17 Mart 2020 Salı

Ritüel #6; Sinan Yılmaz


2 yıldır bu konseptin üzerinden geçmemişiz. #EvdeKal dediğimiz bu günler de konsepti yeniden canlandırmak için neden oldu diyelim. Bazen "yeri mi, sırası mı" gibi yorumlar alsam da evde ne yapabilirim? Zaten ortam yeterince karamsar. Kafa dağıtmak ve evde zaman geçirmek adına da yazmaya devam edeceğim. Ritüel konseptini de yeniden canlandırmak adına Sinan Yılmaz (@sinan_yilmazz) sağ olsun bizleri kırmadı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Hadi başlayalım.

Galatasaray denilince aklınıza gelen ilk şey?
Bağlılık.

İzlediğiniz veya hatırladığınız ilk Galatasaray karşılaşması?
Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan bir Türkiye Kupası maçı vardı. Kalede sarışın kaleci Stauce vardı. Penaltılarla Galatasaray elemişti. Böyle bir maç hatırlıyorum en eski... 1994 veya 95 olması lazım. Ama maç olarak net hatırladığım 1996’daki PSG – GS Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları. Burada 4-2 yenip orada 4-0 yenildiğimiz iki maçı da net hatırlıyorum. O maçlar beni hem GS’lı hem de futbol sevdalısı yaptı. Çünkü 4-2 burada ezdiğimiz ve Hayrettin’in saçmalıkları olmasa fark atacağımız adamlara orada 4-0 yenildik. Böyle bir şok beklemiyordum. Futbol o zamana kadar sadece eğlenceydi. O üzüntü beni fena GS’lı yaptı. Aslında bağlılık, büyük sevinçlerden sonra değil, birlikte büyük üzüntülerden sonra oluşur. Mesela bunu perçinleyen ve beni dönülmez bir yola sokan maç da 3 yıl sonraki Athletic Bilbao – GS maçı olmuştur.

Galatasaray'ın sizi en mutlu ettiği gün?
2000 UEFA Kupası gecesi tabi... Yakın dönemde ise 2012 Süper finalin son maçı 0-0’lık maç.

Galatasaray'da en çok sevdiğiniz futbolcu?
Gheorghe Hagi tabi. Yakın dönemde ise Onyekuru. Müthiş bir çocuk Onyekuru. Karakteri müthiş. Kiralık gelip de bu kadar büyük karakter koyması çok büyük iş. Tüm final maçlara yürek koydu, şimdi bi BJK maçında 2 gol kaçırdı diye çocuğa yükleniyorlar acayip sinirleniyorum.

Galatasaray adına idol kabul ettiğiniz isim?
Gheorghe Hagi! İsyankarlığı, iddialılığı, şovu değil faydayı sevmesi, yenilgiyi kabul etmemesi, ciddiyeti... Tam bir baba adam. Kendi babama da karakter olarak çok benzediği için ayrıca severim.


Galatasaray'ın sizi en mutsuz ettiği gün?
1999 Athetic Bilbao – GS maçı. Berabere kalsak Juventus’un önünde çeyrek finale çıkıyorduk. Şikeci Juventus o maç Athletic’i mamaladı ve hiç iddiası olmayan adamlar maç öncesi sahayı ıslatarak çamura çevirdi. 11 yaşındaydım. Futbol için ağladığım ilk ve son gün. Acısı sadece bir yıl sonra 2000’de fazlasıyla çıktı. 2013’te ise o olaydan tam 14 yıl sonra bu kez çamura saplanan Juventus olmuştu. Yine grubun son maçı... Futbol tanrısı seviyor böyle şeyleri.

Transferine en çok sevindiğiniz futbolcu?
Çok aman aman sevindiğim biri yok. Hoca olarak dersen belki Rijkaard ama futbolcu olarak da Elmander’in gelmesine sevinmiştim çünkü katkı sağlayacağına emindim. Kendi paramla formasını aldığım ilk ve tek futbolcu o. İlk etapta Baroş’un yedeği olarak alınsa da çok faydalı olacağına geldiği ilk gün emindim ve gittim formasını aldım.

Transfer olmasını beklediğiniz ama bir türlü gelmeyen futbolcu?
Özel biri yok. Belki aklıma gelmiyordur. Çocukken tabi Pires gelecek deniyordu ama gelsin diye çok beklediğim biri hatırlamıyorum.

Galatasaray'da hakkının bir türlü verilmediğine inandığınız isim?
Çok var. Hoca olarak 2004 dönemi Hagi çok büyük emek verdi. 2008 Feldkamp öyle, 2015 Hamzaoğlu öyle. Futbolcu olarak Mondragon’u daha büyük bir yere koymamız gerekirdi diye düşünüyorum. Necati Ateş’e de şahsen haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Donk’a da. Genel kitlenin Stancu’yu çabuk harcadığını düşünüyorum. Daha çok vardır da aklıma gelmiyor.

Galatasaray'da bir türlü sevemediğiniz ya da gördüğünüz en kötü futbolcu?
Babel’i Kasımpaşa’da da hiç sevmezdim, GS’da da hiç sevmedim. Genel olarak takımı düşünmeyip kendi şovunu yapan adamları sevmem. Elano da bunlardandı. Lincoln de, Misimovic de... Ama o dönemki yönetim GS’ı bu oyuncuların gözünde küçültmüştü. Oyuncular kendini takımın önünde görüyordu. Adnan Polat’a izin verilse GS’ı tam bir Aziz Yıldırım FB’si yapmaya çalışıyordu. Kötü futbolcu olarak Bratu bayağı yetersizdi. Yanlışlıkla gelmiş gibiydi. Carrusca da fiziksel olarak çok yetersizdi.

Rakip takımlarda izlediğiniz ve keşke Galatasaray'da oynasaydı dediğiniz futbolcu?
Beşiktaş’ta Carew, Fenerbahçe’de Kuyt.


Galatasaray'ın en unutamadığınız ve sizin için özel bir yeri olan maçı?
2001’deki 2-0’dan 3-2 olan Real Madrid maçı. 13 yaşındayım. Babam çiftçi. Adam normalde 22’de yatar sabah 05’te kalkar. Ondan rica ettim beni kahveye maça götürsün diye. Maç zaten 21.45, babam uyuyunca başlıyor  Futbolla hiç ilgisi olmayan ve benim futbolla fazla ilgilenip derslere hiç zaman ayırmamama kızan biri olmasına rağmen kırmamıştı götürmüştü. Devre oldu 0-2. Baba dedim hadi gidelim eve. “Hayır kalalım. Yenileceksek de sonuna kadar” dedi. 2. Yarı oyun başlarken Capone çıktı Fatih Akyel girdi. Ben de söyleniyorum “maç 2-0 olmuş hala sağ bek çıkarıp, sağ bek alıyoruz, forvet almıyoruz” diye. (Çocukluk işte. Herşeyi bildiğini sanıyorsun) O ara kahveye bir adam geldi. “Bak gör Fatih bu maçı çevirecek” dedi. Ben de içimden “... çevirir” falan diyorum. Fatih gerçekten çevirdi maçı. Yine devre arası kahveye gelen mahalle imamı, maç 3-2 olunca diyor ki, “Gördünüz mü lan nefesimi, bir ‘Fatih’a okudum Fatih’e neler oldu” Efsane bir geceydi. Bizim imam Salim bile Cem Yılmaz’a dönmüştü, Fatih Akyel’in Carlos’u ezmesi ne ki ;) Bir sonraki 3-2’lik Real Madrid maçını da Erzurum’da dağın tepesinde, kar altında bir askeriye karakolunda izlemiştim.

İzlediğiniz ve hatırladığınız dönemi düşünerek, Galatasaray 11'iniz?
Bir tam sezonluk üst düzey performansları alacağım ki ilginç bir 11 olsun. Ayrıca UEFA kadrosunu yazmayacağım çünkü UEFA kadrosunu katarsak başkalarını araya ekleyemeyiz.

Muslera (14-15)
Mariano (16-17) – Ujfa (11-12) – Servet (07-08) – Riera (12-13)
Keita (09-10) – Melo (11-12) – Selçuk (11-12) – Onyekuru (18-19)
Elmander (11-12) – Gomis (17-18)

Galatasaray'da büyük beklenti içinde olduğunuz ama o beklentiyi bir türlü karşılayamayan isim?
Cassio Lincoln

Galatasaray'da çok sevip, beğendiğiniz ama bunu insanlara bir türlü kabul ettiremediğiniz futbolcu ve teknik direktör?
Hakan Balta – Hamza Hamzaoğlu

İnsanların çok beğendiği ama sizin bir türlü beğenemediği, kabul edemediğiniz futbolcu ve teknik direktör?
Jason Denayer – Jan Olde Riekerink

Galatasaray'da görmek istediğiniz ama Fenerbahçe, Beşiktaş veya Trabzonspor'a gittiğiniz için en üzüldüğünüz futbolcu?
Alex de Souza


Nasıl Galatasaraylı oldunuz, sizi etkileyen bir numaralı etmen neydi?
Yukarıda bahsetmiştim. 4-2 PSG maçını misafirliğe gittiğimiz Teyzemlerde göz ucuyla izlemiştim. O güne kadar futbol ve GS benim için çok bir şey ifade etmiyordu. Teyzemin eşi eniştem ve onun annesi, kız ve erkek kardeşi çok fanatik Gslı bir ailedir. Onlarla birlikte maçı izleyince ben de gaza geldim. Dediler ki 15 gün sonra rövanş var yine gel. Ben de sanıyorum ki 15 gün sonra yine böyle 4 atıp ezeceğiz, eğleneceğiz. 4-0 yenildik. Bütün aile çöktü. Eniştemin anne 70 yaşında, babası ölmüş. Kız ve erkek kardeşleri de 35-40. Ben de 7-8 yaşlarındayım beni maskot gibi gördüler herhalde. Bunlar üzülünce ben de çok üzüldüm ve bir daha beni bırakmadılar. O evde bütün GS maçlarını izlemeye başladım 4-0 sonrası.

90'lar, 2000'ler ve 2010 sonrası diye adlandırdığım dönemde hem Galatasaray hem de futbol anlamında en büyük keyfi aldığınız dönem?
90’lardan – 2008’e kadar... Büyüyence yaş olarak, hiçbir şey eskisi kadar güzel olmuyor.

Galatasaray'la alakalı en unutamadığınız an?
Athletic Bilbao maçı sonrası boş boş çamurlu ekrana bakmıştım gözlerim dolmuştu, ağlamaya utanıyordum ama dayanamamıştım. Bir de 6-0’ı 6 tane Fbli arkadaşın içinde tek Gslı olarak izlemiştim o da kötüydü ama Athletic kadar değil. Acılar daha unutulmazdır bunu daha önce söylemişti.

Galatasaray söz konusu olduğunda yapmış olduğunuz en büyük fedakarlık (kendinizce)?
Sadakat ve sevgi. Bunlardan büyük fedekarlık yoktur. Çıkar beklemeden bunları yapmak, insanların verebileceği en yüce şeyler. Bunları sadece ailem, arkadaşlarım ve GS için veriyorum. GS da en eski arkadaşım.

18 yorum:

  1. 96'dan beri tamamen takip ederim galatasaray'ı. Dayılarımdan kaldı takım sevgisi. Ama o kadar küçüktüm ki GS ile Cimbom'u iki farklı takım sanıyordum ilk bakmaya başladığımda :) sonra böyle bağlandığım maç Juventus maçı. Yani o kadro zidane Tudor nedved dönemi yani inanılmaz. Sami Yen'de Suat'ın kafa golü içimde bir ateş yaktı. Abi Juventus'a bile kafa tuttuk biz diye düşündüm. Avrupa vizyonu oradan geliyor :) En üzüldüğüm 2 maç var. 6-0 ve 2001 Barcelona maçı. Luis Enrique o ofsayt golü atınca yıkılmıştım. Yani o kadar yaklaşmıştık ki. Büyük beklenti olarak GS için Dönemine göre Lincoln Sonra elano sonra da Amrabat diyebilirim. GS için en üzüldüğüm yan Avrupa vizyonu. Umuyorum ki seneye bir şeyler yapabiliriz. Bunu tamamen kaybetmekten çok korkuyorum.. En mutlu olduğum an ise Kadıköy Şampiyonluğu. Ve o sezon oynanan 4 iç orta saha ile kanatsız 4-4-2 :) GS'li olmamı sağlayan kişi Fatih terim. Çocukluk kahramanlarımdan biri. Vazgeçmemeyi hayal kurmayı ondan öğrendik. Çok iyi bir röportaj olmuş okuyarak sevdiğim iki güzel insan Sinan Yılmaz ve Burak Eren'e teşekkür ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiz. Sen de güzel bir dalga başlattın. Yorum yapanlar da kendi enlerini yazarsa çok güzel olur :)

      Sil
  2. Abi guzel sorular hazirlamissin. Misimovic'e bence biraz zaman verilmeliydi. Kuyt cevabina bende katiliyorum.
    Ama Jason Denayer demesine sasirdim Sinan abinin. Ve sonunda Servet'in hakkini veren biri var. Ben kendisini begenirdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denayer'i sağ bek olarak tutar, stoper olarak o kadar tutmaz Sinan :)

      Sil
    2. üçlünün sağı - solu da olabilir. Ama pozisyon alması çok kötüydü çok dağınık bir stoperdi. Geçen gelişmiş mi diye izlemiştim yine beğenmemiştim Lyon'da da :)

      Sil
  3. 2006 şampiyonluğunun eşi benzeri yok. onu saymaz mı insan :) bence 2012 den önde. abartmıyorum ben o gün sevinen bjkli bile gördün. 2006 ilahi adaletti resmen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beşiktaşlı bir arkadaşım benimle birlikte şampiyonluk turu atmıştı BJK formasıyla. Doğru 06'yı es geçmek ayıp oldu 😄

      Sil
  4. İLk hatırladığım Galatasaray maçı 3-0 önde iken 4-3 yenildiğimiz Fenerbahçe maçı.Karşı komşumuz Volkan abiye (evleri yolun diğer tarafında idi) pencereden her gol sonrası hareket yapıyordum. İkinci yarı 3-3'ten sonra perdeyi kapatmış ve 4-3 olunca ağlamıştım :) Uefa kupasını aldığımız maç değil de o süreci komple unutamam sanırım. Babamla tüm maçları izlemiştik Cafe Greenpeace diye bir mekanda Adana'da. Popescu'nun penaltısı sonrası sevinçten ağlamıştık hatta. En çok sevdiğim ve idol kabul ettiğim futbolcu tabi ki Hagi. Monaco'ya ve A.Bilbao'ya attığı o inanılmaz şutlara hayran olmamak elde değil. GS'nin beni en mutsuz ettiği gün ise 3. Fatih Terim dönemi başlamadan önceki süreçteki o son haftalar diyebilirim, spesifik bir gün yok aklımda. En unutamadığım maçımız da yine çocukluktan olsa gerek 3-3lük ManU maçı. Arif'in o muhteşem golü attığı maç. İlk 11'im Muslera - Eboue - Bülent Korkmaz - Popescu- Hakan Ünsal - Hasan Şaş - Selçuk İnan - Melo- Okan Buruk - Hakan Şükür - Baros. Rakiplerde oynayıp da bizde olmasını isteyeceğim futbolcular denince ilk aklıma gelenler; Alex De Souza, Anelka, Gökhan Gönül, İlhan Mansız, Atiba. GS'den en çok keyif aldığım dönem 96 Fatih Terim ile başlayıp 2003 Fatih Terim ile biten, 2 yıllık Lucescu'yu da kapsayan o dönem. Sonra da 2011 'den sonraki Fatih Terim dönemi ile Gerets dönemi diyebilirim.

    YanıtlaSil
  5. Nostalji olarak da Anıl Dilaver'i yazabilirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog arşivinde eminim ki vardır. Bu aralar nostaljiye çok daldım, yine değinebilirim :)

      Sil
  6. Daha eski maçları hayal meyal hatırlasam da net hatırladığım ilk maç Temmuz 1997 TSYD macında Beşiktaş'a 6 attığımız maç :) En mutlu olduğum maç 2000 UEFA finali,en mutsuz olduğum sanırım Hamburg 'a elenmekti..En sevdiğim futbolcu Hagi,idol Metin Oktay...Transferine en sevindiğim isim Bruma oldu,boşa ümitlenmişim :D Hakkının verilmediği Ribery ve Felipe :( Keşke bizde olsaydı dediklerim FB'den Alex, BJK'den Nihat Kahveci,TS'den Yattara..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O 6 gollük maçta Fatih Hoca cezalıymış bir de :)

      Sil
  7. 93 doğumluyum. babama arsenal maçı ne zaman diye sorduğumu hatırlıyorum ama o maçı hiç hatırlamıyorum, herhalde o akşam erkenden yatmışım :) aklımda kalan ilk maçlardan biri 3-2 aldığımız r.madrid maçı. en çok sevdiğim bi galibiyet diyeyim; milan'ı hagi ve jardel ile 2-0 yendiğimiz maç. lucescu'lu o mütevazı ama başarılı takımın ucl maçlarını da hiç unutmuyorum. fb süper final maçı da unutulmaz bi maç tabi. bu sezon ki kadıköy galibiyetini de takip ettiğim 20 yılda ilk defa gördüğümden çok büyük sevinç yaşadım tabi :) en çok yıkıldığım maç, avrupa'ya kendimizi yeniden hatirlatmaya başlamışken, hiç haketmediğimiz bi şekilde kaybettiğimiz 6-1'lik r.madrid maçı. en çok keyif veren takim hocanın 3.dönemi ilk sezonu. gördüğüm en kötü oyun bu sezonun ilk yarısı diyebilirim ve en kötü maçımiz r.madrid deplasmani 6-0'lik maç, daha kötü oynadığımız maç tarihimizde yoktur heralde. en sevdiğim oyuncular kronolojik sıralamayla jardel, h.şükür, baros, melo. bu arada yorumlardaki 'en'lerimizde hep avrupa'daki zaferlerimiz var; diğer takım taraftarlarina sorsak hep yerel başarılar söylenir. yani avrupa fatih'i böyle bişey olsa gerek. tabi son zamanlarda o kimliğimizle uzaktan yakından hiçbir alakamiz kalmadı, umarım o günlere döneriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklukta Avrupa'ya yönelik hatıralarımızın olması avantajımız :)

      Sil
  8. sinan yılmaz ı severim bence çok iyi yorumcu tek anlaşamadığım nokta futbolculara olan hoşgörüsü :)
    2-3 milyon euro adamlara hiç acınmaz kimse kusura bakmasın. küfür de yiyecek hakaret de işitecek. bu hayatın bedeli bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgörü yapmıyor ki. Eleştireceğini eleştiriyor, eleştiriyi hak etmeyen ismi ezdirmiyor. Bazen çok haksızlık yapılıyor.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir