20 Haziran 2020 Cumartesi

Hajroviç'in de skandallar listesinde hatırı sayılır bir yeri var



Ligler başlayınca nostaljiden ister istemez koptuk. Karantina döneminin vazgeçilmez içeriğiydi. Bugünlerde ise günceli ve transferi konuşurken, nostalji için zaman kalmıyor. Yine de şu fotoğrafa kayıtsız kalamadım. Malum dönem çünkü, enkazın ayak izleri. Şu kadrodan kalan çoğu futbolcudan kurtulmak yıllarımızı aldı. Daha 3 yıl önceye kadar Umut Gündoğan ve Salih Dursun'un Galatasaray'la sözleşmeleri devam ediyordu.

Bir de Balkanların Messi'si Hajroviç. Galatasaray tarihinin en büyük hayal kırıklıklarından biri. Hatta onun için skandallar listesinde de hatırı sayılır bir yer ayırırız. Ribery'i kaçırmak skandaldı, skandalın boyutunu de Ribery'nin sonraki yıllarda geldiği nokta belirledi. Hajrovic'in ise böyle bir yükselişi olmadı. Bu yüzden de pek konuşulmaz ama havaya uçan 3.5 milyon avro'luk bonservis var. Düğünüm var diye oynamadığı son 2-3 haftanın ardından, alacakları üzerine sözleşmesini fesih ettiğini öğrendik.

Ocak ayı transferi ve birkaç ay içinde ödediğiniz 3.5 milyon avro'luk bonservis buhar oldu. Werder Bremen'e bedelsiz gitti ve Galatasaray'ın söz söylemeye hakkı dahi olmadı. O gün de nedense bunu sorgulayan çok kişi yoktu. Ünal Aysal'a duyulan öyle bir aşk vardı ki, konuşmadık bile. Hajrovic de beklentiyi tam anlamıyla karşılamayınca "ne olursa olsun" denilmişti. Oysa giden 3.5 milyon avro bonservis var. Futbolcu da henüz 23 yaşındaydı.

Şunu aldık, buna bu kadar verdik kısmına girersek işin içinden çıkamayız. Telles ve Koray Günter dışındaki tüm transferler hatalı, işin özü budur. Çoğu da sezonun genelinde oynamadı bile, sezonu yine eski kadroyla tamamladık. Bu uğurda da mevcut birçok futbolcumuzla yolları ayırdık. Riera'nın sözleşmesi sezon sonu bitecekti, tazminat ile Ocak ayında yolladık. Amrabat'ın kiralanması da bu şekildeydi. Amrabat mı Hajrovic mi, buradan pay biçin.

Bu adama bir de Messi dediler, inanamıyorum. Sol ayağı iyiydi, orta kalitesi yüksekti de istikrar bir o kadar yoktu. Ağırdı, yavaş hareket ediyordu, seri değildi, topu çekeyim de orta yapayım kıvamında bir futbolcu. Ödenen de 3.5 milyon avro bonservis. Kime göre, neye göre transfer edildi. Bir kar tatilinde Ünal Aysal'a önerildiği ve bunun üzerine transfer edildiği söyleniyor. İnanmak istemiyorum da, Ontivero'ya dahi bonservis veren bir yapıdan bahsediyoruz.

5 yorum:

  1. Fatih Terim gittikten sonra Ünal Aysal çok boş transferler yaptı. Telles hariç bir tane elle tutulur yoktu. Goran Pandev bile sadece kupada atıyordu.

    YanıtlayınSil
  2. Sen bile bahsederken soyut konuşuyorsun. Önce Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak, arkasından Fatih Terim uzaklaştırıldı. Bülent Tulun denilen zat ın elebaşı olduğu Galatasaray tarihinin en karanlık transfer dönemi yaşandı. Sadece başarısız transferlerden bahsetmiyorum. Kulübü resmen soydular gençleşiyoruz denilerek.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Soyut konuşmuyorum, tekrara düşmemek adına aynı şeyleri yazmıyorum. 1000 tane yazı var konuyla alakalı.

      Sil
    2. Kendisi iyi çevresi kötü sözü vardır ya bu dönem biraz böyleydi, bayağı akçalı işler döndü bilinen bilinmeyen biraz sportif başarı şal oldu örttü .. bazı futbol direktörleri maaşlarının çok ama çok üstünde bir yaşam standartı vardı bu işler birazda ilişkiler zinciri degilmi zaten diyebiliriz..

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir