2 Mart 2019 Cumartesi

Galatasaray’ın şampiyonluk yolunda tek bir mottosu olmalı “Puan kaybetmemek”


Diagne üzerinden ilerleyen bir "gol" tartışması var. Mutlaka gol atması esas beklenti olsa da farklı bir oyuna evrilmesi gerekiyor, doğal olarak zaman lazım. Sevgili Zübeyde Özcan'la Diagne / Mitroglou rotasyonu, beklenen değişim ve şampiyonluk şansımız üzerine konuştuk. Futbol bilgi ve kültürüne çok inandığımı da söylemek isterim, gelecek yıllarda bu konuyu daha sık konuşacağız.

Bitmek bilmeyen Diagne eleştirisiyle başlayalım. Beklenti doğal olarak “gol” atması olsa da Galatasaray’da bambaşka bir oyun oynanıyor ve buna uyum sürecini yaşıyoruz. Bu süre zarfında da oyun içindeki katkısını fena bulmadım. Senin de bu konu hakkında “kaleden bu kadar uzak oynarsa zaten az olan gol atma şansı daha da azalır.” yorumun vardı. Hem Diagne transferini hem de kendisiyle alakalı beklentileri nasıl yorumlarsın?

Zübeyde Özcan: Olaya taraftar penceresinden bakarak başlamak gerekiyor sanıyorum. Galatasaraylıların, Diagne’ye ve oyununa inananlar ve inanmayanlar olarak iki farklı görüşte olduğunu söyleyebiliriz. Her iki tarafın da isyanını anlayabiliyorum çünkü çıkış noktaları aynı. Forvet transferi yapılmadan başlanılan bir sezon, Eren Derdiyok ve diğer “alternatiflerle” kör topal idare edilen bir ilk yarı, devre arası transferinin son saatlerine kadar süren gergin bir bekleyiş ve son dakika yüklü denilebilecek bir ücretle as forvet olarak takıma gelen Diagne. Böyle kaotik bir sürecin ardından şu ana kadar çıktığı maçlarda etkili bir görüntü çizemeyen Diagne’ye karşı kimi taraftar tepkisini umuduyla kimisi de umutsuzluğuyla ortaya koyuyor ki Türk futbolun kültüründe var bu. Bu yüzden, taraftar serzenişlerinin ortak noktası, takım menfaati olduğu sürece farklı görüşlere saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.

İşin teknik boyutuna gelecek olursak. Kasımpaşa döneminden biliyoruz ki Diagne, hanesine yazılan çift rakamlı gol istatistiğini; oyunun tamamen kendi üzerine kurulduğu, topu alan her arkadaşının kafasını kaldırıp kendisini aradığı, ceza sahası dışına çıkmaya gerek duymadığı, yalnızca “bitirici” rolünü üstlendiği bir anlayışla elde etti. Bununla birlikte Fatih Terim’in, o alışkın olduğumuz dinamizm ve pres odaklı Galatasaray oyununa bakınca transfer noktasında ilk tercihinin Diagne olup olmadığı sorusu düşüyor akla. Terim futbol anlayışında, forvet mevkisinin istenilen özellikler kısmında; hareketlilik, rakip savunmaya baskı, diğer hücum oyuncularıyla al-ver-boşa koş gibi maddeler yazıyorken Senegallinin böyle bir oyuncu olmadığını görüyorsunuz çünkü. 20 gol atmış olmasının verdiği heybetin rakip defans oyuncularını tedirgin ediyor olmasını bu özellikler içinde saymıyorum. Eren Galatasaray’a o sayıda golle gelseydi Trabzonlu savunma oyuncusu, Eren’in de peşine takılırdı, ayrıca gol atmamaya devam ederse bu etkisini kaybedeceğinin de altını çizeyim. 

“Takım oyununa dahil olmasın, gol atsın yeter ama adama top atılmıyor ki kardeşim.” eleştirilerine de bir parantez açayım. Taraftar olarak karar vermemiz gereken nokta, forvet oyuncusuna top atılmıyor mu yoksa atılamıyor mu olduğu. Bunu şöyle bir örnekle açıklayayım. Bir kere Diagne’ye top gelsin istiyorsanız onu çizgiden besleyecek kanat oyuncularına ihtiyacınız var demektir. Onyekuru topla kat etmeyi becerebilen ancak topu diğer arkadaşlarıyla oynamayı pek de beceremeyen bir oyuncu. Eğer Soso’yu çizgide kullanırsanız, hem içe kat edip orta sahayı kalabalıklaştıran/ceza sahasını iyi kullanan oyununu oynayamayacak hem de Belhanda ile arasındaki mesafe açılacağından birkaç haftadır izlediğimiz ortaklığın etkisi en aza inecek. Dolayısıyla takım profiliniz buna uygun değil. Hâl böyle olunca Fatih Hoca’nın çözümü şimdilik Diagne’yi pivot oyununa dahil etmeye çalışmakta bulduğunu söyleyebiliriz. 27 yaşına gelmiş ve belli bir anlayışa sahip olan bir futbolcunun bu saatten sonra farklı bir oyuna ne derece ayak uydurabileceğini izleyip göreceğiz tabii ki. Bunun yanında Onyekuru’nun yedeğe çekildiği ve Emre Akbaba’nın tam performansla 11’e döndüğü bir oyun anlayışında Diagne’nin oyununun yükselişe geçebileceğini öngörebiliriz.

Devre arasında gelen her oyuncunun uyum sürecini atlatması adına en azından bir kamp dönemi geçirmesi gerekir. O pat diye yeşil sahanın ortasına düşüverdi. Bu nedenle takıma bir şekilde uyum sağlayacaksa da bu, bu sezon olmayacak gibi görünüyor çünkü önünde kalan çok kısa bir süre var. Bu dönemde fiziksel anlamda geriye gitmeden-Benfica maçında bu anlamda korkunçtu-elinden geleni yapsın. Sonrasına bakılır... Konuyla ilgili, son olarak Diagne’nin her şeye rağmen çok hırslı ve istekli olduğunu ve bunu takdir ettiğimi söyleyeyim. Ceza sahasını bırakıp, bir plan dışında uzaklaşıyor oluşunun nedeni de topa dokunma isteği. Maç içinde çok uzun süre topa hasret kaldığı bölümler oluyor çünkü.

Diagne/Mitroglou’nun bir arada oynayabilmesini zor düşünsem de insanların bu yönde bir hayali var. Hoca da geçtiğimiz günlerde “bunu deneyebileceğinin” sinyalini verdi. Ben ise yaz aylarında daha mücadele özelliği olan bir forvet transferi bekliyorum. Sen bu rotasyonu nasıl değerlendirirsin ve Galatasaray’ın asıl ihtiyaç duyduğu forvet tarzı için ne düşünüyorsun?

Zübeyde Özcan: İki forvet daha çok gol değil mi? Bırakın oynasınlar, Galatasaray daha önce kimlerle oynamadı ki cümlesini çokça okuyorum. Bu konuda biraz fazla romantik davranıyoruz. Ben de bu ikilinin uzun süreli olarak bir arada oynayabilmesinin pek mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Çift forvet oynatacaksanız, temelde iki oyuncunuzun birbirini tamamlayabiliyor olması gerekir. Bunun dışında orta sahadan bir kişi eksilmiş oluyorsunuz ve kalan oyuncularınızla hem hücuma hem savunmaya desteğin sağlanması, bloklar arası bağlantının kurulması gerekiyor. Ayrıca forvetlerinizin ikisi de sabit, topu bekleyen forvetlerse orta sahanızdan adam kaybetmekten başka bir iş yapmamış oluyorsunuz. Şimdi, dönün bakın Galatasaray orta sahasına, dönün bakın Diagne ve Mitroglou’nun oyuncu profillerine. Bakın bakalım ikisi birlikte oynayabiliyor mu?

Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu forvet tarzı içinse yukarıda, Diagne sorusunda da belirttiğim gibi. Dinamik, rakip savunmayı boğan, alan boşaltan, penetrasyon koşuları yapabilen, yeri geldiğinde inisiyatif alan, ikili oyunlarda duvar olabilen, kısaca hem oynayan hem oynattıran bir oyuncuya ihtiyacı var Galatasaray’ın.


Yaz aylarında gerçekleşmesi muhtemel bir değişim var. Gelen/giden isimler noktasında çok büyük hareketlilik beklense de işin maddi boyutu nasıl aşılır bilmiyorum. Sence böyle bir değişim gerekli mi, gerekliyse de kafandaki kadro yapısı nasıl olacak? Bu dönüşümü sağlıklı bir şekilde atlatmak ne derece mümkün?

Zübeyde Özcan: Elbette ki gerekli. Kasımpaşa maçı öncesi, iddaa kuponuna maçı almış ve kuponun tutması bir tek bu maça kalmış yakın bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Kuponum Galatasaray’a, Galatasaray da Feghouli ve Belhanda’nın ayağına bakıyor.” Gerçekten böyle. Mevcut kadroda, bu iki oyuncuyu Galatasaray’dan çıkardığınızda hücum anlamında geriye pek bir şey kalmayacaktır sanıyorum. Bu sebeple yazın ilk işin kilit oyuncu sayısının arttırılması yönünde olması gerektiğine inanıyorum. Maç zora girdiğinde, kitlendiğinde yükün dağılacağı ayak sayısı artsın ki taraftar bu sezon sık sık yaşadığı kalp spazmlarını yaşamasın. 

Terim’in takımın başına dördüncü kez gelişi ve ilk kez bu gelişinde kendi kurmadığı bir takımla başladı sezona. Kendi ekibini oluşturma yolundaki ilk adımı devre arası transferde stoper tandemi değişikliği oldu ki söylemeden geçemeyeceğim tarihinin en iyi savunma ikililerinden birini oluşturmaya aday futbolcular. Yazın da yine bu doğrultuda asgari olarak bir 6 ve 8 numara transferi yapılması zorunlu. İşin azami kısmını konuşacak olursak diyecek çok şey var. Kafanızı çevirip yedek kulübesine bakıyorsunuz Yaprak Dökümü dizi kastı gibi bakıyor oyuncular yüzünüze. Rotasyona oyuncu lazım. Bunun dışında Fatih Terim’in istediği bir forvet ve Belhanda giderse ki bütçe yaratması için gönderilecektir, yerine gelecek bir futbolcu. Hayaller kuruyoruz, hesaplar yapıyoruz ama dediğin gibi boynumuza bir maddi boyut halkası takılı. Kiralık oyuncuların kulüplerine geri dönüşleriyle birlikte maaş yüklerinin ortadan kalkacak olması, elden çıkarılacak/çıkarılması zorunlu birkaç oyuncunun oluşu kulübe bir miktar gelir sağlayacaktır. Buna rağmen kimse yıldızlar geçidi türevi bir kadro beklememeli. Ben tercihimi, oturup scout transferi beklemek ve kulübün de Galatasaray scout ekibine güvenip elde edilen parayı har vurup harman savurmamasını dilemekten yana kullanacağım.

Benfica maçlarıyla birlikte Avrupa defteri de kapandı ve odağımız tamamen şampiyonluk. Şampiyon olmak adına yeterli kadroya sahip olduğumuzu düşünsem de bitmek bilmeyen bir orta saha sorunu var. Fernando ve Badou beklenilen düzeyde değil, Belhanda konusunda tartışmalar asla bitmeyecek, Emre Akbaba döndü ama şu aşamada güçsüz durumda, Selçuk İnan kendisini bir türlü kabullendiremedi derken bir sürü karmaşa var, sen bu konu hakkında ne düşünürsün ve şampiyonluk durumunu nasıl yorumluyorsun?

Zübeyde Özcan: Adı geçen her oyuncu için birer-ikişer cümle edeyim o zaman. Fernando, Tudor dönemi Fernando'su değil. O, seken topları toplayan, savunmayı çekip çeviren, kendi mevkisi üzerinden oyun kuran Fernando gitti; yerine, sürekli stoperler arasına girip takımı geriye çeken, stoperlerin pas koordinasyonlarıyla oynayan, orta saha da boşluklar yaratan bir futbolcu geldi. Badou, gerçekten hızının ve presinin çok kıymetli olduğunu düşündüğüm bir oyuncu. Ancak birilerinin takımdan bağımsız, kafasına göre yaptığı baskıya bir dur demesi gerekiyor. Çünkü böyle yapınca orta sahanın kolay geçilmesini sağlayan isimlerden biri de o oluyor. Bu arada ben tamamen 6 numaraya evrildiğini düşünüyor ve bu yönde yazıyordum fakat bir konuyu hesap etmemişim. Akhisar maçında o bölgede topu servis etme noktasında pek başarılı olamadı, fazla aceleciydi. Birkaç kez daha izlemek gerekiyor. Belhanda konusunda klasik “10 numara değil zaten” muhabbetine girmek istemiyorum. 

Kötü oynadığı ve zihnen sahada olmadığı maçlar elbette ki oluyor. Fakat Galatasaray’ın box to box, topu dikine taşıyabilen, orta sahaya hareketlilik katan bir oyuncuya ekmek gibi su gibi ihtiyacı var ve bu isim de Belhanda. Yine Akhisar maçında gördük, Emre Akbaba henüz hazır değil. Enerjisini 90 dakikaya yayacak gücü yok ve uzun süre aradan sonra fizik performansı da düşmüş. Ancak hazır olduğunda takım sisteminin vazgeçilmez bir parçası olacağını düşünüyorum. Selçuk İnan’ın kendini kabullendiremeyişinin altında yine biz taraftarlar yatıyoruz. Bazen-bu sadece Galatasaray taraftarı için geçerli değil pek çok takımda buna şahit olabilirsiniz- bir söylem, taraftarı tarafından bir oyuncunun üzerine bir daha hiç kaldırılmamak üzere yapıştırılır. O yüzden ki “yan pas Selçuk” futbol oynamaya karar verdiyse de gözlerimiz kapalı, beynimiz geçmişteki görüntülerini zihnimize yansıtıyor. Elbette ki 90 dakikayı çıkartabilecek zamanı çoktan geçti, e Kasımpaşa maçı diyebilirsiniz. Rakip orta sahanın pek de efektif olmadığı bir maçı kriter olarak kabul etmemek lazım. Tabi, son dönemlerin en iyi Selçuk İnan performansını gösterdiğini ve hala futbol adına çabaladığını inkâr etmeden. Bununla birlikte oyunu tutma konusunda kesinlikle çok iyi bir rotasyon oyuncusu.

Galatasaray’ın şampiyonluk yolunda tek bir mottosu olmalı. “Puan kaybetmemek.” Şu ortamda kaybedilen bir puan aradaki makas farkını büyütecek hem psikolojik hem matematiksel olarak takımın gardının düşmesinin kolaylaştıracak durumda. Bunun dışında son haftalara girip şampiyonluk potasında adının olacağı kesinleştiği zaman... Galatasaray zaten oradan maçı vermez.

10 yorum:

  1. zenit maçında serdar azmoun ve dyzubayı izledik mesela,dyzuba pivot santrfor azmounda daha serbest oynayan haraketli,dribbling özelliği olan hızlı bir forvet oyuncusu,diagne ve mitroglou ise tamamen ceza alanı oyuncuları, diagne evet daha pivot gibi oynamaya çalışıyor ama o agresiflik,rakip ile boğuşma falan yok,yani bu iki oyuncu ile oynayacaksak ancak akhisar maçı gibi kenar ortaya döndüğümüz maçlarda oynarız ancak son 20 dk falan

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Diagne de o oyuna evrilebilir işte, şu an bunun dönüşümü sağlanmaya çalışılıyor.

      Sil
  2. Güzel röportaj, teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  3. Güzel bir söyleşi olmuş. Hem taraftarların aklındaki soru işaretlerine dair bazı kısa bilgiler, hem de mevcut oyun düzeniyle ilgili bazı açıklamalar mevcut. Emeğinize sağlık, başarılarınızın devamını dilerim.

    YanıtlayınSil
  4. Severek takip ettiğim birisin sevgili Burak. Analitik yorumların ve bu tarz söyleşi röportajların bence daha çok olmalı naçizane.. ☺️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Analitik yorumları anlamadım :( sen bilmiyorsun, bari bilene sor mu demek istedin :D

      Sil
  5. tarih arda nın faul yapıp başakşehir lehine verilen penaltıyı unutmayacak

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Unutur, onu da unutur. Kimse konuşmuyor bile :(

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir