Sürekli aynı şeyleri yazmaktan sıkılmadın mı deniyor bana. Evet sıkıldım ama yapacak da birşey yok. Bir şekilde dışarı vurmak lazım öfkeyi, bunun da tek yolu blog. Öfkemin ise odak noktası, şu sıralarda Bülent Ünder. Kimsenin futbol bilgisine laf etmek istemem, yılların tecrübesi falandır ve saygı da duyarım ama açık açık söylüyorum. Bülent Ünder teknik direktörse ben de kendimi futbolun ilahı ilan ediyorum. Bazı kişiler birinci adam olamaz, bu açık ve net. Bülent Ünder de bu tecrübesine rağmen neden bir takım çalıştıramadığını bizlere her hafta gösteriyor.Bana biri izah etsin yani, sağ bek Aydın Yılmaz nedir. Bu bir teknik direktörün zirvesidir, daha ileri asla gidemez. İmkansız birşey yani, budur dedirtti. Hadi Serkan Kurtuluş'la maça başladın, çünkü başka sağ bek yok elde. Oysa altyapıda o da vardır ama neyse diyelim. Serkan Kurtuluş'un kanadı maden olacaktı yani, bu kaçınılmaz son. Nitekim Simao başlamıştı o kanatta ama henüz 5. dakikada falan Quaresma oraya geçti ve ilk yarıyı forse etti, Serkan'a sarı kart falan göstertti. En basit futbol vizyonuna sahip insan bile Serkan'ın yerine Aydın Yılmaz'ı oyuna almaz. Aydın Yılmaz kendi bölgesinde ne kadar faydalı futbolcu ki sağ bekte ne yapsın. Bu adamın sağ bek geçmişi var mı, Arda'nın var onu biliyoruz mesela. En basit tercihle Insua'yı ya Çağlar'ı ya da Hakan Balta'yı {ne kadar yetersiz olsa da} sağ tarafa alacaksın. En azından ayakta kalabilecek bir futbolcuyla yola devam edeceksin ama sağ bek Aydın Yılmaz. Rüyamda görsem inanmayacağım bir hamleydi, Bülent Ünder'i tebrik etmem gerekiyor.
İki takımın da savunması kötü, bu duruma biraz da savunmaları yüzünden düştüler. Beşiktaş'ın ise artısı hücumdaki kaliteli ayakları. Yani Quaresma ve Simao. Bu da onların maçı oldu. Bek anlamında Galatasaray'ın yaşadığı sıkıntılardan müthiş faydalandılar ve bütün maçı kanatlardan forse ederek işi bitirdiler. Servet ve Gökhan Zan'la Bobo'yu durdurursun ama Quaresma ve Simao gibi futbolcular maçı kazanmayı kafaya koydularsa onları durdurmak zaten güç, Aydın Yılmaz'la falan ise komik duruma düşersin. Zaten Kazım'ın Arda'nın falan da savunmaya etkisi yoktu, böyle de olunca Beşiktaş istediğini yaptı, galibiyeti haketti.
Galatasaray cephesinden olaya bakınca da hücum anlamında tamamen sınıfta kaldık. Arda'nın etkisini hiç göremedim, Kazım zaten kopuk kopuk oynuyor. Pino'yu düşünmek Bülent Ünder'in aklına geliyor ama uygulamak istemiyor derken hücumda işler yürümüyor yani. Orta sahada her hücum topu Mustafa Sarp'la buluşuyor ve sürekli yanlış tercihler. Böyle de olunca Baros kozun da düşmüş oluyor ve Beşiktaş'ı izliyorsun, vay be adamlar ne güzel oynuyor diyorsun. Yine de pozisyonlar var, etkili olduğumuz dakikalar var ama hücumdaki kaliteli ayaklar skoru belirledi. Beşiktaş'in hücumcular iyi günündeydi, bizimkiler ise piyasada yoktu.BEŞİKTAŞ: 2 - GALATASARAY: 0
Stat: Fiyapı İnönü
Hakemler: Yunus Yıldırım, Baki Tuncay Akkın, Cem Satman
Beşiktaş: Rüştü, Ekrem, Sivok, İbrahim Toraman, İsmail (Dk. 82 Rıdvan), Quaresma (Dk. 81 Onur), Fernandes, Aurelio, Simao, Guti (Dk. 76 Hilbert), Bobo
Galatasaray: Aykut, Serkan (Dk. 46 Aydın), Servet, Gökhan, Çağlar, Ayhan, Culio (Dk. 80 Pino), Mustafa (Dk. 64 Hakan Balta), Kazım, Arda, Baros
Goller: Dk. 59 Aurelio, Dk. 60 Simao (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Dk. 23 Serkan, Dk. 59 Arda, Dk. 68 Baros (Galatasaray), Dk. 70 Ekrem (Beşiktaş)












































