6 Ekim 2018 Cumartesi

Fatih Terim'in haftaları ligde 7 - 8. haftalardan sonra başlar


Galatasaray'ın ligde kaybettiği deplasmanların temel nedeni taktik / teknik gibi sorunlar değildi. Odak problemi yaşadığımızı düşünüyorum. Ligde oynadığımız deplasmanlardaki görüntü Porto maçına yansımayacaktı ki öyle oldu. Şampiyonlar Ligi'nin havası ve Galatasaray'ın o maça odağı çok farklı. Taktik / teknik değil bu konu, tamamen odakla alakalı.

Porto karşısında da büyük bir mücadele vardı. Kaybetsek bile yüzler düşük değil, hatta geleceğe dönük birçok pozitif nokta var. Galibiyeti kaçırdığımızı söylüyoruz, bunca handikabın arasında. Bu noktada ortaya çıkan sonuç "Şampiyonlar Ligi'nde gösterilen mücadelenin en azından yarısını Anadolu'daki deplasmanlara yansıtabilmek".

Antalyaspor deplasmanını önemli görüyorum. En azından "başladık" diyebilmek adına en önemli sınav. Tüm kayıplara rağmen ligde lideriz ve bunu korumanın yolu deplasmanlarda da istikrarı sağlamak. Trabzonspor ve Akhisarspor deplasmanlarını geride bırakıyorum, Antalyaspor deplasmanı yeni bir başlangıç olmalı.

Porto karşısında sevindiğim taraflardan biri "deplasman oyununu" bulmamızdı. Galatasaray'ın en büyük sorunlardan biri forvetinin kim olacağıydı. Eren Derdiyok'un alternatifinin olmaması itibariyle sağlıklı olduğu her an sahada olması gerektiğini düşünüyordum. Eren Derdiyok'un en büyük sorunu sakatlıkları ve istikrarıydı. Lokomotiv Moskova karşısında harika bir maç çıkarırken ertesi hafta yokları oynayabilen bir isim.

Eren Derdiyok'suz planları görmek gerekiyordu. Akhisarspor karşısında Onyekuru'yu denesek de olmadı. Topu önüne isteyen, hızlı bir futbolcu. Her ne kadar forvet özelliği olsa da sırtı dönük oyunu hiç yok ve hızı haricinde stoperleri rahatsız edemedi. Porto karşısındaki Sinan Gümüş ise daha iyi bir mesaj verdi. Biraz da olsa sırtı dönük oyunu var, top tutabiliyor ve ince pasları var. 

Sinan Gümüş'ün yanında Garry Rodrigues ve Onyekuru'yla iyi bir kontra takımı olduk. Tabii her deplasman Porto gibi değil. Anadolu'da topu size veriyorlar ve hatalarınızdan beslenmeyi deniyorlar. Sadece hızlı hücumlar değil, organizasyona da ihtiyaç duyuyorsunuz. O noktada da Badou Ndiaye'nin 11'e dönüşü bizi daha hızlı ve delici bir takım yapıyor. Ayrıca Sinan Gümüş'ün forvetteki varlığı ya da Belhanda hücum organizasyonu açısından önemli.

Muslera
Linnes Maicon Serdar Nagatomo
Fernando Badou
Onyekuru Belhanda Garry
Sinan

11 adına beklediğim tek değişiklik Donk'un yerine Badou Ndiaye'nin geçmesi. Porto karşısında geçmiş maçların formsuz ismi Fernando'nun da iyi oyununu izlemiştik. Bunun nedeni tamamen 6'ya odaklanması ve 8'i Donk'a bırakmamız. Fatih Hoca'nın Fernando'dan hücum noktasında da beklentisi vardı. Fernando kendi pozisyonuna ve geriden oyun kurmaya odaklandığında çok daha etkili. Badou Ndiaye ve Belhanda'yla da sağlam bir orta saha hattı oluşuyor.

Hızımız ve tempomuz çok önemli. Badou Ndiaye, Garry Rodrigues ve Onyekuru'yla da fazlasıyla delici bir takım olabiliriz. Porto karşısında 0-0'ı iyi oynadık, ligde ise öne geçtiğimiz maçlarda farka ulaşmakta zorlanmıyoruz. Antalyaspor deplasmanından fazlasıyla umutluyum. Biraz olsun odak gerekiyor, Fatih Hoca'nın da ipleri tamamen eline aldığını düşünüyorum. Fatih Hoca'nın haftaları ligde 7 - 8. haftalardan sonra başlar.. 

15 yorum:

  1. Katılıyorum. Ama 2011-2012 sezonunda biraz daha geç başlamıştı. Zannedersem 14. haftada Fenerbahçe'yi 3-1 yendikten sonra sezon sonuna kadar dominant futbol oynamıştık. Gerçi o kondisyondan ziyade taktik ile alakalıydı. O haftaya kadar tek forvet oynamış ve birsürü puan kaybetmiştik. 4-4-2'ye geçtikten sonra çatır çatır top oynamıştık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönem geç başlama nedeni hocanın yaz dönemi gelmesi ve sıfırdan bir takım kurulması. Bugün ise öyle değil.

      Sil
  2. Çoğu kişinin aksine ben deplasman fobimizin olmadığını, sorunun tamamen konsantrasyon kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bizim futbolcular isterse deplasman-iç saha farketmeksizin çoğu takımı paramparça eder. Porto maçında da bunu gördük.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam etmeli işte, Anadolu'ya da yansımalı bu. Yarısı bile yeter.

      Sil
  3. bu takımın futbolu gelişir de formaları ne zaman gelişecek? bugün oynanan kayseri maçını izledim. kayseri de nike. ve yemin ederim formaları bizden güzel.
    bordo turuncu oldu koskoca gs. sarı kırmızı görmeyi özledim. artık "bordo turuncu akar kanımız" diye mi bağıralım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nike böyle maalesef. Bizim de söz söylemeye hakkımız yok gibi..

      Sil
    2. Bordo turuncu benim bildiğim kulübün kararı. Açık tonda sarı ve kırmızı 80 li yillarda kullanilirdi. Ikisi de sıcak renk be kontrast yaratmaması sebebiyle estetik bulunmadı. Lens forması ve renkleri gibiydi eskiden. Lens yerine As Roma'ya öykündük biraz. Acik ton kirmizi yerine once koyu kırmızı sonra vişne çürüğü vs. diyerek bordoya doğru kaydık. Açık tonda sarı yerine de daha doygun koyu bir sarı tonuna geçtik.

      Sil
    3. Galatasaray sarısı diye bir şey var aslında, ben onu seviyorum.

      Sil
  4. Vişneye çalan koyuca tatlı bir KIRMIZI, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir SARI.

    Bu laf bu söz ne hikmetse son 10 yıldır çıktı. 86 dan beri takip eden biri olarak 80 lerde 90 larda boyle bi sozde duymadim, renklerimiz hiç te tok sari falan degildi bordoya yakın kirmizi da değildi. AS Roma ya ozendik çiğ sarı ve kırmızı tonları yerine. Isteyen 70 ler 80 ler 90 lardaki formalari videolardan incelesin. Benim fikrim de roma vari renklerin daha estetik olduğu. Lens takımı renkleri tonları estetik gelmiyor.

    YanıtlaSil
  5. o söze ben de hastayım. yahu arkadaşlar herhalde koca türkiye'de 1923'ten 2013'e kadar bordo ve turuncu kumaş vardır değil mi? hatta ali sami yen ve arkadaşları da arasa bulurdu bordo? ama sarı ve kırmızı tercih ettiler.

    sarı ve kırmızı daha tok olabilir. hep öyleydi. fb sarısı gibi değildi asla. ama bordo-turuncu çok başka. demek 90ların unutulmaz forması sarı forma yerine turuncu giymemiz lazımmış!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sarı formanın da renk tonu toktu, seviyordum.

      Sil
  6. Sari formayi severdim kubilay turkyilmaz'da guzel durdu manu maçında giydigimiz forma. Yine 89 daki monaco deplasmanindaki formada güzeldir o tondaki sarı da toktur.

    Yine kirmizi ağırlıklı forma da guzeldir. 92-94 arası giydigimiz.

    En kotu formalar dersen aria göğüs reklami olan 2003-2004 tu sanırım fosforlu yazı karakteri garip forma prates in olduğu sezon.

    Özgün tasarımı kendimiz yaptırıp firmalara boyle urettirme zorunluluğu koyabiliriz. Porto'nun 87 sampiyon kulupler kupasi finalinde bile giydiği klasik forması özgündür. Bizim parcali da bile standart özgün bir çizgimiz yok ne yazik ki... Bu ise kafa yoran çok da yonetim tarzimiz camia yapısı çok arkaik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nike gibi üreticilerde o olmuyor maalesef.

      Sil
  7. Bu kadar buyuk paranın döndüğü yerde seçim dışında(seçilmiş anlaminda) kulübün sabit kaliteli seçilmiş(qualife anlaminda) çalışanları ust ve orta duzey yoneticilerinde sureklilik olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde de oluyor ama yönetici kalitemiz tartışılır.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir