umudum olmasa da, belli de olmaz diyordum. 1 maçta karar vermemek lazım yine de. Gelişimini beklemek gerekiyor. Şunu söyleyebiliriz, geçen sezonun 2. yarısından itibaren istikrar kazandı ve gelişim gösteriyor. Adanaspor da onun bonservisini alarak güvenini ve beklentisini göstermişti. Bu sezon da ilk 11'de kullanıp, katkı alıyorlar. Altınordu'yu 5-2 yendikleri maçta, 1 gol 1 asisti var.

Bu kongre de ne kadar erken olursa, o kadar Galatasaray'ın hayrına


Fatih Hoca'nın, Bein Sports'a vermiş olduğu röportajdaki en önemli noktalardan biri "transfer" konusunda söyledikleri. Özellikle de bu yaz dönemi için diyelim. Hoca ısrarla "satma konusunda daha becerili olmamız lazım" derken, yönetimimiz bunu başaramadı. Başaramadığı gibi, girişmiş oldukları mobbing tarzı işlerle de işi iyice zora soktu. Medya üzerinden anlamsız algılar ürettiler. Bunu yıllardır yapıyorlardı da, artık kimse yemiyor diyelim.

17 Ekim 2020 Cumartesi

Muammer Denizhan Taşkan & Galatasaray, yerli ve genç isimleri konuşuyoruz


Ocak ayı transferi için, yerli ve genç isimleri konuşuyoruz. Ocak ayı da demeyelim, yeni dönemler adına. Yeni yabancı kuralı da gelecek ve bu tip, genç yerlileri takıma katmak değerli. Kerem Aktürkoğlu gibi transferlerden bahsediyorum. Bursasporlu, İsmail Çokçalış'ı da konuşmuştuk. Medyada adı anılan isimler bu şekilde. Geleceği kazanmak derken, bunu yerli ağırlığıyla gerçekleştirmek daha da önemli. Maliyetlerden sıyrılıp, bir yandan da yerli ağırlığını oluşturmak gerekiyor.

Hatta bugünden o güne bakınca, o dönemki beğenimin de üzerine çıktım


Hagi'nin Galatasaray'daki ilk teknik direktörlük deneyimini başarılı bulanlardanım. Hatta bugünden o güne bakınca, o dönemki beğenimin de üzerine çıktım. Yeniden yapılanma fırsatını kaçırmışız diye de düşünüyorum. Bazı dönemler iyi jenerasyonlar yakalıyoruz. O dönem de 86-87-88'li futbolcu grubunun yeni yeni ortaya çıktığı zamanlardı. 2004 - 2005 sezonuna bakınca da, Hagi'nin bu çocuklar üzerine düştüğünü ve biraz daha devam ediyor olsa, onlara döneceğini görebiliyoruz.

Hoca da "yavaş yavaş hazırlıyoruz" diyerek ateşi yaktı


Kerem Aktürkoğlu ve Ali Yavuz Kol özelinde beklentimiz var. 2 değerli genç ve hücum tarafında ciddi potansiyelleri var. Galatasaray hücumu da tıkanmaya başlamış, hareketliliği azalmışken, bu isimlerin sahaya atılmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz. Fatih Hoca'nın, Taylan Antalyalı için geçtiğimiz sezon söylediği "doğru zaman" söylemini hatırlamak lazım. Kerem Aktürkoğlu ve Ali Yavuz Kol çok daha genç isimler. Hoca da "yavaş yavaş hazırlıyoruz" diyerek ateşi yaktı.
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir