11 Ocak 2010 Pazartesi

Thomas Hitzlsperger

Bazı futbolcular transfer oldukları takımlarda büyük fark yaratmışlardır. Bu futbolcuların ön plana çıkan durumları oldukça profesyonel olmalarıdır. Bu örneği genelde Alman futbolcular için verebiliriz. Mesela Beşiktaş'a geçtiğimiz sezonun ortasında transfer olan Ernst'i ele alalım. Takıma geldiğinde Beşiktaş çok iyi durumda değildi ve Ernst geldiğinin ertesi günü maça çıktı. Gösterdiği performansın mükemmelliğini geçtim, bu performansı sezonun geneline yaydı ve takımının şampiyonluğunda bir numaralı rolü oynadı. Ernst hem profesyonelliği ile hem fark yaratma özelliği ile Beşiktaş'a büyük artılar kazandırdı. Çünkü transfer olduğunda takımın orta saha bölgesinde büyük açığı vardı ve Ernst'in bu futbolu bütün takıma yansıdı. Aslında bu futbolcular transfer piyasasında çok gündemde değillerdir. Yine Ernst'den devam edersek Schalke 04'den ayrılacağı belli olduğunda Beşiktaş dışında hangi takımlar kendisine talip oldu bilmiyorum. Bu futbolcular Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin pek gündemine gelmezler ama daha alt klasmanlarda olan takımların vazgeçilmezleri olurlar. Biz bu yazıda Ernst'den yola çıkarak aslında Thomas Hitzlsperger'i yazmak istiyoruz. Çünkü çoğumuz Ernst'in futboluna böylesine hayran olmuşken, Hitzlsperger'in ülkemize geldiğini varsaydığımızda ne düşüneceğimizi şimdiden kestiremiyoruz.

Thomas Hitzlsperger futbola 8 yaşında Bayern Münih'in altyapısında başladı. 1989'dan 2000 yılına kadar geçen süreçte Bayern Münih'in altyapısında, amatör takımında forma giymesine rağmen hiç A takıma çıkamadı. Aslında 2000'li yıllara kadar geçen süreç katı Alman disiplinin hala varlığını koruduğu yıllardır. Bu yüzden yukarıda bu jenerasyonda bulunan Alman futbolcularının disiplininden, iş ahlakından ve dolayısıyla profesyonelliklerinden bahsettim. Bu fark yaratma, işlerini en iyi şekilde uygulamaları biraz bu yıllarda aldıkları eğitime dayanıyor. Hitzlsperger'e dönersek Bayern Münih'in A takımında hiç oynamamasına rağmen Alman Ümit Milli Takımı'nda gösterdiği performansla Aston Villa'nın dikkatini çeker ve bu takıma transfer olur. Önceleri Aston Villa'nın rezerv takımında oynamaya başladıktan 6 ay sonra 13 Ocak 2001 yılında Aston Villa ile ilk maçını Liverpool'a karşı oynar ve o sezon sadece o maçta forma giyer.

Bir sonraki sezon ise Chesterfield takımına kiralanır ama 2 ay sonra Aston Villa'nın o dönemde yeni teknik direktörü olan Graham Taylor tarafından takımda çok sayıda sakat futbolcu olduğu için geri çağrılır. İşte bu Aston Villa'ya geri dönmesi Hitzlsperger'in dönüm noktası olacaktır. Takıma dönmesinin ardından Aston Villa'nın banko futbolcusu olmasının yanında gösterdiği performansla takımın lideri olur ve bir anda taraftarların sevgilisi haline gelir. Hitzlsperger, Aston Villa'da 3 sezon forma giydi ve 99 maçta 8 gol attı. Bu performansının ardından sözleşmesi 2005 yılında bitince ülkesine dönme kararı aldı ve Stuttgart ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Hitzlsperger, Stuttgart'da gösterdiği performansla takımının ikinci sezonunda Bundesliga'da şampiyon olmasında büyük katkı sağladı. O sezon sonrasında Meira'nın takımdan ayrılmasıyla Stuttgart'ın kaptanlığına kadar yükseldi. Ayrıca şampiyon oldukları o sezonda 30 maçta 7 gol attı. Hitzlsperger'in sonraki sezonlarda istatisliklerine baktığımızda 2007-2008 sezonunda 25 maçta 5 gol 1 asist, geçtiğimiz sezon ise 32 maçta 5 gol 6 asist yaptı. Bu sezon ise gözden düşmüşe benziyor ve çok az maç oynamasına karşın 1 golü bulunuyor.

Alman Milli Takımı açısından Hitzlsperger'e baktığımızda 2005'den bu yana sürekli Milli Takımda oynadığını görüyoruz. İlk Milli Maçını 9 Ekim 2004'de İran'a karşı oynadı. Löw takımın başına geldiğinden bu yana ise takımın sürekli isimlerinden birisi oldu. Genellikle Ballack'ın yedeği olarak gördüğümüz Hitzlsperger'i bazı maçlarda Ballack'la beraber oynadıklarını görüyoruz. Almanların özellikle Euro 2008'de Türkiye'ye karşı oynanan maçta gösterdiği performans çok övüldü ve Lahm'a yaptığı asist hala akıllarda. İstatistiklerine baktığımızda 20 kere Ümit Milli olduğunu ve 3 gol attığını görüyoruz. A Milli Takımda ise 51 kere yer aldı ve 6 gol kaydetti. Şimdi Hitzlsperger için sorun kadronun değişilmez isimlerinden birisi olmasına rağmen kendi takımında yedek olduğu için 2010 Dünya Kupası'nda yer almayabilir.

Bu sezon kötü giden Stuttgart'da menajer Heldt takım içerisinde bir günah keçisi arıyordu ve Hitzlsperger'i seçti. Önce kaptanlığını elinden aldı, sonrasında ise takımda fazla forma şansı vermemeye başladı. O günden sonrada arada soğukluklar oldu ve Hitzlsperger'de takımdan ayrılmak istiyor, Stuttgart da onu elden çıkarmak istiyor. Bu arada geçtiğimiz günlerde Stuttgart altyapılı olan Wolfsburg'lu Christian Gentner ile ön protokol imzalandı ve Hitzlsperger'in sezon sonu bitecek olan sözleşmesinin uzatılmayacağı açıklandı.

Hitzlsperger'i bu kadar fazla anlatmamızın sebebini sanırım anlamışsınızdır. Bu futbolcuyu Galatasaray'da görmeyi çok istiyoruz. Gerek sezon sonunda sözleşmesinin bitecek olması, kulübünün onunla yolları şimdiden ayırmak istemesi ve gerekse futbolcunun kalitesi bizi bu futbolcuyu Galatasaray'a önermeye itiyor. Galatasaray'ın orta sahasında oyunun iki yönünü oynayabilecek, pas trafiğine katkı sağlayacak ve şutör bir orta saha futbolcusu lazım. Şu an mevcut kadroya baktığımızda Elano'nun tek başına orta sahanın önemli yükünü taşıdığını görüyoruz ama gerçek anlamda hedef 4-3-3 ise, bu tarzda bir futbolcuya daha ihtiyacımız var. Mevcut kadroda Elano ve Arda'nın orta sahada beraber oynamasını düşünsek bile bu ikiliyi bir arada tutacak bir defansif ortas saha gerekecekti. Bu yüzden Elano - Arda ikilemini kuramadığımız için Elano'nun yanına yönlü bir orta saha transfer etmeliyiz. Şu an oynadığımız sistemde Elano'nun üçlü orta sahanın sağında iyi işler yaptığını görüyoruz. Mehmet Topal'ın da ne kadar hücum gücü düşük olursa olsun iyi bir ön libero olduğunu söylemek lazım. Ama kadroya baktığımızda sol iç oynayabilecek bir tek Arda var ama bu kombinasyonda oynamasını güç görüyoruz. Bu yüzden sol iç orta saha dediğimiz bölgeye biçilmiş kaftan Hitzlsperger olacaktır. Bu arada Hitzlsperger'e uzaktan attığı mermi gibi şutlar yüzünden Aston Villa taraftarı tarafından Hitz Te Hammer lakabı koyulmuştu.

Hitzlsperger'in Bayern Münih altyapılı olmasına rağmen futbolunu Premier Lig'de geliştirdiğini görüyoruz. Bu durum Hitzlsperger'in futboluna nasıl yansıdı ve bu yönlü futbolunu buna mı borçlu?

Hitzlsperger'in özellikle fizik gücünü Premier Lig'e borçlu olduğunu düşünüyoruz ve futboluna dair en önemli detayları bu ligde öğrendi. Mesela Bayern Münih'te çok cılız ama yetenekli bir sol açıkken Aston Villa'da müthiş bir sol iç oyuncusu hatta oyun kurucu oldu. Premier Lig'de şutlarını da oldukça güçlendirdi. Ama bahsettiğimiz disiplin, profesyonellik gibi durumları Almanya'da yetiştiği dönemde kazandığını söyleyebiliriz.

Rijkaard da stoperden ziyade takım savunmasında önemli bir sıkıntı yaşadığını söylüyor. Bu ortamda stoper mi almak yoksa takım savunmasını güçlendirmeye yönelik bir transfer mi yapmak daha mantıklı?

Mükemmel bir takım kurmak istiyorsak sistemimizde bu iki durumda çok önemli. Orta sahaya iyi toplar çıkarabilecek, ayağı düzgün bir stopere ihtiyaç duyduğumuz bir gerçek. Mesela Servet ve Emre Aşık gibi futbolcuları bu konuda sıklıkla eleştiriyoruz. Ama defanstan iyi toplar çıkarıldığında da bunu iyi kullanabilecek yönlü orta saha futbolcularına ihtiyaç duyuyoruz. Orta sahanın 4-3-3'ün kiliti olduğunu düşünürsek gerek hücum gerekse savunma performanslarında bu bölgenin oldukça güçlendirilmesi şart. Mustafa Sarp, Barış Özbek, Ayhan Akman gibi futbolcuların bu bölgede oynamasından ziyade Hitzlsperger'in takımda olması bu konuda açığı kapatacaktır.

Hitzlsperger'in Galatasaray ve Türk futboluna getirisi ne olur?

Türk futbolu belki de tarihinde az rastladığı komple orta saha futbolcularından birisini izler. Ernst'i övüyoruz ama Hitzlsperger futbol ve kalite olarak ondan çok daha önde bulunuyor. Hitzlsperger'in hücum ve savunma performansları çok iyi durumda. Üstelik henüz 27 yaşında ve hâlâ önünde uzun yıllar var. Hitzlsperger'in yaşını düşündüğümüzde futbol olarak en iyi dönemlerinde olduğunu söylemek mümkün. Türkiye'ye gelmesi durumunda bir patlama yapabilir ve efsane olabilir. Çünkü genç yaşlarında bunu Aston Villa'da başarmıştı ve Stuttgart'ın unutulmaz futbolcusu, kaptanı olmuştu.

Hitzlsperger'in Almanya'da ırkçılığa karşı sosyal projelerde yer aldığını görüyoruz. Zeit gazetesinde ırkçılığa karşı yazdığı yazıları görmek mümkün. Bunu da yazmak istedim çünkü çok önemli bir ayrıntı durumunda. Kısacası Hitzlsperger karakteri, futbolu, kalitesi ve bir çok özelliği ile transfer etmek için biçilmiş kaftan olarak görünüyor. Takımından ayrılmak istemesi, sözleşmesinin sezon sonu sona ermesi nedeniyle transferi çok uygun ücretlere bitirilebilir. Bu futbolcunun Galatasaray için gerek devre arasında, gerekse sezon sonunda transfer olması durumunda önemli işler yapacağını düşünüyoruz.

Bu videoda Hitzlsperger'i neden önerdiğimizi daha iyi görebilirsiniz;



Burada ise Türkiye - Almanya yarı finalinde Hitzlsperger'in Lahm'a yaptığı asist var;



Burak Eren & Cihan Şerbetçioğlu

Not:
Yazı yayına girdikten sonra bir uzman görüşü almak istedik ve haliyle konu Bundesliga olunca çalacağımız kapı Borges oldu. O da bizi kırmayıp, zaman ayırdı ve futbolcu ile yazıyla ilgili görüşlerini şöyle belirtti. Kendisine tekrar teşekkür ediyoruz.

Borges:
Postunuzu okudum ve benim ekleyebilecegim seyler futbolculugu konusunda cok fazla degil. Sutlarinin inanilmaz etkili oldugu ayrintisi eklenebilir, frikikleri de ayni nedenden dolayi oldukca etkilidir diye de gelistirilebilir. Alman milli takiminda defansif orta saha olarak oynasa da ofansif orta saha oynayabilecek yetenegi barindirir kendisi. Bu da onu iki yönlü oyuncu yapiyor zaten. Fiziki yeterliligi ve savasci kimligi de göz önünde bulundurulduguda ideal bir 4-3-3 oyuncusu oldugu konusunda hem fikirim. Özellikle sutlarinin cok sert ve düzgün oldugu ayrintisini bir daha belirtmek isterim.. Gerrard-Lampard örneklerinin bir benzeridir oyun stili. Maliyeti de göz önüne alindiginda transfer icin her bakimdan ideal bir oyuncu oldugunu düsünüyorum kesinlikle..

B
u arada futbolcunun Lazio'ya bedelsiz bir şekilde satıldığını belirtmek isterim. Kaçan balık gerçekten büyük oldu.



Önemli not: Bu yazının tüm içeriği Sportif Cümleler Blogu'na aittir. İzinsiz ya da kaynak belirtilmeden alınması ve kullanılması hâlinde yasal prosedür uygulanacaktır. Yazıyı paylaşın, dilediğiniz platformda kullanın, okuyun, beğenin, yorumlayın, yahut beğenmeyin. Nihayetinde biz de bunlar okunsun diye yazıyoruz. Ama emeğe saygı duyun. Bugün bize yapılırsa yarın da size yapılır. Birbirimizin arkasını kollayalım, arkadan hançerlemeyelim.

8 yorum:

  1. heyecan bastı haberi görünce :) ben de en öncelikli olarak bir önlibero alınması taraftarıyım stoperden ziyade. hitzlsberger bu tanıma tam uymuyor aslında ama savunma anlamında bize yardımı dokunacağı bariz. tabii alırsak.

    benim hayalimdeki takım barcelona'nın orta üçlüsünün ön tarafında arda ve elano'yu oynatmak arkalarında ise fabian ernst gibi bir önlibero.

    inşallah haldun üstünel düşünmüştür, hatta bitirmiştir :) parayı basıp serdar taşçı'yı da alıp getirse bari stuttgart'dan :) tadından yenmez takım.

    YanıtlayınSil
  2. Sanırım blog sahibi Scoutgs forumununda da yazıyor.Çok güzel bir yazı olmuş.Cihan bey de Bundesliga'ya hakim birisi gözlemleyebildiğim kadarıyla.Ne kadar beğendiğim bir oyuncu olsa da transferinin mümkün olmadığını düşünüyorum.Ne olursa olsun Alman milli takımında hala bir şekilde oynayan bir oyuncuyu getirmek kolay değil.Ernst'ten en önemli farkı da bu zaten.Bunun yanısıra Alman milli takımında oynayıp yurtdışında top oynayan Ballack hariç kimse yok bildiğim kadarıyla.O da zaten malum nedenlerden dolayı Epl'de.Öneriniz çok güzel olsa da biraz zor.Bundesliga'dan daha ziyade Daniel Jensen gibi bir isme yönelmek daha makul olur düşüncesindeyim.

    YanıtlayınSil
  3. Cihan blog sahibi değil, o konuk yazar gibi burada :) Blog sahibi benim. Ama Cihan'la birlikte bazen böyle öneri yazıları yazıyoruz ve Scoutgs ile Sportif Cümleler'de paylaşıyoruz. Cihan, Almanya'da oturması sebebiyle Dünya futboluna zaten çok hakim ama Bundesliga'ya ayrı bir hakimdir.

    YanıtlayınSil
  4. aynen bende heyecanlandım. hem maddi açıdan hemde oynadığı futbol açısından artılarına çok güzel değinmişsiniz. m.topal ve elano ile orta sahada çok iyi olur.

    savunma ne kadar eksik olsa da benim de ilk tercihim orta sahaya bir transfer olur. ikincisi savunma olur ve forvete takviyeye bence gerek yok. nistelrooy geldi ve baros'ta döndü diyelim hangisine sen kulübede otur diyeceğiz. hücum hattında oynayan tüm oyuncuların sakatlıklarının olmadığını düşünelim. elano, arda, kewell, keita, baros, nonda, aydın ve artık caner... bu 8 oyuncudan 4'ü oynamayacak.

    orta saha oyuncusunu savunma oyuncusuna yeğlememin sebebi galatasaray'ın "yediğinden daha fazlasını atma" amacıyla oynadığı ya da oynaması gerektiğindendir. agüero ve forlan karşısında puyol ve terry'de olsa o goller yenilecek. bari hücum bölgesine geçerken bi sıkıntı yaşamayalım. ayhan ve linderoth'un (sağlam olsa orta saha için ilk tercihim olur) artık son sezonları diyebiliriz. mustafa sarp ve barış rotasyon için gayet uygun oyuncular.

    illaki bir forvet olursa ilk aday halil altıntop olur. hem avrupa'da oynayacak olmasından hem türk olmasından hem sözleşmesinin biteceğinden hem de barosla benzer özellikleri taşıdığından... yedekliği sorun etmeyecek ve çift pozisyonda oynayabilecek bir oyuncu olmalı ki gerçek bir alternatif diyebilelim. heyecanla beklemekteyiz.

    YanıtlayınSil
  5. Cengiz Aktaş12 Ocak 2010 00:02

    Sevgili Burak Ve Cihan kardeşim güzel yazınız ve tesbitleriniz için teşekkürler.Umarım kalbinizden geçenleri birgün tribün yada tvden sarı kırmızı renklerle izlersiniz.

    YanıtlayınSil
  6. NAm-ı diğeer Çekiç iyi adamdır. Uzaktan attığı sert şutların isabet yüzdeside sağlamdır. Dediğin gibi hem ileri hem geri oynar. Kısacası iş yapar.

    YanıtlayınSil
  7. bende sezon basindan beri bunu düsünüyorum ....


    aslinda simdi the hammeryi 10 paraya kapatabiliriz ... lindeye bye bye ...

    welcome hammer bey...


    tebrik ettim ... bu ara sizi

    YanıtlayınSil
  8. ernst gibi olacaksa güzel olur kanaatindeyim.bonservisi de yoksa kaçırılmamalı.aslında sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan yerli yabancı işe yarar futbolcuları irdeleseniz fena olmaz.muhammet demir bursadan mesela.ayrıca gökhan inler ve serdar tascı hakkında da bu sekil analizzler bekliyoruz.tesekkurler

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir