27 Mart 2020 Cuma

Sezon başındaki Karpaty faciası da felaketin ilk habercisi olmuştu


Galatasaray tarihi söz konusu olduğunda, 2010 / 2011 sezonu için en kötü sezonlardan biri deriz. Ligi 8. bitirdik, Rijkaard ve Hagi gibi de teknik direktörleri öğütmüştük. Gerçi sezonun ne kadar kötü geçeceği de sezon başında kurulan kadrodan belli değil miydi. Buram buram "başarısızlık" kokan o sezonda yaşananların sürpriz olmadığını düşünüyorum. Sezon başındaki Karpaty faciası da felaketin ilk habercisi olmuştu.

O dönemde "ön elemelerde" elenmeye alışık değildik. Hele ki Avrupa Ligi ön elemesi. Bir önceki ön eleme turunda, OFK Belgrad'la da kendi sahamızda 2-2 berabere kalmış ama deplasmanda 5-1 kazanarak turu geçmiştik. 2-2 için, sezon başı olması itibarıyla da yaşanabilir sürprizler olarak bakmıştım. Karpaty karşısında ise yine ilk maçta 2-2'lik beraberlik aldık. İlk yarıda 2-0 geriye düşmüş, 2. yarıda Baros'un sahneye çıkması ve attığı 2 golle beraberliği kazanmıştık.

Bu turun trajedisi deplasmanda yatıyor. 90+1. dakikada 1-0 öne geçtiğimiz maçta, 90+3'de gelen 1-1 ile turu kaybetmiştik. Arda Turan'ın asistinde, rakibin yere düşmesi sonucu topla buluşan Aydın Yılmaz maçı 1-0 yapmıştı. Aydın Yılmaz'ın bu tarz gollerine alışığız. İlk döneminde Konya deplasmanında getirdiği 3 puan gibi. En az o ayarda bir goldü bu da. Kartpay faciasının 2 yıl sonrasında, Braga deplasmanında da Galatasaray'a galibiyeti getiren isim olacaktı. Zaten bu goller sayesinde böyle bir Galatasaray kariyeri geçirmedi mi?

90+4. dakikada yediğimiz golde ise Hakan Balta hatası vardı. Rakibi kaçırdı, düşerken topu içeri çevirdi ve o karambol içinde gol geldi. Yaşadığım şoku anlatamam bile. Tur geldi diye mutluydum, 2 dakika sonrası turu vermiş olduk. İlk maçı deplasmanda oynamış olsak belki de her şey farklı olacaktı. Kendi sahamızdaki 2-2 ve deplasmanda golü erken bulamamak bir anlamda fişimizi çekti. Galatasaray tarihinin en acı tablolarından biri.

İşin ilginci de, kaçan bu tur sonrasında bazı arkadaşlarım elendiğimiz için mutluydu. Ligde yürümeye o kadar inanmışlardı ki Avrupa Ligi'ni hiç saydılar. Bir de şu hezimetin üzerine Misimovic ve Insua gibi transferler yapılınca her şeyi unuttular. Rijkaard'a kızamıyorum, elindeki malzemeyle ancak bu kadar. Zaten bizden sonra da teknik direktörlük kariyeri bitti. Karpaty deplasmanındaki kadroyu da sizlerle paylaşayım;

Ufuk
Ali Turan - Neill - Servet - Hakan Balta
Mustafa Sarp - Ayhan - Barış Özbek
Serdar Özkan - Baros - Arda

Kulübede de Aykut Erçetin, Serkan Kurtuluş, Gökhan Zan, Musa Çağıran, Cana, Emre Çolak ve Aydın Yılmaz var. İlk 11 ne ki hamle imkanı ne olsun. İlk maçta sahada olan Kewell da yoktu. Elano zaten sakat. Bu malzemeyle ancak böylesi olurdu ki oldu da. Karpaty bizler adına unutmayacağımız bir facia. Özellikle de 90. dakikada tur için umutlanıp, 90+4. dakikada turu bırakmak. İşin trajedisi burada yatıyor.

6 yorum:

  1. Orta Sahada hiç hücumcu yok. Kanatlardan ve bekten gitme ümidi olmayınca zayıf bir takım oluyor. Çok ilerisini goremiycemiz belliydi zaten UEFA da.

    YanıtlayınSil
  2. O sezon aynı zamanda hakemler de bizi doğramıştı. Adnan Polat takımının hakkını savunacağına Aziz Yıldırım'ın yancılığını yapıyordu. Futbol takımının durumu, basketbolda yaşanan Cemal Nalga skandalı, mali durumun günden güne daha kötüye gitmesi ve en sonunda da Türk Telekom stadının açılışında yaşananlar bardağı taşıran son damla olmuştu. Yönetim de haklı olarak ibra edilmemişti. Kim bilebilirdi o kara günlerden sonra 2 sene üst üste şampiyon olup Avrupa'da yarı finali zorlayacağımızı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Adnan Polat dönemi tarihimizde koca bir boşluktur. Her anlamda. İbra olmaması kadar doğal bir şey de yoktu.

      Sil
  3. 2008-2009 sezonunun başında da forvet transferi erken yapılamadı diye Steau Bükreş'e elenmiştik. Baros olsaydı belki de turu geçecektik ama sadece Nonda ile elenmiştik.

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir