14 Ekim 2018 Pazar

Rakibinin karşısında enerjik görünmek seni iyi savunmacı yapmaz


Genç ve enerjik bir takımız. Ayrıca yeni kurulduk, doğal olarak zaman gerekiyor. Sorunumuz mevcut enerjiyi doğru kullanamamak. Bizim enerjimiz o kadar yüksek ki panik beraberinde geliyor. 14 sayı önde olsak bile rakip geri dönebiliyor ya da maçın kırılma anlarında kırılan taraf biz oluyoruz. Zamanla düzelir mi bilmiyorum ama sakin kalmak gereken her an çok basit hatalarla kaybediyoruz.

Takımın "oyun" anlamında lideri yok. Topu eline aldığı an takımı sakin kılacak, en yakan anlarda sorumluluk alacak, bizi kontrole yöneltecek bir isim yok. Klobucar'dan bunu beklersiniz mesela. Takımın en tecrübeli ismi belki de, geçmişte de bu işleri yapmasıyla bildiğimiz, bu yüzden transfer edilen bir isim. O ise takımın en kopuk ismi gibi, kontrolsüzlüğün ana nedenlerinden.

Bu organizasyonluk içinde her şeyi yapmaya çalışan, kendini olduğundan daha fazla gören isimler var. Göksenin Köksal'ı da ilk sıraya yazarım. Galatasaraylılığı, karakteri, savaşçı kimliği ya da geçmişi ayrı konu. Bugünü, hatta son sezonlarını konuşmak gerekiyor. Göksenin Köksal geçmiş yıllarda "savunmacı" kimliğiyle ön plana çıkar ve sahada olduğunda işini yapardı. Bugün ise farklı.

Savunma tarafında da çok ön plana çıkıyor diyemem. Rakibinin karşısında enerjik görünmesi, kontrolsüz şekilde savunma yapmaya çalışması onu iyi savunmacı yapmaz. Bu sezon oynadığımız 4 maçta da rakibin oyun kurucuları 15 sayının altına düşmüyor. Bu isimlerin karşısında da ağırlıklı olarak Göksenin Köksal vardı. Enerjisi yine yüksek ama çoğunlukla perdelere takılıyor. Rakibinin onu atlatması kolay bir hal aldı.

Hücum ise daha dramatik. Biz de Göksenin Köksal oyun kurmaya çalışıyor, LeBron James edasıyla içeri devriliyor ve rakibin tüm oyuncularının üzerine gidiyor, hiç es vermeden tepeden şut deneyebiliyor. Benim için Göksenin Köksal, dip çizgiden iyi üçlükçü ve ötesi yok. Geçmişte yoktu (o da bunun dışına çıkmazdı), bugün de gelişmedi. Israr etmesi herhangi bir gelişim sağlamayacak, o özelliği yok çünkü.

San Antonio Spurs'lu Bruce Bowen örneği aklıma geliyor. O da NBA'in en iyi savunmacılarından biriydi ve hücumda yaptığı tek iş dipten üçlük atmaktı. Başka işlere girişmezdi, sadece savunma odağıyla yaşardı. Göksenin Köksal ise her işi yapmaya çalışırken savunma odağını kaybetti. Takım da yıllar içinde güçten kaybettikçe Göksenin Köksal daha fazla sorumluluk alma isteğiyle oynamaya başladı ve düşüşün yansıması onu da vurdu.

Takıma bakınca kendi içinden bir lider çıkaramadıkça ya da bu yönde oyun kurucu almadıkça işi zor. Harrison mu lider olacak yoksa Webster mi. Bana sorarsanız ikisinde de bu özellik yok, daha çok tamamlayıcı parçalar. Klobucar da hayal kırıklığıyla başladı derken bizi kim sürükleyecek. Göksenin Köksal değil o isim, emin olduğum tek şey bu. Heyecanlı, genç, dinamik bir takımız, pes de etmiyoruz ama maç kazanmak gerekiyor. İlk ışık hiç iç açıcı olmadı.

21 yorum:

  1. Basketten pek anlamam, zaten sevmiyorum ama işin ucu Galatasaray olduğu için en azından sonuçları, transferleri takip ediyorum. Bu yıl hedefimiz play-off da kalmak sanırım, kadın basketbolumuz için de bu geçerli. Bütçe olarak küçülmeye devam ediyor takımlarımız. Yeni ve genç bir yapılanma ile çözülmeye çalışılıyor bu durum. Umarım en iyisini elde edebiliriz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her iki şubede de hedef bu görünüyor. Kadınlarda yeni bir yapı falan deniyor ama her dönem aynı şeyleri daha da küçülen bütçelerle konuşuyoruz. Erkeklerde ise heyecan verici bir yapı derken şu an hayal kırıklığıyla başladık.

      Sil
    2. Bu kadar küçülmeye gidilmesinin nedeni ne? Baskette oyuncu satma durumu gibi bir şey yok, biliyorum ama başka türlü bir gelir de mi yok? Maç gelirleri, yayın gelirleri vs.. Yanlış bilmiyorsam Fenerbahçe 25-30 milyon euro arası bir bütçe ayırıyor erkek basketbola. Bizdeyse geçen yıl 10 milyon euro bütçe vardı. Bu yıl 4-5 milyona indirildi. İlginç.

      Sil
    3. Bütçeden kısarak tasarruf yapıldığı zannediliyor, olay bu. Bu yıl 4-5'e inmedi, aksine çok daha düşük. Geçen sezon 4-5'e inmişti, bu yıl 2 milyon civarına kuruldu takım.

      Sil
    4. Bütçeden kısabilirler, o konuda bir sıkıntı yok. Ancak takımın kesin ihtiyacı olan bölgelere oyuncuları getirmeliler. 2 değil de 4 milyona kur takımı. Futboldan örnek verelim; forvet yok, bazı maçlarda yada maçların bazı anlarında forvet olmadığı için çok sıkışıyoruz, zorlanıyor. Ortasaha üretkenliği ile biraz olsun kapatıyoruz bu açığı. Ancak basketbol takımını zaten 2 milyona kurmuşsun, diğer bölgelerinde aksarken takımın kaptan ihtiyacını yabana atamazsın. Malesef durum böyle..

      Sil
    5. Birincisi gecmisten kalan bir hayli borç var. Ikincidi Odeabank'tan alinan 3 yillik para 2 yilda harcandı.

      Oktay Mahmuti doneminde misal Savovic gibi siradan bir adami bonservis odeyerek aldik keza geven sezon arasi Adas Juskevicius'a da bonservis ödedik. Ataman doneminde say say bitmez. Russ Smith verilen para, Markoashvili'yi bonservis ödedik Jawai Domercant vs. 3 edecek adama 5 maas verdik. Siradan oyuncuyu bonservis odeyerek aldik sonra kovduk yada sozlesme uzatmadik. Gelir 3 birimdi 4 birim maas dagittik 2 birimde geri donusu olmayan adama bonservis odedik. Misal ilkan karaman olayi idareci hatasıdır. Galatasaray camia olarak kotu yönetiliyor farkli degil yani.

      Sil
    6. Bu işler iyi sponsorlardan geçiyor ve bizim de başaramadığımız iş bu.

      Sil
    7. Sponsor onemli tabi (Unal Aysal'ın kulağını çinlatalım,samimi gelmese de)

      Ama bu kadar savruk ve dengesiz olunmaz ki,

      https://www.google.com/amp/s/www.eurohoops.net/tr/tbl-tr/752722/fibada-en-fazla-dosyasi-olan-takim-ack-ara-turkiye/amp/



      Sil
    8. İş orada bitiyor işte. Mesele takım kurmak değil, kurduğun takımda ödemeleri düzeli yapmak. Dediğin gibi, her yıl aynı sorunları konuşuyoruz.

      Sil
  2. Göksenin için yaptığın tespite katılıyorum. Kendini aşan işlere soyunuyor. Gerçi bana göre hiçbir zaman iyi savunmacı olmadı. Sürekli perdelere takılan biri için savunmacı demek abartı olur. Sinan Güler’i de bu sınıfa sokarım. Göksenin şahane rol adamı ama baskı yapan, rahatsız eden savaşçı görev adamı. Ekstra çabası biraz mecburiyet sanırım biraz da koçun arayışı ile alakalı. Israrcı olmayacaktır bana göre. Klobucar gider Antepli Vasiliuskas türü orta halli bir oyun kurucu gelirse FB, Efes dışındaki takımlarla kafa kafaya oynarız. Takımda büyük potansiyel var. Harrison, Hayes, Webster ileride Eurolegue seviyesinde izleyeceğimiz isimler olacak. Auguste de Oly de bayağı geliştirmiş oyununu. İçeri çok iyi devriliyor. Sakatlık piyangosu Arapovic’ten söz etmiyorum bile. Bu haliyle bu gençlere yazık olacak. Başa baş giden her maçı kaybederiz çünkü hem lider yok, hem de organizasyon yok. Böyle olunca panik halinde hata yapıyor çocuklar. Mustafa Cengiz oyun kurucu için ekstra bütçe oluşturmaz, şube yöneticisi zaten basket diyecek kadar hakim konuya. Şu haliyle İBB ligden düşer. Biz de amaçsız takılırız. Oysa bir dokunuşla çok farklı olabilirdi bu sezon.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyi bir takım içinde Göksenin kendi yapabildiği işler ile etkili olabilir. Tabi o rol sınırlı dakikalardır. Bu yapıda neredeyse LeBron James gibi sorumluluk almak istiyor, haliyle de sonuç bu.

      Sil
  3. Cok güzel yazi olmus, ekleyecek fazla bir sey yok, sadece nerelerden nereye gelmisiz vay be dedirtti bana, Ergin Hoca'nin kulaklari cinlasin.

    YanıtlayınSil
  4. 6 yabanciyla işimiz zor. Kim disarda kalsa eksikliğini hissediyoruz. Klobucar olmasa da olur desek de oyun kurucu eksikliği bariz.

    Göksenin'e gelince 6-7 yil once on alan baskısında rakip guarda yipratmak icin oktay hoca kullanırdı. Agresif halen de agresif ancak o zaman bu kadar kalın degildi vücudu ve bunun sonucu ayakları ilk adımı çabuktu, simdiyse gerek yaş alması nedeniyle gerekse de fazlaca fitness sonucu kalınlaşmasından dolayı ilk adımı yavaşlamış eski çabukluğunu kaybetmiş durumda. Ancak bunun farkinda değil ne kendi ne de koç. Göksenin artık sadece kanatta oynayabilir, önalan oyuncusu olamaz. Rolünü iyi bicmek lazım.

    Diğer bir sıkıntı genç ve yönlendirici guardı (jamon lucas gordon gibi) bulunmayan takımda Ertuğrul hoca da aşırı serbesti veriyor ve takimin hucum seti planları oldugu gibi doğaçlama gelişiyor. Ataman da boyleydi biraz. Oktay Mahmuti de hucum ise planlı oynanırdı. Koç yetersiz bu anlamda. Bunun bütçeyle bir ilgisi yok. Turk basketbol kültürüyle alakali daha çok.

    Son olarak Okben transferi sanıldığının aksine bu sorunları pek çözmez. Faydali olur elbet ama klobucar yerine baska bir yabancı pg alinsa bile yine 6 yabancı olacak ve ligde bir yabancı yine dışarıda kalacak. Auguste Arapovic Hayes ten biri olmayinca boyalı alandan skor yapmakta ve savunmakta zorlaniyoruz. Okben gelirse ancak Aaron Harrison kesilirse kağıt üzerinde açık oluşmaz. Ama fiilen harrison takim icin onemli bir adam.

    Bir de Emir Gokalp oynatilmayacaksa niye alindi? Iyi bir genc guarddir. Hoca gelmeden anlasilmisti eyvallah ama hic oynatilmamasi garip. Erol Can Çinko daha fazla süreyi hak ediyor bu arada.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Klobucar'ı da kenara alınca tecrübe sahibi kimse kalmıyor. Belki zamanla iyiye döner, bilemiyorum. Kenara alınmasının eksisi bu olur.

      Sil
  5. bana kalsa hepsi kapanmalı gs fc olmalı. hepsi boşa masraf. karşılığı olmayan masraflar.. ama bu asla olmaz. o zaman şöyle diyim, gs sadece ligde kalacak kadar para harcamalı. o branşta temsil edilmek için sadece.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yorumu hatalı görüyorum, Galatasaray'ın felsefesinde böyle bir şey olamaz.

      Sil
    2. Aynen, kurulus felsefesi olan Türk olmayan kulüpleri yenmek olayi icin mutlaka Avrupa'da oynamalisin yani hedef en az budur, ligde kalmak degil.

      Sil
    3. Doğru bir yapılanma ve plan varsa herkes bunun arkasında durur.

      Sil
  6. şöyle bir durum var bence burak. 2013 yılında basketbolda şampiyon olduk. sevindim mi? çok.
    2016'da eurocup'ı aldık. sevindim mi? çok.
    tekrar alsak hatta işi büyütüp euroleague alsak sevinir miyim? çok.
    ama "bu kupaları asla alamayacaksın" dese biri. üzülüyor muyum? hayır.
    "bu kupalarda başarı mı yoksa 2-3 tane futbolda lig şampiyonluğu mu" deseler, 10 saniye bile düşünmeden futbol derim.
    benim gibi düşünen çok sayıda taraftar olduğuna da eminim.
    ha felsefeci düşünce yapısı bence de güzel, çok romantik.
    ama hayat ve imkanlar öyle değil.
    hatta bazen şöyle hayal kurarım. keşke tüm şubeleri liselilere bıraksak kendi kendilerine eğlenseler.
    futbol ise lise kamburundan kurtulmuş, realist insanlara kalsa.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Romantik değil. Şirketleşebilirsin, basketbol ya da voleybolun ayrı yönetimleri olabilir. Maalesef bizi yönetenlerde " küçük olsun bizim olsun" zihniyeti var. Bu olduğu için de doğru bir plan görmek imkansız oluyor.

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir