27 Mayıs 2020 Çarşamba

O sezon için Ümit Karan / İlhan Mansız ikilisini düşünebiliyor musunuz?


Bu hikayeyi daha önce de yazmıştım, karantina günlerinde tekrar hatırlatmak istedim. 2001 / 2002 sezonu benim için oldukça özeldir. Kadrosundan birçok önemli yıldızını ve futbolcusunu kaybetmiş Galatasaray'ın, Avrupa'daki ağırlığını kaybetmemiş olması önemliydi. Lucescu'nun o sezonu bana kalırsa kariyerinde de önemli yer tutar. Mali sorunlarla uğraşan, yabancılarını sağdan soldan kiralamış ve takımın iskeletinin yüzde 80'ini kaybetmiş o takımla yaptıkları oldukça özel.

O sezonun başında da Ayhan Akman, Ümit Karan ve Berkant Göktan gibi yerli transferlerimiz vardı. Hatta sezon öncesinden bir fotoğraf var ve bu üçlünün yanına Mondragon da eklenmişti. O fotoğraf beni öylesine heyecanlandırmıştı ki gazeteden kesip duvarıma asmıştım. O yıllarda da transfer bekliyorduk, bugün de pek bir şey değişmedi. Transferin her türlüsü heyecanlandırıyor, özellikle de daha küçük yaşlarda.

İlhan Mansız da o sezon için Galatasaray'ın transfer hedeflerinden biriydi ve bu transferi gerçekleştirmeye de oldukça yaklaşmıştı. O sezon için Ümit Karan / İlhan Mansız ikilisini düşünebiliyor musunuz? Ümit Karan'ın çok hakkı verilmese de, Galatasaray'da çok özel sezonları var. Gol etkisi olabildiğince yüksekti, yeter ki sahada kalsın. Bir de onun yanına dönemin yıldızı İlhan Mansız'ı ekleyince, 4-4-2 gibi bir kurguda olabilecek en iyi yerli ikilisini yakalardınız.

Lucescu da İlhan Mansız'ın dilinden anlayan bir isimdi. Beşiktaş'ın 100. yıl şampiyonluğunda İlhan Mansız'ın önemli bir yerli vardır. 2001 / 2002 sezonu biterken de gösterdiği performansla Arif Erdem'le birlikte gol kralı olmuş ve 2002 Dünya Kupası'nda boy göstermişti. Orada da iyi performans geldiğinde Japonya ve Güney Kore özelinde müthiş bir hayran kitlesi kazanmıştı. Yerli futbolcular içinde "yıldız" bulmak zor. İlhan Mansız öyle bir futbolcuydu. Yıldızdan kastım da sadece saha içinde gösterilen performans değil, yansıttığı imaj da dahil.

Galatasaray'a transfer olamama hikayesine dönelim. Her şey bitmiş, Samsunspor'dan da bonservisi alınmıştı. İlhan Mansız da sözleşmeyi imzalamak üzere Mehmet Cansun'un ofisine gidiyor ve orada kağıtların arasında Ümit Karan'ın sözleşmesini görüyor. Ümit Karan'ın da kendisinden daha fazla para alacağını görünce transferden vazgeçiyor. O noktada da Beşiktaş devreye giriyor ve İlhan Mansız'la anlaşıyor.

Tabii futbolcu için söz sahibi olan taraf artık Galatasaray. Beşiktaş'ın ikna etmesi gereken taraf da biziz. Galatasaray istese bu transfere taş koyar ve İlhan Mansız'a futbol oynattırmazdı. Dönemin idarecisi Sinan Engin'in ikili ilişkileri ile Galatasaray ikna oluyor ve Beşiktaş bu transferi gerçekleştiriyor. Aynı sezon biz de Beşiktaş'tan Ayhan Akman'ı transfer etmiştik. Bu ilişkilerle de o dönemlerde transferler gerçekleşebiliyordu.

İlhan Mansız'ın Galatasaray formasını giymesini isterim. Beşiktaş'ta iyi diyebileceğimiz 2 sezonu var ve zaten geç keşfedilen bir futbolcuydu. O 2 yılın arasına Dünya Kupası'nı da ekleyelim. Sonrasında sakatlık sorunları yaşadı, gece hayatı konuşuldu ve Japonya'ya transfer oldu. Futbol hayatı da bence orada bitti. Japonya'dan geri döndüğünde eski İlhan Mansız yoktu. Galatasaray'a gelmiş olsa Lucescu sonrası Fatih Terim'le çalışacaktı. Yeni bir hikaye yazılır mıydı merak ediyorum.

2 yorum:

  1. Gol vuruşları çok iyiydi. Fizikli de bir futbolcuydu. Futbola biraz daha ilgili olsa efsane olabilirdi Türk futbolu için.

    YanıtlayınSil

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir