26 Temmuz 2013 Cuma

Futbol Piyasasının Geldiği Son Nokta


Benitez'in Napoli'nin başına geçmesinin ardından, Napoli'nin transfer piyasasında inanılmaz aktif olduğunu görüyoruz. Cavani'yi de satıp, ellerini iyice güçlendirmelerinin ardından o boşluğu Real Madrid'li Higuain ile doldurmayı deneyecekler.

Higuain'i severim aslında, çok iyi futbolcudur. Ama ne ara 37 milyon avro'luk bir değere sahip oldu, onu bilmiyorum. Napoli bu yaz döneminde Real Madrid'e çok büyük paralar kazandırdı, bu bir gerçek. Callejon, Albiol gibi isimleri de kadrolarına kattılar ama Higuain için ödedikleri 37 milyon avro'nun herhangi bir açıklamasının olmadığını düşünüyorum.

Arjantinli gördüklerinde, Maradona damarlarının kabardığını düşünür oldum. Higuain'e ödenen bu bonservis için mantıklı bir açıklama düşünüyorum ama bulamıyorum.

Büyük paralar harcıyorlar, çok aktifler, iyi de bir takım kurdular aslında ve geçtiğimiz sezonlara oranla bu sezon hedefi de yükselttiler ama Higuain gibi isimlere ödenen bu bonservislerle birlikte de futbol piyasasının geldiği son noktayı görüyoruz...

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Asıl Transfer


Transfer gündemi yoğun ve ilginç hamlelerle dolu. Hem ülkemizde, hem de Avrupa'da. Peki Galatasaray bu gündemin neresinde?

Chedjou dışında ciddi bir hamle yapmadık gibi görünüyor. İlerleyen günlerde bir sol bek alınır mı bilemem ya da Emre Can'dan falan bahsediliyor. Bu tarzda, geleceğe dönük adımlar da atılabilir ama gelen transferlere baktığımızda tek ciddi adım Chedjou. O da gereken, olmazsa olmaz bir hamleydi zaten.

Sol bek mevzusunu bir kenara bırakırsak, Galatasaray'ın asıl transferlerinin dışarıdan gelecek isimlerden ziyade, kendi içerisinde olduğunu düşünüyorum. Mesela, geçen sezon Riera'yı sol bek olarak transfer etmiştik kendi bünyemizden. Bunun gibi düşünelim.

Engin Baytar mesela. İlk şampiyonlukta payı çok büyük olan futbolculardan ama geçen sezon kendisini hiç kullanamadık. O kayıp sezonun ardından da çoğumuz onunla sözleşme yenilenmesini beklemiyordu ama Fatih Terim onu takımda tuttu, çünkü bildiği bir şey var.

Engin Baytar çok değerli bir futbolcu, yapacaklarını hepimiz biliyoruz. Tek yapması gereken, sadece futbola odaklanması. Hazırlık maçlarında da görüntüsü gayet iyi, çalışıyor, eski günlerini arıyor. Engin Baytar kadro derinliği açısından çok önemli bir transferdir bu yüzden.

Kazım Kazım'ı da görmezden gelmemek lazım aslında. O da yeni bir transfer bence. İlk şampiyonluk sezonunda takımdan ayrılmasını hiç istemiyordum ama sürpriz bir şekilde gitti. 1.5 sezonu da onun adına bir kayıp oldu bence. Geçen sezon, Blackburn formasıyla iyi kötü işler yapmış olabilir ama Galatasaray'ın da geçen sezon Şampiyonlar Ligi yürüyüşünde yer alamadı.

Oysa sıklıkla şans bulabilirdi, buna inanıyorum. Bu yüzden de takıma geri dönmesi önemli. Kazım'ın bir standartı var ve o standartın da kadro derinliğinde yeri var bence. Yabancı kontenjanının belimizi büktüğü şu zamanlarda, Kazım'ın hem sağ kanat hem de forvet oynayabilme özelliği bizim açımızdan önemli.

Ceyhun Gülselam'ı da yeni bir transfer olarak görüyorum. Galatasaray'a bugüne kadar ne verdi diyebilirsiniz ama geçtiğimiz sezon Kayserispor formasıyla geçirdiği yarım sezonun ardından yeni bir şansı hak ediyor bence.

Önemli bir alternatif o da. Stoper oynayabilmesi de ayrı bir artısı ve geçtiğimiz sezonlara oranla çok daha fazla şans bulacağını düşünüyorum. O alışkanlığı kazandı ve değerli bir futbolcu bana göre.

Chedjou derken, Erman Kılıç'dan söz etmemiş olabilirim ama sezon içerisinde onun da iyi işler yaptığını göreceğiz. Zamanı gelecek ve etkisi ortaya çıkacak diyebileceğimiz isimlerden. Geçen sezon, Gökhan Zan'ın bir anda parlaması misali. Erman Kılıç'dan da böyle bir etki bekliyorum. Belki sık forma şansı bulamayacak ama an gelecek ve onun zamanını izleyeceğiz.

En büyük transfer ise Sneijder, bu kuşkusuz bir gerçek. Çilek çilek diye inliyorduk 2 senedir, bu sezonun da çileği tekrar Sneijder olacaktır. Geçen sezonun ikinci yarısında yüzde 30'u ile de maç kazandırabileceğini görmüştük {Karabükspor maçında olduğu gibi}.

Bu sezon ise hazırlık maçlarında yarattığı etki ortada. Oynama alışkanlığını da tekrar bünyeye eklediğinde, yarattığı kalite Galatasaray'ı çok farklı bir seviyeye taşıyor. Bu sezon Sneijder'in sezonu olacaktır, bu kesin.

Anlayacağınız, transferin kalbi dış transferden ziyade iç transferde atıyor Galatasaray adına. Çok fazla transfer yapmamış görünebiliriz ama aslında çok fazla transfer gerçekleşti...

23 Temmuz 2013 Salı

Futbolun Ağır Şartları


Trabzonsporlu arkadaşların duygularını anlayabiliyorum. Zor bir çelişki. Altyapısından yetişmiş, başka bir forma hiç giymemiş, öz ve öz Trabzon'un evladı.

Ama vazgeçmek zorundasınız, şartlar bunu gösteriyor. Ezeli rakiplerden birine giderken, kendi taraftarı tarafından alkışlarla gönderilen nadir isimlerden biri oldu Tolga Zengin.

Zaman ilerliyor, futbolun şartları maalesef bu tip durumları da beraberinde getiriyor. Onur Recep Kıvrak mı Tolga Zengin mi sorusu üzerinden ilerliyordu Trabzonspor ve onlar adına geçen iki başarısız sezonun da belki tek sağlam kalan tarafı bu kaleci rotasyonuydu.

Onur Recep Kıvrak'la da, Tolga Zengin'le de şampiyonluğa rahatlıkla yürüyebilirsiniz. İkisi de bu ülkenin en iyi kalecilerinden ama gelinen şu noktada da, bu iki kaleciye birden sahip olmak çok büyük bir lükstü. Birini mecburen yedek bırakmak.

Bu isim de Tolga Zengin oldu doğal olarak. Hem yaş, hem de biraz daha yetenek itibariyle.

Geç keşfettiğimiz kalecilerden biri aslında. Trabzonspor'da fazlasıyla şans bulmasına rağmen bunu bir türlü değerlendiremeyen bir isimdi. Bizim Aykut Erçetin sendromuna doğru da ilerlerken, Onur Kıvrak'ın sakatlık döneminde sahneye çıktı ve müthiş işler yaptı.

Sonrasında da bu kaleci rekabeti içerisinde oynadı, oynamadı çelişkisi içerisinde ilerledi ve kendisini de tam manasıyla hala gösteremedi aslında. Bu yüzden de Beşiktaş'a transferi önemliydi. Yaş 30'a geldi ama kaleci adına yaş değil tecrübe mantığından yola çıkarsak çok önemli bir transfer yaptı Beşiktaş.

Hatta onlar adına sezonun en önemlisi bence. Biraz daha abartırsam, Türkiye genelinde, ihtiyaç ve maddiyat açısından bakarak olaya, sezonun en önemli transferi bile diyebilirim onun için.

Tolga Zengin gibi bir kaleciyi, 2.750 milyon avro gibi bir rakama alıyorsunuz. Yıllık ücreti de 1.2 milyon avro'lara geliyor. Yabancı kontenjanı diye inleyen ülkemizde, iyi yerli kalecinin büyük nimet sayıldığını da düşünerek çok önemli bir transfer gerçekleşti diyebilirim.

Üstelik Cenk Gönen gibi bir yeteneğin de hala arkada beklediğini belirtelim. Kaleci rotasyonu anlamında da gelinen nokta Beşiktaş açısından önemli.

Eneramo takıntısı dışında Beşiktaş'ın gerçekleştirdiği tüm hamleler yerinde aslında. Önder Özen'le başlayan, Bilic'le devam eden bu futbol mantığı değişiminde Beşiktaş çok doğru adımlar atıyor diyebilirim.

Trabzonspor açısından baktığımda ise hiç istemedikleri ama mecbur oldukları bir transferi gerçekleştirdiler. Futbolun ağır şartları...

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Fatih Terim / 1981


1981 yılından bir kare. Fatih Terim...

Yabancı Kontenjanı, Transfer ve Galatasaray


Yabancı kontenjanından dem vurduk. 6+0+4'ün elle tutulur bir yanı olmadığı gibi, ligde de seni fazlasıyla yerliye muhtaç kılıyor. Bu yüzden de bonservisi elinde olan Erman Kılıç iyi bir transfer, Kazım Kazım'ın dönüşü de mantıklı bir hale bürünüyor. Bunun yanında Engin Baytar'la da sözleşme yenileniyor.

Hatta, teklif edilen ücreti beğenirse Aydın Yılmaz bile takımda kalabilir. Üstelik bu kadar fazla kanatın arasında. 

Bakıyorum da, Hamit Altıntop, Amrabat, Engin Baytar, Kazım Kazım, Emre Çolak, Erman Kılıç gibi kanatlar var elimizde. Görünüş şu, bu isimlerin kanat performanslarından yine beklenen alınamayacak bence. Bu yüzden de orta saha ağırlıklı bir yapı kurmak yine en mantıklısı.

Forma numarası mevzusu da hortladı yeniden. Sneijder'in 10 numara geçisi, Melo'nun 3 numarayı alırken {çıkan haberlere göre} sorun yaratması, Drogba'nın 11 numara isteği, Riera'nın kabul etmemesi gibi. Üstünde durulacak konular değil aslında ama bu tip haberleri de sürekli okuyoruz.

Diğer bir konu da Mourinho'nun Drogba üzerinde isteği. Yine çıkan haberlere göre konuşuyoruz tabii. Yaz döneminin başında Sneijder'i de istediği söyleniyordu ama şu günlerde ağırlıklı olarak Drogba üzerinde duruluyor. Bu transferlerde önemli etkisi var dediğimiz Mourinho'nun, şu düşünceleri de oldukça ilginç. Söz konusu Chelsea olduğunda, Drogba haliyle ilk akla gelen isim.

Ama bu transferlerin olacağına inanmıyorum. Kulüp de vazgeçmez, futbolcular da.

Daldan dala atlamaya devam edelim. Melo'nun transferi mesela. Yaz döneminin bir numaralı gündem maddesiydi, geçen sezon olduğu gibi. Olmazsa olmaz bir bölge ama kafaları karıştıran bir Melo. Verdiği katkı tartışılmaz, geçen sezon yarattığı istikrarsızlık gibi. Sonradan çıkış yakaladı ama çıkış yakalayana kadar geçen sürede de Galatasaray'ın canı çok yandı.

Bu yüzden de diğer alternatifler üzerinde duruldu, Wellington ismi üzerinde çok konuşuldu ama yine karar kılınan isim Melo. Ben olumlu buldum takımda kalmasını, üstelik daha erken bitti bu iş ve tapusu da alınarak. Melo'nun maksimumu çok farklı bir seviye ve geçen sezon yaşanan sürecin de yaşanacağına ihtimal bile vermiyorum.

Sıkıntı şu, Melo'nun ücreti ne oldu da bir anda yükseldi. 200 bin avro'luk bir zam ve 3.1 milyon avro'luk yıllık ücret. Bana ilginç gelen nokta bu. Geçen sezon performans olarak yükselmedi Melo ama önemli bir rakamı da yine almış oldu.

Umut Bulut'un da bonservisinin alınması sevindirici bir nokta. Bu yerli kıtlığında, hele ki yerli forvet diye ülke inlerken Umut Bulut'u kaçırmak çok büyük bir lüks olacaktı.

Chedjou'yu iki hazırlık maçını izleyerek değerlendirmek imkansız. Yediğimiz gollerin neredeyse tamamı bireysel savunma hataları ve Chedjou da genelinde başrolde. Ama getirisi farklı olacak, Fransa Ligi'nin en iyi savunmacısı seçilen bir isim ve gelecek günler onu önemli bir seviyeye taşıyacak.

Konuşmak istediğim konu ise başka. Yabancı sınırından kaynaklanan bir durum. 6+0+4, ligde 4 yabancıyı tribüne taşıyacak ve tribünde 4 yabancı oturtmanın da getirdiği lüks büyük. Bu isimlerden biri Dany mesela. Çok beğendiğim ve geçen sezon da katkısı ortada olan bir isimdi. Şimdi onu tribünde görmek çok büyük bir lüks. Aynı şekilde, sol bek alınsa ve Riera tribüne çıksa.

Bazı adamların hakkını çok fazla yiyoruz bu yüzden. Riera ve Dany de başı çekiyorlar bana göre.

Transfer konusunda yabancı kontenjanı büyük engel ve bu engeli aşmak güç. Elmander'i geçtim, Culio'yu bile elden çıkarmakta zorlanıyoruz. Hadi bu isimler elden çıksa, tribünde oturacak yabancılar sorun olacak. Çünkü düşünülen isimler genellikle üst düzey. Bruma ve Ali Adnan gibi gençleri de istiyoruz ama o isimleri bile tribüne çıkarmak büyük bir lüks olacak.

21 Temmuz 2013 Pazar

10 Numaralı Formasıyla

6+0+4'ün gölgesinde başlayan bir sezon. Geçen sezonun üzerine nasıl eklemeler yaparız diye düşünürken, daha da katı bir hale gelen yabancı kuralıyla birlikte stratejisini değiştirmiş bir Galatasaray var ve bu kuralla birlikte oluşan lüks de büyük.

Şöyle açıklayalım. Sol bek lazım diyoruz ama mevcut şartlarda en iyisinin Riera olduğunu kabul etmiyoruz. Hatta Hakan Balta'ya da geçen sezona oranla daha fazla iş düşecek ve şu şartlarda sol bek transferinin imkansız olduğunu düşünüyorum. Riera'nın aldığı yıllık ücretten çok daha büyük bir lüks üstelik.

Gelelim Malaga maçına. Konuşabileceğim çok şey yok aslında. İlk iki hazırlık maçını izleyemedim. Bilenler bilir, askerlik başladı ve acemi askerlik dün itibariyle son buldu. Şimdi biraz daha rahatım, en azından kafa olarak rahatladım ve az da olsa bloga bir şeyler karalamaya başlıyorum.

İlk iki hazırlık maçında hangi sistemleri denedik bilmiyorum. Bu yüzden de Malaga maçında kullanılan sistemler ne kadar bağlayıcı, bunu takip eden arkadaşlar yorumlasın.

4-2-3-1 oynadık ilk yarıda ve olumlu bir etkisi de vardı. İkinci Real Madrid maçının formasyonu bu aslında. Drogba önde, arkasında Sneijder. Sneijder'i gole daha yakın bir konuma getiren bir formasyon bu. Bütün hazırlık maçlarında da golü var zaten ve fizik olarak üzerine koyduğunda kalite çok daha fazla büyüyor.

Bu takımın Selçuk İnan'a olan bağlılığını eleştiriyorduk. Melo'nun da formsuz döneminde savunmaya çok daha fazla gömüldüğünden, Selçuk İnan olmadığında Galatasaray da olmuyordu. Bugün de Melo oynamadı mesela ama Sneijder gibi bir koz olduğunda, bu durum hücum anlamında sırıtmadı.

Savunma konusunda ise fazlasıyla sırıttı. Yenilen üç golün de bireysel hata olduğunu söyleyelim. Risk alınıyor, önde bir Melo yok derken kaptırılan her top kalemizde gol oldu. Bu sorunlar zamanla aşılacak sorunlar olduğu için üzerinde fazla durmuyorum.

Tabii şunu da ekleyelim, 4-2-3-1 gibi bir formasyonda Burak Yılmaz'a yer yok ama Drogba ve Burak Yılmaz birlikte oynayacaktır. Bu da 4-2-3-1'i devam ettirmez ama neden bu sistem denendi onu bilmiyorum.

İkinci yarıda ise 4-4-2'e dönüş, Kazım ve Amrabat'ın savunmayla alakayı kesmeleri, keskin oyuncu değişiklikleri derken takımda kalite ve uyum sorunu yaşandı. Ortaya da kötü bir futbol çıktı. Bu kötü futbol neticesinde de alınan 3-3'lük skorun hiç de kötü olmadığını düşünüyorum.

Sonuçta hazırlık maçıdır, bunlar denenecektir. Bu anlamda konuşacak çok fazla bir konu yok. Emirates Kupası'nda Galatasaray'ı gerçek anlamda izleriz.

Sneijder'in attığı muhteşem gole saygıyla yazıyı bitirelim, 10 numaralı formasıyla diyerek. Umarım daha fazla zaman aralığı yaratıp bloga devam edebilirim...


 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir