31 Mart 2020 Salı

Kewell'ı sevmeyelim de taşa mı dönelim söylemi bu yüzden


Adnan Polat dönemini başarısız bulduğum kadar inanın hiçbir dönemi başarısız bulmam. Buna Dursun Özbek dönemini dahi dahil edebilirim. Kağıt üzerinde bakınca "vizyonlu" adımlar atıldı gibi görünse de, o altı doldurulamayan hareketlerin acı faturası büyük oldu. Skibbe döneminde kurulan kadrodan tutun, Rijkaard'ın eline verilen kadrolara kadar. Skibbe döneminde ön tarafta Arda, Kewell, Lincoln ve Baros gibi isimleri sayıyorsunuz ama Nonda dışı yedek yok. Orta saha ve savunma kısmına girmiyorum bile.

Baros da Şampiyonlar Ligi ön elemesinde kaybettikten sonra geldi. Baros transfer edilmiş, De Sanctis de oynuyor olsa belki o turu geçecektik. Avrupa Ligi içerisinde çok daha zorlu maçlar kazanmıştık. Skibbe'nin lig performansı dalgalı olsa da, Avrupa Ligi'nde oldukça güçlü ilerliyor ve her şeye rağmen kupa o kadar imkansız görünmüyordu. Üstelik finalinin Şükrü Saraçoğlu'nda olduğu düşülünce. Ligde alınan Kocaelispor mağlubiyetiyle birlikte Skibbe'nin fişi çekildi ve Bülent Korkmaz göreve geldi. Sonra da dağıldık zaten.

Avrupa Ligi 3. turunda Bordeaux'u 4-3 biten efsane bir maç sonuyla eledik ve 4. tura çıktık. Rakip de Hamburg oldu. Bu tur öncesinde Meira satılmıştı. O ana kadar performansı tartışılan ama kalitesinden şüphe edilmemesi gereken bir futbolcu. Neyin paniği bilmiyorum ama satıldı işte. Transfer dönemi de bitmiş, yerini dolduramazsın. Zaten o pozisyonda dar bir kadron var. Servet Çetin ve Emre Güngör sakat, Meira satıldı derken o gün için stoper orjinli tek isim Emre Aşık.

Tabii Semih Kaya'yı saymazsan. O günlerde çok gençti ve ateşin içinde yanma potansiyeli yüksekti. Hakan Balta'yı ise o günlerde ilk olarak stoperde görmeye başlamıştık. Ona da stoper diyemezdik. Bu mecburiyet neticesinde Hakan Balta / Emre Aşık ikilisiyle devam ediyorduk. Deplasmanda 1-1 biten Hamburg maçında 53. dakikada Emre Aşık kırmızı kart yediğinde ise alternatifsizliğin dibini gördük. Akla gelen tek tercih kenardan Semih Kaya'nın dahil olmasıydı. Bülent Korkmaz ise kimsenin tahmin edemeyeceği şeyi yaptı ve Kewell'ı stopere çekti.

Onun da hikayesi şu. Maç öncesinde Kewell'ın Bülent Korkmaz'a söylediği bir şey. Altyapı günlerinde stoperde oynayabildiğini ve ihtiyaç dahilinde böyle bir sorumluluk alabileceğini söylüyor. Kewell gibi bir futbolcunun aldığı sorumluluğa bakar mısınız? Leeds ve Liverpool günlerinde Avrupa'nın elit sol kanatlarından biri bunu söylüyor. Üstelik 1 yılı dahi tamamladığı bir takımda. İyi, kötü oynar fark etmez. Kewell'ı sevmeyelim de taşa mı dönelim söylemi bu yüzden. Galatasaray, böyle futbolcularını asla unutmaz.

Rövanşta da Kewell'ı direkt stoper olarak izledik. O gün de Semih Kaya mı oynamalı üzerinden çok tartışıldı. Bülent Korkmaz o kararı veremedi ve Kewell'a güvendi. Kewell, bana göre beklenilenin üzerinde dahi oynadı. Bu maçta çok ilginçti. İlk yarıda mükemmel bir futbol oynayarak 1-0 öne geçtik, 2. yarının hemen başında da skoru 2-0'a getirdik. Tur ve kupa hayalleri kuruyordum, hiç unutmam. Skor 57. dakikada 2-1'e geldikten sonra bir anda çözüldük ve ne ara 2-2 oldu hatırlamam. 90. dakikada yenilen golle de 3-2 yenilerek turu kaybettik.

19 yorum:

  1. Adnan Polat'ın yöneticilik dönemi iyi olduğu için onu hepimiz başkan görmek istedik. Özellikle de liseli değil diye. Ama büyük bir hayal kırıklığı oldu. Görevi devraldığında Galatasaray'ın borç alacak farkı 158 milyon dolar iken, görevi bıraktığında 328 milyon dolar idi. Peki bunun Galatasaray'a karşılığı ? 0 kupa. Türk Telekom stadının gelirlerini peşinen harcaması da cabası.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. aziz yıldırım gibi paraları çöplere harcadı,özbek kötü başkandı ama en azından son döneminde doğru kadro kurulmuştu

      Sil
    2. Benim de hayalimdi başkan olması, büyük hayal kırıklığı oldu. Anlamsız harcamalar ve artan borç. Elde de kalan 0.

      Sil
  2. benficayı deplasmanda 2-0 yenmiştik di maria,nunu gomeslerin olduğu takım ,biz en sıkıntılı kadrolarla bile avrupada her zaman bir şeyler yapıyorduk ama şimdi.. en zayıf takımları bile yenemiyoruz artık..

    YanıtlayınSil
  3. Aynı şekilde ertesi sezon devre arası Nonda'nın satılması ve Baros'un da sakat olması sebebiyle Atletico Madrid maçlarında Keita'yı forvet oynatacak kadar aciz duruma düşmüş ve elenmiştik. Adnan Polat dönemindeki saçma sapan transfer planlamaları başımızı çok yaktı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Satılmadı da, sözleşmesi fesih edildi. Sonra da futbolu bıraktı. Avrupa Ligi'nde dediğin gibi forvetsiz kaldık. Hatta Jo da sakattı ve ligde de Arda Turan forvet oynuyordu.

      Sil
    2. Keita'ya da tam doyamadan sırf 250 bin euro kar etmek için satmıştık 1 sene oynadıktan sonra.

      Sil
    3. O da herkesin içinde büyük bir yara.

      Sil
  4. Kewell'ın geçenlerde bir röportajı yayınlandı. Emre'nin kırmızı kart gördüğü maçta Ayhan'a ve Barış'a stopere birisinin geçmesi gerektiğini, kendisinin de merkeze geçeceğini söylemiş. Onlar kabul etmeyince stopere sorumluluk alarak kendisi geçmiş. Rövanşta da aynen devam etmiş. Bu röportaj gerçekse SKANDAL. Hem kenarda Bülent hocanın adam yönetimi hem de saha içindeki futbolcuların tutumu. Kaynak sağlamdı diye hatırlıyorum, nerede okuduğumu unuttum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O detayı bilmiyorum. Benim bildiğim detay, Kewell'ın altyapılarda stoperde oynadığını ve gerektiği zaman oynayabileceğini söylemesiydi. Bülent Hoca da o an kolaylık yapıp, bunu düşündü. Kewell'ın Ayhan Akman ve Barış Özbek'e bunu söylemesi de güzel bir detay. Lider özelliğidir.

      Sil
  5. İstanbul daki Hamburg maçında lincoln ilk yarı müthiş oynamış bana hagi'yi hatirlatmıştı.bir galatasaray Derneğinden izlemiştim tezahuratlar eşliģinde ama sonu yıkım dı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Lincoln'ün o sezon Avrupa'daki çoğu maçı müthiş. Maalesef Bülent Korkmaz, Lincoln'ün ipini çekti :(

      Sil
  6. bu arada dünya tarihinin en erken golünü biz yedik galiba,6.saniye bordeaux :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O maçı da ayrı olarak konuşacağım. Kewell'ın golü değer :)

      Sil
  7. Avrupa Ligi'nin gruplu formatında en iyi sezonumuz bu galiba onu da Skibbe ile yaşadık. Sabredebilsek iyi olabilirdi belki.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Rijkaard aslında, grup aşamasında. Son maça bay çıktık hatta, grup liderliği garantiydi :)

      Sil
  8. Kewell ile ilgili olarak da şunu söylemek istiyorum müthiş saygı uyandıran bir isim.

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir