Başakşehir karşısında alınan galibiyetin, Liverpool rövanşına yansıması olacak. "Ligle" alakalı noktayı koydun çünkü. Elbette yarış bitmedi, rehavete girilmeyecek ama şu ortamda yakalanan 7 puanlık farkın da kapatılabileceğini düşünmüyorum. Başakşehir maçının zorlu geçeceğini biliyorduk. İlk yarısına bakınca, ligin an atlet 2 takımının çarpışmasını izledik ve muazzam bir mücadele vardı. 2. yarı başladığında ise "düdük" çaldığı andan itibaren Galatasaray'ın etkisini gördük. Arada büyük bir kalite farkı var. Beşiktaş maçında 10 kişi kalana kadar da bu durum böyleydi. Liverpool maçını düşünürken, bu maçta haldır haldır tempo yapmamak doğruydu ama gol arayacağın anda vitesi açman, birkaç dakika içinde işi bitirmene sebep.
Başakşehir karşısında büyük bir rotasyon yapamazdın. Fenerbahçe'nin mağlubiyeti sonrası, bugün "lige" nokta koymak zorundaydın. Geriye bir daha bakmamalısın çünkü. Liverpool maçının sonucu belli olmaz, Şampiyonlar Ligi'ne devam etmen sürpriz değil. Orada oynarken, dönüp de lige bakmaman gerekiyor. 7 puanlık farkın ardından da bakmayacaksın. Liverpool deplasmanında kafan daha rahat. Yansıması bu noktada. Başakşehir gibi atlet, formda ve iyi bir teknik direktör takımına karşı da vitesi biraz yükseltince aldığın bu galibiyet, kalan haftalar adına en ufak umutları dahi kırar. İlk yarısı kora kor ama 2. yarısı çok rahat. Nuri Şahin oyunu dengeleyeyim derken, o ara 2-0'ı bulabilmen. Bunlar önemli işler.
İlk yarıda kora kor bir maç vardı. Ligin en atlet 2 takımının çarpışması "mücadele" olarak keyif verdi. Barış Alper Yılmaz özelinde alınan Ebosele önlemi iyi bir taktik dokunuş ama eksik kalacakları çok barizdi. Niye oyundan alınmadı da diyemiyoruz, çünkü malzeme bu kadar. Pozisyon bulduk, pozisyon verdik. Başakşehir'in farkı, buldukları pozisyonların kaleyi tutması. Ama Uğurcan Çakır seni oyunda tutuyor işte. Kalene gelen ilk toplar gol olmayınca, sürpriz ihtimalini ortadan kaldırıyorsun. Lang ve Yunus Akgün özelinde etkisiz kaldık, onlar iyi oynamadan bu maçta hücumda fark yaratmak güçtü. 2. yarının farkı, Lang ve Yunus Akgün'ün etki göstermesi. İlk yarıda sadece Barış Alper Yılmaz üzerinden gelmeye çalıştık. O da Ebosele'yi yıprattı ve 2. yarının kapısını açtı.
2. yarıya pozisyonlar bularak girdin, akabinde Ebosele atıldı. İlk andan itibaren "savunma arkası" koşuları denedik bu arada. Başakşehir, atlet ve hızlı bir takım olduğundan, savunmasını öne çıkarıyor. Biz de o koşuları ısrarla gösterip, savunma arkasına uzun pasları denedik. Attığın 2 gol bu şekilde geldi. Başakşehir riski aldıkça, savunması ister istemez daha öne çıktı. Muhammed Şengezer ve Opoku gibi isimler öne çıktı deriz ama maç 3-0 bitiyor. Bu da Galatasaray'ın farkı işte. Baskı kurulduğu andan itibaren sonucu almak kolay. Bu baskıyı ilk yarıda beklerdim ama Nuri Şahin, Galatasaray'ı iyi çalışmış. Liverpool rövanşı, böyle bir rakibe karşı oynamak hiç kolay değil. Beşiktaş maçının ardından, kalan haftalar adına "benim için" en zor maçtı. Trabzon deplasmanından daha az çekiniyorum.
Fenerbahçe - Gaziantep FK maçı şamatalı geçecek. Şampiyonluğu kaybetmeye yüz tutmuş Fenerbahçe'ye, 2.'liği kaybetme ihtimali doğdu. Tedesco'yla da yola devam demişler. Tribün tepkisini merak ediyorum. Gaziantep FK da çok moralli geliyor. Başakşehir maçında gelen 3-0'lık galibiyetin bir yansıması da o gün Kadıköy'de yaşanacak. Gün sonunda, Galatasaray'ın Trabzonspor'u deplasmanda yenmesini istedikleri noktaya gelecekler. Şu Başakşehir'in, Kadıköy'de "normal şartlarda" kaybetme ihtimalini görmüyorum. Nuri Şahin, çok formda ve iyi bir teknik direktör. Başakşehir'le iyi bir organizasyon oluşturdu. Galatasaray adına sıradan bir rakip değildi. Liverpool maçlarının arasında, böyle bir rakibi 3-0 geçebilmek çok büyük iş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder