14 Nisan 2020 Salı

Kimin çok daha uzun Galatasaray kariyeri olmalıydı ya da olabilirdi?


Twitter'dan bu anketi yaptığımda çıkacak sonuç belliydi ki büyük bir farkla da öyle oldu. Keita, Lincoln, Jardel, Ribery dörtlüsü içinde Ribery'nin oyu yüzde 62.3. Galatasaray tarihinde gördüğümüz en potansiyelli futbolculardan birini sadece yarım sezon izleyebildik. Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe karşısında yaptıkları hala aklımızda. Sezon içinde de 14 lig maçında 5 asisti vardı. Anelka'yla aynı transfer döneminde geldiği için onun gölgesinde kalmış gibi görünse de, saha içinde çok daha büyüğüydü.

Böyle bir yeteneği zaten takımınızda uzun yıllar tutamazsınız. 1-2 yıl içinde ayrılacağı da kesindi. En azından ciddi bir bonservis bedeli kazanabilirdik. O dönemler daha çok "birilerinin önerisi ve maddi şartlar" dahilinde hamle yapabiliyorduk. Ribery'i de ilk etapta kiraladık ama birkaç maç sonunda potansiyelini öyle net belli etti ki 5 milyon avro gibi yüksek bir bonservis verdik. O günün şartları için bizin için uçuk bir rakam bu. Ribery'le alakalı hayallerimiz vardı.

Hızı, tekniği, oyun görüşü gerçekten mükemmeldi. Bayern Münih'de sol kanatta efsane oldu, biz ise o günlerde sağ kanatta kullanıyorduk. İçeri kat eden forvet pek düşünülmezdi ve kanatlarda çizgi oyuncuları kullanırdık. Ribery'i de sağ çizgide kullandık ve oldukça katkı verdi. Her geçen zaman da üzerine koymaya devam ediyordu. Gelecek yıllar adına umutluyken, futbolcuyu bedavaya kaptırdık. 100 bin avro gibi komik bir ücrete üstelik.

Hatırlıyorum, sezon bitti ve yeni sezonun "10 numaralı forması" adına Ribery adayım demişti. Forma bulamayan Hakan Yakın da kalabilirim mesajını veriyordu. Gerets döneminde eminim ki bu ikilinin farkı büyük olacaktı. Ribery, 100 bin avro için gitti. Menajeri mi girdi aklına yoksa bu transfer en başından bu yana "hülle" yollu muydu bilinmez. 5 milyon avro'luk bonservis yandı ve Marsilya, Ribery'i Bayern'e 30 milyon avro'ya sattı. Marsilya'ya gittiği 2005 / 2006 sezonunun sonunda da 2006 Dünya Kupası'nda Fransa forması giydi bu adam.

Bu skandalı anmak istemesem de nostalji konuşurken ister istemez karşınıza çıkacak. Galatasaray tarihinin en büyük skandalı olduğunu düşünüyorum. Ribery ağırlığında bir potansiyelimiz oldu mu hatırlamam. Resmen elimizde elitin eliti bir potansiyel vardı ve o Ribery de Dünya'nın en iyi 4-5 futbolcusundan birine dönüştü. Bizim ise bu futbolcudan kazancımız 0, hatta -5 milyon avro diyelim. Düşünebiliyor musunuz, zarar yazdık. Elden kaçtı ile bitmiyor iş.

Özhan Canaydın o dönem "10 milyon avro tazminatı var" dedi durdu. Mahkeme kapılarında sürünüp, giden dava bedellerini konuşmuyorum bile. Özhan Canaydın, Dünya iyisi bir insan olabilir de, tarihin en kötü Galatasaray Başkanı olduğu gerçeği değişmez. Kötü demeyeyim de, başarısız olsun. Dursun Özbek dönemleri nafile yani, bu dönemin yanında konuşulmaz bile. Karanlık, ekonomik sıkıntılarla dolu, bugünün ekonomik sorunlarının da atası olan bir dönem.

Blogdaki tanıtımları da 1-2 kez tıklamayı unutmayın :)
Desteklerinizi bekliyor ve şimdiden teşekkür ediyorum.

7 yorum:

  1. Liseci zihniyet de maalesef Özhan Canaydın ile başladı. Sırf liseli diye 6 sene başkanlık yapabildi, alaylı olsa kesinlikle o kadar kalamazdı.

    YanıtlayınSil
  2. bunların tamamının sebebi çağdışı, skolastik, cemaatçi, tapınmacı Lisecilik tümörüdür.
    2000-2020 arası müzemizde en az 3 tane daha avrupa kupası ve 5 tane daha fazladan lig şampiyonluğu yoksa bunun sebebi bu ekip. 1000-1500 kişilik bir klik adeta tarihin yönünü değiştirmek için çabalıyor.
    Fatih Hoca gibi biri belki bir daha gelmeyecek. adam 66 yaşına geldi. Şurda bu hırs, istek ve enerji ile çalışabileceği belki 3-4 senesi kaldı ya da kalmadı.
    İşte diğer camiaların içinde böyle biri çıkmıyor. Çıkması o kadar zor ki. İç çatışmalar, kavgalar, saçmalıklar, berbat yönetimlerle heba olan onca yıla, harcanan milyar dolar seviyesindeki kaynaklara acımamak elde değil. Zaten bu liseci kliğin esas derdi parasal çıkarlar başka bir şey değil. Ellerin oyuncağa döndü koca kulüp.
    şimdi sen nazik, zarif bir kardeşimiz olarak Özhan Canaydın hakkında çok fazla bir dememişin, kendisi bunların ağa babasıdır. Maalesef Özhan Canaydın, Dursun Özbek, Adnan polat üçlüsü kulübün başına gelmiş en kötü başkanlardır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beyefendi bir kimliği için az yazdım, ölen insanın arkasından konuşmayayım dedim.

      Sil
  3. Yediğimiz en büyük kazıklardandir ve ne yazık ki bu kazığı biz kendi kendimize attık

    YanıtlayınSil
  4. Bide efsane başkan diye anılıyor hala kulüpte vallahi yazık günah ya

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir