Seviye farkını buram buram hissettik. En son bu denli seviye farkını ne zaman hissettin deseniz hatırlamak zor. Skor 2-0, tabelada facia bir nokta yok ama varlık gösteremedin. Skorun 2-0'da kalması tamamen Manchester City'nin insiyatifi. 2-0 sonrası vitesi düşürdüler ve oyunu kontrollerinde götürdüler. Galatasaray ise topa sahip olmaya çalıştı, belli dakikalarda oyunu dengeledi gibi göründü ama bu tamamen rakibin insiyatifi. Üretemedin ki. Sallai'nin indirip, Osimhen'in kaçırdığı dışında "organizasyon" dahilinde gelişen bir atak yok. Savunma arkasına atılan toptu ama Osimhen'in varlığında güçlü olduğun yanlardan biri. Rakip senin bu şekilde fişini çekerken, sen ise imkan yakalayamadın.
Burada kaybetmen doğal ama çok kolay olmadı mı? Üzüldüğüm nokta bu. Yediğin 2 gol de amatörce. Guardiola, Galatasaray'ı çok basit şekilde çözmüş. Abdülkerim Bardakcı'nın ağırlığından faydalanıp, Haaland'ı arkasına sarkıttı. Doku'yu da kullandığı yere bakınca, tüm dengeleri bozdu ve seni yerle bir etti. Doku'nun oyundan çıkması şansın. Yoksa 2-0 sonrası açılacak alanda canını daha çok yakardı. Sağ kanadımız, Sallai'nin iyi performansına rağmen otoban gibiydi. Önce Doku, sonra Ait-Nouri seni dağıttı. Orta sahada da yumuşak kaldık. İlkay Gündoğan'ın tecrübe ve kalitesi değerliydi ama hiç varlık gösteremedi.
Üretememe nedenlerinden biri de İlkay Gündoğan gibi isimlerin yokluğu. Top sende, rakip yarı sahasına geliyorsun ama tüm final işleri hatalı. Sane dışında, şu oyuncumuz da Şampiyonlar Ligi tadında top oynuyor dediğimiz kim var? Sayı çok az. Sallai, Davinson Sanchez diyelim. Osimhen de besleyebildiğin kadar vardı ama onu da Khusanov müthiş marke etti. Sara, istekliydi, zorladı ama o da yalnız. Tüm final işleri hatalı. Haliyle de üretemiyorsun işte. Manchester City karşısında, amansız bir baskı bekledim ama kontrollü oynamaya çalıştık. Rakip de geriden çok rahat çıktı. Baskıda belki hataya zorlayabilirdin. İlk 11'lere bakınca, çok da kontrol maçı değildi.
Hamle de yapamıyorsun ki. Alternatif sorunun hala çok büyük. İlk 11 özelinde bakınca, elbette Torreira'yı arıyorsun. Bu tarz maçlar "baskı" isterken, en önemli ayağın o. Torreira'nın formsuzluğu neticesinde bu maçta olmadığını düşünüyorum. Okan Hoca da biraz cesur bir kurgu düşündü ama tutmadı. İlk 24 cepte olduğu için kadro tercihi özelinde bir şey diyemiyorum. Dediğim gibi ben "amansız bir baskı" bekliyordum ama kontrollü oynamaya çalıştık. Rakip çok rahat şekilde 2-0'ı aldı ve maçı orada bitirdi. Çok pozisyon vermedik, top bizdeydi gibi yorumlar sadece "teselli" olur. Seviye olarak geride kaldık maalesef. İlk 24'teyiz ve Atletico Madrid mi, Juventus mu olacak ona bakalım. Son bir kez daha da "Atletico Madrid" karşısında alınan 1 puana dua edelim. Yoksa eleniyorduk.

Yani Okan hocanın Ilkay’ı kaptan olarak onore etmesi tabii güzel hareket ama bu mac pres gücünü test etmenin zirve noktası olabilirdi. Ilkay hamle oyuncusu olmalı Icardi gibi o da sisteme zerre uymayan bir oyuncu. Hala iki orta saha eksigi var ve bunu gereksiz maliyetle yapma istegi bana inanilmaz sacma geliyor.
YanıtlaSil