29 Kasım 2018 Perşembe

Hem savunma hem hücumda, hem taktik hem teknik hem de duygusal açıdan


Felipe Melo, geçtiğimiz günlerde Palmeiras formasıyla Brezilya Ligi şampiyonluğuna ulaştı. 35 yaşında olmasına rağmen temponun ve maç trafiğinin böylesine yoğun olduğu ortamda gösterdiği performans da şampiyonluğun anahtarlarından biriydi. Biz de hem bu performansı hem de yeni kurduğu Brezilya Futbolu hesabı üzerine sevgili arkadaşım Tolga Kaplan ile konuştuk. Bizleri kırmadığı için kendisine teşekkür ediyorum.

Herkesin takip etmesi gereken bir hesap; https://twitter.com/BrezilyaFutbolu

Fazlasıyla kaliteli bir iş ve beğeniyle takip ediyorum. Hesabı konuşarak konuya girelim. Bu hesabı açmak aklına ne zaman geldi ve hesabı yeni takibe alacakları neler bekliyor?

Tolga Kaplan: Eşimin Brezilyalı olması sebebiyle oranın kültürünü, tarihini öğrenme merakı doğuyor elbette. Benim için de futbol bu noktada en önemli öğelerden biri. Bu vesileyle Brezilya Ligi'ni takip etmeye başladım. Hesabı açma nedenim, Türkiye'de Brezilya Ligi'ne çok bir ilgi yok açıkcası. Kaliteli Brezilyalıların Avrupa'da oynaması yerel ligin kalitesini düşürüyor ve bu ilginin olmamasını normal karşılıyorum. Ama her yıl onlarca genç yıldızın Avrupa'ya gidişine şahit oluyoruz. Biz neden bu pazarda olmayalım ki? Brezilya Ligi Serie A ve Serie B'ye çok daha fazla odaklanmamız gerek diye düşünüyorum çünkü çok büyük yetenekler var.

Aslında hesap şu an demo sürümünde diyebilirim. Şu an Türkiye'den sadece yabancı kaynakları takip ederek paylaşım yapıyorum. Birkaç ay sonra Brezilya'ya yerleşiyorum ve o zaman çok daha detaylı çalışmalar yapma niyetim var. Brezilya futbolundan bize ne kazandırabilirim bunun peşinde olacağım ve bunu anbean paylaşacağım. Maçlardan görüntüler, futbolcu analizleri genç futbolcu önerileri... Aklınıza ne gelirse.


Asıl konumuz Felipe Melo'nun Palmeiras'la kazandığı şampiyonluk. Yaptığın yorumda Scolari'nin göreve geldikten sonra Melo'ya verdiği rolün altını çizmiştin. Bu konuyu bizler için biraz daha detaylandırır mısın?

Tolga Kaplan: Scolari gelene kadar da Melo takımın 11 oyuncusuydu. Yine o bildiğimiz agresif tavrı, sert futbolu, çoğu kesime antipatik gelen görüntüsü... Melo bildiğimiz Melo ama takımın genelinde bir mücadele sorunu çok açıktı. Lucas Lima ve Dudu gibi yıldızlar topla birlikte keyif veren, topsuz oyunda ise sahada ruh gibi gezinen isimler. Scolari geldiğinde şunu kesinlikle gördü. Bu takımı sahada ayakta tutacak, mücadele seviyesini artıracak, ayrıca arkadaşlarınca saygı duyulacak, sahadaki Scolari olacak birini bulmalı. Bu da kesinlikle Melo'ydu. Çok büyük bir kırılma noktası oldu bu karar.

Felipe Melo bu şampiyonluğun neresindeydi ve kazanılan bu başarının sence hangi tarafındaydı?

Tolga Kaplan: Palmeiras çok önemli yıldızların olduğu bir takım. Deyverson, Dudu, Lucas Lima, Miguel Borja, Moises... Melo bu futbolcuların emniyet sibobu olarak sahada görev aldı. Eski hızında değildi ama sahaya akıl koydu. Pozisyon bilgisi nedeniyle çok koşmadan da hamlelerini yapmayı bildi. Rakibin hızlı ataklarını kesme noktasında yine ustalığını konuşturdu. Atakta ise topu oyuna sokabilme kabiliyeti, takımın savunmadan ilerideki yıldızlara topu aktarabilmesini sağladı. Melo tıpkı mevkisi gibi şampiyonluğun tam ortasındaydı. Hem savunma hem hücumda, hem taktik hem teknik hem de duygusal açıdan... Şampiyonluğun en kilit isimlerinden biriydi.

Galatasaray'da forma giydiği dönemde "stoper" oynayabilmesinin onun kariyerini uzatabileceğini düşünüyordum. Prandelli onu o pozisyonda 1-2 maçta denese de tutmadı. Şimdilerde ise yine stoper oynamasa bile biraz daha derinlere çekildi gibi. Fernando'nun Galatasaray'da oynadığı yer gibi diyebiliriz. Şu sıralar 35 yaşında ve Brezilya Ligi'nde oynadığı futbolun önemi nedir?

Tolga Kaplan: Prandelli 3'lü savunmanın ortasında oynatmış, önünde Sneijder'i falan denemişti diye hatırlıyorum. Baya baya FIFA oyunu denemeleri gibiydi. Melo'nun bu yaşta bu seviyede sergilediği performans gerçekten inanılmaz. Bu takımlar önce eyalet ligi oynayıp sezon açıyor. Ondan sonra 38 maçlık lig serüveni, yanında Palmeiras bu sezon Libertadores'te mücadele etti ve finalin kıyısından döndü. Melo 35 yaşında 40'ın üstünde maç oynadı bu sezon. Buna saygı duymak ve örnek almaktan başka bir şey yapmak mümkün değil. Scolari ondan nasıl faydalanacağının formülünü buldu. 2 ön liberolu da oynasa, tek de oynasa Melo savunmanın önündeki ilk adam oldu. Orta yuvarlak çevresinde tüm enerjisini kullandı ve böylelikle merkez çok sağlam kaldı. Bu gerçekten ustalık gerektirecek bir sorumluluk. Oyunun merkezinde hem savunma hem de hücumda çok büyük roller üstlendi ve altından kalktı.


Galatasaray'da da Melo'nun yeri dolmadı ve bir süre daha dolabileceğini düşünmüyorum. Sadece futbolu değil, ateşleyiciliği ve isyanı da mühimdi. Palmeiras'da da oynadığı her maçta o ateşleyici özelliğinin altını çizdi. Melo için bundan sonrasını sorayım, Palmeiras'la kazandığı bu şampiyonluk sence son noktası mıydı?

Tolga Kaplan: Fernando bir nebze olsun ilaç oldu ama onun da yaşadığı sakatlıklar Melo katkısını almamıza engel oluyor. Melo kadar bağırıp çağırmasa da oyun aklı olarak lider bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Melo'ya dönecek olursak, Scolari'nin Palmeiras'a gelişi ve kazanılan şampiyonluk, tıpkı geçen sezon Fatih Terim'in gelişi ve elde edilen şampiyonluk gibi oldu. İkisi de kulüp efsanesi. Bu havanın gelecek sezon da sürmesi muhtemel. Melo bir yaş daha alıyor ama bir aksilik yaşamazsa, yine kadronun önemli isimlerinden biri olur. Ama bu sezon tam bir rüyaydı, aynı rüyayı görebilirler mi bilemiyorum.

8 yorum:

  1. melo bir efsane ve öyle kalmalı. geri gelsin istemem şahsen. tadında kalmalı bazı şeyler.

    hatta güney amerika ve afrika defterini tamamen kapatmalıyız. kuzey avrupa kuzey avrupa kuzey avrupa! başka çare yok.

    işte linnes. linnes'i eleştirebiliriz. ama hangimiz ona ahlaksız, tembel, laubali, kıymet bilmez deriz?? ahlak ve mücadele, yetenekten daha önemli bazen.

    isveç norveç finlandiya danimarka. reçete burası. elbette alman falan da olur, abartıyorum sadece.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Melo dönsün anlamında yazılan bir yazı değil bu. Şampiyonluğunu konuşalım dedim, biraz da Melo'nun ruhunu anmak adına.

      Sil
  2. Oynadığı her takımda kendini kolaylıkla hissettirebilen bir oyuncu Melo... Ayakları o kadar iyiyken o kadar çok mücadele eden bir ismi ligimizde bir daha görmek zor. Tabii bir de sahaya koyduğu inanc...

    YanıtlayınSil
  3. müflis tacir eski defterleri karıştırırmış.bu sezon daha çoook eski defterlere bakacağız hocam.

    işin sırrı melo da değil aga.işin sırrı bu takıma golcü ve 10 numara alınmaması.kanat açıklarından biri pasör özellikli olacak.tipoloji hazard willian engin baytar emre çolak tarzı.
    bide forvet arkası pasör özellikli oyuncu olacak.

    aslına bakarsan bizde fena olmayan iki oyuncu var.belhanda ve feguli.
    terim neden donk fernando ikilisini bozdu çözemedim.

    koy sağ açığa feguliyi forvet arkası belhanda.solda gary.
    ama olmaz terim pırpır oyuncu onyekuruyu oynatır.

    sahi yasin öztekini niye yolladık.? terimin kaprisleri yüzünden mi?

    bizim olmayan genç ve deneyimsiz cılız onyekuruyu yetiştirmek galatasarayın işi mi?

    sorunu yanlış yerde aradığımız için melo akla geliyor.bu takımın meloya ihtiyacı yok fernando varken.başka şeylere ihtiyaç var.forvet ve 10 numara vari pasör oyuncular lazım.net

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fernandes deniyor, istediğin 10 numara aslında :)

      Yasin Öztekin konusunun Terim ile ne alakası var. Yasin Öztekin giderken neredeydin ya da? Giderken sorun yoktu da bugün mü hata olduğunu anladın.

      Sil
  4. Brezilya Futbolu hesabını geçtiğimiz hafta takibe almıştım. Gerçekten özgün bir hesap, çok güzel bir iş olmuş şimdiden. Hatta seni alıntılamıştım yolu Türkiye^den geçmiş hayal kırıklığı yaratan Brezilyalılar paylaşımında. :) Gerçekten de en kaliteli ama en az verimli olanları hep bizimkiler olmuş. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O konular üzerine yazılacak çok yazılar var :)

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir