30 Mart 2020 Pazartesi

Hagi'yle olmadı, Fatih Terim'le olabilirdi


Sadece ben değil, herkes nostaljiye kafa yorar oldu. Şu ortamda güncel futbol konuşmak imkansız. Ben de ağırlığı nostaljiye vermekte devam ediyorum. Nostalji deyince de "Misimovic" ismi çok sık anılır oldu. Herkesin içinde yara çünkü. Fazlasıyla iddialı bir transferdi ve beklentiler yüksekti. Bundesliga'nın en iyi 10 numaralarından birini almıştık. Wolfsburg'dan Schalke 04'e gitmek istiyordu. Wolfsburg sırf rakibini güçlendirmemek adına Misimovic'i bize satmıştı. 8.5 milyon avro gibi bir bonservis vermiştik ki böyle bir kalite için doğal rakam.

Wolfsburg formasıyla harikalar yarattığı dönemi iyi biliyoruz. 28 yaşında aldık bir de, bence en iyi zamanlarıydı. En az 4-5 yıl net katkı alabileceğimiz, Türkiye'de harikalar yaratması gereken bir futbolcu. Aynı yere geliyoruz tabii, çok kötü bir takıma transfer edildi. Planı, programı da bırakmıştık. Avrupa Ligi ön elemesini kaybedince panik butonuna basıldı ve son günlerde böylesine iddialı hamlelere giriştik. Tabii bu takımı tek başına Misimovic kurtaramazdı. Temel olabildiğince bozuktu. Ertesi sezon bu enkazı kaldırmak hiç kolay olmadı.

Misimovic, klasik bir 10 numara. Rijkaard ise 4-3-3 oynamayı seven, orta sahası olabildiğince pasör futbolculardan olmadı. Misimovic işin teknik ve pas boyutunda üst düzey olsa da, 4-3-3 orta sahası adına doğru bir tarz değildi. Hatta Lorik Cana da Rijkaard düzeninde doğru bir 6 numara değildi. Büyük transferdi ama hocanın oyunuyla alakasız. Tabii "Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Barış Özbek" üçlüsü yazılınca ister istemez "sen ne anlatıyorsun ki" denilebilir. Yapı kötüydü demem bu işte. Bu hamleler de sizi kurtaramazdı.

Rijkaard dönemi doğal olarak uzun sürmedi. Hagi göreve geldikten sonra ise umutluydum. İlk göreve geldiğinde genellikle çok beğenilmez ama ben başarılı buluyordum. 2. döneminde de yapabilir diye düşündüm. O da yapamadı, üstelik enkazı biraz daha büyüttü. Enkazın imzası da Misimovic'le yaşadığı hadise. Bir sakız mevzusu var. Misimovic'in kendi otoritesini tanımadığını dile getirerek, kadro dışı bıraktı. Bir anlamda kestirip attı diyelim. Yönetim de kazanılması uğruna araya girse de hiçbir şeyi kabul etmedi.

Biz de Mart ayı geldiğinde Misimovic'i Dinamo Moskova'ya 4.5 milyon avro'ya sattık. Birkaç hafta sonra da Hagi'nin görevine son verildi. Futbolcudan birkaç ay içinde birçok noktada zarar ettik. Bonservis konusunu geçtim, futbolcudan gelecek sezonlarda katkı alabilirdin. Hagi'yle olmadı, Fatih Terim'le olabilirdi. Ne futbolcular var, ilk yılında piyasada yok ama 2. yılında parlayan. Bu tarz yıldızlara da o imtiyazlar tanınır. Misimovic konusunda büyük hata yaptık.

Ben de bazen düşünürüm. Fatih Hoca'nın elinde Misimovic olsa ne olurdu diye. Öyle bir futbolcu ki üzerine sistem kurarsın. Ayrıca 4-4-2'nin solunda yapabileceğini de 0-0'lık Fenerbahçe deplasmanında gösterdi. Bilemiyoruz işte, çünkü bu birlikteliği göremedik. 2012 - 2013 sezonunda Sneijder gelmişti. Misimovic kalsa belki de o transfer edilmeyecekti. Bunları bilmek imkansız. Sadece "şöyle olsa nasıl olurdu" diye düşünebiliriz. Tek bildiğim, Fatih Hoca'nın Misimovic'i tutacağı ve maksimumu alacağıydı.

4 yorum:

  1. Yönetim Hagi ile gidip konuşabilirdi hocam o kadar para verdik oynat bu adaki diye. Çok saçma bir olaydı o.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Konuştu, yaptılar onu. Hagi, Nuh dedi peygamber demedi.

      Sil
  2. Sanki Hagi'nin de bir demeci vardı çok sonraları, Misimovic olayı başka. tamamen bana bağladılar, yönetim kaynaklıydı diye. Öyle haberler hatırlıyorum. Ama büyük bir değeri hiç ettik, dediğin gibi. İçimizde uktedir. Aklıma gelmişken, bence Giovanni Dos Santos da çok şey vadediyordu ve açıkçası başarısız değildi. İyi oyunlarını göstermişti. Onun başını da Jo yedi. Bonservis opsiyonunu kullanabilseydik fayda sağlar ve yine bonservis de kazandırırdı diye düşünüyorum. Nostaljiden gideceksen( ki çok iyi yapıyorsun ) fikirlerini merak ediyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanmıyorum yönetim kaynaklı olduğunu. Hagi'nin ağzından da o süreci dinlemiştim. Otoritemi tanımadı diyordu. Giovani Dos Santos, bal yapmayan arı. Yazarım tabii :)

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir