14 Nisan 2020 Salı

Skibbe'nin 4-2-3-1'indeki hücum 4'lüsünün organizasyonları ne keyifti


Feldkamp, büyük bir futbol aklıydı. Yıllar sonra teknik direktörlüğe döndüğünde dahi oluşturduğu o genç yapının yaptıklarını hatırlarsınız. Yeri geldi 11 yerliyle oynadık. Sezonun genelinde de zaten istikrarlı şekilde aldığımız yabancı futbolcu katkı sayısı 1'di. Kendisi belki son 6 hafta yoktu ama oluşturduğu o yapı şampiyonluğu kazandı. Ertesi sezon için de Michael Skibbe'yi işaret ederek göreve gelmesini sağladı.

Skibbe'yi 2007 / 2008 sezonunda Leverkusen'in başındayken hatırlıyorduk. Uefa Kupası'nda eşleşmiş ve onlara elenmiştik. O dönem 43 yaşındaydı ve ülkemiz standartları için genç bir teknik direktör. Günümüzde, özellikle Avrupa'da yaşı çok daha küçük teknik direktörlere alışığız. Türkiye standartları ise 40 yaş civarını genç olarak kabul eder, bugün bile. Skibbe'yi de öyle kabul etmişti. Geçmişinde de Dortmund ve Alman Milli Takım alt yaş takımları ile 3 yıllık Leverkusen macerası vardı.

O sezonun başında Skibbe'den ziyade kurulan kadro heyecan vericiydi. Başta da Kewell transferi. Dönemin büyük transferlerinin ilk ayağı da diyebiliriz. Devamında gelen Meira, De Sanctis ve Baros da aynı şekilde. Dengesiz bir kadroydu tabii. Hücumu ne kadar kalite vaat ediyorsa, orta saha ve savunma tarafında dengesizlik vardı. Hücumu da alternatif olarak yetersizdi. Bir de buna yerlilerin çeteleşmesi, Lincoln'e karşı tavırları eklenince Skibbe gibi bir teknik adam da bunun altından kalkamadı.

Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Steaua Bükreş'e elenmemiz ilk eksiyi yazdı. Baros'u elenmemizin ardından transfer ettik, burada Skibbe adına bir pay çıkarabiliriz. Uefa Kupası'nda büyük iş yaptı çünkü. Benfica, Hertha gibi deplasmanları kim unutabilir? Uefa Kupası'nda yürüyebileceğimize de inanıyordum. Yönetimin tek algısı lig şampiyonluğuydu, bu 2 yıl boyunca gösterdi. Kupayı almak için 2 yıl iddialı olsak da, bu vizyona sahip değildiler. Onlar için sadece isimli futbolcular alıp, dengesiz kadrolar kurmak öncelikti.

Skibbe'nin 4-2-3-1'indeki hücum 4'lüsünün aralarındaki organizasyonu bir ömür unutamam. O aldığım keyfi bir daha alamadım. Kewell - Lincoln - Arda - Baros dörtlüsü kendi arasında öyle organizasyonlar yapıyordu ki izlemesi çok keyifliydi. Bu da özellikle iç sahada ön plandaydı. Lincoln'ün şov yaptığı günler. Skibbe'nin Lincoln'ü kullanış ve kazanma şekli değerliydi ama bu durumu takım içindeki bazı yerliler kabul edemedi. 

Ligde de istikrarsız sonuçlar vardı. Özellikle de deplasman tarafında. O takım içi denge otursa, herkes inanmış bir şekilde hareket etse görüntü değişebilirdi. Uefa Kupası'nda o ciddiyet olsa da, ligde aynı şeyleri göremedik. Kocaelispor'a karşı alınan mağlubiyet de hocanın fişini çekti. Gerçi Eylül ayında hocanın 2 yardımcısını görevden alarak ona karşı güven duymadıklarını göstermişlerdi. Tüm bunlara rağmen bir şeyler yapmaya çalıştı ve yaptı da. Bu yüzden de kendisini iyi hatırlarım.

6 yorum:

  1. Son zamanlar dönüb dolaşıb 08-09 hatırlıyoruz abi:)
    Ben de uzun zamandır her gun hatırlıyorum blogda senin yazını görünce daha bir heyecan mutlulukla yazilari okuyor eski gunlere dönüyorum güzel gunlerdi .
    İlk once buna vesile olduğun için teşekkür ederim abi:)
    O sezon sorunlarimizi bir yazida bende kendi gorusumce yorumlamistim
    Madem yine o gunleri hatırlıyoruz bir daha yazayim bende:)
    Bana gore o sezon sorunlarimiz
    1.transfer gecikmeleri
    2.sakatliklar
    3. Skibbeye olan tutum
    4.ilk 11 de De Sanctis ve Sabri
    5.en sonda yazdim ancak en büyük sorun dönemin Yonetimi
    Müthiş bir hücum hattı vardı
    Özellikle Arda ve Lincolnun klass haraketleri Kewell sutlari Barosun
    Golleri
    Hücumdaki organizasyon dediğin gibi harikaydı
    Bana göre orta sahada kötü değildi yükselen bir Mehmet Topal formda Ayhan ve dinamizmi ile on plana cikan bir Barış vardi
    Stoper ikilisi kağıt üzerinde iyiydi ancak bir türlü uyum sağlayamayan Meira ve Servet ve onların arkasında bekleyen formsuz(kariyer sonu olduğu için) bir Emre
    Sol Bekte o yıllarda iyi performans gösteren Hakan sağ bekte bildigimiz Sabri kalede cok sey beklediğimiz ancak hayal kırıklığı olan De Sanctis kanat alternatifi yoktu orta saha desen yalnız Bariş forvette sadece Nonda vardı böyle bir kadro vardı.
    Ancak bizde cok hatırası kaldi o kadronun:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Baros olayı başlı başına etken oldu. CL kaçtı ve o güven kaybı da Skibbe'nin bir ayağını çukurlaştırdı. Sakatlıklar da etken, takım içindeki yerli çete de.

      Sil
  2. Kewell-Arda-Lincoln-Baros dörtlüsüne baş harflerinden yola çıkarak Galatasaray'ın KALB'i diyorduk. Ne güzel günlerdi..

    YanıtlayınSil
  3. Kewell bugüne kadar gördüğüm en profesyonel futbolcuydu.

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir