9 Mayıs 2020 Cumartesi

Galatasaray'da, hatta ülke sınırları içinde izlediğim en iyi sol bek


Galatasaray'ın her 2 bek konusunda da kanayan bir yarası var. Hadi sağ bekte Eboue ve Mariano gibi isimlerle son yıllarda iyi işler yapıldı. Sol bekte ise bugün dahi soru işareti olduğunu düşünüyorum. Saracchi heyecan verse de yeni geldi sonuçta, beklemek lazım. Nagatomo da belli özellikleri olan bir futbolcuydu. Ondan öncesi zaten kayıp. Telles gibi ciddi bir potansiyelimiz vardı ama beklediğimiz katkıyı alamadık.

Hakan Balta, ilk sezonlarında bu konuda istikrarlıydı. O da Nagatomo gibi belli özellikleri olan bir sol bekti ve bana göre asıl çıkışı stoperde yaptı. Riera bir dönem sol beke geçti ve bana göre son yılların en iyi katkısını gösterdi. Uzun vadeli olmadı tabii, yıllara yayamadık. Gerçek anlamda içimize sinen, fark yaratacak ve istikrarlı bir sol bekimiz olmadı. Bu yazdıklarım da Hakan Ünsal sonrası döneme aitti.

Galatasaray'da, hatta ülke sınırları içinde izlediğim en iyi sol bek. Çok öncesini bilmem de, Galatasaray tarihinin de gelmiş geçmiş en iyi sol beki olabilir. Özellikle de 96 - 2002 yılları arası gösterdiği performans ve istikrarla. Müthiş bir tempo ve fizik güçten bahsediyorum. Israrla hücumu düşünür ve sol bek oynamasına rağmen, sol açık gibi hareket ederdi. Her dakika bindirir, hele ki orta sahada orayı kapatacak Ergün Penbe sahadaysa, geri dahi gelmezdi.

Fiziği de çok güçlü, yıkamıyorsunuz. Ciddi bir sakatlık yaşadığı dönem vardı. Çok daha uzun dönem takımdan ayrı kalması bekleniyordu, o ise kısa sürede döndü. Kariyerinde 3 tane ciddi sakatlığı var, o dönem maçlar kaçırdı ama her seferinde en güçlü şekilde döndü. Orta sahanın solu gibi de oynuyordu bu arada, o pozisyonda da birçok maçta yer aldı. Temel felsefesi hücumdu ve bir bek oyuncusu, sizi x maç içinde tek başına ancak bu kadar ayakta tutabilirdi.

2000 / 2001 sezonunda, Şampiyonlar Ligi'nde kaybettiğimiz bir Monaco deplasmanı var. 4-2 yenildik, takım halinde kötü de bir maç çıkardık ama Hakan Ünsal o gün tek başına ayaktaydı. Bir golü var ki zaten, hücumda ancak o kadar etki edersiniz. Benim adıma unutulmaz performanslarından biridir. Şut özelliği de iyiydi. O kadar güçlü ki, şutlarında da o etki vardı. Israrla bindirir, çizgiye de iner, rakip ceza sahasına da girer. Kaleyi gördüğünde affetmez, çizgiye indiğinde asist özelliği öne çıkar. Bir sol bekte arayacağınız her şey var.

Çoğu futbolcu gibi onun da kırılma noktası 2002 Dünya Kupası sonu. 2001 / 2002 sezonunun devre arasında Avrupa hayalini gerçekleştirmek adına Blackburn'e gitmişti. Blackburn'de de aslında ısınmaya başlamıştı, formayı almıştı ki sezon bitti. 2002 Dünya Kupası sonrasında, Fatih Hoca göreve geri dönünce o da Galatasaray'a döndü. Bu onun için hataydı, çünkü performansı eskisi gibi bir daha olmadı. Hatta 2003 / 2004 sezonunun Ocak ayında kadro dışı bırakılan ekipteydi de. Bunlar olduğunda da 30 - 31 yaşlarındaydı. Erken koptu da diyebilirim.

2 yorum:

  1. Akla o klasik soru geliyor. Bugün olsa kimler isterdi değeri ne kadar olurdu :)

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir