3 Mart 2018 Cumartesi

Lorik Cana'yı gördükçe mutlu olanlardanım


"Türk Telekom Stadyumu’nda 1 golüm var ki o da beni bu statta gol atan ilk yabancı yapıyor. Eskişehir’e karşıydı maç. Servet ilk golü atmıştı burada. Benim hem eski Ali Sami Yen’de hem de burada maça çıkma şansım oldu ki bu güzel bir ayrıcalık."

Lorik Cana'yı gördükçe mutlu olanlardanım. Galatasaray'da sadece 1 sezonu olan ve genel itibariyle "hayal kırıklığı" diyeceğimiz bir dönem için neden bu sevgi demeyin. Yanlış zamana denk gelmesi onun suçu değil, şartlar itibariyle böyle bir görüntü oluştu. Daha iyisi olabilirdi, özellikle de Fatih Terim döneminde.

Marsilya'da kaptanlık yapmaya başladığında 21 yaşlarındaydı. Onun adına çok iyi bir dönemdi ki pozisyonunun en iyi isimlerinden biriydi. Mücadelesi, sertliği, lider özelliği ve karakteriyle nam salmış, ateş isteyen tribünlerin bir numaralı ismi. Marsilya forması altındaki Lorik Cana'yı izlemek, benim gibi "mücadele" sever insanlar için büyük keyifti.

Devamında Premier Lig hayali ön plana çıktı, Sunderland'e gitti ve orada da 3-4 ay içinde takım kaptanlığına yükseldi. Sadece 1 sezon içinde ayrılmak istedi oradan, Galatasaray'a gelirken de nedeni kendi ülkesine biraz daha yakın olmaktı. Transfer olduğunda 27 yaşındaydı, eminim ki çok daha uzun bir gelecek hayal etti. Marsilya günlerini yazmıştım, aynısını Galatasaray taraftarıyla da yaşardı.

Maalesef o kötü sezon içinde bunu yaşayamadık. Kötü başladık, öyle de devam etti. Cana ise o sezon mücadelesiyle ön plana çıksa da yetmedi, hayal kırıklıkları arasında anılır. Piyasası da olan bir isim, sezon biter bitmez Lazio onu transfer etmek istedi ve Muslera transferi de bu kaynaklı ön plana çıktı. Fatih Hoca onunla alakalı ne düşündü bilmiyorum, takımda kalmasını istese kalırdı.

Bizim adımıza başarılı bir dönem, 4-4-2 içinde Selçuk İnan / Melo ikilisiyle büyük işler başardık. Böyle bir orta saha düzeninde Lorik Cana'nın pek fazla katkı veremeyeceği doğru. Yine de sezon başında 4-4-2 oynayacağımız belli değildi, sezon içinde döndüğümüz bir düzen oldu. Lazio'da günleri de stoper olarak geçti ve uzun bir İtalya kariyerini geride bıraktı. Galatasaray'da da böyle bir dönüşüm izleyebilirdik veya orta sahada ona uygun rol ortaya çıkabilirdi.

Fatih Hoca da mücadeleyi, ateşi sever. Karakter olarak ona uyacak bir isimdi ve gerçek anlamda lider diyebiliriz. Galatasaray'da forma giydiği dönem de kaptan olmasını bekliyordum. Neyse, işin sonu bir şekilde Muslera'ya bağlandığından bu konuyu çok da deşmemek lazım. İstanbul'a gelmiş ve ilk işlerinden biri Galatasaray Muzesi'ni gezmek oldu. Onu yeniden görmek güzeldi, keşke dediğim isimlerden işte..

4 yorum:

  1. Sadece 1 sezon oynamasina rağmen takımı böyle sahiplenmesi çok güzel gerçekten. En son ero 2016da arnavutluk takımıyla izlemiştim. Mütevazi ama savaşçı bir takımdı Cana'nın kişiliğini yansıtan bir takımdi. Doğru zamanda gelmiş olsa elmander kadar sevilen bir futbolcu olabilirdi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, çok doğru yorum. Doğuştan liderdi de, büyük katkısı olacaktı.

      Sil
  2. Geldiğinde 19 numaralı formayı Kewell'dan alınca ona karşı garip bi nefret doğmuştu bende.Kewell'ı evet 7 numarayla biliriz ama bizde 19 giydi ve yakışıyordu.Gerçi o formada yazan numaranın da bi önemi yok ama gelir gelmez onun 19'u alması ve Kewell'ın 99 numarayı giymesi benim Cana'ya sinir olmama neden olmuştu.Şimdiyse o günleri hatırlayıp gülümsüyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aydın Yılmaz 7 giyiyordu mesela o dönem. Bu konu hakkında da zamanında yazmıştım.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir