6 Aralık 2018 Perşembe

Beklenti ve oyunculara sabır gösterme konusu inşallah zamanla oturacaktır


Bu konu için geç bile kaldık diyebilirim. Ben de belli konulara sık sık değinsem de işin ehli olan Gökay Akpınar kadar sizlere detay veremiyorum. Gökay'ın bizler adına önemi büyük, yıllardır bu işin içinde ve sosyal medyada merakımızı "altyapı" noktasına çeken isim diyebilirim. Ben de kendisiyle işin en detaylı noktasına kadar inmeye çalıştım. Bizleri kırmadığı için tekrar teşekkür ederim.

Bu konuyu seninle uzun zamandır konuşuyoruz ve "altyapı" noktasında en azından sosyal medya üzerinde emeğin büyük. Taraftarın ilgisinin bu yöne doğru kırılmasında emeğin çok fazla. Gelinen noktayı nasıl buluyorsun, en azından taraftar bazında gösterilen ilgilen memnun musun?

Gökay Akpınar: İlk olarak akademi hesabını açtığımda tek amacım insanların ilgisini bu yöne çekebilmekti zaten. Bununda başlıca sebebi hem oyuncuların daha iyi tanınması hem de A takım geçiş süreçlerindeki beklentiyi doğru şekilde belirlemeye yardımcı olmaktı. O günlerde altyapı sohbeti yapabildiğimiz, oyuncular hakkında konuşabildiğimiz kişi sayısı belki de 5-6’yı geçmezken bugün insanların ilgisi beni çok mutlu ediyor tabii ki. Beklenti ve oyunculara sabır gösterme konusu ise zamanla oturacaktır inşallah.

Öncelikle Ozan Kabak'ı konuşmamız gerekecek. Geçmiş zamanda seninle konuştuğumuzda ilginin üzerinde olduğu 2000 jenerasyonunun en potansiyelli ismi olduğunu belirtmiştin. Şu an 11'e yerleşti ve gerçek anlamda bir Şampiyonlar Ligi oyuncusu olma yolunda, hatta oldu bile diyebiliriz. Ozan Kabak potansiyelinin hangi noktasına ulaştı ve bundan sonrası adına daha neler bekleyebiliriz?

Gökay Akpınar: Ozan’ı 13 yaşından beri takip ediyorum. O günlerde de gerek pozisyonu için sahip olduğu becerileriyle gerekse de saha içindeki karakteri ile kendini fazlasıyla belli ediyordu. Bunu o dönemde belirtmiştim, yaşının çok üstünde bir olgunluğa sahip bir oyuncuydu ve üstüne koyarak da devam etti.

Bu sezon bulmaya başladığı şans tabii ki tesadüf değil ama burada Fatih hoca faktörünü de atlamamamız gerek. 18 yaşında bir oyuncu ve belki de üst seviyeye adaptasyonu en zor pozisyonlardan birinde oynarken hem güvenip sahaya sürmesi hem de ısrarı çok önemliydi. Ozan da performansı ile bu şansı ne kadar hak ettiğini gösterdiğini düşünüyorum.

Potansiyeline bakacak olursak ise ben Ozan’ın hala göstereceği çok şey olduğunu düşünüyorum. İyi tanıyan biri olarak özellikle teknik becerilerine sergileme konusunda benim ciddi beklentim var. Ozan gerektiğinde topu geriden oyuna sokabilen, sorumluluk almaktan kesinlikle kaçmayan, lider ruhlu bir oyuncu. Ama bu seviye çok farklı. 18 yaşında, 10-11 maçı var ama bu seviye için hala ciddi bir tecrübe eksiği var tabii ki. Bunlarında zamanla oturacağını, bu tecrübe ile şu anda izlediğimizden çok daha ileri gideceğini düşünüyorum. Burada bize düşen ise oyuncularımızın arkasında durabilmek. Bu bahsettiğimiz tecrübede bir oyuncunun sıfır hata ile oynamasını beklemek hayalcilik olur. Ülkemizdeki altyapı eğitiminin de seviyesini göz önüne alarak oyuncuların hak ettiği şansı, toleransı iyi belirlememiz gerek.


Yunus Akgün de uzun zamandır A takımla çalışıyor ve zaman zaman şans bulduğunu görüyoruz. O kısa zamanlarda potansiyelini gösterdiği anlar da oldu. Önündeki isimlere bakınca daha sık şans bulması, hatta 11'e yerleşmesi gerektiği tarafındayım. Sen Yunus Akgün'ün bugününü nasıl yorumlarsın ve gelecek adına ondan da neler beklemek gerekir?

Gökay Akpınar: Yunus yıllar içinde gerek pozisyonu gerek oyun yapısı farklılaşmış bir isim. Bu değişimde de belkide en büyük sebeplerden biri fizik yapısı diyebiliriz. Daha alt yaş gruplarına baktığımızda direk önde forvet olarak oynayan, hızı, teknik becerisi ve bitiriciliği ile fark yaratan bir isimken U16-U17 dönemlerinden itibaren onu daha çok kanat profilinde gördük.

Ozan’ın aldığı şansı görüp, Yunus’un sahip olduğu potansiyeli de biliyorken tabiki bende daha fazla süre almasının bekliyordum. Ön alanda bu kadar ciddi kadro derinliği ve sakatlık problemi yaşıyorken Yunus gibi saha içinde çözüm yaratabilecek, sorumluluk alabilecek bir yeteneğe sahip olmak bizim adımıza şans. Aldığı sürelerin biraz daha sınırlı kalmasının sebeplerinden biri başta da belirttiğim gibi fiziki faktörler bana göre. Bir diğeri ise milli takıma gitmesi nedeniyle zaman zaman takımdan ayrı kalıyor sene başından bu yana baktığımızda 8 milli maçta yer aldı. A takımda yer almaya başladığı süreçten bu yana fiziken çok daha geliştiğini rahatlıkla görüyoruz süreç içerisinde de alacağı şansın artacağını düşünüyorum.

Yunus kesinlikle çok önemli yeteneğe sahip bir isim. Aldığı kısa sürelerde bile teknik kapasitesi, adam eksiltme becerisi ve atletik yapısı ile ne kadar fark yarattığını görebiliyoruz. Bunun yanında geçmişten gelen becerileriyle gole de çok yakın, geçiş oyunlarında da fark yaratan bir oyuncu. Son yıllarda özellikle saha görüşünü, takım oyununa katkısını çok geliştirdi. Zaman içinde özellikle savunma geçişlerindeki katkısının, dayanaklılığının biraz daha artmasıyla çok daha önemli bir role sahip olacaktır takım içinde. Gelecek süreç içinde ise önünün çok açık olduğunu, potansiyelinin uç noktalara ulaşabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Uefa Gençlik Ligi'nde de fazlasıyla iyi bir gidişat var. Orada da birçok genç ön plana çıkmış durumda ve gerçek anlamda yukarıyı zorlayacak isimler olduğunu düşünüyorum. Uefa Gençlik Ligi performansımız adına ne düşünürsün, senin içinden hangi isimler daha ön plana çıktı?

Gökay Akpınar: Geçmişte doğru kurgulanmayan takımlarla fazlasıyla sıkıntı yaşamıştık UEFA Gençlik liginde. Bu yıl ise belki de en değerli 2 üst jenerasyonumuz olan 2000 ve 2001'in bir karması ile oynama şansını yakaladık. Yine izin verilen üç 1999 doğumlu oyuncu kontenjanını da kullanıyoruz.

Lige L.Moskova’ya karşı şansız ve beklenmedik bir galibiyetle başladık açıkçası. Fizik güçleri ve sert oyunları ile bize çok zorluk yaşattılar. Yinede oyunun 30 dakikalık bölümü dışında galibiyeti yakalayacak fırsatları bulduk ve kötüde bir oyun oynamadık.

Porto maçı ise grupta belkide şu ana kadar oynadığımız en kötü oyundu ama son dakika aldığımız puan bizim adımıza dönüm noktası oldu. Sonrasında oynadığımız iki Schalke maçı ve dün oynadığımız L.Moskova maçı gerçekten çok iyi oynanmış ve sonuna kadar hak edilmiş maçlardı.

Takım yapımıza bakıldığında beklerimiz, kanat oyuncularımız ve orta saha yer verdiğimizi isimler ağırlıklı olarak hücum becerileri çok daha ön planda isimler. Bunun etkisinide Porto maçı dışında fazlasıyla gördük, hem içerde hem dışarıda oynadığımız Schalke, L.Moskova maçlarında oyunumuzu rakibe kabul ettirdik ve oyunun hücum yönünde çok aktif maçlar oynadık. Bu maçlarda görülen en büyük sıkıntı ise son L.Moskova maçında ön alanda skoru bulacağımız pozisyonlarda yaşadığımız paylaşım sorunu oldu. Çok daha erken skoru bulup avantajı yakalayabilirdik. Bir genel problem ise tabii ki bu ofansif kadro ile oyunun savunma yönünde ve geçişlerde zamanla aksaklıklar yaşayabiliyoruz, yapılan top kayıplarından sonra geride hem sayı olarak hemde alan paylaşımı olarak sıkıntı yaşadığımız anlar oluyor. Grup aşamasında yer alan bir çok takımı izlemeye çalıştım ve görünen fiziken de en geride takımlardan biriyiz bununda etkisini zaman zaman yaşıyoruz.

Bahsettiğim gibi maçların büyük bölümünü takım olarak iyi oynadık, bireysel olarak herkesin fazlasıyla katkısı oldu ama illa ön plana bir isim çıkaracak olursak ön liberomuz Abdussamed ve kalecimiz Batuhan benim adıma en ön plana çıkan isimler oldu.

Gökay ve Ogün çok fazla birlikte oynamış stoperler olmamasına rağmen ciddi katkı aldığımızı düşünüyorum bu iki isimden. Yine beklerimiz Emirhan ve Süleyman özellikle hücum yönünde çok faydalı oyunlar oynadılar. Recep, Atalay, Ali, Mustafa gibi isimlerin yaratıcılığı ve bireysel becerileriyle de ön alanda fark yarattığımızı düşünüyorum. Grubun son maçında ise Porto ile kritik bir maç oynayacağız. Ne kadar gruptan çıkmak için beraberlik yetecekse de, ligin statüsü gereği birinci olan takımlar direk son 16 turuna kalırken ikinci olan takımlar ülkemizden de Altınordu’nun yer alıp Montpellier’e elendiği Ulusal şampiyonların yer aldığı taraftan gelen 8 takımla Play-off oynayacak. Bu nedenle liderliğin ekstra bir önemi var grupta.


Önümüzde kupa maçları olacak ve birçok genci orada izleyeceğimizi düşünüyorum. Hatta olası birkaç parlamayla da rotasyon adına ciddi kazanımlar olabilir. Kimlerden yana beklenti sahibisin?

Gökay Akpınar: Kupa maçları özellikle yıl içinde fazla süre verilemeyen isimler için tabii ki büyük bir şans. Ama burada da kupadan beklenti ne olursa olsun gençlere süre verirken dengeyi bulma taraftarıyım. Aynı anda sahaya süreceğiniz 8-9 oyuncu ne kadar birbirini tanısa, alt lig takımlarına karşı oynayacak olsa bile sıkıntı yaşayabilirler. Burada daha dengeli şekilde tabi oynamaları için imkan yaratılması tarafındayım ben.

Kullanılabilecek isimlere baktığımızda da tabii ki U21 ve U19 Takımlarında yer alan isimler öne çıkıyor. Kalede yüksek ihtimalle İsmail’i göreceğiz ki iyi bir kamp dönemi geçirmişti. Muslera gibi bir isim varken herhangi bir ismin ligde şu anda şans bulması zor ama İsmail ve arkasına yazacağımız Batuhan’da potansiyelli isimler. Batuhan özellikle bu yıl UEFA Gençlik Liginde çok iyi maçlar çıkarttı.

Sağ bek Emirhan Civelek, sol bek Süleyman Luş ve Batuhan Tekin, stoper rotasyonunda Gökay ve Sefa, ön libero Abdussamed, orta sahada Atalay, kanatlarda Metehan ve Recep, forvet rotasyonunda ise Ali Yavuz ilk akla gelecek ve değerlendirilebilecek isimler. Tabii ki Mustafa Kapı ismini de atlamamak gerek. Şu an ki fiziki durumda zorlanacaktır ama rotasyon içinde kısa süreler bile verebilsek gelecek adına önemli katkısı olacaktır.

Celil Yüksel'i de sormak lazım. Hakkında birçok bilinmezlik var ve beklentiler biraz anlamsız şekilde yükselmiş gibi. Mevcut durum içinde şans bulması gerektiğini düşünüyorum ama ilerisinde rotasyonun parçası olacağını düşünüyorum. Hem Celil Yüksel'in tarzını anlatmanı istiyorum, hem de onun adına gelecek nasıl şekillenir?

Gökay Akpınar: Celil ile ilgili yapılan ve gereksiz olduğunu düşündüğüm Modric benzetmesinin insanları yanlış yönlendirdiği kanısındayım. Başlarken şunu açıkça söyleyebilirim Celil evet yetenekli bir isim ama kesinlikle 8 numara olarak tek başına oynayabilecek bir oyuncu değil ve hiçbir zamanda bu tip rolde oynamadı. Defansif becerileri çok daha ön planda çalışkan, sert, rakibi ısıran, birebir savunması, adam takibi, top çalma yeteneği iyi bir isimdi her zaman. Bunun yanında teknik kapasitesi kesinlikle kötü diyemeyiz, ayaklarına hakim bir isim ama oyun yönlendirme, kurma becerileri, saha görüşü gelişmesi gereken biri oyuncu. Dediğim gibi bir 8 numara oynar demek hayalcilik olur, doğru rol seçildiği zaman iyi bir görev adamı olacağını düşünüyorum.


U21'de olan forvet rotasyonunu A takımda sağlayamadık. Ahmet Sivri / Malik Karaahmet ikilisinin birbirini iyi tamamladığını düşünüyorum. Hatta Ali Yavuz Kol da U21'de şans bulduğu her maçta iyi işler yapıyor ki Uefa Gençlik Ligi'nde de 11'de kullanılıyor. A takımdaki forvet sıkıntısını da düşünerek bu üçlünün gün itibariyle rotasyonda şansı olabilir mi?

Gökay Akpınar: Ben bu isimler içinde Ali Yavuz’u kesinlikle ayırıyorum hem yetenek hem A takım seviyesine hazırlık olarak. Ali, hem sırtı dönük oyunu olan hem de toplu oyunda kendine pozisyon yaratabilen, hızlı, savunma arkası koşuları ve top sürme becerisi iyi olan, yaşına göre fiziken güçlü, birebirde etkili, bitiriciliği iyi bir isim. Hem takım oyununa uyum hemde fiziki özellikleriyle çok daha önde dediğim gibi benim için.

Ahmet ve Malik’ baktığımızda ise. Ahmet evet bireysel yeteneği ön planda, topun ayağına yakıştığı bir isim ama oyun tarzı olarak şu anda üst seviyede problem yaşayabileceğini düşünüyorum. Bunu hep söylüyorum eğer üst seviyeye tutunmak istiyorsa oyun tarzını değişmeli, bireysel oyununu sınırlandırıp takım oyununa katkısını artırmalı. Malik ise özellikle önde gücüyle fark yaratan yine sırtı dönük oyunun yanında ceza sahası içinde iyi pozisyon alan gole yakın bir isim. Ama 2 yıldır Malik’de bir kondisyon problemi görüyorum. U21 Liginin geride kalan bölümünde de bunu tam anlamıyla aştığını söyleyemem.

Sadece U21 ve U19 odaklı gibi görünsek bile daha alt yaş gruplarında da önemli potansiyeller olduğunu biliyorum. Biraz da o yaş gruplarını konuşmamız gerekirse sence ne durumdayız?

Gökay Akpınar: Yıllardır 2000 ve 2001 gruplarından fazlasıyla bahsettik zaten. Gerek Milli takımdaki başarıları gerekse de medyada yer almasından dolayı her zaman 2000 grubu daha ön planda görülse de 2001 grubunun da ne kadar potansiyelli olduğunu UEFA Gençler Ligi ve U19 performansıyla herkesin gördüğünü düşünüyorum.

Sonrasında ki yaş gruplarına bakacak olursak benim en büyük beklentide olduğum gruplar 2003 ve 2006 grupları diyebilirim. 2003 jenerasyonu 2000’de de yaşadığımız gibi kendi yaş grubunda Milli takımın kemik kadrosunu oluşturuyor diyebiliriz. 11-12 tane çok önemli potansiyelin olduğunu düşünüyorum bu grup içinde. 2006 grubu ise henüz U13 seviyesinde olsada çok yetenekli isimlerden oluşan bir grup. Defansif oyuncu kadrosu genişletildiğinde, oyuncuların gelişim süreci doğru şekilde ilerlediğinde ileride 2000-2001-2003 jenerasyonlarını çok rahatlıkla zorlayacak bir grup bana göre.

Arada yer alan 2002-2004-2005 grupları ise yine içlerinde potansiyel isimler barındıran ama bir oyuncu grubu olarak baktığımızda daha geride jenerasyonlar diyebiliriz. 2002 grubu kesinlikle beklentimizi olan isimleri barındırsa da hala daha beklenen gelişimi göstermediklerini düşünüyorum oyuncuların. 2004 grubu ise başlangıç aşamasından bu yana sıkıntı yaşadığımız bir grup oldu ama eldeki potansiyel isimlerin bir çoğunun da hala fizik standartları nedeniyle biraz daha geride bırakıldığını düşünüyorum. Özellikle geride kalan iki yılda bu isimler için doğru bir plan program yapamadık bana göre. 2005 grubu ise özellikle U11-12 dönemlerinde çok büyük beklenti ile takip ettiğim bir gruptu ama bu oyuncu grubuna geçtiğimiz yıl bazı kişilerce tabiri caizse darbe yapıldığını düşünüyorum. 

Takımın potansiyel isimlerinin bir kısmı gönderilip bir kısmının ise yedek kulübesine mahkum edildiği, tamamen fizik standartının ön plana alınıp 2-3 kişi üzerinden oynandığı, eğitim yerine maç kazandırılmaya odaklandırılan bir yıldan sonra oyuncularda gelişimin sınırlı kaldığını, bazı isimlerin ise geriye gittiği düşünüyorum. Bu yaş grubu için bu yıl yapılacak çalışma geçen yılki izleri silmek ve geleceğe hazırlamak için çok önemli.

30.11.2018 tarihli yazı..

14 yorum:

  1. çok güzel bir röportaj/yazı olmuş ellerine sağlık

    YanıtlayınSil
  2. Gençlerimizi tanımak adına güzel bir konu olmuş. Üstüne söyleyebileceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum. Teşekkürler bilgilendirme için :)

    YanıtlayınSil
  3. yunus,atalay gibi oyuncuların fizikleri A takım seviyesinde olsa hoca hiç düşünmeden oynatır zaten hiç uğraşmaz feghoulisiyle,garrysi ile,ozan fiziği müthiş geliştirdi hemen verdi formayı, maicon ile falan hiç uğraşmadı

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oynatır ayrı da oynayanların da yüksek iş yaptığını düşünmüyorum. Onların da fiziği müthiş durumda değil.

      Sil
    2. A takım fiziğinden bahsediyorum ,şu an sinan gümüş bile fizik olarak çok önünde yunusun

      Sil
    3. Çünkü aralarında fiziksel farkları var. Yunus Akgün'e aşırı kas yüklesen hareketlilik ve çabukluğundan geriye ne kalır mesela?

      Sil
  4. fizik en önemli şey. yoksa yunus da celil de asla başarılı olamaz. ozan'ın tek farkı fiziği. inanılmaz ötesi bi yeteneği yok.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ozan Kabak'ın yetenekleri var, bir stoperde kolay bulamayacağın özellikte.

      Sil
    2. hangileri mesela?

      Sil
    3. Topla çıkabilmesi, pas özelliği. Bunların hepsi gelişime açık. Fizik olarak güçlü, pozisyon alması iyi. En zor seviyede dahi sırıtmıyor ve yaş 18. Daha ne olsun.

      Sil
  5. Başlarda ben de Yunus, Atalay gibi oyuncuların fizik olarak yeterli olmadıkları için oynamalarına karşıydım bunu da hep belirttim ama oynayan tecrübeli isimlerin rezalet performanslarını görünce de insan gençler oynasın diyor yani.Evet şu an oynasalar fizik dezavantajları yüzünden belki mükemmel katkı vermeyecekler ama en azından geleceğe umutla bakmamızı sağlayacaklar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut isimlerin durumu ortada. Benim kıyasım hep onlarla.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir