Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi serüvenini başarılı buluyorum. Hedef ilk 24 değil miydi? Fikstür belli olduğunda, en zor 2. kurayı çekmiştik. Bunları düşünerek, gün sonunda hedefe ulaşmak başarılı. Süreç öyle bir ilerledi ki "hayalimiz" arttı. Frankfurt mağlubiyetinin ardından gelen Liverpool, Bodo ve Ajax galibiyetleriyle birlikte ilk 8 hayalini kurmak doğaldı. Takım bunu vaat ediyordu çünkü. Liverpool maçında kusursuz mücadele, Bodo ve Ajax karşısında ise harika oyunla gelen farklı galibiyetler vardı. Bu andan itibaren kurulan yeni hayalin gerçekleşmemesi, yaz döneminin "yine" bile bile ladesiyle alakalıydı. Kadro planlamasının, haliyle alternatifsizliğin kurbanı olduk.
Galatasaray'ın iyi bir kadrosu olduğundan kimsenin kuşkusu yok. Galatasaray'ın alternatif sorunu var. Bunu yaz günleri de söylüyorduk. Az çok neler yaşanacağını tahmin ettik. Çünkü 1 sezon öncesini biliyoruz. Yine Avrupa Ligi'nde müthiş bir gidişat vardı ve ilk 8'i cepte görüyorduk. Sonrasında gelen sakatlıklarla birlikte yaşanan düşüşü hatırlayın. O gün de alternatif sorunun vardı. Tam da bu yüzden, ara transferde birçok ismi takıma kattın. Ama o gün ders aldığını dile getiriyordun. Bugüne gelince yine aynı sorun. Neyse ki hedef yakalandı ve ilk 24 geldi. Daha ilerisi olmadıysa, alternatif kıtlığı yüzünden. Bile bile lades dedin ve kısıtlı kaldın.
USG maçı mesela, neredeyse oynatacak 11 bulamayacaktın. Kulübe ise zaten yok. Haliyle kaybettin. O gün 1 puan alabilsen, ilk 24'ü çok daha öncesinden cebe atmıştın. Monaco deplasmanına bakın, yine alternatif kıtlığı. Müthiş bir ilk yarı oynadın ama 2. yarıda nefesin kesildi. Çünkü hamle yapamadın. Atletico Madrid karşısında bile güçlü bir kulüben yoktu. Son dakikada galibiyeti kaçırdın ama hamle yapabilsen şansını arttırabilirdin. Tüm bunları üst üste koyunca, ilk 8 olabilirdi. Ya da daha üst bir sırayı elde edebilirdin. Gün sonunda insan üzülse de, fikstür çekimi sonrası ilk 24'ü veriyoruz, kabül mü deseler cevap belliydi.
Liverpool maçında gösterilen mücadele ve gelen galibiyet "net" mesajdı. Atletico Madrid karşısında gelen beraberliği de önemsiyorum. Favori takım bunlar. Onlara karşı gösterilen mücadele "kaliteyi" gösterir. Ajax ve Bodo karşısında da net galibiyetler aldık. Bodo'nun birçok takımı zorladığını gördük. Biz ise o takımı farklı geçtik. Bu da potansiyeli gösterir. İdeal kadronla devam ederken hiçbir sorun yoktu. Sakatlıklar geldikten sonra kırıldık ve daha ötesini göremedik. Play-off turuna çıkarken, hem 3 yeni transfer, hem de Singo'yu kullanabileceğiz. Singo'lu düzenler, Şampiyonlar Ligi için takımın atletizmini güçlendirmek demek. Yaz dönemi bu yönde bazı hamleler yaparken, onlardan tam anlamıyla faydalanamadık.

En sonunda ilk 24'te olmak güzel. Bu da başarıdir. Ama yine de Frankfurt, Union ve Monaco maçlarında kaçan puanları düşününce üzülüyor insan. Minimum 5 puan daha ekleyebilirdik bu tabloya. 5-1'lik Frankfurt maçı bile en az 1 puan alınacak bir maçtı gidişata bakınca.
YanıtlaSil(Abıyalı). Tebrikler Juventus çıktı ki bu beni mutlu etti. Juventus ile başa çıkabileceğimizi düşünüyorum. Singo nun bu maçlarda oynayacağını düşündüğümüzde çok daha atletic olacağız. İşte şimdi Ederson ü alma zamanı. Birine 40 verilecekse bu isim Ederson olmalı. Çünkü Juventus dan sonra yine İngiliz takımıyla oynayacağız ki inşallah Tottenham gelir.
YanıtlaSilCity maçında Uğurcan ve Sane yi özellikle tebrik etmek gerekiyor. Gerçekten harika iş çıkardılar ama takım onlar eşlik edemedi.
Bu sene Sporting ı ilk 8 de görünce inanın çok üzülüyorum çünkü orada biz olabilirdik. 2 maçta 6 puan alacağımız yerde 0 çektik. İlk maçı rahat kazabileceğimiz yerde farklı yenildik. Tüm bunlar takımımızı daha da güçlendirecektir. Bizim sahnemiz burası ve hep buralarda olmak zorundayız. Şimdi önümüzdeki senenin kadrosunu kurma zamanı. Hoca nın da ekibine takviye yapılmalı diye düşünüyorum. Fizik anlamında gerçekten çok aciz kalıyoruz.
Bu senenin hedeflerine şampiyonluk da gelince ulaşacağımızı düşünüyorum.
Bu maça bakıp da büyük büyük yorumlar yapmanın manası yok. Bizim iddiamız yoktu. Onların da vardı. Kötü biz zamanımızda oynadık. Torrera'nın belki de son 3,5 yılın en kötü zamanına denk geldi ki zaten oynayamadı. Yunus ha keza hastaydı, sakattı bir türlü geçen seneki formunda değildi. Barış çok formsuzdu. Osimhen sahadaydı ama adamcağız afrika kupasından nefessiz gelip Karagümrük maçında bile sahaya atılmak zorunda kalmıştı. Yani 1 hafta tatil bile yapamadı. Sonra da Osimhen neden orda kopup gidemedi?? Gidemez!!!
YanıtlaSilTek tek baksak herkesi gömeriz ama bu haksızlık olmaz mı? Gs'ın ben de ön alan presi yapmasını isterdim. Ben maça gittim bu arada. Statta izledim çıplak gözle aradaki farkı gördüm. Geçişte iyi çıkmamızı beklerdim. İlkay'ın en azından top bizdeyken o pasları verebilmesini bekledim ama o da yapamadı. Okan Hoca belki de bunları hayal etmişti ama olmadı. Peki hiç mi anlamı yoktu bu maçın veya ne düşünmek lazım?
Bu maçtan çıkartılacak ders şu olmalı: Kimiz, nerdeyiz ve daha ne kadar yolumuz var. Yolumuz daha çok ve uzun. Sabırla devam edeceğiz:
Ders 1 : Dünyanın en sert, en yıpratıcı organizasyonunda oynuyorsan Dar kadro diye bir saçmalık yoktur. Önce bunu anlamamız lazım .Okan Buruk'un bu isteğini anlıyorum; nedenlerini de anlıyorum ama kendisinin de artık bunu kabullenip ona göre kadro yapması gerekliliğini anlamasını bekliyorum. sezona 15 oyuncu ile girilmemeli. Eylül-ekim-kasım milli ara takviminde 6 maçın olduğunu; 8 sert ŞL maçı olduğunu, Aralık ve Ocakta AFCON olduğunu mayıs 2025'de bilmiyor muyduk? Ahmet, Berkan, Kaan, Yusuf, Mete, İcardi'den yedek olmayacağını kabul etmek gerekmez miydi? Bu tempodan dolayı bir sürü sakatlık, yorgunluk, ceza, formsuzluk olacağını artık 4. senemizde öngörmemiz gerekmez miydi?
Sevindirici kısmı iseen azından şimdilik bedeli ağır olmadı bu hatanın. 2 sene önceki Sparta Prag, geçen seneki Young Boys veya sonrasındaki Alkmaar senaryoları henüz yaşanmadı. En azından ilk 24 hedefi tutturuldu. Ama işte insan; ilk 8'in elde edilebileceğini görünce üzülüyor. Sinirimiz de ondan zaten. 3 tane gerçek U23 bile olsa belki biz ilk 8’deydik.
Ders 2: Taktiksel kısırlık ve B planı eksikliği: hocanın eksiği tek bir plana bağlı kalması. baskı kırıldığında çözüm üretememek. Gol atamamaktan da kötüsü pozisyona giremiyoruz. Sadece City'ye değil ( hadi o kabul edilebilir) ama yeri geliyor K. Gümrüğe de pozisyona giremiyoruz. Buna çalışmak lazım. Az gol atmak sorun, golcüleri çeşitlendirememek başka bir sorun ama en büyük sorun ise pozisyona bile girememek. İşte bu üstünde çok düşünülmesi gereken bir şey. Zira sen kolay pozisyona giriyorsan gün gelir bitirirsin. Ama hiç giremiyorsan o zaman senin oyun planında, yerleşiminde veya taktiğinde bir problem var demektir.
Ders 3 - Kadro planlamasını ve transferi zamanında bitirmek. yine bir ocak dönemi, tarihler 30 ocak ama yine bitmeyen transfer. Yaser Asprilla bile neden 5 ocakta gelmez? 5 ocakta gelse Barış belki Fethiyespor maçında sahaya girmez. Belki Sane antep maçında oynamaz; Noah gelse belki sol açık oynar, Barış gümrükte golcü oynar. vs vs. Sen de kadronu bu kadar eskitmezdin. Ama bu kronik problem yönetimsel bir kangren gibi adeta. Eskiden para yok ondan dolayı son günleri beklemek zorundalar derdik. Şimdi para var ama gene bitiremiyoruz. Burda net bir şekilde akıl olmaması, makro planlama ve sportif üst akıl olmama problemi var ki bence bu konu düzeltilmesi en zor kısım. Zira liderlikle ve başkanın olaya bakışı iile ilgili. Ancak vizyoner bir başkan gelirse o zaman düzelir. Dursun başkan bu şekilde yönetmeyi sevmiyor demek ki.
Bu 3 dersi alalım. Bunun bir süreç olduğunu unutmayalım. Avrupa ŞL'de kalıcı başarının 1 günde gelmeyeceği gerçeğini kabul edelim. Ama onu bunu yok etmeye çalışmayalım. Hocayı yok et, onu göm bunu çöp ilan ederek bir yere varılmayacağı bilelim. Maalesef gelişim acı bir süreçtir. Yenilgi yenilgi gelir. Öğrenme süreci budur. Kısaca mağlubiyetlerde de bir zafer vardır. Bunları cebimize koyacağız, sürece inanacağız. Yola devam edeceğiz.