20 Mayıs 2019 Pazartesi

Başakşehir gibi baskısız ortamda dahi, her yılın bu dönemlerinde dağılıyor


Maç kadrolarına bir daha baktım da, tablo enteresan. Galatasaray'ın kulübede Muğdat Çelik'i tuttuğu noktada, Başakşehir'in Adebayor ve Robinho gibi isimleri kulübede tutabilme lüksü vardı. Demba Ba da tribünde bu arada. Bizde de Mitroglou belki de tribündeydi ama iki takımın maaş listesi açıklansa Galatasaray, hatta ligdeki diğer büyük takımlardan da öndedirler.

Sınırsız kaynak ve lüksleri var. Rahatlıkla transfer yapabilirler, kadroyu yaşlandırmak dertleri olmaz, 35 yaş ortalamasıyla devam edebilirler. Yaz ayları ya da Ocak fark etmiyor, lüksleri çok fazla. Cengiz Ünder geliri üzerinden yıllardır transfer yapıyorlar. Başakşehir'i yönetmek zor bir iş değil. Baskı yok, lüks bol, kafalar rahat.

Camia değilsin. Başakşehir'in ülke futboluna da bir yararı olduğunu düşünmüyorum. Taraftar yok, gelir kaynakları tartışmalı, ülke futbolunun gelişmesi adına çaba yok, başarı kazansalar ellerine ne geçecek bilinmez. Uğraşıyorlar ama, şampiyon olmak adına her sezon daha da harcıyorlar ama başaramıyorlar. Başarabileceklerini de sanmıyorum.

Abdullah Avcı'nın bir oyun felsefesi olduğu doğrudur. Planı var, düzen seviyor, taktik dokunuşları iyi de "oyun üstünlüğü" nasıl onların oluyor bilmiyorum. 39 yaşındaki Emre Belözoğlu'na muhtaçsın, Epureanu sakatlanıyor ve tüm savunma sıfırlıyor, oyun üstünlüğü mü bu? Ligin 2. yarılarında istisnasız şekilde dağılan bir oyun bu. Sonuç gelmiyor, büyük takım gibi harcıyorlar ama o vizyonun ve kafa yapısının fersah fersah gerisindeler.

"Ben taraftarı olmayan, baskısı olmayan ama para konusunda ucu bucağı olmayan bir takımda çalışmıyorum. Büyük takımın büyük dertleri olur.” 

Hocam noktayı koydu. Büyük, küçük diye de ayırmıyorum aslında. Camia camiadır, bir kültürü ve taraftarı olur. Başakşehir'e takım dahi diyemiyorum, amacının kimseye yararı yok ve kimseye de hayrı olmayan bir oluşum. Yarın Şampiyonlar Ligi ön elemesinde elenirler, sonra her zaman olduğu gibi Avrupa Ligi'nden elenmek için çabalarlar.

Abdullah Avcı'yı görelim bir camia altında. Ben yapabileceğini düşünmüyorum, Başakşehir gibi baskısız ortamda dahi, her yılın bu dönemlerinde dağılıyor Milli Takım'da da dağılmıştı. X büyük takımın başında da 2 kötü sonuç ve taraftar tepkisi kendisini tarifsiz duygular içine sürükler. Herkes büyük teknik direktör değil işte, kolay olunmuyor. Olacak gibi de durmuyor.

6 yorum:

  1. pasif agresif, korkak ve sırtını bir yerlere dayayarak çalışmaya alışmış. Ersun Yenal gibi o da büyük balon. Etrafıdaki Mehmet Ayan tarzı tiplerin gazlamalarına rağmen yıllardır sezonun bu zamanları tel tel dökülüyor.
    oynattığı futbol da hikaye. İşte ezdi geçti Fatih Hocam. tempoya, baskıya, direk oyuna can dayanmaz. Forsenin tadına doyum olmaz. Forse, taraftarı tribüne çeker, milleti meset eder. Örnek: 1996-2000 Galatasaray'ı. Klopp daha portalkalda vitaminken hocam forsenin, presin, önde baskı balatanın, dönenleri toplamanın kitabını yazmıştı. İnşallah yeninde öyle aygır gibi bir takım kuracak enerjisi, imkanı ve vakti olur.
    Futbol'daki rakamlar, paralar korkunç boyutlarda ama ortada Ajax gerçeği de var. Doğru ve istikralı planlama ile neler yapılabilir. Marcao gibi hamleler bize bu hayali kurdurtuyor. Hem altyapıdan hem dışarından genç ama akıllı, bazen tecrübeli yıldız starlarla örülü bir kadro ile hocam en büyük kupayı getirecek inanca da sahip.
    Bu hayali taraftarına kurduracak tek Türk takımı Galatasaray'dır. ŞL şampiyonluğunu cümle içinde kullanma cesaretini gösterecek tek takım yine Galatasaray'dır. son şampiyonluğun bu yolda bize ışık tutacağını, hocanın hayalindeki deli dehşet ısıran takımı yaratmasına yardım edeceğine inanmak istiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İstisnasız, şu noktaya yıllardır geliyor ama her seferinde dağılıyor. İmkanlar sınırsız, dilediği oluyor, baskı yok. Başarısızlıktır bu ama hala başarı hikayesi, oyun masalları anlatılıyor.

      Sil
  2. Sempatik bir takım değiller amaçları yetiştirmek değil şuursuzca her yol mubahtir diyerek şampiyon olmaya çalışıyorlar ama bir şekilde Türk futbolunun güzide dev çınarlarına geçiliyorlar.
    Abdullah Avcı da bu sahte oluşumun başında çakma guardiola olarak yoluna edip duruyor. Bursa Kayseri gibi Anadolu takımlarına gitmeye orda bir şeyler yapmaya cesaret edemez. Baskı altında ezilir. Kızarır bozarir adam bile dovmeye kalkar :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ülke futboluna herhangi bir faydaları yok, o kadarını söyleyebilirim.

      Sil
  3. Katılmıyorum. Abdullah Avcı'nın ilk İBB dönemini hatırlayın, kendisi bu takımı yoktan var etmiş, birinci lige taşımıştır. Ondan öncesi Türkiye U-17 takımıyla Avrupa şampiyonluğu var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bugünü yorumluyorum ama, dünü değil. Elbette değerli işleri vardı. Mesela Başakşehir yeniden Süper Lig'e yükseldiğinde de alttan gelen kadroyu dağıtmayarak lig 4.sü olmuştu. Bunlar kıymetli işlerdi. Bugün yaptığı değil. Bugün ülke futboluna ne yararları var?

      Sil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir