13 Nisan 2019 Cumartesi

Fatih Terim, tercihini Donk-Semih ikilisinden yana kullanacaktır


Derbi ateşini yakmaya devam ediyoruz. Bu sefer de "son dönemin yıldızlarından" olarak adlandırdığım, çok sevdiğim arkadaşlarımdan olan Mehmet Köksal'la işin taktik / teknik detaylarına girdik. Bu soruların 2. bölümü de olacak, o da yeni bir sürprizle.

Luyindama'nın yokluğunu Donk'la kısmen de olsa doldurmak mümkün ama Marcao'nun yokluğunun büyük problem olacağını düşünüyorum. Düzen içinde "oyun tarzının" önemi büyüktü. Derbi öncesi de en önemli soru "Marcao'nun yerine" kimin oynayacağı. Sizin tercihiniz kim olurdu ve o yokluğu biraz olsun dindirmek adına ne yapılmalı?

Mehmet Köksal: Marcão ve Luyindama ikilisinin Galatasaray’ın oyun ikliminde yarattığı en büyük değişim takımın dominant oyuna yatkınlığını artırması oldu. Defansif kalite bu transferlerle arttı fakat asıl önemli olan bu ikilinin takımı yükseltmesi oldu. Belhanda gibi bazı bireysel performanslarda artış gördük ve daha da görmeye devam edeceğiz. Takım bu hamlelerle birlikte daha önde pozisyon alabiliyor, rakibini daha çok hapsedebiliyor ve merkezden daha rahat delebiliyor. Dolayısıyla bu maçı okuyabilmek adına asıl sormamız gereken soru şu olmalı: Galatasaray, Fenerbahçe deplasmanında dominant bir oyun oynayabilir mi? Geçmiş yılları düşündüğümüz zaman bunun pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Fatih Terim, tercihini Donk-Semih ikilisinden yana kullanacaktır. Yani iki takımın kadro yapısına da baktığımız zaman temponun biraz daha yüksek olduğu karşılıklı git-gellerin olacağı bir karşılaşma bizi bekliyor diyebiliriz. Peki net dominant bir takımın olmadığı tempolu bir mücadele Semih için ne kadar uygun? Aslında beyaz bir stopere göre oldukça atletik olan ve bu tarz maçları takım arkadaşlarına oranla daha fazla oynayan Semih’in en iyi oynadığı oyun tarzının bu olduğunu söyleyebilirim.

Fenerbahçe’ye bakarsak ise bu takım fiziksel olarak ligin en kötü takımlarından biri. Ersun Yanal’ın bu zamana kadar ki en önemli başarılarının altında hep fiziksel olarak güçlü takımlar vardır. Yazın kampın etkisiyle gelen fiziksel etkiyle birlikte özellikle Anadolu takımlarıyla ilk 7- 8 hafta takımını lider götürdüğü zamanları birçoğumuz hatırlıyoruz. Aslında Fenerbahçe’de bazı şeyleri keskin bir çizgiyle değiştirememesinin sebeplerinden biri de bu.

Maça gelirsek Galatasaray’daki stoper değişiminin tempoyu yükselteceğini ve yüksek tempoda Fenerbahçe’nin fiziksel olarak sarı-kırmızılı ekibe oranla daha çabuk maçtan düşeceğini öngörebiliriz. Dolayısıyla Marcão-Luyindama ikilisinin yerine Donk-Semih ikilisinin oynamasının önemli bir eksiklik olduğunu fakat tamamen karamsar bir tablo çizmemek gerektiğini düşünüyorum. Yani oyun anlamında konuşulan kadar büyük bir etkisi olmayacaktır.


Fenerbahçe'nin önemli problemleri olsa da neticede bir derbi ve Kadıköy'de en iyi dönemlerimizde dahi kazanamadığımız maçlar var. Bu maçın önemi de "kazanmak" zorunda olmamızdan kaynaklı, tabii şampiyonluk düşünülüyorsa. Sizce nasıl bir Galatasaray izlemeliyiz, bu maçın anahtarı ne olacak?

Mehmet Köksal: Derbilerde olan iç saha serisi bir yana, tarihinin en kötü sezonlarından birini belki de en kötüsünü geçiren ve şu ana kadar tam 9 maç kaybeden Fenerbahçe, tüm bunlara rağmen iç sahada sadece iki maç kaybetti. Bu iki maçtan biri de 10 kişi kaldıkları Ankaragücü maçı. Bu konuda gerçekten iyi olduklarını kabul etmek gerekiyor.

Oyuna geçersek Galatasaray adına sahaya yerleşimin ve kazanılan topların ardından hızlı bir şekilde rakip kaleye gitmenin belirleyici olacağını düşünüyorum. Fenerbahçe’nin ön alanda verimli bir şekilde top dağıtımı yapabilecek bir oyuncusu yok. Yüksek oranda top kaybı ve pas hatası yapan bir takım. Bunu şu şekilde açıklayabilirim, Fenerbahçe’nin en az 2 maça çıkmış oyuncuları arasında en yüksek pas isabet oranına sahip oyuncusu Galatasaray’dan oyun kuramadığı için gönderilen Serdar Aziz. Dolayısıyla Belhanda ve Badou gibi isimlerle bu toplara ayak sokmak ve dripling üzerinden atak kovalamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Genellikle ikinci bölge ve üçüncü bölge arasındaki bağlantıyı kuramayan Fenerbahçe, kanatlar hatta bekler üzerinden oyuna tutunmaya çalışıyor. Hasan Ali’nin bu sezon 3 gol 4 asist Isla’nın ise 4 asist ile takımın skor gücü çekme konusunda üst sıralarına yer alması bazı şeyleri anlatıyor aslında. Oyun çok fazla sıkışıyor, merkezde pas sirkülasyonunu sağlaması beklenen Tolgay ve Topal ikilisi oyunu açabilecek isimler değil. Onların önünde oynayan oyuncu ise top dağıtmaktan çok top alma konusunda sıkıntı yaşıyor. Verilerle destekleyecek olursak Fenerbahçe, Galatasaray’ın neredeyse yarısı kadar(37’ye 20) akan oyundan gol buldu.

Dolayısıyla rakiple doğru eşleşebilmek ve rakibi kilitleyebilmek adına takımın yerleşiminin çok kritik olacağını düşünüyorum.

4-2-3-1'e dönüldüğünde görüntünün daha iyi olduğunu düşünenlerdenim. Malatyaspor karşısında düzen buydu ve belki de bu sezon en iyi futbolumuzu oynadık. Badou Ndiaye'nin dönüşüyle birlikte Malatyaspor maçının düzeni devam mı eder yoksa Fernando / Badou / Belhanda'lı klasik yapıyı mı görürüz?

Mehmet Köksal: Orta sahada 2-1 şeklinde dizilmemiz ve Belhanda’nın sola geçmesi takımı biraz daha dengeye getirdi. Arkadan Marcão ve Belhanda’nın top yönlendiriciliği sayesinde öndeki Linnes, Onyekuru hatta Emre gibi tekniği düşük fakat hareketli oyuncuları oyuna dahil etmeyi başardık. Tüm oyunculardan verim almayı başardığımız için de sezonun en iyi maçlarından birini oynadık. Sadece Diagne’nin verileri bile bunu bize söylüyor aslında. Geldiğinden beri maç başına ortalama 28 kez topla buluşan ve bunların sadece 4 tanesi ceza alanı içinde olan Diagne, Yeni Malatyaspor karşısında tam 47 kez topla buluştu ve bunların 14-15 tanesi ceza alanı içerisinde gerçekleşti. Evet belki bitiricilik konusunda beklenilen düzeyde değildi fakat bitiricilik mevzusunun maça göre değişen bir dinamik olduğunu düşünürsek ilerleyen maçlarda ideal performansına ulaşacaktır. Yine aynı sistemde oynasak bile Marcão’nun eksikliğinin o bölgeyi çok etkileyeceğini düşünüyorum. Ndiaye’nin de dönüşüyle işler biraz değişti çünkü bu maç onun kesiciliğine ve rakibi ısıran agresif oyununa ihtiyacımız var. Ndiaye ve Onyekuru’nun sol tarafta ezeceği toplar takımı güç duruma düşürebilir. Semih-Linnes- Ndiaye-Onyekuru ile kurulabilecek bir sol taraf teknik anlamda çok sıkıntılı olacaktır. Dolayısıyla Ndiaye ve Fernando merkezi ile başlayacaksak sol çizgiye Belhanda gibi oyun aklı biraz daha yüksek bir oyuncu koymak daha mantıklı bir tercih gibi geliyor bana. Bu konuda ikinci seçeneğim ise Ndiaye’yi Fernando yerine yazarak geçen haftaki maç düzenini devam ettirmek.


Olaya bir de Fenerbahçe açısından bakacak olursak, sizce Galatasaray'a oranla avantajları neler ve olası kadrolarına düşününce önlemimizi hangi noktalara almalıyız?

Mehmet Köksal: Bu takımın Ersun Yanal’ı takımı olmadığından ve yaz kampı geçirmeden olamayacağından yukarıda bahsetmiştim. Dolayısıyla, bu teknik direktör-takım uyumsuzluğu sebebiyle bence Fenerbahçe iyi yaptıklarıyla değil de yapamadıklarıyla konuşulması gereken bir takım. Fenerbahçe’nin bana göre en büyük eksikliği merkezde oyunu yönlendirebilecek ve yaratıcılık özelliği bir ismin olmaması. Bu konuda Mehmet Ekici ve Valbuena hariç tutabiliriz. Ayew’i de ucundan kıyısından buraya dahil etmek mümkün. Ekici cezalı, Valbuena’nın ise bu sezon 90 dakikayı tamamladığı tek maç ilk 11’de başladığı sadece 8 maç olduğunu düşünürsek üretme konusunda ciddi şekilde problemli bir takımın sahada olacağını varsayabiliriz. Mehmet Topal’ın oyun karakteri olarak stoperlerin arasına girdiğini ve takımın bekler üzerinden öne oynamaya çalıştığına sık sık şahit oluyoruz. Bunun haricinde maç içerisinde ritim buldukları zaman Hasan Ali ve Isla hatta bunların önlerindeki yine bek oynayabilme özelliği olan Moses ve Dirar ile kanatları oldukça dinamik ve etkili kullanabiliyorlar. Özellikle alan paylaşımını iyi yaptıkları zaman Soldado’nun da duvar olmasıyla ceza alanına çok rahat girdiklerini görebiliyoruz. Fakat bu tarz şeylerin belirli bir düzenden uzak anlık olarak maç içi dinamiklerine bağlı olarak geliştiğini de söylemek gerekiyor. O yüzden antrenör ve oyuncu profili kaynaklı olarak belli sınırlar içinde kalan fakat üst-alt çizgi olarak ne oynayacağı tam olarak kestirilemeyen bir takım grafiği çiziyorlar.

Tahmininizi de sorayım. Derbinin sonunda sizce neyi konuşuyor oluruz, maça yönelik beklentileriniz neler? Maçın da gidişatını düşünürsek, sizce hangi senaryo bizi galibiyete biraz daha yaklaştırabilir?

Mehmet Köksal: Ben Fatih Terim’in kaybetmeyeceğini, en kötü senaryoda dahi buradan bir puanla döneceğini düşünüyorum. Kadroları görmeden konuşmak için erken fakat temposu yüksek iki tarafın da gol bulduğu daha çok açık alanda geçen bir karşılaşma bekliyorum. Galibiyet için iki senaryo üzerinde duruyorum. Biri oldukça iştahlı başlayan ve maçın başında skoru alan ve oyunu istediği şekle döndüren Galatasaray. Diğeri ise Fenerbahçe’nin yorularak oyundan düşmesinin ardından 70-85 gibi skoru alarak kazanan Galatasaray.

2 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Emeklerinize sağlık. Ben, Fernando'nun stoperde Donk ile başlayarak Marcao'nun yokluğunu en aza indirgeyebileceğimizi düşünüyorum aslında. Gereken sertliği vereceğini hesaba katarak. Çünkü teknik kapasitesi ve oyun kurma becerisi yüksek. Semih ve Ahmet sakarlık eşiği düşük olan oyuncular, her an bir sebeple yenik duruma düşürebilirler takımı. Tabi ilk onbir başlar, beklenmedik performans sergilerler ne ala, bilemeyiz. Fernando'nun kariyerinde kaç kere stoper oynadığına baktım Transfermarkt'dan. Sadece 2 kez. 2009'da Porto ile sıradan bir lig maçında oynamış ve 4-0 kazanmışlar. 2016'da Manchester City'de iken yine bir derbide, Manchester United'a karşı oynamış. O maçı 1-0 kaybetmişler. Çok fazla oynamışlığı yok, yakın zamanda da hiç yok. Ama Semih ve Ahmet'i düşündükçe, orta saha geçen haftanın planı ve stopere de Fernando sanki daha mantıklı gibi geliyor. Kim oynarsa oynasın, iyi niyetle mücadele edeceğine inancımız tam, ama yetmiyor işte.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz :) Fernando'da sıkıntı ağırlığı olur.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir