26 Mart 2021 Cuma

Formanın özel oluşu, sezonun içinde barındırdığı hikayelerde saklı


Formanın özel oluşu, sezonun içinde barındırdığı hikayelerde saklı. 2007 / 2008 sezonu da içerisinde birçok hikaye barındırıyor. Feldkamp'ı bir anlamda teknik direktörlüğe döndürüp, "nerede kalmıştık" tadında bir sezonun içine girmiştik. Takımdan birçok iddialı isim ayrıldı, kiminin ayrılığına neden veremedik (Iliç, Hasan Kabze, Necati Ateş gibi), kimi noktada değişim kaçınılmazdı (Cihan Haspolatlı, Orhan Ak gibi). Sezonun yıldız transferi Lincoln'du. Kalan transferler ise biraz daha maliyeti düşürme, gençleşme tarafındaydı.

Her zaman olduğu gibi, yine maddi sorunlar vardı. Özhan Canaydın dönemlerinin kaçınılmazıdır, büyük bir maddi buhran. Her geçen dönem de, biraz daha gerileyen bir Galatasaray vardı. Lincoln transferine neden diyemiyorum, böyle bir yıldız hamleye ihtiyaç vardı. Geriye kalan transferler de genelde az paraya büyük fayda ya da fırsat işleri. Nonda fırsat işiydi mesela. Son gün geldi, geçen yılları ise bütünüyle sakatlık içindeydi. Nonda'yı sağlıklı tutmak da başarıymış bu arada. Bugün o şekilde kronik sakat olarak gelse, 1 aya futbol hayatını bitiririz.

Barış Özbek, Serkan Çalık gibi tanımadığımız gurbetçilerle tanıştık. Servet Çetin'i yeniden yukarı seviyeye çektik ve bence en özel sezonunu yaşattık. Hakan Balta gibi bir istikrar geldi. Ocak ayında transfer edilen Emre Güngör'ün şampiyonluk yolundaki kritik katkısını izledik. Linderoth'u da yaşamak isterdik, unutulmazlardan biri olacaktı. Daha önemlisi, altyapı kaynaklı birçok ismin ciddi süreler aldığını gördük. Konya'daki zemin olmasa, bugün Uğur Uçar'ın kariyeri nasıl şekillenirdi? Belki yine iyi bir kariyeri oldu ama çok daha müthiş bir seviye onu bekliyordu.

Bu sezonun en sevdiğim tarafı, yerli ağırlıkla sezonu tamamlamış olmamız. Nonda'yı bir kenara bırakın, sezonu neredeyse yerlilerle tamamladık. Linderoth sakatlandı, Lincoln beklentinin uzağındaydı, Barusso ve Carrusca gibi isimleri zaten sayma, Song desek ligin 2. yarısında kayboldu. Bu takımı yerliler ayakta tuttu ve şampiyon yaptı. Benim adıma içine barındırdığı en büyük hikaye de bu. Son haftalar kısmı da var tabii. Feldkamp'ın istifası ve Cevat Güler'le yürüdüğümüz şampiyonluk yolu.

Formaları görünce de eminim ki herkesin aklına direkt olarak bazı isimler geliyordur. Siyah forma bana bir anda Ümit Karan'ı hatırlattı. Beyaz formada Arda Turan'ı gördüm, kırmızı forma da Lincoln diyeyim. Parçalı formada da Nonda var sanki. Herkesin aklına gelen isimler vardır, yorum kısmında bunu belirtirseniz çok sevinirim. Hazır Milli Takım arası, ister istemez nostaljiye yöneliyorum ve her gördüğüm fotoğraftan bir şeyler çıkıyor.

10 yorum:

  1. Galatasaray'ın binbir kaos arasından çıkardığı mucize şampiyonluklardan biriydi. Sezon ortası hem başkan hem hoca değiştirip şampiyon olan tek takım Galatasaray'dır. Şampiyonlar liginde çeyrek final yapmış Zico'nun Fenerbahçe'sini, 10 tane yerli ile teknik direktörsüz olarak devirip şampiyon olmuştuk. Tabi bu şampiyonlukta sezon ortası başkanlığa gelen Adnan Polat'ın katkısı sıfırdır. Feldkamp'ı elden kaçırmıştı gelir gelmez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Adnan Polat dönemi Galatasaray adına büyük bir hayal kırıklığıdır.

      Sil
  2. aslında şampiyonluk unvanını hak eden adam günahıyla sevabıyla feldkamp'tı. son 6 hafta takımın başına geçmiş bir hoca cevat güler.
    seneler sonra 2008 şampiyonu takımın hocası kimmiş diye bakanlar güler'i görüyor. bu bana biraz adaletsiz geliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence de. O kadroyu kuran, bir arada tutan, gençleştiren isim Feldkamp'tı. Cevat Güler simge isimdi, orada bulunması gerektiği için oradaydı. Yine de Feldkamp devam etse bence şampiyonluk gelmeyecekti.

      Sil
    2. Feldkamp'la neden gelmezdi şampiyonluk ?

      Sil
  3. O kadro ile çok güçlü bir futbolumuz vardı ligde. formasyon da bugünküne benzerdi sanki baya bı.

    YanıtlayınSil
  4. feldkamp'la niye ayrılmıştı yollar ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. deyim yerindeyse huysuz ihtiyara dönüşmüştü. katı disiplini futbolcuları rahatsız ediyordu. çok soğuk deplasmanlara gitmiyordu. ama burak'ın dediği gibi kadroyu kuran, bir arada tutan, gençleştiren ve bunu ben ekliyim kondisyonu yükleyen isimdi.

      Sil
    2. İşine karıştırmak istemedi, yönetim de karışıyordu. Bunu mazeret gösterdi ve istifa etti. Hastaydı tabii, yaşı vardı. Zor süreçti. Zaten sonraki sezon kendisini sportif direktör yaptılar diye aklımda, Skibbe'yi de o getirmişti.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir