9 Nisan 2020 Perşembe

O da yetmemiş, Ocak ayında da yeni kurulan kadronun yarısını değiştirmiştik


2002 / 2003 sezonu her anlamda hatırlamak istemediğimiz bir dönem. Şu kadar transfer yapıldı konusuna girmeyeceğim, çünkü işin içinden çıkamayız. Yazın kurduğumuz sıfırdan bir kadro var. Bu da yetmedi, Ocak ayında da yeni kurulan kadronun yarısını değiştirmiştik. Christian / Ali Lukunku değişimi de bunun en büyük 2. örneği. İlk örneğin Felipe / Revivo değişimi olduğunu düşünüyorum. O konuya da ayrı olarak değiniriz.

Christian, iddialı bir transferdi. 11 kez Brezilya Milli Takım forması giymiş, geçmişinde PSG / Bordeaux gibi takımlar vardı. Transferin son günlerine doğru geldiğini hatırlıyorum. O son günlerde de birçok transfer yapmıştık. Christian da en iddialıları. Herkesin beklentisi de doğal olarak yüksek oldu. Performansı ise orta şekerliydi. Şampiyonlar Ligi'nde kayıptı, ligde ise 11 maçta 3 golü vardı ama o 3 gol üst üste gelmişti.

Hatta bana göre en iyi maçı olan Altay deplasmanında da tribündeydim. Öyle bir maçtı ki, Fabio Pinto dahi yıldızlaşmıştı. Fabio Pinto'nun kanattaki etkisi büyüktü ve Christian'a müthiş toplar taşıdı. O da rakip ceza sahası içinde o kadar güçlü kaldı ki golünü de attı. Hatta bir golü de sayılmadı diye aklımda. En iyi, belki de tek iyi maçı bu işte. Orta şekerli deme nedenim ise beklenebilirdi. Sonuçta ciddi bir yatırım, 6 ayda vazgeçme lüksümüz olmamalıydı.

Bordeaux'dan 1.8 milyon avro'ya aldık, Gremio'ya bedelsiz gönderdik. Üstelik 6 ay oturtarak. Ali Lukunku transferi sonrası kadroya dahi almadık. O da sezon sonunda bedelsiz olarak ayrıldı. Beklenebilirdi, belki Ocak sonrası yükselecekti. Bu tarz yatırımlar için peşin hükümlü olmamak gerekiyordu. Felipe için de bu oldu, oradaki yanlış daha da büyük. Yıllara damga vuracak bir futbolcudan sadece birkaç ayda vazgeçtik.


Ocak ayında Ali Lukunku'yu ise 2.8 milyon avro'ya transfer ettik. Christian'a oranla gol / asist oranı daha iyiydi. Fizik olarak çok güçlü bir futbolcuydu ve sizi ön alanda tutacak, mücadele edecek, daha çok servis yapan tarzı vardı. İdeal pivot forvet işte. Fena da bir performansı yoktu. 13 maçta 5 gol 4 asisti vardı. Sezon sonuna doğru da performansı artmaya başlamıştı. Ondan da erken vazgeçtik ve zararına gitmiş oldu.

2003 / 2004 sezonuna girerken Ali Lukunku'yu satmak için girdiğimiz çabayı unutamam. Neler yapmadık ki. Sakatlıkları da oldu bu arada. Ligin 2. haftasındaki Gaziantepspor deplasmanında golü de vardı. "Lukunku attı Lukunku" söylemi unutulmaz. Sonrası da sakatlık ve kadroya alınmadı ile geçti. Sakatlık dönemi olmasa da gözden çıkarılmıştı, haberleri okuyorduk. 2003 / 2004 sezonunun Ocak ayında Lille'ye kiralandı, sezon sonu da 1 milyon avro'ya Gent'e satıldı.

4 yorum:

  1. balık baştan kokar. kabus gibi yıllardı. canaydın gibi berbat ötesi bir başkan vardı. italya dan dönen terim formsuzdu. sonuç ortada.

    YanıtlayınSil
  2. Herkes Fatih Hoca gelir gelmez uefa kupasına aldığımız 2000 senesine donecegimizi düşündü bir anda. Ama UEFA kupası için 4 sene beklediğimiz ve o süreçte kimlere ne kadar sabrettigimiz unutuldu. Efsane takımın kaptanı Bülent bile kaç kere takımdan ayrılmanın eşiğine gelmişti mesela o yıllarda. Fatih hoca bir selilde dil durarak hepsine göğüs germiş oyuncusunun arkasında durup bu başarıyı elde etmişti. İkinci döneminde ise bu profilin çok uzağında bir Fatih Hoca vardı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de düşündüm. Hatırlıyorum, imza törenini izlemek için okuldan kaçmıştım :)

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir