8 Ocak 2018 Pazartesi

Hal böyle olunca bir "nerede kalmıştık" daha demek gerekiyor


Erkek / kadın takımı diye ayırmıyorum, her iki şubede de tarihin en karanlık süreçlerinden birini yaşıyoruz. Daha önce de dip noktalar gördük, erkek takımı ile küme düşmekten son anda kurtulduk mesela, kadınlarda ise düştük. Tabii o dönemlerin mazereti var, ekonomik noktada büyük sorunların olduğu zamanlar. Bütçen dahilinde hareket ettin, o tablo da sürpriz değildi.

Bugün her iki şubede yine ciddi ciddi kümede kalmayı düşünüyoruz. Kadınlarda iyi bir bütçe var, erkeklerde de ligin en iyi bütçelerinden biri. Fenerbahçe, Anadolu Efes gibi takımlar düzeyinde değiliz de ligin en iyi 4. bütçesi diye biliyorum. Bu paralara daha önce önemli başarılar kazanıldı, en azından istikrarla yola devam edildi.

Geçen sezon Ergin Ataman'ı eleştirdik mesela, kimse bugünlerin oluşacağını tahmin etmiyordu. Evet, başarısızdık ama karakterimiz vardı. Bugün karakterimiz de yok, her takıma, nerede olursa olsun kaybetme potansiyelimiz var ve kaybediyoruz da. Bütçe o kadar kötü kullanıldı ki ortada büyük bir enkaz var. Bu da Can Topsakal / Erman Kunter'in eseri, Ergin Ataman'ın gönderiliş tarzı ve Erman Kunter'in ne üzerine getirildiğini konuşmayacağım bile. Çok pis kokuyor.

Kadınlarda ise Marina Maljkovic çok büyük bir hayal kırıklığı. Geçen sezon geldiğinde heyecanlıydım, genç oyuncuları kazanacaktık ve yeniden yapılanacaktık. Öyle de başladık, mütevazi bir kadro ama tempolu, baskılı, keyifli oynuyorduk. Sonra saçma sapan transferler, bütçe yok ayağına iyice saçmalamalar. Bu sezon ise geçen sezonun bütçesinin üzerine çıktık, tablo daha da vahim. Karakterimiz vardı, onu kaybettik. Yine gelen / giden ve anlam bulunamayan transferler. Hayal edilen her şeyin çöp olması.

Daha kötüsü ise gelen pis kokular. Son Tuğba Taşçı transferi bu işin zirvesi, tanımayanlar için futbolda karşılığını aradım ama bulamadım. Transferlerin belli bir kaynağı var, o hat üzerinden gerçekleşiyor ve bu işin içinde sadece Marina Maljkovic de yok. İyi bir bütçe var, final four hayalleri ile sezona giriyorsun ama neredeyse ligde kümede kalma mücadelesi veriyorsun. Bu başarısızlığı tariflendiremiyorum.

Can Topsakal'ın basketbol şubesinin yönetimini bırakması yetmiyor. Kendisi yeni Dursun Özbek yönetiminde de yerini aldı. Kendisi öyle bir isim ki futbol hakkında dahi düşünce belirten, gidip Lucescu'yla görüşebilen yönetici. Dursun Özbek döneminde basketbolun geldiği nokta ortada, an itibariyle her iki şubede de ligde kalma mücadelesi var. Can Topsakal'ın yanına Ömer Yalçınkaya'yı da ekliyorum, Erman Kunter / Marina Maljkovic gibi isimler de sonra geliyor.


Hal böyle olunca bir "nerede kalmıştık" daha demek gerekiyor. Taktik / teknik gibi konulardan çok anlamam, basketbolu yakından takip eden arkadaşlar çok daha iyi yorumlar. Bu iş taktik / tekniği geçti gerçi, taraftarla ayağa kalkmak gerekiyor. Bizleri bütünleştirecek, inandıracak ve ayağa kaldıracak bir coach gerekiyor. O ismin de Oktay Mahmuti olduğunu düşünüyorum, hatta 2. bir alternatif yok. 

Hedefi de uzun tutmalı, planla hareket etmeli. Bu sezonu mümkün olan en az hasarla bitirmek ve yeni sezon için iddia yaratmak. Oktay Mahmuti düşüşte olabilir ama Galatasaray'da müthiş zamanlar geçirmiş, daha önemlisi bu formayı onurlandırmış bir isim. Birçok unutulmaz an var, o coşkuyu yeniden kazanmak gerekiyor. Bu yazdıklarım kadın takımı adına da geçerli, orada da Ekrem Memnun dışında bir ihtimal yok. 

Hoca gelir mi bilmiyorum, çünkü küstürüldü, yalnız bırakıldı. "Sen kimsin Harun" diyenler ertesi gün hocanın yanında durmadı. Ergin Ataman gibi de değildi Ekrem Memnun, Galatasaray'a odaklanmak istiyorum diyerek Milli Takım'ı bir kenara bırakmıştı. Böyle Galatasaraylıdır, eminim ki ihtiyaç halinde görev alır. Böyle değerleri var yani bu camianın, "nerede kalmıştık" demek gerekiyor..

9 yorum:

  1. Can Topsakal basketbol yöneticisi iken bile futbola müdahale ediyordu. Hu adamdan kulübün tamamen kurtulması lazım

    YanıtlayınSil
  2. Ergin Ataman'ı çok severim lakin Mahmudi hocamın yeri bende çok çok ayrıdır. Sene 2010 o zamanlar ergeniz. Meşhur 2010-2011 sezonuna tekabül eden yıllardan bahsediyorum. Andric & Tutku Açık, Mert Shumpert, Haluk Yıldırım, Ermal, Josh Ship ile birlikte o sezon bizim için basketbolu hatırladığımız, huzuru basketbolda bulduğumuz sezon olmuştu. Futbol takımı tel tel dökülüp orta sıralarda tutunmaya, hatta küme düşer mi diye sorulara maruz kalmaya mahkum olduğu zamanlar... Kısıtlı kadromuz, kısıtlı bütçemizle ama yüreğimiz ve de sert savunmamızla Abdi İpekçi'de geleni geçeni tokatlıyor, 8-10 maçlık galibiyet serileri yakalıyorduk. Nitekim o sezon o takım mucizevi bir şekilde finale kalmış ve de o zamanlar bile güçlü olan Fenerbahçe karşısında aslanlar gibi mücadele etmiştik. Hatta orada dahi bir maç kazanmış, seriyi 3-2'ye getirmiştik. Evimizdeki maçı ise kaybettiğimizde bir taraftarın ağladığını falan göstermişti kameralar. İşte bu dökülen gözyaşı o sezonun özetiydi resmen. Bize gerçekten basketbolda bir şeyler yapabileceğimizi hatırlatan adamdır Oktay Mahmudi. Sonrasında gelen Euroleauge zaferleri, CSKA maçları asla unutulmazdı. Ben de elimden geldiğince maçlara gitmeye çalışırdım. Hatta hiç unutmam bir maçımızda maç 2 uzatmaya gitmiş ve de "Mahmudi Mahmudi Oktay Mahmudi, Yarın Sabah Okul Var Oktay Mahmudi" diye bağırmıştık. Velhasıl çok güzel günlerdi...

    Teşekkür aile içinde olmaz diyecek kadar büyük Galatasaray'lıdır,bir "nerede kalmıştık" demesi beni sevinçten uçuracaktır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Basketbolu ayaklandıran, şampiyon olabileceğine inandıran, hatta Euroleague takımı yapan ilk hoca benim için, ateşi yakan isimdi.

      Sil
  3. Liseci monşerler varken Oktay Mahmuti ve Ekrem Memnun'un gelmeyeceği daha doğrusu bunlara teklif gitmeyeceğini düşünüyorum.Ayrıca mümkünse Ekrem Hocası kadın takımına dönsün gelecekse. Kulağıma gelen dedikodulara göre Ahmet Çakı ile çoktan anlaşılmış. Aynı senaryo sezon başında da sergilenmiş Erman Kunter ile anlaşılmasına rağmen Filipovski'ye gidildi anlaşma ihtimali olunca da Banvit'e ödenmesi gereken tazminatı hocaya ödetmeye kalkınca iş olmadı. Ona evet dese hoca başka bahaneyle işi bozarlardı. Yakın zamanda yapılacak seçim oy hesabı, tepkiler gibi bir durum olmazsa Ahmet Çakı yeni koç. Zaten şubeyi Ural Aküzüm'e verdiler. Yüksek olasılıkla başkan Özbek denen vasıfsız olacağı için Topsalak kıyıdan köşeden tırtıklamak ister şubeyi. Bu nedenle kontrol edebilecekleri koç ister. Mahmuti ve Memnun bu sınıfa girmiyor. Bu arada pis kokular tanımın çok yerinde. Masak bir incelese transferleri midemizi bulandıran transferlerde kim ne indirmiş anlardık. Topsalak kardeşi menajer Levent bu izi takip etmek yeter.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Çakı bildiğim kadarıyla kötü bir coach değil, genç ve geleceği parlak bir isim. Bu işe kafa yoruyor, vizyon sahibi. Yalnız şu tabloda ihtiyaç o değil, anlatmak istediğim buydu. Ha Ahmet Çakı dediğin pozisyona girecekse de başarısız olacaktır.

      Sil
    2. Can Topsakal'ın hala bu yönetimin içinde olması da apayrı bir konu. Benim gördüğüm en çirkin Galatasaray figürü. Ural Aküzüm, Duygun Yarsuvat zamanı da bu şubeye bakmıştı. Can Topsakal / Ergin Ataman gerginliğinin ardından. Bakalım, neler olacak..

      Sil
  4. Ben sezon başında yazmıştım " Galatasaray takımının bu sene en büyük yıldızı Göksenin Köksal ise O takımın işi çok zor" Bütçe 4 milyon dolar ama çok düşük gibi lanse ediliyor! Ayıptır Ayıp! Araştırılda bu gelen giden oyuncuların menejer paraları, ödemeleri derken en az 2 milyon dolar bu yönetici diye gezinen tiplerin cebine girmiştir!! Yazık Yazık!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütçe asla düşük değil, gayet yeterli. Mahmuti zamanında bu bütçelerle yürüdü işte..

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir