Türkiye Ligi'nde, "bir şekilde kazanırız" üzerinden oynadığımız kötü oyunlar ve kaybedilen puanlar var. Juventus karşısında ilk maçta alınan 5-2'lik skor da maalesef bunu doğurmuş. Seviye Şampiyonlar Ligi, rakip Juventus. Kötü oynayabilirsiniz ama kötü mücadele edemezsiniz. Bu maç aslında 3-0 biterken, 5 de yiyebilir, turu direkt verebilirdin. Doğruyu konuşalım, Juventus bunu hak etti. Pes etmediler ve sonuna kadar zorladılar. Bunu da, 2. yarı ve uzatmaları 10 kişi oynayarak başardılar. Gün sonunda turu geçtik, son 16 büyük iş ama alınacak dersler var demekten bıktım. Bu kadar kötü Galatasaray'ı kimse beklemiyordu.
Baskı yememizi bekliyordum. Rakip neticede 5-2'nin rövanşında "gol" arayacak ve baskılı başlayacak. O baskıyı da yedik. 30. dakikaya kadar gol yemeden gelmiş ve rakibin baskısı kırılmak üzereyken, saçma sapan bir penaltı. Davinson Sanchez uyuyor, Torreira ise kontrolsüz şekilde giriyor. Bu maçtaki konsantrasyon eksikliğini, söylediğim "nasıl olsa kazanırız" düşüncesini açıklıyor. Hadi ilk yarı 1-0 da bitebilir, sorun değil. Skorda hala kontrol sende. 2. yarının başında bir de 10 kişi kaldılar. O andan itibaren olanları kim açıklayabilir. Galatasaray, nasıl bu kadar panik olabilir? 1-0 ilerlerken, işi bitirecek birçok imkan yakalarken, her final hamlesi bu kadar mı kötü olur?
Osimhen'i hücumda bu kadar kötü kullanamazsın. Bu genel bir sorun. Attığı ya da attırdığı gollere bakın, bu sezon özelinde daima rakibi hataya zorlayarak. Osimhen'e hazırladığımız herhangi bir pozisyon yok. Uzatmalarda önüne 1 tane bıraktın, işi bitirdin. Bu kadar zor olmamalı. Uğurcan Çakır'ı da iyi ki transfer etmişsin. Her Avrupa maçının ardından bu yorumu yapıyorum. Juventus maçının her kırılma anında onun kurtarışı var. İlk yarıda kırdığı baskı, 2. yarıda turu Juventus'a vermeyişi. Uzatmalarda yine onları umutlandırmaması. Bu seviyede kaleci performansı almak zorundasın. Senin kalecin ise fark yaratıyor.
2. yarıdaki tüm hamlelerin de kötü. 3-0 geriye düştükten sonra hücumu düşündük mesela. Hücumu düşünürken de, kontrolü kaybederek bunu yaptık. Çift forvete döndün, orta sahayı boşalttın. Skoru koruma yönündeki hamlelerine bakınca da, rakibe iyiden iyiye gel gel dedin. Boey girdikten sonra, Kenan Yıldız'ın etkisi daha da arttı mesela. Kenan Yıldız ve Thuram gibi isimler seni maç boyunca süpürdü. Sane de kötü durumda, sezon başına döndü maalesef. O bu kadar kötüyken, topu ileriye nasıl taşıyacaksın? İlkay Gündoğan da uzatmalarda seni sakin kılsa da, 2. yarıda oyuna girdiği sürede maalesef merkezi iyice kaybetmene sebepti.
3-0 sonrası neyse ki Juventus biraz vitesi düşürdü. 10 dakika müthiş mücadele ettiler zaten, doğaldır. Uzatmalarda kontrolü ele aldın, belki kısmi bir baskı kurabildin ama oyunu orada oynadın. Şunu 2. yarıda başarsan, hiç buraları konuşmayacaksın. Maç 1-0, açık alan buldun, rakip zaten eksik. İstisnasız tüm pozisyonları ezdik maalesef. Orada işi bitirebiliyor olman gerekiyor. Bu seviye, böylesine hataları kabul etmez. Sen orada işi bitiremediğinde, rakip geri dönmüş oluyor. Zaten baskılılar ve golleri buldular. Kanatlarda nefes aldırmadılar en basiti. İlk maçta Barış Alper Yılmaz neyse, bu maçta Kenan Yıldız oydu. Conceicao da belki bitiremedi ama çok etkili bir futbol oynadı.
Gün sonunda "tur" güzel elbette. 180 dakikanın sonundaki sonuçta Galatasaray kazandı. Son 16 da Şampiyonlar Ligi'nde "hedefini" geçmek demek. 2. maçta yaşananlar moral bozsa da, ilk maçın büyük avantajı atlanmasın. 180 dakikayı konuşmak gerekecek. Sürekli "ders aldık" demekten bıktık ama şurada bir şekilde elenmiş olsak, mentali bir daha toparlayamazdın. Gün sonunda tur atlamayı önemsiyorum. Kırılmamanı sağladı çünkü. Rövanş üzerine uzun uzun konuşmaya devam ederiz. Şu an için turun mutluluğunu yaşamak istiyorum. Tottenham mı gelecek, Liverpool mu? Buna bakalım, çeyrek finali olabilir mi diye zorlayalım.

Gökdereli Halil - Kırmızı kart ile Osimhenin golü arasındaki 60 dakikadaki kötü Galatasarayı hayatımda hiç görmedim arkadaşlar. Bunu da 45 yaşında bir taraftar olarak yazıyorum. Juventus İtalya kupası maçında Serie B takımına karşı 10 kişiyle 2 fark geriden gelip maçı uzatmalara götüremez. Bu kadar net pozisyonlara giremez. Maalesef iş ahlakı ve profesyonellik anlayışı çok zayıf bir oyuncu grubumuz var. Tahmin ediyorum zeka ortalamamız da düşük. Mertens ve Muslera gibi lider karakterler ayrılınca takım en kritik maçlarda pudra şekeri gibi dağılıyor. Frankfurt maçında da aynısı oldu. O gün Osimhenin yokluğuyla açıkladık. Bugün Osimhen de vardı. Bu arada bu maçtaki rezaletin sebeplerinden biri de Osimhen. İlle kendi gol atacak diye müsait durumdaki arkadaşlarını görmedi. Onu da bir kenara yazdım.
YanıtlaSilfikirlerine saygı duymadığım yaygaracı ergenlere karşı bile savunamam artık okan hocayı. çok üzgünüm bugünkü tablodan.
YanıtlaSilsene sonu kan değişimi.. latinlere veda. okan hoca da gitsin. fb terörü çok yıpratmış kafaca bitmiş adam artık.
YanıtlaSil