7 Mayıs 2020 Perşembe

Galatasaray'da devam etse, bu kadar uzun sürecek bir futbol kariyeri olmayacaktı


Karantina günlerinde kadrolar kuruyoruz ve kurduğumuz kadrolar içinde de "neden Tugay Kerimoğlu" yok sorusu sıklıkla geliyor. O kadrolar genellikle 2000 yılı sonrasına yönelik oluyor. Olmasa dahi, kendi izlediğim dönemler adına konuşabiliyorum. Tugay Kerimoğlu çok değerli bir orta sahaydı ama Fatih Terim döneminde o kadar da olmazsa olmazdı diyemem. Geniş bir kadro, değerli alternatiflerden bahsediyorum. Hocanın tercihi yıllar geçtikçe daha farklı olmuştu.

Tugay Kerimoğlu'yu Galatasaray döneminde biraz daha ofansif etkisiyle biliriz. Hatta ilk döneminde direkt 10 numaraydı. Oyun aklı ve teknik özelliği yüksek, tek başına maç alabilecek kalitede bir futbolcuydu. Hagi geldikten sonra ise 2'sini bir arada 11'de kullanmak o kadar kolay değildi. Hocanın oyun yapısında mücadele, tempo ve kaybedilen topun bir an önce kazanılması olmazsa olmaz. Suat Kaya, Okan Buruk, Emre Belözoğlu, Ümit Davala gibi sayabileceğim isimler de bu işi iyi yapıyordu. 

Tugay Kerimoğlu ise bu oyun yapısında değildi o dönem. Hagi geldikten sonra ister istemez biraz daha orta sahaya geldi ama yıllar geçtikçe ilk öncelik olmadı. 96 / 97 sezonu 5 gol 12 asist, 97 / 98 sezonu ise 4 gol 6 asist. Bu arada da saha içinde birçok pozisyonda deneniyor. 10, 8, 6 ya da sağ kanat gibi. 98 / 99 sezonuna geldiğimizde ise forma giydiği maç sayısı daha da azalıyor ve 2 gol 4 asistle sezonu tamamlıyor. Sakatlık dönemi de oldu ama Emre Belözoğlu devreye girmeye başlayınca iyice gözden düşmüştü.

99 / 2000 sezonuna girdiğimizde ise iyice kulübeye çekilmişti. İlk 11'de oynadığı maç sayısı da çok azdı ve ayrılma isteği doğdu. Ocak ayında Rangers'a 2.5 milyon avro karşılığında gitmiş. Bu rakamı daha aşağıda biliyordum mesela. O dönem için iyi rakam. Hepimizin aklında bir de "keşke Uefa Kupası'nı kazanan kadroda olsaydı" düşüncesi var. Ben de isterdim tabii, orada olmayı hak ediyordu. Ayrılık kendi isteğiydi, buna da saygı duymak gerekiyor.

Hayatının en doğru kararını aldı çünkü. Galatasaray'da devam ediyor olsa, bu kadar uzun sürecek bir futbol kariyeri olmayacaktı. Fatih Hoca'nın oyun yapısında yer kalmamıştı çünkü. Kenarda bekletmesi de doğru bir düşünce değildi. Rangers'da 1 yıl oynadı, sonra da Blackburn'e gitti. Futbol değişimi de burada başladı. Galatasaray'da daha teknik ve 10 numara özelliğiyle ön plandaydı. Blackburn'de ise net bir 6 oldu ve pozisyonunu ligdeki en iyilerinden biriydi. Çok daha genç yaşlarda gitse eminim ki daha farklı seviyede de görürdük.

Futbolu bıraktığında 39 yaşındaydı. Blackburn'de de unutulmayacak 8 sezonu var. O yaşta, Premier Lig gibi bir yerde ayakta kalabilmek büyük başarı. Oyun aklı, tecrübesi çok kıymetliydi. 2002 Dünya Kupası'nda da bu değişimin faydasını sağlamıştık. Tugay Kerimoğlu'nun da Premier Lig dönemi hatırlandığı için, Galatasaray kadrolarında neden yok sorusu soruluyor. Bunu da soran ya genç arkadaşlar, ya da Selçuk İnan'dan nefret eden kesim.

İyi bir teknik direktör olmasını bekliyordum. Hatta Galatasaray açısından da gelecek için hayallerim vardı. Bu konuda iyi adımlar atamadı maalesef.  Manchester City'de antrenörlük hayatına başlamıştı, hemen sonrasında Galatasaray'da altyapının başına geldi. Sonra Hagi ve Bülent Ünder'in yardımcısı oldu. Bizden ayrıldı, Mancini göreve gelince onun yardımcısı olarak geri döndü. Bir de Şanlıurfaspor'da teknik direktörlük denemesi var. Genele bakınca hepsi başarısız.

8 yorum:

  1. Şu fotoğraftaki sevinci unutamıyorum, herthaya attığı golden sonraydı. sanırım galatasaraydaki son golü olabilir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Son golüydü sanırım, çok da güzel bir andı.

      Sil
  2. Sir Alex Ferguson, biraz genç olsaydı düşünmeden tarihin en iyi Manchester United'ına Tugay'ı alacağını söylemişti. Böyle büyük bir futbolcuydu, özellikle Premier Lig günlerinde.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Daha genç gidebilseydi keşke. Şu atılımı çok daha öncesinde yapardı.

      Sil
  3. bir ropörtajını izlemiştim,muhabir dönüp geriye baktıgınızda keşke daha önce adaya gitseymişim dedinizmi hiç diye sordu,tugayda tabiki,yalnız 3macta keske gs formasıyla sahada olsaydım dediğimde oldu aynı zamanda şeklinde cevap verdi,muhabir galiba tahmin ediyorum ama hangileri diye soruyorum yine de diye sorunca,cevaplara bakın:
    17mayıs 2000gs-arsenal,monacodaki realmadrid-gs super kupa ve 7 mayıs 2006 beşiktaş galatasaray maçı..etkileri isimleri kadar büyük maçlar tabiki..bu kare ası bu sezonki son kadıköy galibiyetimizle tamamlayabiliriz

    YanıtlayınSil
  4. Kafa yapısı ve futbola bakışıyla tam bir Avrupalı gibi. Kariyerindeki en büyük hata antrenörlükte Türkiye'ye dönmesi oldu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Avrupa'ya gittiğinde o bakış açısı oluşmuştu. Antrenörlük konusunda yüzde 100 haklısın.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir