20 Mart 2020 Cuma

Ritüel #7; Tansu Gürsel


Benim için çok değerli bir isim. Sektörün içinde değilim, daha çok kendi halimde devam ediyorum. Yine de futbol medyası sektörü diye adlandırdığımız yer içinde çok sevdiğim insanlar var. Tansu Gürsel de (@tansugursel) ağabey olarak kabul ettiğim insanların başında geliyor. Sağ olsun beni de, özellikle blog için ne zaman rahatsız etsem geri çevirmedi. Ritüel konseptinin 7. bölümünü de ona ayırmak istedim.

Galatasaray denilince aklınıza gelen ilk şey? 
Kazanma alışkanlığı

İzlediğiniz veya hatırladığınız ilk Galatasaray karşılaşması? 
1986-87 sezonun son maçı. 14 senelik hasrete son verilen 2-1’lik Eskişehirspor karşılaşması. Futbolcuların maç sonu coşkusu halen gözümün önünde.

Galatasaray'ın sizi en mutlu ettiği gün? 
Tabii ki UEFA Kupası’nın alındığı o büyük gün. Bu toprakların çocuklarının şampiyonluk zincirine bir halka da Avrupa’da ekleyerek ülke insanının yeşil sahadaki özgüvenini yükseltmesinin yanında vizyonunu da bir adım öteye götürmesi çok büyük bir mihenk taşıydı. Aslında ne kadar büyük bir şey başarıldığını çok sonra anladık ne yazık ki. Keşke o eşiği daha kalıcı bir şekilde atlayabilseydik.


Galatasaray'da en çok sevdiğiniz futbolcu?
Cevad Prekazi... Gözümü Galatasaray’a ilk açtığımda o vardı. Saha içindeki duruşu, sihirli sol ayağı, Monaco’ya attığı o gol ve bizden, bu ülkeden hiç kopmamasıyla çok ayrıdır benim için. Hagi daha çok şey başarmış olsa da Hagi’nin sari kırmızı parçalıyı giymesini sağlayan kapıyı açanlardandır Prekazi. O yüzden de en sevdiğim Galatasaray futbolcusudur.

Galatasaray adına idol kabul ettiğiniz isim?
Oynadığı döneme yetişememiş olsam da hakkında okuduklarım ve dinlediklerim Metin Oktay. Saha içindeki başarısının yanında saha dışında da kendine has ve Galatasaray’a yaraşır bir duruşu varmış. Hatta Galatasaray kültürünü ve asaletini inşa edenlerin başında gelirmiş.

Galatasaray'ın sizi en mutsuz ettiği gün?
Galatasaray finallerin takımı olduğu için pek yok aslında. Bir elin parmağı kadardır en fazla. Saha içinde gelen başarısızlık elbette üzer ancak bilirim ki geçicidir. En büyük mutsuzluğumu sanırım saha dışı bir olaydan ötürü yaşadım. Igor Tudor’un takımın başına getiriliş şekli beni çok üzdü. Hem emek verdiğim, ait olduğum toprakların takımı Karabükspor söz konusu olduğu için üzüldüm hem de o transferin yapılış tarzını Galatasaray’a yakıştıramadığım için. O olay tamamen Galatasaray gibi bir kulübün başında o kulübe asla yakışmayan, gerek vizyon gerekse de donanım ve etik açıdan mecazen ve reelde de elbisesini dolduramayan insanların şans eseri bulunmalarından ötürü gerçekleşmişti.

Transferine en çok sevindiğiniz futbolcu?
Kubilay Türkyılmaz’ın transferine çok sevinmiştim. Tabii ki o dönemde futbolcular hakkında şimdiki kadar bilgi edinemiyorduk. Ana akım medyadan gördüklerimizle yetinmeye çalışıyorduk. Onun transferi gündemdeyken hakındaki hemen her yazıyı okumuştum. Buralara gelirse bizi uçurur diye düşündüm. Kötü de değildi esasında. Keşke daha doğru bir zamanda daha doğru bir kadroya gelseydi. Çok daha başarılı olabilirdi.

Transfer olmasını beklediğiniz ama bir türlü gelmeyen futbolcu?
Belodedici 😊


Galatasaray'da hakkının bir türlü verilmediğine inandığınız isim?
Çok fazla var tabii ki. Transferine çok sevindiğim Kubilay Türkyılmaz bunlardan biri mesela.

Galatasaray'da bir türlü sevemediğiniz ya da gördüğünüz en kötü futbolcu?
En kötü futbolcu tabii ki Dominic Iorfa’ydı. Futbolcu muydu? O bile tartışılır. Sevemediğim oyuncu pek yok. Belki Kuzmanovski...

Rakip takımlarda izlediğiniz ve keşke Galatasaray'da oynasaydı dediğiniz futbolcu?
Federico Giunti yakışırdı aslında. Çok temiz bir orta saha oyuncusuydu. Mücadeleci yanı, sade futbolu ve çalışkanlığıyla iyi iş yapardı.

Galatasaray'ın en unutamadığınız ve sizin için özel bir yeri olan maçı?
5-0 kazandığımız Neuchatel Xamax maçı benim için ayrıdır. Mustafa Denizli’yi o maçla ayrı bir yere koydum mesela. Ayrıca deplasmanda 3-0 kaybettikten sonra ateşi tekrar yakabilmek, Avrupa’da seneler sonra gelecek olan şampiyonluğun belk ilk kıvılcımının çakıldığı maçtı o maç. İlkokula gidiyordum. Bir şeyi o yaşlarda nasıl görürsen ömrün boyunca öyle kalır senin için. Galatasaray da benim o gün öğrendiğim şekliyle kalmayı başardı.

İzlediğiniz ve hatırladığınız dönemi düşünerek, Galatasaray 11'iniz?
Fernando Muslera
Capone, Bülent Korkmaz, Ujfalusi, Hakan Ünsal
Felipe Melo, Tugay Kerimoğlu
Sofiane Feghouli, Gheorghe Hagi, Harry Kewell
Hakan Şükür

Madem saha içini konuşuyoruz, Hakan Şükür’ü yazmadan edemedim. Saha dışında o büyük hataları yapmadan da benim için çok makul bir insan değildi. Ama saha içinde tarihe geçmiş bir performansları var. Bunları yok farz etmek imkansız.

Galatasaray'da büyük beklenti içinde olduğunuz ama o beklentiyi bir türlü karşılayamayan isim? 
Birkaç tane var aslında. Lincoln, Hakan Yakın ve Adrian Knup bunların en başında geliyor.


Galatasaray'da çok sevip, beğendiğiniz ama bunu insanlara bir türlü kabul ettiremediğiniz futbolcu ve teknik direktör?
Öyle bir teknik direktör olmadı fakat futbolcu olarak Filipescu’yu tutardım. Beğenmeyeni çoktu. Fiziğiyle, bir savunma oyuncusuna göre tekniğiyle ve istikrarıyla iyi bir oyuncuydu. Para kazandırarak gitmişti üstelik.

İnsanların çok beğendiği ama sizin bir türlü beğenemediği, kabul edemediğiniz futbolcu ve teknik direktör?
Teknik direktörler konusunda yine aynı durum söz konusu. Futbolcuya gelirsek tabii ki Christian Luyindama ve Marcao 😊 En azından ikisini bir arada hiç beğenmiyorum. Belki yanlarında doğru isimlerle taker taker daha başarılı olabilirler. Zaten Ryan Donk devreye girince Marcao’da şahit olduğumuz çıkış da bunu doğruluyor.

Galatasaray'da görmek istediğiniz ama Fenerbahçe, Beşiktaş veya Trabzonspor'a gittiğiniz için en üzüldüğünüz futbolcu?
Ertuğrul Sağlam’a çok üzülmüştüm. Çok yönlülüğü ve istikrarıyla Galatasaray’a çok şey katabilirdi.

Nasıl Galatasaraylı oldunuz, sizi etkileyen bir numaralı etmen neydi?
İlk soruda verdiğim cevap aslında bu sorunun da cevabı. İlk izlediğim maç takımın 14 senelik şampiyonluk hasretine son veren maçtı. O coşku beni büyüledi.

90'lar, 2000'ler ve 2010 sonrası diye adlandırdığım dönemde hem Galatasaray hem de futbol anlamında en büyük keyfi aldığınız dönem?
Sanırım o dönemi görmüş birçok Galatasaraylı gibi 96-2000 dönemi benim için en keyifli yıllardı. Makine düzeninde tıkır tıkır işleyen bir takım vardı sahada. Türkiye’yi aşan, yenilikçi bir futbol anlayışı, potansiyelli bir jenerasyon ve hem kaliteleriyle hem de tecrübeleriyle takıma çağ atlatan yabancılar geldi o yıllarda. Sonuç da başarı oldu tabii ki.


Galatasaray'la alakalı en unutamadığınız an?
Xamax maçından sonraki sevinç ve Mustafa Denizli’nin saha içinde televizyona verdiği röportaj anındaki haklı gururu, Köln’deki Monaco maçının ardından Simovic’in sırtına Türk bayrağını alarak sahayı turlaması, UEFA Kupası’nı kazandığımız an... Bunlar gözümde eşittir.

Galatasaray söz konusu olduğunda yapmış olduğunuz en büyük fedakarlık (kendinizce)? 
Karşılıksız sevgi kadar büyük fedakarlık yoktur. Benim için Karabükspor’un nasıl bir yere sahip olduğunu sen çok iyi biliyorsun. Ancak benim çocukluğumda kent takımları bu kadar ön planda değildi. Memleketinin takımını tutardın tabii ki ancak bir de büyük takımın olurdu. Hele ki o memleketinin takımı alt liglerdeyse... O yüzden çocukluğum Galatasaray’dı benim. Her şeyini ezbere bilirdim. Bu karşılıksız severek olan bir şey. Hiçbir çıkar gözetmeden aklını, vaktini ve sevgini tuttuğun takıma veriyorsun. Daha büyük bir fedakarlık yok. Maddiyatla ölçülmez. Bugüne kadar Galatasaray beni çok kez sevindirdi. Çok kez de üzdü aynı zamanda. Ancak üzülünce o sevgi azalmıyor.

6 yorum:

  1. luyindama ve marcao'yu özellikle bireysel olarak değil de bi ikili olarak beğenmemesi ilginç geldi geldi. bana göre hem bireysel olarak hem de tandem olarak çok iyiler. tam da birbirlerini tamamlayan oyuncular diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bireysel olarak da çok tutmaz Tansu Abi. Daha garanticidir. Ben de bu konuda çok tartıştım onunla :)

      Sil
    2. ayrica bu ritüel yazılari hoşuma gidiyor. bu yönelttiğiniz sorulara sizin kendi cevaplarınızi merak ediyorum. böyle bi yazı da olabilir.

      Sil
    3. Biraz zaman geçince onu da yapacağım mutlaka. Desteklerinizi daima bekliyorum :)

      Sil
  2. Aynı jenerasyonuz Tansu beyle. Gutcshow vardı demokratik alman forveti. Sasa Ilic Saidou'da hakkı yeterince verilmemiş oyunculardan.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben kendimle soru cevap yapıyor olsam dediğin yanıtı verirdim :)

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir