Saha içine yönelik birçok şey konuşuruz. Eleştirilecek taraflar elbette var ama "saçmalayacak" evreye geçmemeliyiz. Eleştiri ve saçmalama arasında ince bir çizgi var. En başından bu yana söylerim. Konyaspor maçı özelinde, saha içine yönelik birçok noktaya değinirim de, şu an konuşulacak konu bu mu olmalı bilmiyorum. TFF'nin dün yapmış olduğu paylaşımı gördünüz. Bu ilk değildi, son da olmaz. TFF Başkanı, Galatasaray'la alakalı her konudan sonra, Galatasaray aleyhine konuşması ve savurduğu tehditlerle biliniyor. Konyaspor maçında da herkesin gördüğü üzere, maçı Galatasaray'a kazandırmamak adına büyük bir çaba vardı.
Galatasaray, hakemleri yenmek zorunda değil ama Türkiye gerçeği, mücadeleyi sadece sahada vermemek gerektiğini söylüyor. Biz yine bu mücadeleyi verir, kenetlenirsek de gün sonunda kazanırız. Ama bu Galatasaray yönetimiyle ne denli savaşı verebiliriz bilmiyorum. Galatasaray, hiç olmadığı kadar dokunulur konumda. TFF Başkanı, açık açık bize karşı verdiği savaşı dile getiriyor. Hiç bu kadar, aleni bir düşmanlık bildirimi gördünüz mü? Tablo buyken, saha içini ne kadar konuşursak konuşalım boş geliyor bana. Biz yine saha içini konuşacağız, eleştirimizi yapacağız ama en azından şahsım adına, Okan Hoca'yı sonuna kadar desteklerim.
Bu takım, son 3 sezonun şampiyonu. Hangi ortamda, ne şartlarda şampiyon olduğumuz da ortada. Rakibin adına "yürü ya kulum" denilen ortamında, onların önünde ısrarla şampiyon olmak kolay iş değildir. Şu başarılar küçümseniyor ya, Okan Hoca olmadığında yaşanacakları tahmin edemiyorum. Kulüplerin içine düştüğü "teknik direktör" cenderesini görüyorsunuz. Her yıl 1, hatta 2-3 teknik direktör değiştiriyor, hayallerinde Okan Buruk gibi bir teknik direktörü düşünüyorlar. Tabii ki bulamıyorlar. Sen buldun, niye yeni hayallere dalıyorsun? İstikrardan daha önemli ne var. Adam son 3 yılın şampiyonu ve Avrupa konusunda da bu sezon çok şey kanıtladı. Hatta geçen sezonlarda, özellikle büyük maçlarda kanıtlamıştı.
Süreç içinde eleştireceğimiz taraftar oldu, hayal kırıklıkları da yaşadık ama gün sonunda kazandık. Yine kazanırız. Şu an kenetlenme, destek olma zamanı. Oldu da şampiyonluk elinden alındı diyelim. Ben yine de Okan Hoca'yla devam derim. Guardiola, Alex Ferguson, Klopp ya da aklınıza gelebilecek nice dev teknik direktör her sezon şampiyon mu oldu, hiç mi kötü sezonlar yaşamadı. İstikrarlı, uzun yıllardır takımlarının başında olan isimleri düşünün. Kimse her sezon şampiyon değil ama gün sonunda o istikrar seni zirvede tutuyor. Şu an tek mağlubiyet ya da puan kaybında karalar bağlıyorsak, bu durum Okan Hoca'nın sana alıştırdığı "kazanma alışkanlığıyla" alakalı. Öyle sezonlar yaşattı ki ilk puan kaybında insanlar "ne oldu" diyor.
Önce Juventus'u geçeceğiz. Bu senin Avrupa'daki kartvizitin olacak. Devamında da Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finali kovalayacağız. Avrupa'daki yürüyüşün, Türkiye Ligi'nde başarısız olacağın anlamına gelmeyecek. Şu an için tek kusur, Türkiye Ligi'ne yeteri kadar odak kuramamak, nasıl olsa kazanırız demek. Onu da kazanma alışkanlığı getiriyor işte. TFF'nin bu yaşattıkları, herkesi yeterince odaklamıştır. Yerlisi zaten görüyor da, yabancısı da anlamıştır. Juventus ve Alanyaspor maçında yaratılacak hava, bizi yeniden "galibiyet serisine" taşır. Çok daha zor maçlarda, iyi oyunlar sergiledik. Konyaspor maçındaki görüntü bir daha yaşanmayacak. Okan Hoca, gerekli özeleştiriyi yaptı. Tamımını "şampiyonluğa" hazırlayacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder