Her görüşe saygım var. Mesela şöyle bir yorum var, "böyle bir maçta formasyonla oynamak neden, takımın mevcut iyi yapabildiği şeyler üzerinden devam etmesi gerekmez miydi?" Olaya bu pencereden bakanlar için doğru bir yorum. Bu kadar kısa bir sürede köklü bir değişim imkansız, elde olan malzemeye de baktığımızda. Ama ben de bir yerden başlamak gerektiğini, dokunuşları yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Benim bakış açım daha uzun vadeli ama Beşiktaş karşısında kendi sahamızda aldığımız mağlubiyetin de hüznü elbette büyük.
Saygı duymadığım olay başka, 10 günde teknik direktörü infaz etmek. Dün de yazdım, biraz daha detay vermek istiyorum. Riekerink'le gitmeyen bir düzen vardı, haftalarca yazdık ve Riekerink'i de bir maç üzerinden infaz etmedik. Bir süreçti o, bekledik, sabrettik, destek verdik ama yürümedi. Tudor şimdi mi gelmeliydi, sezon sonunda mı gelmeliydi başka konu. Şu kesin, Tudor bir sistem / felsefe hocası, en azından potansiyeli o yönde ve bu adamların da böyle bir dönemde görev alıp, bir anda başarıyı yakalaması zor.
Kendi kurduğu bir takım değil ve kabul edelim ki çalışmayan bir Galatasaray vardı. Sıfırdan başladı, takım savunması noktasında bazı taşlar oturmaya başladı ama zaman sınırlı, hücum konusunda da bazı başarılar elde etmek zaman alacak. Ama bunu mazeret olarak öne süremez Tudor, çünkü bilerek geldi, böyle olacağını az çok tahmin etmiş olmalı. Bunu ben yazıyorum, tablo bu çünkü. Beklentim ise daha uzun vadeli, bu yönetime rağmen. Bu yüzden de Beşiktaş mağlubiyetine elbette üzüldüm ama ileriye dönük sonuçlar elde etmeye çalışıyorum. Beşiktaş maçına bakış açım biraz da bu yönde.
Oynatmak istediği futbolu bu malzemeyle oynatması zor yani, 10 günde de Conte veya Mourinho olsan dahi elinden daha fazlası gelmez. Ama çalışıyor Tudor, izlemiyor, dokunuyor, farklılık yaratmaya çalışıyor. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz ayrı konu ama Beşiktaş maçına çalışmış işte, farklılık yaratmayı denemiş, savunma kısmında planı tutmuş ama beraberinde hücum gelmemiş. Tercihler eleştirilir ama Tudor'un Beşiktaş maçı özelinde de elinden gelen bu.
Linnes konusunu daha detaylı yazarız, ilginç bir durum hakikaten. Her gelen teknik adamın ilk sildiği isim Linnes oluyor ki, Tudor'un oynatmak istediği şu oyuna da en uyacak isimlerden biri belki de Linnes. Tercih noktası bu, tartışıyoruz ve Tudor'un da benim nazarımda iyi bir kredisi var. Riekerink bu konuda eleştirildi, devamında isyana döndürüldü ki haklıydık. Tudor ise geleli 10 gün oldu, bu konuyu daha detaylı öğrenmeyi ve beklemeyi tercih ediyorum.
Beşiktaş iyi bir hücum takımı, ligin de kabul edelim ki en iyisi durumundalar. Bir plan uyguladın, onun da savunma kısmında başarılı oldun. Bu plan beğenilmeyebilir, Galatasaray bu mu denilebilir ama bu sezon kaç maçta Galatasaray'ı hücum noktasında aşırı iyi gördük? İçeride oynanan Akhisar ve Alanya maçı deriz, biraz da Bursaspor maçı 2. yarısı. Yok yani, bu takım zaten hücumda sorunluydu ve en basit görünen maçta dahi kalesinde büyük tehlikeler atlatan, Muslera'ya bakan bir takımdı. En büyük sorun savunma, Tudor'un da önceliği savunma. Bu yüzden de şu mevcut durumda Beşiktaş'ı durdurmaya çalışmak ayıp değil, 10 günde ne bekliyordunuz? Bam bam bam oynayıp bu maçı kazanmayı mı?
Tudor'u bu noktadan vuranları anlamam yani, hele ki korkak diyenlere hiç anlam veremem. Korkak olan Riekerink'ti, yürüyen oyunu izleyen, skoru tutmak veya oyunu çevirmek için hamle yapmaya korkan. Tudor deniyor, gün geldiğinde maç içinde formasyonlar da değişecek, takımı tanıyacak, hakimiyeti daha iyi eline alacak. En azından bunu deneyecek, başarısız olsa bile. Uzun zamandır ilk defa sistem anlamında kafa yoran bir teknik direktörümüz var, umarım koruyabiliriz..




































