19 Mart 2020 Perşembe

Şampiyonluğun son haftalarındaki kritik deplasmanların aranan forveti


Parasızlığın gözü kör olsun dediğimiz yıllar. 2001 / 2002 sezonunda da bu parasızlığı en şiddetli şekilde yaşamıştık. İşin kötüsü de "bonservis" noktasında ciddi rakamlar kazandırabilecek isimlerin sezon başında biten sözleşmeleri neticesinde "bedava" ayrılması. Bunun yanında Hagi, Popescu ve Taffarel gibi yabancılar da ayrılınca çok büyük bir değişim yaşandı. Ümit Davala'nın Milan'a transferi olmasa maddi anlamda iyice topun ağzına gelirmişiz. O noktada da Fatih Hoca sağ olsun.

2001 / 2002 sezonunda çok fazla transfer var. O dönem gelen her futbolcu üzerine apayrı yazılar yazılabilir. "Toplama takım" diyordum. Kötü bir tabir değil, dönemin gerekliliğinin tanımı. Birçok futbolcuyu kiralık olarak takıma katmıştık. Böyle bir takımı da lig şampiyonu yapıp, Avrupa arenasında hedef dahilinde tutmak ustalık eseriydi. Şampiyonlar Ligi'nde ilk tur gruplarından çıktık, 2. tur gruplarında da Liverpool, Roma ve Barcelona gibi rakipler karşısında son ana kadar şansımızı zorladık. Lucescu'yu bugün sevmeyiz de, o gün için hakkını vermek gerekiyor.

Bir de Lucescu'nun prensleri vardı. Shakhtar dönemi Brezilya havzasını iyi kullanmış ve yıllar içinde bütçeyi de arttırarak önemli yıldızlar yaratmıştı. Galatasaray / Beşiktaş dönemlerinde ise maddi durumlar daha aşağıda olduğu için "isimsiz" isimler üzerinden yürümüş ve başarılı olmuştu. Galatasaray'a Radu Niculescu'yu kiraladığında kendisini kim tanıyordu mesela? Romanya Milli Takım'ında 15 kez forma giymiş ama kimsenin radarında olan bir futbolcu da değildi. Bugün böyle bir futbolcu alınsa topa tutulursun. O gün ise Şampiyonlar Ligi'nde yürüyordun.

Galatasaray'a geldiğinde 27 yaşındaydı. Genç de değil yani, parasızlığın sizi sürüklediği bir futbolcu. Alternatif oluşturması adına geldiğini düşünsem de, sezonun en kritik futbolcularından biri oldu. Hatta şampiyonluk haftalarının kırılma noktası diyelim. Ümit Karan ve Arif Erdem gibi o sezon için iyi performans gösteren bir forvetimiz vardı. Ocak ayında ise Radu Niculescu ve Murat Sözkesen gibi hamlelerle o rotasyonu güçlendirdik. Murat Sözkesen'in ciddi sakatlığı da Niculescu'nun önünü iyice açtı.

Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool'a attığı 1 gol var mesela. Takımını 1-0 öne geçirse de maç 80. dakikada 1-1'e gelmişti. Ligde ise son 5 haftada 3 golü var. Özellikle de Samsunspor ve Kocaelispor deplasmanlarını kazandıran futbolcuydu. Her 2 maçta da oyuna sonradan girmiş ve galibiyeti getirmişti. Samsunspor karşısında 84. dakikada attığı golle 1-0'lık galibiyeti, Kocaelispor karşısında 88. dakikada attığı golle de şampiyonluğu getirdi. Yozgatspor maçında şampiyonluğu garantilediğimiz maça attığı golle ise Galatasaray'a veda etti.

Şu tarz katkıların hastasıyım işte. Maliyet ve beklenti anlamında düşük, hesapta olmayan işler bunlar. Radu Niculescu da 2001 / 2002 şampiyonluğunda en kritik dakikalarında sahne alarak kırılma noktası olmuştu. Bunu da oyuna sonradan girerek başardı. Lucescu göreve devam etse eminim ki Galatasaray kariyeri de uzun olurdu. O dönem Galatasaray'da iyi işler yapıp, uzun süre forma giymesi gereken birçok yabancı vardı.

13 yorum:

  1. Özhan Canaydın, Adnan Polat ve Dursun Özbek dönemlerinde Galatasaray bir dünya transfer yaptı ama çoğu boştu. Özellikle Adnan Polat döneminde 3 sezon boyunca transfere büyük paralar harcadık ama Galatasaray'a karşılığı 0 kupa yani zarar oldu. Ki Galatasaray'ın borçlarının en büyük kısmı Adnan Polat döneminden kaynaklanıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Özhan Canaydın döneminde ayarı bozduk ve ekonomik dengeler sarsıldı. Adnan Polat dönemi yapılan harcamalarla iyice enkaz noktasına geldik. Her ikisinin de payı var.

      Sil
    2. Sence Galatasaray yabancı sermayeye satılmalı mı abi ?

      Sil
    3. adnan polat dönemi çok iyi oyuncular transfer edilmişti ama şanssızlığı çok sakatlık vardı...

      Sil
    4. Edildi de çok kontrolsüz hamlelerdi.

      Sil
    5. Yabancı sermaye konusunda ise günün sonunda herkesin geleceği nokta o.

      Sil
    6. Kulüpler dernekler kanunu ile yönetildiği takımlar ile takım şirketleri arasında organik bağlar olmadığı sürece ekonomik problemler çözülmeyecek. Kulüp başkanı dediğimiz kişiler aslinda dernek başkanları ve mali ablamda neredeyse hiç sorumlulukları yok. Buna son verilmediği sürece türk takımlarının mali yapısı düzelmeyecek.

      Sil
  2. Özhan Canaydın döneminde maddi anlamdaki zoyifligimiz çok ön plana çıkarıldı. Pek iyi bir yönetimimiz yoktu ne yazık ki...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zayıflatıldı çünkü. Zayıf yapıya çok anlamsız hamleler yaptı ve borç büyüdü.

      Sil
  3. özhan canaydın'ın yanında polat ve özbek (evet özbek bile) mükemmel kalır.
    yaşı nispeten ufak arkadaşlar o dönem neler çektik bilmezler.

    allah rahmet eylesin ama vefat ettiği için kötü konuşmuyoruz.
    felaket ötesi bir başkandı inanın kabus gibiydi hayat..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Özhan Canaydın dönemi gerçekten de anlatılmaz yaşanır denilecek tipte. Güzel insandı, severdim ayrı da bence tarihin en kötü başkanıydı.

      Sil
  4. bu arada bu liseliler öyle bir zihniyete sahip ki 2002 yılında kulübe harika hizmet etmiş cansun yönetimini değil 2 ay için canaydın yönetimini şampiyon görürler.

    2008'de ise son 2 aya bakıp adnan polat'ı değil, yine canaydın yönetimini görürler :) bunu bizzat tecrübe ettim böyle adamlar bunlar. bu yapıyı azdıran da canaydın'dı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Faruk Süren'i de bitiren o liseciler oldu. Mehmet Cansun'u geçtim. Galatasaray'ın 2000li yıllardaki kırılma noktası o. Gerçi Canaydın'ın seçilmesinde Fatih Terim'le anlaşması da büyük faktördü.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir