Juventus maçı özelinde "negatif" yanları konuştuk ama ısrarla turun 180 dakika sürdüğünü unuttuk. Rövanşı eleştirdik de, ilk maçta sağladığın "konfor" sayesinde bu tur gelmedi mi? Mevzu da tur atlamak değil miydi? Deplasman golü kuralının kalması büyük avantaj. Bu sayede, kendi sahanda aldığın 5-2'lik sonucun ardından, 3-0 kaybetmene rağmen turu vermiyorsun. Elbette maçın 3-0 bitmemesi gerekirdi, özellikle 2. yarıda maç 1-0 giderken, bulduğun o açık alanlardan en az 1 tanesinde golü bulmalıydın. Golü bulsan, o an iş bitiyordu. Biz ise zora soktuk ama 3-0'lık sonuca rağmen, mental açıdan dağılmamak önemli. Uzatmalarda "panik" yapmadın ve son 16 geldi.
Gün sonunda "son 16'ya" bakılır. Juventus gibi bir takımı eleyip de bunu başarıyorsun. İlk 24 hedeften, son 16'ya kaldın. Rakibin Totttenham olursa, çeyrek final yolunda da büyük avantaj var. Liverpool olursa, çıkar oynarız, elimizden geleni yine yaparız. Bu andan itibaren "keyif almaya" bakacağız. Son 16 seviyesine, kendi adımıza 12 yıl sonra çıkabildik. Oysa her sezon bu seviyede tutunabilmen gerekiyor. Şampiyonlar Ligi seviyesinde, son 16'larda sürekli olabilmelisin. Bu istikrarı yakalarsan, kısa sürede daha ötesini de hayal edersin. Galatasaray'ın Avrupada yazdığı hikaye çok büyük. Bu seviyede her almayı da fazlasıyla hak etti.
İnsanlarda garip bir ruh hali var. Tur atlamaya sevinmiyorlar neredeyse. Kimi de ekranlarda "hayatımda en çok utandığım maç" diye saçmalıyor. Sadece Okan Hoca döneminde, oyun olarak bundan kötü birçok maç sayarım. İzlediğim tüm döneme dönsem ise tonla sayarım. Bayern Münih karşısında kazanmayı hak ederken, rakip "kazandığı" için sevinmedi mi? Rövanşı kötü oynamış olabilirsin. İlk maçta aldığın farklı skor seni bu konfora ulaştı. Neticede ayağa kalktın, uzatmalarda kontrolü eline aldın ve kazandın. 1 değil, 2 gol atarak üstelik. Okan Hoca, Şampiyonlar Ligi'nde 12 yıl sonra takıma son 16 oynatacağı için özür dileyecek neredeyse. Bazısının beklentisi bu.
Karşındaki rakip Juventus, bu unutuluyor. İlk maçta nasıl skor alırsan al, karşında Avrupa'nın en iyi takımlarından biri var. 5-2'nin ardından geri dönüşü zorlacaklarını da biliyorduk. İlk 30 dakikada o baskıyı sindirmiştin de. Yine de ilk yarıyı 1-0'la kapatman kötü değildi, sonrasın da rakip 10 kişi kaldı, senin bulduğun açık alanlar var. Orada golü bulabilmek lazım, bence alınacak ders bu. Sonra tur biterdi. Baskı yedikçe, iyice gömüldün. En başta söyledim, bu maçı gol atmadan tamamlayamazsın. Önemli olan "uzatmalar". Orada da anlamadığım nokta, İlkay Gündoğan'ın hakkının verilmemesi. Onun takımı sakin kılıp, yönlendirmesi sayesinde o oyun geldi. Ama yorumlara bakın, adamı linç eden edene.
Şampiyonlar Ligi'nde başardığımızın hakkını verelim, ulaştığımız seviyenin de farkına varalım. Bugün kura çekimi var. Rakibe bağlı yeni hayaller kurulacak. Çeyrek final için neden olmasın denilecek. Galatasaray, geçmişinde bu seviyelere ulaşıyordu ama 12 yıldır uzak kaldı. Fenerbahçe misali kendi ligimizde şampiyonluk hasreti dindirmeye çalışmıyoruz, işimiz gücümüz Avrupa. Sen Avrupa'da başarılı ol, ligde her koşulda sonuca ulaşacaksın. Okan Hoca'yı yorumlarken "Avrupa'da kötüyüz" diyordunuz, buyrun size Şampiyonlar Ligi'nde son 16. Bunu da mı küçümseyeceksiniz? Herkesin öve öve bitiremediği Bodo'yu 60 dakikada parçaladın, o gün rakibi küçümsüyorlardı. Bugün gördüler mi başarının zorluk derecesini?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder