28 Nisan 2020 Salı

Geriden oyun kurabilme ve lider özelliğiyle ön plana çıkmasını bekliyorduk


Lucas Neill, Galatasaray'da iyi hatırlanan yabancılardan biri. Kalitesinden kuşkum yok, yanlış zamanda geldiğine de inanıyorum. Yine de Galatasaray performansı için iyiydi diyemem. 2009 / 2010 sezonunun Ocak ayında geldiğinde ortalama bir görüntüsü vardı. 2010 / 2011 sezonunda ise takımla birlikte o da kaybolmuştu. 2010 / 2011 sezonunun son haftalarını sakat geçse de, forma bulma anlamında istikrarlıydı ama o da kaybolmuştu.

2009 / 2010 sezonunda yaptığımız tüm Ocak ayı transferleri iddialıydı. Neill, Jo ve Giovani Dos Santos transferleri sonrası şampiyonluk şarkıları da söylüyorduk. "Yeni Popescu" arayışlarının güçü ayaklarından biri de Neill'di. Avustralya Milli Takım'ının kaptanı, yıllarını Premier Lig'de harcamış, çok önemli bir tecrübe. Galatasaray'a geldiğinde 32 yaşındaydı ama ondan 2 sezon sonra transfer olacak Ujfalusi de bu yaşta gelmişti. Bıraktığı etkiyi de hatırlarsınız.

Rijkaard'ın, Servet Çetin / Gökhan Zan ikilisinden istediğini alması imkansızdı. Yerli olarak ülkenin o dönem için en iyileriydi ama oynatmak istediği futbolla alakaları yoktu. Ağır, geriden oyun kuramayacak stoperler. Rijkaard'ın oynatmak istediği pas oyununda yerleri yoktu. Neill de aslında hızını kaybetmeye başlamıştı. Yine de geriden oyun kurabilme ve lider özelliğiyle ön plana çıkmasını bekliyorduk. Yanında oynayan stoperi de yükseltmesi gerekiyordu.

İlk geldiğinde verdiği izlenim iyi olsa da sonrası karanlık. O da takıma uydu ve kayboldu. Çizgi savunmanın katili dahi oldu, kafası hiç burada değildi. Ondan yana beklentim üst düzeydi ve benim adıma hayal kırıklığı. Yine de iyi hatırlanır, hatta en iyi 11'lere alan taraftarlar dahi var. Beklenti bana göre daha yüksekti. Neill en iyiler arasındaysa, o kadroya girebilecek 10 tane daha stoper sayabilirim. 

Galatasaray'da sağ bek ve ön libero gibi de izledik. Hagi'nin dokunuşu içinde, Cana'yı stoper, Neill'i ise 6 numara gibi görmüştük. Neill'in 6 numaraya çekilmesi de pas oyununa yatkınlığıyla akakalıydı. Hakan Balta'yı dahi denemişti orada. Fenerbahçe deplasmanında 0-0 berabere kaldığımız maçı hatırlarsınız, Neill'in 6 numara performansı enfesti. Hatta müthiş bir şutu da vardı. 2010 / 2011 sezonu bittiğinde sözleşmesi bitmiş ve yollar ayrılmıştı. Yerine gelen isim de Ujfalusi oldu.

8 yorum:

  1. Iste underrated futbolcularin padisahi. Eveleyip gevelemeden en iyi opsiyonu bulup inanilmaz isabetli sert paslariyla oyunu kurmasi, donemin en fizikli forveti Makukulaya kafa tutan gozupekligi ve elense cekip onu resmen sindiren kuvvetiyle Neill reis. Rijkaardin daha once Barcaya istedigi ama bir sekilde transferin yattigini duymustum ve bence seviyesi net sekilde Barcadir. Yeni Popescu tabiri eksik kaliyor efsanelerimizin yeri elbette ayridir ama Neilli tanimlarken Popescu Bulent Korkmaz ikilisinin sahane bir karisimi demek gerekiyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Vardı da, bu özelliklerini 3-4 maçta ancak görmüşüzdür. Hayal kırıklığı bence :)

      Sil
    2. Abi takim bastan asagi hayal kirikligiydi. Sadece futbolcular icin degil polis te olsan bankaci da olsan farketmez dogru calisma ortami yoksa otorite boslugu varsa is yerinde,bir noltadan sonra kafa olarak veremezsin kendini

      Sil
    3. Öyleydi ama insan yine fark yaratmasını bekliyor :( Direkt uydu o yapıya.

      Sil
  2. çok yazık oldu çok. ujfa'dan daha çok iz bırakırdı terim ile çalışsa.

    YanıtlayınSil
  3. Ujfalusi ile birlikte nasıl olurdu o takımda ?

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir