23 Mart 2020 Pazartesi

Elinle gol atmaya çalışırsın da, bu kadar bariz smaç mı vurulur?


Nostalji denilince aklıma ilk olarak gelen birkaç isim var. Bu isimler de genellikle çok iddialı olmaz. İyi ve hayal kırıklığı anlamında düşünürüm. O listede de Berkant Göktan'ın hatırı sayılır bir yeri olur. Dün Twitter'da yediği bir kırmızı kartı görünce kendisini hatırlatayım dedim. İnanılmaz bir şey çünkü. Elinle gol atmaya çalışırsın da, bu kadar bariz smaç mı vurulur? İlk yarı üstelik, sarı kartın da var. Berkant Göktan'dan neden olmadığı üzerine en güzel anlardan biri. 

İzlemek isteyenlere linki bırakayım;

Bayern Münih günlerinde gerçek anlamda bir altın çocuk. Ümit Milli Takım'ın da çok konuşulmadığı yıllarda, o takımın izlenme sebebi belki de. Bağıra bağıra geliyordu çünkü. Almanya'nın elinden alıp, Türkiye için oynamaya ikna etmemiz büyük olaydı mesela. Hele ki o günlerde. Bayern Münih de kendisini bırakmamak adına büyük bir savaş veriyordu. Talibi de çoktu, dönemin en önemli yıldız adaylarından. Sonra bir an geldi, satacak takım bulamadılar. İmdatlarına Galatasaray yetişmiş.

Tabii ben bunu o dönem bilmiyordum. Berkant Göktan'ı Galatasaray'a imza atarken gördüğümde dünyalar benim olmuştu. Ümit Milli Takım'da heyecanla izlediğim bir isim çünkü. Bir de 2001 / 2002 sezonu için "maddi sorunları" konuşurken bu işi bitirebilmek büyük olay diye düşünüyordum. Galatasaray'a bedelsiz gelmişti. Bugün düşününce de deneme / yanılma olarak atılabilecek adımlardan biri.

Tüm Galatasaray kariyeri de kötü geçmedi. 2001 / 2002 sezonuna iyi başlamamış olsa da rotasyonda fena iş görmedi. 21 maçta 5 gol 3 asisti var. Joker özelliği sayesinde hücumun her bölgesinde oynayabiliyordu. Lucescu da onu Şampiyonlar Ligi dahil olmak üzere en zor anlarda oynattı. Belki Lucescu devam etse kariyeri farklı şekillenirdi, bilinmez. Yine de o kafa kendisinde yoktu. Bir yerde tıkanacaktı.

Fatih Hoca göreve geldikten sonra ise bulduğu şanslar azaldı. Sadece onun değil, Ümit Karan için bile bunları konuşuruz. Bir ekipleri vardı ve sürekli gece hayatları gündem olurdu. O döneme yönelik ne hikayeler var. Gece hayatı, araba yarışları, arabasının hasar alması üzerine söylediği "arabam kırıldı" lafı. Futbol oynamamak adına elinden geleni yapıyor gibiydi. Karşılığını da potansiyelinin 10'da 1'ini dahi karşılayamayarak ödedi. 

Berkant Göktan deyince de olumlu anlamda konuşabileceğimiz en zirve anı "Almanya'da oynadığımız Juventus maçıydı". Gerçek anlamda yıldız bir kanat performansıydı çünkü. X kanadın bir maçta verebileceği en net performanstı. Sonrası yok işte, gerçi öncesi de olmamıştı. Orada kaldı ve bir daha da olmadı. Ertesi yıl Beşiktaş'a bedelsiz olarak gitti ve yarım sezon ancak dayandılar. Sonrasında da oradan oraya dolaştı ve bu kalibrede takımlarda bir daha boy gösteremedi.

4 yorum:

  1. Orta da çok güzel gelmiş adam gibi yükselip vursa gol olacak belki. Çok gereksiz adamlar futbol sayesinde hayatımızda önemli yerler işgal edebiliyorlar bazen :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Düşünmüyor işte, illa bir çakallık sevdası. Bu yüzden de olmadı :)

      Sil
  2. Uyuşturucu ve alkol yüzünden kariyeri bitmiş bir futbolcu... Bence o dönemde başlamış olabilir bu alışkanlıkları. Sağlıklı bir ruh hali ile yapılacak hareket değil o hareket zira...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Elbette o dönemlerde de vardı. Birçok hikaye var.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir