29 Kasım 2019 Cuma

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu


Mustafa Uslu'nun yapımcılığında çıkan bu tarz biyografi filmlerini önemsiyorum. Güzel hikayeler paylaşılıyor ve ilgi oraya doğru çekiliyor. Naim Süleymanoğlu filmi de böyle, bu ülkede yapılması gereken bir işti. O dönem için ülke sporuna yön veren, daha doğrusu tüm ülke adına moral ve gelecek adına umut kaynağı olmuş bir sporcu.

Türkiye'nin de bu tarz süper kahramanları var işte. Naim Süleymanoğlu, ülke spor tarihinin yönünü bütünüyle değiştiren adamdır. 88 yılında Seul'da altın madalya alana kadar 20 yıl boyunca altın madalya kazanamayan bir Türkiye vardı. Daha da doğrusu, ülke sporu güreş ile sınırlanmış ama orada da kaybolmaya başlamıştık.

Naim Süleymanoğlu sonrasında ise halter konusundaki gelişmeyi hatırlarsınız. Dünya'nın bu konuda en büyük ekollerinden biri konumuna gelmiştik. Onun kırdığı Dünya ve Olimpiyat rekorlarıyla da yeniden adımızı duyurmuş, biz de varız demiştik. Benim jenerasyonumun, hatta benden önceki dönemlerin de en büyük kahramanlarından biri.

Bu tarz filmler sayesinde de dönemi tekrar hatırlıyor ve günümüz insanına yansıtıyoruz. Müthiş bir hikaye. Bulgaristan Komünist Partisi'nin tutumu karşısında Türklerin yaşadığı zorluklar, Naim Süleymanoğlu'nun da o insanların sesi olabilmek adına gösterdiği çaba. Sporun evrensel boyutu işte, Naim Süleymanoğlu'nun başarısı altında yatan sebep.

Filmde kronolojik bir sırayla ilerliyoruz. Naim Süleymanoğlu'nun haltere başlangıcı, Bulgaristan Milli Halter takımına girişi, neredeyse çocuk yaşta kazandığı başarılar ve rekorlar. Devamında da yaşanan bu zorlu süreç sonrası Türkiye'ye getirilişi. Filmin vurucu noktası da kaçırılış hikayesi zaten. Sadece sporda değil, diplomatik anlamda da kazanılan büyük bir zafer var. Ülkenin üzerindeki ölü toprağını atan bir olay.

Hayat Van Eck, bilinmeyen bir isim olsa da Naim Süleymanoğlu performansı gayet iyi. Sadece tip anlamında benzemesi üzerinden yürümemiş, duyguyu da güzel verdi. Filmin müzikleri de sizi o duyguya fazlasıyla sokuyor. Bu tarz filmlerde de aradığım temel nokta işin duygusudur. Hissetmek, empati yapabilmek benim açımdan önemli.

Yalnız takıldığım bir olay var. Dönemin komünist Bulgaristan rejiminin spor kültürü oldukça başarılı. 80'lerde dahi spor okulları ve o okullara yatılı hizmet veren otelleri var. Bugün 2020'ye gireceğimiz Türkiye'de dahi o sistem yok. Haliyle de Naim Süleymanoğlu gibi isimler bu tarz düzenlerde ortaya çıkıyorlar. Türkiye'deki potansiyeli ciddi anlamda kullanamamak çok üzücü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir