22 Aralık 2020 Salı

Asıl sorulması gereken, bu aile içinde nasıl Galatasaraylı kalmayı başardın?


Ailemin Fenerbahçeli olduğunu söylememin ardından doğal olarak "sen nasıl Galatasaraylı oldun" sorusu ister istemez soruluyor. Şu güne kadar cevaplamamıştım, gerçi hala da cevabı yok. Çünkü bilmiyorum. Beni tam anlamıyla kim, nasıl Galatasaraylı yaptı ya da ben mi bir duruma karşı aksiyon aldım hatırlamıyorum. Kendimi bildim bileli Galatasaraylıyım diyeyim. Kendimi de 5-6 yaşından bu yana biliyorum. 34 yaşından gün almaya başladım, eskiye dayanan hikaye ve cevapsız.

Burada asıl sorulması gereken "bu aile içinde nasıl Galatasaraylı kalmayı başardın" olmalı. Bunda da etken babamdır. Fanatik Fenerbahçeli olmasına rağmen, bana bir kez bile bu yönde telkinde bulunmadı. Annem hafiften zorlamaya çalışmıştır mesela. Babam ise hiç böyle bir istekte bulunmadı. Hatta bu durumu teşvik etti bile diyebiliyorum. Öyle şeyler yaptı ki, Galatasaraylı baba kendi oğluna ancak bu kadar iyi davranırdı.

Size bir anı anlatayım, ne demek istediğim net şekilde ortaya çıkacak. Fenerbahçeli Okocha'yı hatırlarsınız. Belki Hagi'nin gölgesinde kaldı ama o da çok büyük bir 10 numaraydı. Saha içindeki isimlerden bir farkı da giydiği kırmızı futbol ayakkabılarıydı. Bugünlerde herkes gökkuşağı misali giyinse de, o dönem bunun çok fazla örneği yoktu. Ben de çocuğum, özeniyorum tabii. Yine de alıp giymeyi içime sindiremem, sonuçta Fenerbahçeli Okocha'nın imzası.

Babam da bu durumu biliyor. O ayakkabıdan almış ama benim giymeyeceğimi bildiği için sarı kırmızı bağcıklar yaptırmış. Sarı kırmızı bağcıkla o ayakkabı da bambaşka bir şeydi. Uyuyordum hatta, başıma koymuş, çok güzel bir sürprizdi. O dönem İzmir'de oturuyorduk tabii. Galatasaray, İzmir'e her geldiğinde ben tribünlerdeydim. Benim Galatasaray maçını izlediğim kadar, babam Fenerbahçe maçını izlememiştir. Buralara taşıdı durdu beni.

Uefa Kupası'nı kazandığımızda yaşadıklarımızdan girerim, bunun gibi birçok anı anlatırım. Evde atışma da oluyor, kapışıyoruz da yeri gelince. Kızdırırız birbirimizi. Benim ateşim daha yüksek, babam için ise evlat daha çok baskın diyelim. 33 yaşına geldim, gider bana hala GSStore'den bir şeyler alır. Böyle bir ailenin içinde de Galatasaraylı kalırsın tabii. Annem de fanatiktir mesela, kardeşim de öyleydi. Babamın bu anlamda hakkını ödeyemem.

Çocukken futbolu daha çok seviyordum. Bugünlerde ise sadece Galatasaray'a bağlıyım. Her konuda olduğu gibi, futboldan da eskiye oranla soğudum. Çocukluktan kalan kaleci travmalarım var mesela, o da apayrı bir konu. Souness'in meşhur "Ulubatlı" olduğu gün benim Galatasaray ateşimin yükselmesi de başka bir konu. Daha uysal, işin saha iç, boyutundayken, biraz daha hararetlendiğim gündür. Galatasaray sağ olsun, öyle mutlu zamanlar yaşadık ki. Bu tarz anılarımı da zaman zaman anlatayım diyorum, beğenirseniz devam ederim. Yorumlarınızı bekliyorum.

11 yorum:

  1. 90 doğumlu olarak Galatasaray şampiyonluklari ile büyüdüm. Ailem de Galatasaraylı fakat olmasalar da başka ihtimal yoktu o dönem için.

    YanıtlayınSil
  2. Çocukluğum FB Stadı yakınlarında geçti. Haliyle herkes Fenerliydi. Çok yakın dostlarım oldu. Spor medyasında çalıştığım dönemde kurumum F B basketbol takımının yayın hakkını aldı. Kutluaylar, Apaydınlar, Topsakallar dostlarım oldu. Bütün bu etkenlerden spora holigan bakış açım hiç olmadı. Ancak babanın yaptığını yapmazdım/yapamazdım. Ajitasyon, rüşvet, tehdit ..her yolu denerdim. Baban çok yüce gönüllü ve güzel bir adammış.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yapmazdım, babamı ön plana çıkaran durum bu oluyor :)

      Sil
    2. Belki de yapardım gerçi, çocuğum olmadığı için peşin hüküm vermeyeyim. Ama benim çocuğum, benim tuttuğum takımi tutardı :)

      Sil
  3. (emre)
    Bu hikayeni paylastigin icin yaziyi okuyan ben ve tum arkadaslar adina tessekur ederim. Arada bir kendi anilarini, hatiralarini yaz bøyle. Guzel bir yaziydi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ara ara anılara girmeyi düşünüyorum. Ben teşekkür ederim :)

      Sil
  4. 6 yaşındayken, maçın da önemini bildiğimden heralde "galatasaray-arsenal maçı ne zaman oynanacak?" diye birkaç defa babama sorduğumu hatırlıyorum. ama o finale dair hiçbir şey yok aklımda. heralde o gün erkenden yatmışım :) o zaferin yankılarını da aynı şekilde hiç bilmiyorum. fatih hoca'yi vs de bilmiyordum hiç. ama 2000-2001 sezonundan itibaren net şekilde hatırlıyorum herşeyi. hagi'yi de o sezondan hatırlıyorum. arkadaşım hagi olurdu, ben jardel :) hem hagi'nin çok daha büyük oyuncu olduğunu bilmiyordum hem de hep 9 numarali golcüleri severdim.

    YanıtlayınSil
  5. benim de babam fenerli. allah var o da asla baskı yapmadı. etkilemek için forma ya da top gibi hediyeler de almadı. gerçekten karışmadı.

    babam ilginç aslında. aziz yıldırım emre volkan ali koç gibi figürleri taparcasına sevmez. hatta ağır şekilde eleştirir. ama "öylesine" değil harbi fenerlidir. yanlış anlaşılmasın.

    beni etkileyen kim oldu peki? dedem :) gsli olmam için ciddi çabaladı. peki bu hangi dedem? evet babamın babası :) demek bir gün benim oğlum olursa o da fenerli olacak :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu döngüde öyle görünüyor :) Baban bana benziyor biraz :)

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir