Önlem adı altında yapılan hamlelerin, Galatasaray'da pek çalışmadığını yıllardır görüyoruz. Liverpool deplasmanı öncesindeki tek korkum, "savunma" odağıyla sahada olursak "varlık" gösteremeyeceğimiz üzerine. Okan Hoca'nın oyunu bu değil. Oyunu biraz daha dengede tutmak lazım, ona kabulüm ama "savunma" odağı bizde çalışmaz. Sallai'yi sağ öne koyduğun an odağım "savunma" diyorsun. Öyle bir kadro ki "gol" yediğin anda geçmiş olsun, geri dönüşün imkansız. Üretemezsin çünkü. Sadece Sallai tercihi değil tabii, Osimhen'in kolunun kırılması bizi asıl bitiren etmendi. Koca devreyi kolu kırık şekilde oynayıp, takım bir anda 10 kişiyle devam etti.
Sane'yi bu maçlarda oynatmak zorundasın. Transfer edilme amacı bu zaten. Liverpool ayarında takımlara karşı "kalite" hamlen o senin. 2 Liverpool maçında süre dahi almadı, 2'sini de kazandık ama bu durum onun deplasmanda da oynamamasına sebep olmamalı. Kalite kadar tecrübe de aradın. Okan Hoca'yı dinledik, tecrübe eksiğimiz var, bu seviyelerde oynadıkça bunu kazanacağız diyor. Oysa bu seviyenin gediklisi kulübesinde oturuyor. Sadece Sane de değil bu arada, İlkay Gündoğan için de söylüyorum. Hadi İlkay Gündoğan'ın temposu yetmiyor diyelim. Sane niye yedek?
Yaptığımız yanlışı, 2. yarıda Sane ve Lang'ı oyuna alarak gidermeye çalıştık. Osimhen'in kolu kırılmasa, oyuna giren isim sadece Sane olurdu ama sağ önde "hücum" hamlen gerçekleşirdi. Maça böyle başlamalıydın. İlk yarıda yediğin baskının temelinde önde top tutamamak var. Sallai ve Barış Alper Yılmaz'la topu taşırsın ama tutamazsın. Sane ise topu orada tutar, rakibi daha rahat eksiltirdin. Rakibin üzerine kararlı gitmenin yolu onun sahada olmasıydı. Bu seviyenin futbolcusu çünkü. Sane gibi bir ismi kenarda tutmak ve bu maçta 11 başlatmamak, benim anlayabildiğim bir karar olmadı.
2. yarıda oyuna aldıktan sonra bir şeylerin değişmesini beklemek güç. Çünkü Osimhen oyundan çıkmıştı ve momentum tamamen rakipteydi. İlk yarının sonlarında Uğurcan Çakır penaltı tuttu, skor sadece 1-0'dı ve her şey ortadaydı ama oyun öyle demiyordu. Osimhen de yokken, rakip savunma arasında kayboldun gittin. Barış Alper Yılmaz, alan bulması dahilinde forvette etki eder. Öyle bir alan yoktu. Sane yine biraz kıpırdamaya çalışan isimdi ama kalecimiz hariç kimse için "bireysel performans" olarak övgüde bulunamayız. Felaket bir futbol ve bunun çeşitli nedenleri vardı. Maalesef gücümüz yetmedi, buraya kadardı.

çocukluğumuzdaki mahalle maçlarındaki kolu alçılı abileri hatırladıkça Osimhen 2-3haftaya döner gibi geliyor..
YanıtlaSil