19 Şubat 2026 Perşembe

Juventus'a 5 gol atarken, dağılımı sağlamak güzel.


Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın gol kümelenmesi, Osimhen ve Yunus Akgün etrafındaydı. Bence toplam gol sayımız iyiydi ama bu işin sadece 2 isme bakması ise iyi değildi. Osimhen olmadığında, düzenin çökmesi demek bu. USG maçında birçok eksiğin vardı ama Osimhen olsa kazanırdın mesela. Ya da Frankfurt maçı, yine Osimhen yoktu ve ilk yarıda kaçan golleri hatırlayın. Yunus Akgün'ü de gol açısından devreye sokabildik ama bu konuda farklı aktörler çıkaramadık. Sane'nin asist katkısı iyiydi, takımı sürükledi ama Şampiyonlar Ligi'nde golü yok. Barış Alper Yılmaz'ın Ajax deplasmanı verdiği katkı iyi olsa da, yine golü yoktu. Orta sahadan da, Sara ve İlkay Gündoğan gibi isimleri denkleme sokamamıştık.

Juventus'a 5 gol atarken, dağılımı sağlamak güzel. 2 gol Lang, Sara, Boey ve Davinson Sanchez'le goller bulduk. Sara'nın "ligde" son haftalardaki gol rakamı oldukça iyi. Bunu Şampiyonlar Ligi'ne taşıyınca, elin çok daha güçlü. Sara'nın rakip ceza sahası içine daha sık girdiğini ve bitiriciliğini yeniden Norwich günlerine döndürdüğünü görüyoruz. Lang'ın olayı zaten "gol ve asist" üzerine. PSV günlerini hatırlayın, müthiş tabelası vardı. O da rakip ceza sahası içinde "golü" kokluyor. 2 gol bulması tesadüf değil. Duran top gollerini hatırladık. Geçen sezon en büyük hücum kozlarımızdan biri buyken, bu sezon çok etkili olamıyorduk. Sara'nın asistinde, Davinson Sanchez'in golü bundan sonrası adına pozitif. Duran top gollerinin devamı olmalı.

Boey'in ise geçmiş Galatasaray günlerini hatırlayınca, bu tarz gollerini görebilirsiniz. Sağdan ceza sahası içine girer ve "sert" bitirir. Kopenhag'a attığı gol mesela, en iyi örneklerden biri. Juventus'a bu golü atmış olması, eski günlerine geri dönmesi yolunda güzel mesaj. Oyuna sonradan dahil olup da bu golü atması diğer pozitif nokta. Galatasaray'ın gol tarafında diğer sıkıntısı, kenardan oyuna dahil olan isimlerden "skor" alamamasıydı. Bunun nedeni de güçsüz kulübe, alternatif sayısının azlığı. Napoli maçına dönünce, oyuna Sane'yi alabiliyorsun, Asprilla kenarda bekliyor. Yarın iş değişir, Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz'ı hamle olarak düşünürsün. Bu da "kulübeden" gelecek gol sayısını direkt etkiler.

Barış Alper Yılmaz özelinde, Avrupa'da "gol" sayısının düşük kalmasını hep eleştirdim. Yunus Akgün, bu anlamda öne çıkabiliyordu ama Barış Alper Yılmaz geride kalmıştı. Ondan esas beklenti "oyun içi katkısı" noktasında olsa da, gol bulmasını hala bekliyorum. Avrupa'ya atacağı adım anlamında önemli eksiklerinden biri bu. Sane'den yana gol sayısını sorgulamam mesela, o illa ki bir yerde tabela yapar. Zaten asistleriyle, iyi oyunuyla seni taşıdı. Juventus maçında sonradan oyuna girip, yine etki etti. Hiç 2'li mücadele kaybetmedi mesela. Elinin güçlenmesi böyle bir şey. Hamle yapabilince, her şey çok daha rahat gelişiyor. Juventus'un kadro derinliği noktasında eli dardı, eksiği çoktu. Senin ise birçok alternatifin vardı ve farkını ortaya koydun.

Atletico Madrid karşısında son dakikada Eren Elmalı'nın kaçırdığı golü düşünün. O gün de elin dardı ve sol öne "bek" atabiliyordun. Orada Lang'ı hayal edin mesela, maçı kazanmıştın. Ya da şu an alternatif olarak düşündüğün herhangi bir kanadı düşünün, yine goldü. Hamle yapabilmek böyle bir şey işte. Juventus karşısında da hücumdan ödün vermedik, Atletico Madrid karşısında da vermezdik. Maç 1-1 ilerliyorken, 1 puan bize yeter diyerek hamle yapmazdık. O an oyuna giren isim, mevcut kanatlardan biri olurdu ve maçı kazanırdın. Bu genişliği en başta sağlasan, Şampiyonlar Ligi'ndeki konumun çok daha konforlu olabilirdi. Gün sonunda eğrisi doğrusunu buldu ama bu hatalardan ders almak lazım. Artık "ders" alınacağına da inanıyorum. Geniş kadronun tadını alıyoruz çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir