31 Mayıs 2017 Çarşamba

Hayal kırıklıklarından oluşan bir 11 yapsam, o 11'in teknik direktörü Prandelli olur


Hayal kırıklıklarından oluşan bir 11 yapsam, o 11'in teknik direktörü Prandelli olur. Sahi ne büyük heyecan ve vizyondu. Vizyon diyorum, Mancini'yle yolları ayırıyorsunuz ve Prandelli gibi bir ismi teknik direktör yapıyorsunuz. Üstelik 2014 Dünya Kupası'nın hemen ertesi, İtalya'nın elenmesinin 15-20 gün sonrası. 

Hiç ihtimal vermiyordum, o dönem iddialı bir isim olmasından. Şu an Prandelli'nin önlenemez düşüşünü yazacağım ama o dönem adına Prandelli çok büyük bir teknik adamdı ve büyük beklentim vardı. Arttırayım, Mancini'nin de önünde görüyordum, bütün bakışlar gökyüzüne diyorduk, taktik esneklik beni heyecanlandırıyordu. 

Tutmadı ama, frekansı hiç uymadı. Mancini belki insan ilişkileriyle durumu kurtarıyordu ama Prandelli o iletişimi hiç kuramadı. Futbolcular mı onu yedi bilemem ama başarısızdı, bazı hamleleri de asla unutulmayacak. 3-5-2 oynayıp, Melo'yu stoper ve Sneijder'i defansif orta saha oynatması gibi. 

O takımı Hamza Hamzaoğlu şampiyon yaptı, Prandelli'yle o iş olmayacaktı. Ama o şampiyonlukta Prandelli'nin de sezon öncesi hazırlık kampında yaptığı dokunuşların faydası var, kimse inkar etmemeli. Prandelli ise Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra uzun süre boşta kaldı. 

Önce iddialı teklifler beklediğine eminim, mutlaka teklifler ona gitmiş ve kabul etmemiştir, piyasası vardı çünkü. Ama yıllar içinde düştü o piyasa, Valencia adımı bu noktada şans öpücüğü niteliğindeydi. Prandelli ise Galatasaray'dan daha büyük hayal kırıklığını Valencia'ya yaşattı. Şimdi ise Birleşik Arap Emirlikleri'ne gitti, Al Nasr'ın başına. 

Ne kadar Rijkaard'a benzeyen bir kariyer, onu da bitiren durak Galatasaray'dı. Kariyerinin gelişimi de az çok benziyor ama Rijkaard, Prandelli kadar hayal kırıklığı yaşatmamıştı. Prandelli'ye göre handikabı ise eline doğru malzemenin verilmemesi. Rijkaard da yıllar önce en son Suudi Arabistan'da bıraktı bu işi, Prandelli de son durağına doğru ilerliyor. O Fiorentina ve İtalya Milli Takım günleri unutulmayacak tabii, heyecanın kaynağı da o değil miydi..

Olan oldu, Donk Galatasaray'a dönüyor. Tudor'la bir şansı var mı?


Donk'un Galatasaray'a transfer sürecini geçtim artık, olan oldu. Bu işin geri dönüşü veya telafisi de yok, bundan sonrasın bakacağız. Kesin olan şu, Donk'un Galatasaray'a geri döndüğü. Bir ara çok umutluyduk, Real Betis formasıyla opsiyon şartları yerine getirilecek gibiydi ama Donk formayı yine kaybetti. Bir daha da bulamadı.

Enteresan bir sezon yaşadı. İlk etapta yüzüne bakılmadı, teknik direktör değişikliğinden sonra 11'in değişmezlerinden biri oldu ki iyi de performansı vardı. 1.5 milyon avro'nun hayallerini kurmaya başladık ve maç sayısı anlamında geri sayıma geçmiştik ki formayı kaybetti, bir daha bulamamak üzere. Real Betis formasıyla toplamda 18 maçı ve 1 asisti var. 

Peki bundan sonra ne olur, bunu konuşalım. Tudor'un Donk'a bakış açısı nasıl olacak ve bir şansı var mı? Genel bir yorum yapayım, kiralıktan dönecek futbolcular içinde Donk ve Emrah Başsan'ın bir şansı var, en azından hazırlık kampını görme noktasında. Emrah Başsan'ın takımda kalma ihtimali olduğunu düşünmüyorum ve onu da Galatasaray'da 1 resmi maçta bile oynayamayanlar listesine yazacağız. 

Donk'un ise ne vereceği önemli, görmek lazım. Tudor atletik futbolcuları seviyor, bu noktada bir şansı olabilir. Teklif varsa düşünülmeden satılır, o ayrı konu ama ben de en azından kampta görme tarafındayım. Atletizmi önemli, orta saha ve stoper rotasyonuna yazılabilir. Bana sorarsanız Donk'tan 8 numara olur, hiç denemedik mesela. Kasımpaşa'da Donk'u yücelten bir Castro vardı ve Donk'u hücum noktasında da iyi görüyorduk ama defansif orta saha niyetiyle transfer edince beklenen katkının çok uzaklarında bir Donk izledik.

Transferi hata, o başka. Sözleşmesinin bitmesine 6 ay kalmış ve o dönem 29 yaşında olan bir isim alınmamalıydı. Özellikle de Türkiye sınırları içinden ama olan oldu. Donk geçen sezonun ilk yarısının belki de en iyi futbolcusuydu, ekstra bir performansı vardı ama 6 ay üzerinden karar verdik. Üstelik defansif orta saha için, bu da hata. Uzun süre Kasımpaşa forması giydi, genellikle stoper oynadı ama gamsızlığı ile nam saldı ama orta sahada ekstra işler yaptı. Farklılığı tekniği, topla dikine iyi çıkması ve atletizmi. Tudor bunu değerlendirebilir, en azından rotasyon için. 

Hep Dany örneğini veriyorum. Gamsızların efendisidir ama Karabükspor'da iyi katkı aldı Dany'den. Atletik ve hızlı bir stoper, işine yaramıştı. Denayer'i bu yüzden isterim diyorum ya, Dany'den aldığını gördükten sonra. Donk'un da orta sahada bir şansı var, en azından kampta görmek bir şey kaybettirmez. Tabii talibi yoksa, eğer o talip bulunursa 1 dakika düşünmem ve gönderirim. 

30 Mayıs 2017 Salı

Bedelsiz ihtimal #18; Gonzalo Rodríguez


Stoper gündemini kaşımaya devam ediyoruz. Konuştuğumuz bir forvet bir de stoper var zaten, birçok ismi konuşuyoruz ve kim gelecek bilmiyorum. Bedelsiz ihtimal konsepti içinde sezon sonunda sözleşmesi bitecek isimleri yazıyoruz ki Gonzalo Rodriguez'i de konuşmak gerekir. 33 yaşında, önemli bir tecrübe. Zamanında yapılan Ujfalusi hamlesini düşünerek böyle bir lider gerekliğinin ısrarla altını çiziyoruz.

Lider stoper ve forvet arayışında yaşa takılmıyorum, o pozisyonlar adına garanti adımlar gerekiyor. Kaç stoper transfer ederiz bilmiyorum ama mevcut stoperleri yükseltmesi gereken bir stoper ihtiyacı var. Mümkünse sol ayaklı olması daha iyi ama sol stoper oynayabilmesi yeterli olacaktır. Ahmet Çalık, Serdar Aziz ve Semih Kaya bir lider stoperin varlığını arıyorlar. Gonzalo Rodriguez de düşünülebilir, adaylardan biri olabilir. İddialı isimleri konuşuyoruz ama iş bir noktada böyle isimlere doğru kayabilir.

Fiorentina'nın istikrarlı isimlerinden biri, uzun zamandır bu formayı giyiyor. Sözleşmesi uzatılmadı ama, belki de yaş haddinden. Vitor Hugo'yu transfer ettiler, Takımdan ayrılacak gibi görünüyor, şu tabloda yolu da yüksek ihtimalle ülkesi olan Arjantin'e düşer. İstenilmesi durumunda ise gerçekleşmesi muhtemel bir adım bence, adaylar arasında mutlaka yer vermek lazım. Ujfalusi büyük bir profildi ama bu transferin tarzı ona çok yaklaşır.

Lider stoperdir, yanında oynayacak ismi yükseltebilecek bir isim. Tecrübesi büyük, özellikle Fiorentina formasıyla. Hızlı bir isim de değil ama hız aramıyorum aslında, Galatasaray'da mevcut stoperler hareketli ama nerede duracağını bilmeyen futbolcular. Gonzalo Rodriguez bu liderliği üstlenebilir, pozisyon bilgisi yüksek. Havadan da bir sorun yaşıyoruz ama bu sorun boy ortalamasından ziyade hamle zamanlamasıyla alakalı. Gonzalo Rodriguez'in 1.82'lik boyuna bakıp "kafa topları" diyenler olacak ama havadan kötü değil.

Astori öncesi sol stoper oynamışlığı da çok ki ayağı zaten çok temiz. Sert bir isim ki yerden müdahaleleri de fazlasıyla iyi. Daha önemlisi ise kaptan bir isim, lider oyuncu. Devamlılığı yüksek, 30 maçın altına pek düştüğünü göremezsiniz. İstikrarlı isimlere ihtiyacımız var, sakatlık geçmişinden uzaklarda..

Galatasaray'a veya bana verdiği en büyük katkı, konuşacak bir konu bulabilmek


Ontivero 22 yaşına gelmiş, yıllar geçiyor ama değişmeyen bir şey var. Ontivero gittiği her yerde tutunamıyor ki çok enteresan bir kariyer. Galatasaray formasıyla çıktığı Tokatspor maçında yaşadığımız heyecanı düşünüyorum, acayip bir olaydı. Sonrası gelmedi tabii, nasıl gelsin. Biz Ontivero'yu o gün tanımıyorduk, söylenenlere kandık ve heyecanlandık. Kendisini tanımamız zaman içinde oldu, haliyle şu tablo sürpriz değil. Galatasaray tarihinin en karanlık transferlerinden biri, belki de ilk 3'e falan yazabiliriz. 0 maça çıkmış bir ismi 2 milyon avro bonservise aldık, elimizde tek iyi maçı var. Tüm dünyayı dolaştı, Gaziantepspor'undan Slovenya'ya, Macaristan'a, ABD'e. Sezon başı sözleşmesini fesih ettik ve Şili yolunu tuttu ama orada da çıkabildiği 6 tane maç var. Sonuç itibariyle kovuldu. Ontivero'yu takibi bırakıyorum artık, büyük ihtimalle hakkında yazdığım son yazı da bu oldu. Blog geçmişine baktım, yazdığım şeyler genellikle aynı. X takımla anlaşılıyor, sonra kovuluyor, transfer edilirken hangi potansiyelden bahsediyorduk biz bilmiyorum. Futbolculuğu da bırakır gibi artık, bundan 2-3 yıl sonra kendisini çok daha başka bir alanda veya yerde konuşmaya başlarız. "Kutu kola" diyorlardı onun için, lakabının hakkını veriyor. Galatasaray'a veya bana verdiği en büyük katkı ise konuşacak bir konu bulabilmek oluyor işte..

Sinan Gümüş konusunda hala aynı noktadayım ama iyi olanı yazmak gerekiyor


Sinan Gümüş'ü çok eleştirdim, son zamanlarda bunun dozunu da yükselttim. Hala aynı noktadayım, haklıydım. Sinan Gümüş'ü çok bekleyen ve oynaması gerektiğini söyleyenlerin en başında gelenlerden biriydim, takip edenler hatırlar. Bu sezonunu eleştirdim ama, çünkü şans buldu ve olmadan oldum havasına girdi. Oynamaması, 18'e dahi girememesi doğaldı. 

Yeteneklerinden kuşkum yok ama profesyonelliğini eleştirdim. Menajerinin söyledikleri mesela, tehdit eder gibi bir açıklama ve onun hemen ertesi Sinan Gümüş'ün 11'e yazılması. Bu da diğer bir hata, Galatasaray'ın nasıl yönetildiğinin ve kimlerin elinde olduğunun göstergesi. Talipleri var deniyordu, bu tabloda bahsi geçen rakamlar karşısında Sinan Gümüş'ü sırtımda gideceği yere götüreceğimi yazdım, bunun yine arkasındayım. Ciddi bir teklif varsa değerlendirilmelidir. 

Hakkını da vermem lazım ama, iyi olanı yazmak gerekiyor. Ligin son haftalarında bu çıkışları meşhurdur ama iyi gidiyor, kendini hatırlamaya başladı. Sinan Gümüş için tartışılır, kanat mı yoksa forvet mi gibisinden ama gol özellikli bir futbolcudur, nerede oynarsa oynasın. Bence yine müthiş bir performansı yok ama doğru oynuyor. Gol anında pozisyonun içinde, o da bitiriyor. 

Özellikle Podolski'nin 11'de olduğu maçlarda Sinan Gümüş'ün önemi daha fazla ön plana çıkıyor. Podolski ceza sahasına pek girmiyor, mücadele içinde de yok ve ceza sahasının dışından şut atmak ya da pas dağıtmak dışında bir işlevi kalmadı gibi. Sinan Gümüş o boşluğu doldurdu aslında, ceza sahası içine çok sık giriyor, takipçi ve gol anında orada. Yasin Öztekin de bunu iyi yaptı ve 10 gol sınırını bu sayede geçti. Sinan Gümüş'ün gol özelliği yüksek, iyi bir bitirici. 

Yasin Öztekin oynayacağına Sinan Gümüş oynasın yorumuna da katılırım, Sinan Gümüş'ün daha genç ve yetenek noktasında iyi olmasından ötürü. Yasin Öztekin'in hakkı verilmiyor, bu sezon iyi iş çıkardı ama gençleşme noktasında da düşünebilirsiniz bu hareketi, Bruma'nın da gideceğini düşünürsek. Ayrıca Yasin Öztekin bir sağ kanat değil, solda oynamayı seven bir isim. O rotasyona dahil olabilir ama Sinan Gümüş özelinde iyi bir teklif varsa değerlendirilebilir.

Bu arada, Sinan Gümüş'ü satmak için de şans veriyor olabilirler. Tekliflerden bahsediyoruz, biraz daha göz önüne koymak anlamında. Ama bu performans sonrasında Tudor onu tutmak isteyecektir, ne olacağını ben de merak ediyorum..

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Alanyaspor 2-3 Galatasaray, Sneijder / Josue değişikliği maça en az hakem kadar etki etti


Tudor'un hatası erken oyuncu değişiklikleri, Sinan Gümüş / Garry Rodrigues hamlesini hareketlilik noktasında iyi değerlendiririm ama Sneijder / Josue değişikliği maçın gidişatına en az hakem kadar etki etti. Rahattı Galatasaray, tempoyu dilediği gibi ayarlamıştı ve istediği an gol bulabilecek bir görüntü içindeydi ama Tudor maç bitmiş gibi davrandı ve rahat hareket etti. O rahatlıkta Galatasaray'a puan kaybı olarak yansımak üzereydi.

Sneijder sonrası top tutamayan, hücumunu yönlendiremeyen bir Galatasaray izledik. Son haftalarda Sneijder noktasında pozitif bir değişim var, top oynamaya başladı ama maalesef sezon bitti. Aynısı takım için de geçerli, Osmanlıspor maçında Galatasaray'ı beğenmiştim, Alanyaspor maçında da Sneijder oyundan çıkana kadar beğenmiştim. Özellikle ilk yarıda, muhteşem bir tempomuz vardı ki 3-1'lik skoru çok rahat yakaladık.

Tudor belli ki Eren Derdiyok'u düşünmüyor, bu maçta tekrar gördük. Podolski'nin son 2 maçıydı ve geçen hafta Eren Derdiyok'u 11'de kullanmıştı ama yine Podolski'ye döndü. Neyse ki Sinan Gümüş ivme kazandı, iyi oynamaya başladı. Gerçi onun ritüelidir, son haftalarda her zaman iyi oynar ama Podolski'den kaynaklı açığı kapatması önemli. Podolski kendisini sahte 9 olarak görüyor, mücadelesi çok yalancı ama daha önemlisi ceza sahasının içinde değil. Sinan Gümüş o açığı kapattı, ceza sahasının içine çok fazla giriyor ve forvet özelliği kıymetli. Bu da son haftalarda gol olarak yansıdı, iyi bir performansı var.

Osmanlıspor maçında da aynı felsefe vardı, bu doğru bir plan. Israrla topa sahip olayım, ölümüne pas yapayım düşüncesinden sıyrıldık gibi. Kaptığımız toplarla hızlı çıkıp kanatları koşturuyoruz. Topu Bruma'nın ayağına verip, ne yapacağını beklemektense onu açık alanda koşturmak çok daha değerli. Bekler de bu tabloda hücumu çok destekliyor ve hızlı bir görüntüye kavuştuk. Oysa sezonun büyük bölümünde takımın hareketsiz ve temposuzluğundan söz ediyorduk. Sneijder kıymetli işte burada, öyle toplar atıyor ki kanatlar çok daha etkin hale geldi. Düşünün mesela, şu tabloda Podolski yerine Gomis olsa ve onun da gücünden, hızından faydalansak. 

Vagner Love'nin Galatasaray savunmasına karşı gösterdiği mücadeleyi izledik, 90 dakika düşmedi. Topla dönüşleri mükemmel, çok kaliteli bir forvet. Podolski'yle kıyaslayalım, sonra da Gomis gibi bir ismi hayal edelim. Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu forvet tarzı böylelikle ortaya çıkıyor. Ön alanda hareket gerekiyor, koşturabileceğimiz bir forvet lazım. Gomis doğru transfer olacak, en azından tarzı ve kalitesiyle.

Sezonun diğer olmazsa olmazı da hakem performansları. Galatasaray çok büyük bir hayal kırıklığı, orası net ama bu sezon hakem kaynaklı kaç puanı gitmiştir. Bu maça bakıyoruz, Garry Rodrigues'in çalınmayan penaltısı, hakemin gözü önünde. 4-1 olacaktı yüksek ihtimalle, iş bitecekti. Alanyaspor lehine çalınan penaltıya bakıyoruz devamında, o eli nereye saklamak gerekiyor ki topa müdahale olmasın. Müdahale dahi tartışılır gerçi. İşte bu sezon böyle geçti, Galatasaray kötü ama bu kötü Galatasaray dahi şu hatalar olmasa kim bilir nerede olacaktı..

Herkes gidip Reus kalıyor, ama..


Dortmund adına başarılı bir sezon geçtiğini söyleyemem. Sezonu kupayla kapatmanın verdiği bir mutluluk var ama beklenti bu muydu sorusunun cevabı "evet" değil. Tuchel kaynaklı sorunlar var, çok iyi bir teknik direktör, Dortmund'un şu yapılanmasında da payı var ama geçen sezon öyle kayıplar yaşandı ki o yerler dolmadı işte. Hummels, İlkay Gündoğan ya da Mkhitaryan gibi.

Geleceğe dönük adımlamak güzel ama hedef nedir, neden bu hedef doğrultusunda iddialı adımlar gelmiyor. Aubameyang'ın ayrılığı bekleniyor mesela, yerine alınacak forveti merak ediyorum. Dortmund karar vermeli, Avrupa'nın dev kulüplerinden biri miyim diye. Müthiş bir genç yapı kuruldu, geleceğe yönelik heyecan büyük ama Dortmund bir hedef takımı olmalı.

Bundesliga şampiyonluğunu Ancelotti'nin varlığında düşünmek hayal değil, bu düşünülmeli ki Lucian Favre gibi bir teknik direktörle de bu başarılabilir. Müthiş bir tercih oldu, Gladbach'ta yaptıkları bir yana, Nice'la 1 sezon içinde Monaco ve PSG gibi takımlarla şampiyonluk yarışının içinde olmak büyük olay. 

Dortmund'da çok daha büyük imkanlar ve kadro var, çok daha iyisini yapabileceğini düşünüyorum. Yaz dönemi yapılacak hamleleri merak ediyorum ki Ömer Toprak gibi bazı transferler zaten belli. Tuchel kontrolü kaybetmişti, kupa finalinde Nuri Şahin'e takındığı tavrı da gördünüz. Dortmund'la devam etmesi imkansızdı, kupayla veda etmek güzel bir ayrılık oldu.

Marco Reus için üzülüyorum, yine bir sakatlık durumuyla karşı karşıyayız ki 6 ay olmayacağından bahsediliyor. İlk sakatlığı değil, büyük ihtimalle son da olmayacak. Her seferinde geri dönmeyi başarıyor ve ben buradayım mesajını veriyor ama devamı yine sakatlık. Her şeye rağmen gidebilirdi, İlkay Gündoğan'ın da sakatlık durumu aynı mesela, o kalmayı tercih etti. 

Herkes gibi o da gidebilirdi, yıllar içinde çok büyük takımları Reus için konuştuk ama o sözleşmesini uzattı. Bu kupa da en çok ona yakışıyor, Reus için mutluyum. Nuri Şahin için de aynısı geçerli, özellikle Tuchel'in kupa finali öncesi verdiği o saçma kararın ardından. Nuri Şahin adına da çok mutluyum..

Bedelsiz ihtimal #17; Jesus Navas


Manchester City'de bir değişim harekatı var, sözleşmesi sona eren önemli isimlerle vedalar bir bir açıklanıyor. Zabaleta West Ham'la sözleşme imzaladı, Clichy için önemli takımlar konuşuluyor, Sagna ayrıldı, Yaya Toure'nin durumu ise bilinmiyor. Jesus Navas da onlardan biri, yollar ayrıldı ki takımlarımız bu yollu hayaller kuruyor. Zabaleta'yı haftalardır konuşuyorduk, Clichy'nin ismi Galatasaray ve Fenerbahçe için geçiyordu, Jesus Navas adına da daha çok Fenerbahçe'yi duyduk ama Galatasaray'a da yazılır. Özellikle Bruma'nın ayrılığı sonrasında.

Galatasaray'la alakalı konuşmak gerekirse, sürekli 30 yaş ve üstü isimleri konuşuyoruz. Forvet ve lider stoper için yaşa pek aldırmıyorum, garanti adımlar atmak gerekiyor ama diğer pozisyonlar adına da bu yaş aralığında isimleri konuşunca nerede kaldı gençleşme demek gerekiyor. Sorunlardan biri de takımın yaş ortalamasını yüksek olması değil miydi? Karar vermek lazım, kısa vadeli bir başarı harekatı mı kurgulanmalı yoksa gençleşip, gelecek adına hareket etmek mi.

Görünen o ki kısa vadeli başarı harekatı var, bunun da eksileri olacak tabii, özellikle olası başarısızlık halinde. Bu tarz futbolcular için büyük paralar konuşulur, bunu göze almak lazım. Geri dönüşü olmayacak çünkü, başarılı olmaktan başka bir çareniz kalmıyor. Bu da bir felsefe, saygı duyarım ama doğru isimleri bulmak kaydıyla.

Bruma'nın transferini beklemek lazım, önemli rakamlar konuşuluyor o transfer adına. Bruma bir sol kanat, içe kat eden. Galatasaray'ın kanat profili de genellikle böyle, sol kanatta oynamayı seven ve içe kat eden isimler. Çizgide oynayan bir kanat oyuncumuz yok ve bunun ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Sağ kanat için yazmak gerekiyor, Bruma'nın ayrılığında bile sol kanatta o profilde isimler var. Çizgide oynayacak, dibe kadar inip ceza sahasına girecek, ortaları ile forveti destekleyecek bir isim. Jesus Navas bu profilde, bu noktada transferi düşünülebilir.

Fenerbahçe'de Lens etkisi gibi, bahsettiğim profil bu. Bruma'nın varlığında bile böyle bir kanat oyuncusuna ihtiyaç vardı ama bizler Yasin Öztekin ve Garry Rodrigues gibi isimleri sağ kanada yazıyoruz. Sinan Gümüş son haftalarda oynuyor ama o da aynı tip, sol ayağıyla içe kat eden bir kanat oyuncusu. Jesus Navas belki iddialı bir isim ama profil anlamında böyle bir futbolcunun transferile mutlaka ihtiyaç olacak.

Maliyeti oluyor ama bu işlerin. 31 yaşında Jesus Navas, bonservisi yok ama önemli bir rakam isteyecek, bir de işin imza ücreti var. Büyük futbolcu, katkı vermemesi de imkansız gibi bir şey. Ama geri dönüşü olmayacak, önemli rakamları konuşacağız ve başarı tek hedefiniz. Talipleri de var, özellikle Premier Lig'de böyle isimleri tutmak için çabalarlar. Zabaleta'yı gördünüz, getiremedik. Clichy de zor, Jesus Navas'ı transfer etmekte.

28 Mayıs 2017 Pazar

2000 jenerasyonu kaynaklı heyecanımız var, hayal kırıklığı yaşamamayı dilerim


Rijkaard döneminde Jan Derks gelmişti altyapının başına, ne kadar dayanabildik. Fatih Terim'in 3. döneminde de bir altyapı atılımı yaptık, hatta o dönemin meyvesi bugünün 2000 jenerasyonu. Fatih Terim'in ayrılmasından sonra bunun devamı elbette getirilmedi. Son olarak Riekerink, altyapı için yeni bir soluk derken Riekerink'i 1 ay içinde Galatasaray'ın teknik direktörü olarak gördük. Şimdi de altyapının başında Emrah Bayraktar getirildi. Kendisiyle alakalı çok ahkam kesemem ama geçmiş yıllarda Galatasaray'da çalıştığını biliyorum, hatta meşhur 87-88 jenerasyonlarının içinde olan bir isim. Önder Özen döneminde ise Beşiktaş'ta göreve başlamıştı, şimdi Galatasaray'a geri döndü. Doğru hamle olduğu söyleniyor, konuştuğum tüm kişiler umutlu. Yeter ki plan ve projenin doğru olması olmasından söz ediliyor. Nasıl bir plan var bilmiyorum, projenin detayları verilmedi ama elimizde 2000 jenerasyonu gibi kaliteli bir grup var. Bunu kullanmamız gerekiyor, transferden önce kendi içimize bakmak ve bu gençleri kazanmak zorundayız. A Takıma bir şekilde entegre etmeli bu isimleri, o yolu kurmamız gerekiyor. Altyapı için hamle yapılması güzel, neler olacağını ise zaman bizlere gösterecek. Umarım doğru bir plan vardır ve bunda ısrar edilir, 2 ay sonra başka şeyleri konuşmak zorunda kalmayız. İstikrar olmadan bir düzen oturtmak zor ki yıllardır Galatasaray altyapısını takip ediyoruz, durum ortada. Özellikle 2000 jenerasyonundan kaynaklı bir heyecanımız var, hayal kırıklığı yaşamamayı dilerim..

Sezonun hayal kırıklığı "Nigel De Jong"


Tudor'un istikrarını çok eleştirdim. 3'lüye dönmesi doğru bir hareketti, bu düzen içinde mücadele eden futbolcuları ön plana çıkarması daha da doğruydu. Devamında Riekerink'in düzenine dönmesi ise benim adıma bir hayal kırıklığı oldu, hatta işi daha ileri noktaya getirdim ve "talimatla" hareket ettiğini söyledim. Bu tabloda Riekerink'ten ne farkı kalmıştı ki, o zaman Riekerink neden gitti.

Neyse, bu istikrarsızlık içinde istikrarlı hareket ettiği tek konu Nigel De Jong oldu. Ne olursa olsun şans vermedi, futbolcuların isyan ettiği, istifaların eşiğine geldiği dönemde bile. Haklıydı da, Nigel De Jong'un temposu ve atletizmi kaldırmadı Galatasaray'ı. Ligin ilk yarısının son 3-4 haftası hariç iyi oynadığı bir dönem de olmadı, o dönemi bir daha göremedi. Haliyle hayal kırıklıkları arasına yazdık kendisini, oysa benim beklentim vardı.

Leiva'yı çok istemiştim o dönem, topa sahip olmak isteyen bir takım adına ideal 6 numaraydı. Teknik özellikleriyle de ön plana çıkan, futbol aklıyla savunan, Premier Lig'en en iyi kesicilerin biriydi. Sonra Lass Diarra gündem oldu, tüm maddi zorluklarına rağmen hepimizi çok heyecanlandırdı, kendi pozisyonunun en iyilerinden biriydi çünkü. İki isim de olmadı ama, bu tabloda son gün Nigel De Jong'u bonservissiz transfer etmeyi o kadar kötü bir iş olarak görmedim.

Tolga Ciğerci muhteşem girdi lige, sakatlanana kadar ki süreçte müthiş bir top oynadı. Harika bir temposu vardı, önemli bir katkı verdi. Sonra o sakatlandı, forma bir şekilde Nigel De Jong'a geldi ama o tempoyu devam ettiremedi. Nigel De Jong denildiğinde aklımıza gelen ilk özelliği sertliği, agresifliği olur ama bundan da pek eser kalmadığını gördük. Orantısız bir sertliği vardı, eski Nigel De Jong'dan geriye bir şey kalmamış maalesef.

Haliyle Tudor'un Nigel De Jong'u kesmesinden ve Tolga Ciğerci için ısrar etmesinden daha doğal bir şey yok. Tempo arıyor Tudor ama mevcut kadroda bunu bulabilmesi zor, cevap verebilecek yegane isimlerden biri Tolga Ciğerci işte. Josue'den de bu doğrultuda katkı aldı mesela, temposuyla öne çıktı ki şans bulduğunda iyi iş çıkarıyordu ama ısrarla ilk kestiği isim oldu. Alanyaspor maçında Nigel De Jong maç kadrosuna alınmadı, haliyle ayrılığını da tescilledik..

Gomis / Podolski kıyası değil aslında amaç, Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu forvet


Gomis'le alakalı konuşmaya devam edelim. Sevgili Fırat Demirtaş güzel bir istatistik paylaştı, Gomis ve Podolski kıyası üzerine. Aslında temel olay Gomis / Podolski kıyası değil, Galatasaray'ın ne tarz bir forvete ihtiyaç duyduğuna yönelik güzel bir veri;



Gomis'in en formda sezonlarından biri zaten, gol sayısını konuşmaya dahi gerek yok. Podolski'ye göre çok daha fazla maça çıktı ama iki oyuncunun tarzlarını ayıran bazı özellikler var. İkili mücadele kazanma oranı gibi ya da yüksek top kazanma oranındaki büyük farklılık. 

Podolski de Gomis de hareketli forvetler mesela, ceza sahasında çakılan isimlerden değiller. Podolski için sahte 9 vurgusu yapıyorum çokça, 10 numara gibi bir serbestliği var, pas aksiyonlarına katılıyor, dışarıdan soluna topu aldıkça mümkün olduğunda şut atıyor ama ceza sahasına çok az giriyor. Mücadele içinde yok, baskı yapmıyor, ikili mücadeleleri kaybediyor, uzun top almıyor. Bu da Galatasaray'ı hücumda eksik kılan unsurlardan biri. Podolski'nin kalitesine lafım yok ama eski gücü de kalmadı. O gücü kalmadığı için kanattan forvete evrildi mesela.


Geçen sezonu hatırlıyorum, özellikle yarış içinde olduğumuz dönemi. Yıkılmayan bir Podolski vardı, hatırlayın Benfica maçında attığı golü. Bu tarzda golleri vardı, darbeyi aldığında düşmeyen, ayakta kalan ve sonuca ulaşan. Zaten müthiş bir bitirici, belki de en önemli özelliği ama gol aksiyonuna o kadar az girer oldu ki. Sadece şutla yaşar oldu, bu da yetmiyor. Galatasaray'ın forveti çok daha büyük farklar yaratmalı.

Gomis'e gelirsek, bitirme noktasında Podolski'nin gerisinde aslında ama gol sayısı çok daha yüksek. Attığı şut sayısı da öyle doğal olarak, çünkü gol aksiyonunun içinde. Gomis de hareketli oynuyor, sabit değil ama hareketli oyunun hakkını veriyor. Mücadele içinde var, güçlü ve yıkılmıyor, çok daha hızlı Podolski'ye göre ve pivot santrafor özelliği de var. Defanstan top çıkarma farklılığına bakar mısınız, bu mücadeledir işte. 

Gomis'in son yıllarda oynadığı maç sayılarını yazmıştım zaten, 30 maçın altına kolay düşmüyor. Kalp ritmiyle alakalı bir sıkıntı yazılıyor ama ciddi bir durum bu seviyede oynayabilir miydi? Maç sayısı anlamında istikrarı ortada ki transferi gerçekleşirse formda bir isim de almış olacağız. Gomis, Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu forvet, umarım gerçekleşir bu transfer. 

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Haberi yapmak kolay ama bu işler o kadar da kolay değil


Bazı futbolcuların sevdası büyük oluyor. Mandzukic de bu isimlerden, üç büyüklerin hepsi için adı geçti. Tudor kaynaklı Galatasaray denildi, ısrarla Beşiktaş haberleri vardı ki hatta ciddi şekilde anlaşıldığı yazılıyordu. Peki ne oldu, Juventus Mandzukic ile olan sözleşmesini uzattı. E bundan doğal ne olabilir, bu haberler yazıldığında da söylüyordum, çok mantıksızdı. Juventus bir sistem takımı dimi, Allegri işi çok daha farklı bir noktaya getirdi. Uzun zamandır 3'lü oynuyorlar ama bazı futbolculardan hiç ummadığımız pozisyonlarda öyle katkı alınıyor ki. Mandzukic'i Juventus öncesi de mücadeleci bir forvet olarak tanırdık. Ön alanda müthiş mücadele eden, pres yapan, çalışkan, harika bir pivot. Juventus'da durum başka, forvetin arkasında, sol kanada daha yakın oynuyor. Sol tarafta kendi savunmasından top çıkardığını dahi görüyoruz, bu çarkın en önemli dişlilerinden yani. Ben düşünmezdim o pozisyonda büyük işler başarmasını, Juventus rotasyonunda savrulur gider diye düşünürken en kıymetli parçalardan birine dönüştü. Buna rağmen ısrarla ülkemiz takımları için yazıldı, hatta iş anlaşıldığı noktasına kadar götürüldü ama doğal olan oldu işte. Shakhtar'lı Taison örneği de aynı değil mi, Fenerbahçe ve Beşiktaş için yazılıyordu, hatta iş Fenerbahçe'nin bu işi bitirdiğine getirildi ama Shakhtar ile sözleşme yeniledi o da. Haberi yapmak kolay ama bu işler o kadar kolay değil.

Heyecanı olmayan bir tanıtım, futbolcuların yüz ifadesine bakabilirsiniz


Bazı haberleri önceden alıyorum ama yazamıyorum işte. Forma lansmanından ve son 2 maçta yeni sezon formalarının giyileceğinden haberim vardı. İyi bir hareket bu, şimdiden formayı tanıtmak ve sezonun son maçlarında bu formayı giyecek olmak. Çoğu kulüp bunu uyguluyor ve başarılı sonuçlar alıyorlar ama Galatasaray öyle bir durumda ki forma satış rakamlarını merak ediyorum. Ayrıca beğenilmeyen bir parçalı bu, beğenen pek bir kişi görmedim. Canlı olarak görmek lazım diyordum, nihayet görmüş olduk. Klasik formu korumak lazım ama biz her sezon farklı bir parçalı forma deniyoruz. Inter mesela, onlar da Nike giyiyorlar ama klasik çubuklu formalarını koruyorlar. Biz ise bu sefer parçalıyı parçalamış durumdayız. Bu da satış noktasında bir eksi olacak ama en önemlisi taraftarın heyecansız ve umutsuz olması. Transfer dönemi etken burada, heyecanlanmak, yeni sezon için beklentiye girmek gerekiyor. Lansmana gelirsek, futbolcuların yüz ifadesinden durum ortaya çıkıyor. Böyle bir forma tanıtımı yok, yol doğru ama yapılış şekli hatalı. Son derece özensiz, bir düzeni veya heyecanı olmayan bir tanıtım gerçekleşti. Parçalı forma da iyi olmadı, bunun lansmanı da. Gidiş yolu doğru ama, formayı şimdiden tanıtmak, son maçlarda giyecek olmak. Heyecan gerekecek ama bu nasıl sağlanacak bilmiyorum..


Oysa özlenen görüntü bu. Biz ise her sezon geriye adımlıyoruz ve bu sezon itibariyle de dip noktayı gördüğümüzü söyleyebilirim..

Gomis'in forma istikrarı tartışılıyor ya, inanamıyorum


Gomis'le alakalı bazı olumsuz haberler okuyorum. Kalp ritmi bozuk, istikrarsız gibisinden. Gomis'le alakalı söylenecek son olumsuz olur belki de forma istikrarı. Gol anlamında yazmıyorum, İngiltere günlerinin hayal kırıklığı olduğunu söyleriz ama Saint-Etienne, Lyon veya Marsilya dönemleriyle gol noktasında da fazlasıyla istikrarlı. 

Son sezonlarına bir bakalım;

2013-14: 50 maç 22 gol 
2014-15: 37 maç 10 gol 
2015-16: 35 maç 7 gol 
2016-17: 34 maç 21 gol 

Gördüğümüz gibi 30 maçın altına düşmüyor. Son yıllarda ne kalp ritmi ile alakalı ne de sakatlıkla alakalı bir haber de hatırlamıyorum Gomis'le ilgili. Ne verir bilemem, bunu izleyip görürüz ama forma istikrarıyla alakalı olumsuz yorum yapmak imkansız. Öyle sakat adamlarla ilgileniyoruz ki (Coentrao, Mathieu gibi) inanın o isimler içinden Gomis'i konuşmak bana çok komik geliyor.

31 yaşında, belki de en formda sezonlarından birini geride bıraktı. 2 sezon önce kapımızda yatıyordu ama Drogba sonrası gündeme geldiği için önce taraftar isyan etti, devamında Mancini. Hoş 2 hafta sonra Mancini'yle yollar ayrıldı, son gün de Pandev'i aldık işte. Bugün ise Gomis'in kapısındayız. O gün kendini yeniden kanıtlamak isteyen, aç bir Gomis vardı. Bugün ise garanti kontratı kovalıyor doğal olarak, parasına bakacak. Bundan kaynaklı doğacak eleştirileri anlarım ama Türkiye'de bu tarz forvetlerin her şartta iş yaptığını düşünüyorum. 

Gomis büyük bir karakterdir çünkü, gittiği her takımda bunu yansıtır. Marsilya taraftarının taptığı futbolculardan birine dönüşmüştü. Tutmak istiyorlar ama Marsilya bu yaz dönemi çılgın harcayacak, Gomis ise 2. forvet konumuna düşmek istemiyor. Karakter noktasında Galatasaray taraftarı ile mutlaka o kıvılcımı yakalayacaktır. Mücadeleci bir futbolcudur, sahada yüreğini koyanlardan. Hareketlidir, sürekli onu ararken görürsünüz. Güçlü futbolcudur, yıkılmaz. Hızlıdır, durdurulması gerçekten zor bir isim. Türkiye şartlarında yaratacağı fark mutlaka olacak.

Mutlaka transfer etmemiz gerekiyor, ön alanda biraz daha hareket ve mücadele görmek istiyorum. Podolski'yi seviyorum ama mücadele içinde yok, Eren Derdiyok'a gelirsek ona göre oynamıyoruz. Yeni bir pivot almamız durumunda (Negredo gibi) ona uygun oynamak gerekecek. Gomis ise kendi ekmeğini taştan çıkaracak forvetlerden, umarım Galatasaray formasını giydiririz..

Daha detaylı yazdım tabii, okumak isteyenler için;

26 Mayıs 2017 Cuma

Mourinho büyük bir "kazanan", finallerin hocası


Mourinho büyük bir "kazanan", finallerin hocası. Hem Şampiyonlar Ligi'ni hem de Avrupa Ligi'ni ikişer kez kazanan ilk teknik direktör mesela. Manchester United açısından olaya bakacak olursak, Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktı hedef ve bunu bu yolla başardılar. 

Premier Lig'deki durumlarına bakarak değerlendirmek hatalı, hedef dahilinde hareket ettiler çünkü. Müthiş maçlar çıkarmadılar belki, zorlandıkları anlar fazlasıyla var ama kaybetmeyen bir takım yarattı Mourinho, belki domine etmiyor ama kaybetmiyor da. 

Kendi de söyledi, Premier Lig'i 3. veya 4. bitirmek için daha çok çaba sarfedebilirdik belki ama biz bu yolu seçtik diye. Saygı duymak lazım, sonuçta beklenti karşılamaktır bu. Düşüşte olduğunu kabul ediyorum, oyun felsefesi çağımız futboluna pek uymuyor ama elindeki malzeme de bir hayli dengesiz. 

Ferguson sonrası "dev" kulüp olma hüviyetinden uzaklaşan bir Manchester United var. Moyes'in olmayacağını erken anladılar, Van Gaal'e ise 2 yıl dayandılar ama büyük bir transfer çöplüğü yaratıldı. Mourinho'nun da yaptığı önemli transferler var ama yetmiyor, bu sezonu geçiş dönemi gibi görmek lazım. Yine de insanların "kötü" diye adlandırdığı bu sezonda kazanılabilecek 5 kupanın 3'ü geldi ve Avrupa Ligi kupasıyla birlikte Şampiyonlar Ligi bileti de kazanılmış oldu. 

Manchester United şu an ait olduğu noktada, bir sonraki adım ise Premier Lig şampiyonluğu olacak, en azından o yarışın içinde yer almak. Onu dahi unuttular, 1 sezon içinde de bunu başarmak çok zordu. Mourinho'nun da göreve geldiğinde istediği 2 yıllık süre vardı. 

Şimdi Şampiyonlar Ligi biletini de aldıklarına göre yaz dönemi transferlerini takip edelim. Griezmann'dan bahsediliyordu, Şampiyonlar Ligi biletine bağlı olarak. Yalnız şu enteresan oldu, zamanında Avrupa Ligi başarıları sonrasında meslektaşlarını vuruyordu Mourinho. Şimdi ise Avrupa Ligi'ni bir çıkış bileti olarak görmek durumundaydı. Futbol dünyası acımasız..

Tatiana Kosheleva Galatasaray'da, "vizyon" dahilinde hareket ediliyor


Neslihan Demir transferi sonrasında da söyledim, oturup voleybol konusunda ahkam kesemem. Yine o gün yazdığım şeyleri tekrar edeceğim ama altını tekrar çizmek gerekiyor. Voleybol şubesi iyi yönetiliyor çünkü, Ali Yüce önderliğinde planlı, programlı daha önemlisi "vizyon" dahilinde hareket ediliyor. Galatasaray'a da yakışan bu olsa gerek.

Yıllar içinde gelişen bir şube. Genç bir yapı kuruldu ve yıllar içinde büyüdük. Birden atılım yapılmadı, kademe kademe ilerledik. CEV Kupası'nda 2 kez final, Vakıfbank'ı eleyip ligde oynanan final ve kazanılan Şampiyonlar Ligi hakkı. Yeni sezonda hedef lig şampiyonluğu olacaktır, bunun da gelmesi durumunda yeni hedef Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu. 

Neslihan Demir transferi gölgede kaldı belki de, çok büyük bir transfer Tatiana Kosheleva. Avrupa'nın en önemli smaçörlerinden biri ki belki de Avrupa'nın bu sezon içindeki en önemli transferi olacak. Son 2 Avrupa Şampiyonası'nın en değerli oyuncusu. Sezonun seyrini değiştirecek hamle yani, beklenti ve heyecan doğal olarak çok yüksek.

Ciddi bir yatırım var, ligde final oynamanın bu yatırımı tetiklediğini düşünüyorum. Daha iyisinin yapılabileceği görüldü, doğru yapılanmanın yıllar içindeki getirisi işte. Vizyon önemli tabii, bunu ortaya koymak. Neslihan Demir ve Tatiana Kosheleva çok büyük transferler, tüm Avrupa'da ses getirecek, gerek lig gerekse Şampiyonlar Ligi için ortaya iddia koyan.

Bu hamleler ilgi ve alakayı da beraberinde getirecek. Geçtiğimiz sezon yaptıklarıyla heyecanlandıran, Galatasaray'ın yüz akı olmuş bir branş bu. Kadın voleybolunu daha çok konuşur olduk, voleybolla alakası olmayan taraftar bile eminim bu yazılanlardan sonra heyecanlanıyor, takip etme isteği uyanmış oluyor. Galatasaray'ın böyle heyecanlara ihtiyacı var, içinde olduğumuz bu kötü dönemde. Çok büyük transferler bunlar, umarım karşılığı alınır..

25 Mayıs 2017 Perşembe

Bruma & Leipzig, bahsedilen rakamlar fazlasıyla çılgın


Galatasaray adına bu sezonun yıldızı Bruma, sanırım tartışmayız. Sezon içinde öyle anlar geldi ki hücumu tek başına taşıdı. Bruma'yı transfer ederken hayallerimiz vardı, ancak kavuşabildiğimiz. İlk sezonu şanssız bir sakatlığı vardı, ertesi sezon beklediği şansı bulamadı ve gelişim gösteremedi. Geçen sezon Sociedad'da bir nevi potansiyelini hatırladı ama istikrarlı olarak oynadığı ilk sezonunu yaşıyor. Yaşı 22, bu yaptıklarını çok daha öncesinden bekliyorduk ama hala büyük bir potansiyel.

Riekerink'e teşekkür etmek lazım, Bruma'ya inandığı ve onu kalmaya ikna ettiği için. Çok büyük bir hizmet, sadece bu yüzden bile Riekerink'i iyi hatırlayabilirim. PSV'e komik sayılabilecek bir rakama gidiyordu Bruma, 5-6 milyon avro gibi. Bruma da Telles gibi gitmek istiyordu ama kalmaya ikna edildi, şans verildi ve yarattığı fark büyük oldu. Eleştirebileceğim tonla nokta bulurum, hatta o noktalar yüzünden Avrupa'nın dev kulüplerinde Bruma'yı görmeyeceğimize inanıyorum ama Leipzig gibi kulüpler için ise ilgi odağı.

Bruma'nın sözleşmesinin bitmesine 1 sezon kaldı, bu da piyasasını neredeyse yarı yarıya düşürür. Mantıklı olan bu yani, ben de bundan yola çıkarak Bruma için gelebilecek teklifin maksimum 10 milyon avro civarında olacağını söylüyordum. Hatta Leipzig'in böyle bir teklif yapacağına da pek inanmıyordum ve önceki günlerde çıkan haberlere inanmıyordum. Ama doğruymuş, Bruma'yı ciddi şekilde istiyorlar ve bugün itibariyle çok önemli rakamları konuşuyoruz.

Galatasaray'ın 18 milyon avro istediği, Leipzig'in ise 15 milyon avro'ya kadar çıkabileceği söyleniyor, bu rakamlar Bruma için fazlasıyla çılgın. Düşünülmez bile, sözleşmesinin bitmesine 1 yıl kalmış futbolcuyu böyle bir rakama satarsın. Belli ki Bruma sözleşme uzatmaya da yanaşmıyor, başka çaren yok zaten. Bu bir fırsat, değerlendirilmesi gereken. Bruma U21 Avrupa Şampiyonası'nda forma giyecek, Leipzig bu işi turnuvadan önce bitirmek istiyor.

Olay satmak değil ama, sattıktan sonra bu paranın nasıl değerlendirileceği. Yönetim bu konularda fazlasıyla vukuatlı ve iş bilmiyor. Transfer konusunda ise genellikle +30'luk futbolculardan bahsediyoruz. Kaliteli futbolcular ama geri dönüşü olmayacak isimler, oysa takımın yaş ortalaması sorun. Bruma da gittikten sonra piyasa değeri yüksek bir gencimiz kalmıyor ve bu işin doğru noktası da Bruma gittikten sonra potansiyeli olan gençlerle takımı takviye etmek. 

Değerini bulan herkes satılabilir, satılmalıdır. Al - sat yapmak kural olmalı, giden futbolcunun yerini daha az ama mümkünse potansiyel isimlerle doldurmak. Bruma'nın olası satışı bir fırsat gibi duruyor, böyle bir fırsatın da kolay kolay geleceğini sanmıyorum. İstikrarlı olarak forma giydiği ilk sezon ve gelen bu teklif, mutlaka Leipzig'in de daha büyük hayalleri var. Ama Bruma o hayallere bizde ulaşamaz, şu an maksimum limitlerde..

Vlogger #6; Tudor'a ne kadar güveniyorsun?

Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Transfer ağırlıklı konuşuyoruz, yaz dönemi boyunca böyle olmaya devam edecek gibi..


Sol stopere Astori alırsak yanına kim iyi gider veya sen kimi istersin, ikisi nefis olurdu gibisinden? 

Bruma'yı 15 milyon avro'ya satsak ve yerine Arsenal Joel Campbell'ı alsak, onun yanında Chelsea'den de Kenedy'i kiralasak sol kanat için iyi olur. sen ne diyorsun? Ayrıca Kolarov mu Coentrao mu?

Sağ bek için Vidal, Feyenoord'dan Rick Karsdrop ya da Inter'li Santon'a ne dersin? Stoper için ise Celtic'li Coates nasıl olur ve bir de Andre Carrilo?

Sprinter forvet için Niasse çok faydalı olmaz mı, hem alternatif hem as forvet olur bence, sen ne dersin? Ön libero için de City'den Fernando? / https://twitter.com/EmreErmis17

İlgin, alakan için teşekkür ederim öncelikle. Senin de sorularını toplayıp cevap vermek istedim. Sıradan gideyim;

1- Astori'nin yanında Denayer gibi hızlı bir isim da olur, Ranocchia gibi uzun bir stoper de. Astori önemli bir lider, yanında oynayan ismi mutlaka yükseltir. Kendi içimize de dönebiliriz, Serdar Aziz veya Ahmet Çalık gibi futbolcularla dahi iyi iş çıkarır.

2- Bruma'yı 15 milyon avro'ya satamayız, o çok büyük bir hayal. Arsenal'den Joel Campbell her sezon istisnasız gündeme gelir ama bir türlü alamayız. Arsenal onunla ilgili ne düşünüyor bilmem ama her sezon bir takıma kiralıyorlar, o adres bir türlü Galatasaray olmadı. Kanat forvettir kendisi, ben ise çizgide oynayacak bir kanat tercih ederim. Chelsea'den Kenedy'i çok tanımadığım için yorum yapamam. Kolarov mu Coentrao mu sorusuna yanıtım ise şu, kalite anlamında Coentrao ama 2 yıldır sakat neredeyse ve büyük kumar. Kolarov'a gelirsek, Guardiola'nun gözdelerinden oldu neredeyse. Rotasyonunda iyi bir parça, stoper gibi de kullanabildiği için kıymetli. İmkanım olsa Kolarov'u almak isterdim.

3- Aleix Vidal kumarına girmek isterdim, iyi bir hücum beki. 3'lü oynadığımızda sağ kanadı da bütünüyle iyi kullanır, katkılılı olurdu. Rick Karsdrop'u çok tanımıyorum, yorum yapamam. Santon olabilir, hem sol hem sağ bek için iyi bir isim. Düşüşte olduğu bir gerçek ama burada ayaklanabilir, transferi güzel olabilirdi. Coates'i de çok bilmiyorum, Andre Carrilo ise geçtiğimiz sezon gündemdi. Benfica'nın ondan vazgeçeceğine ihtimal vermiyorum, büyük paralar gerekir.

4- Niasse'yi Hamza Hamzaoğlu zamanı da istiyordum, bugün de isterim. As forvet noktasında değil ama, Gomis gibi bir ismi mutlaka alırım ama Niasse ile de onu desteklerim. Niasse bu ülkede kendini kanıtlamış bir isim. Hızlı, hareketli, kanat özelliği de olan bir futbolcu ki tam Tudor'un kalemi. Yatabare'lerle neler yapıyordu Tudor, Niasse'den mutlaka fayda sağlardı. Fernando ise zor bir ihtimal, 29 yaşında ve o pozisyonda gençleşmeyi tercih ederim. Bu yaşta bir isim için o pozisyona büyük paralar dökmek istemem.

Elazığspor'dan Traore kadro zenginliği için düşünülemez mi? / https://twitter.com/haydariespinol

Bir hata yapmışsın, sezon sonunda sözleşmesi bitmiyor. Ama makul bir rakama transfer edilebilir elbette. Bana sorarsan Malatyaspor'lu Azubuike daha kıymetli bir futbolcu, alacak olsam onu tercih ederim. PTT 1.Lig'in Kante'siydi. Traore ise bu seviyeye uymaz.

Gelecek sezon transfere edilmesini beklediğin isimlerle 11 kurar mısın? / https://twitter.com/dordunculsahis

En zor soru bu, çünkü nasıl oynayacağımızı, ne yapacağımızı hiç bilmiyorum. Stoper için Toloi ve Astori, sol bek Clichy, forvet ise Gomis. Sağ bek ve orta saha noktasında isim düşünemiyorum ya da yeni bir kanat.


87-88 jenerasyonundan sonra ilk defa bir nesil bizleri heyecanlandırdı. Ozan Kabak, Atalay Babacan ve Yunus Akgün beklenen sıçramayı yapabilirler mi? / https://twitter.com/bursaliaslan

Atalay Babacan ve Ozan Kabak'tan çok umutluyum. Ozan Kabak zaten Uefa'nın takip edilmesi gereken futbolcular listesine de girdi ki yaşına göre fizik noktasında çok iyi. Şans verilirse, bu futbolculara güvenilirse sıçramayı yapabilirler tabii, neden yapamasınlar. Sürekli transfer konuşuyoruz ama kendi içimize de bakalım, Avrupa'da bu yaşta adamlar rahatlıkla şans bulabiliyor, biz de cesaret etmeliyiz. Kıymetli bir jenerasyon yakaladık, değerlendirmek gerekir.

Tudor kalmalı mı sizce? / https://twitter.com/gozan1905

Bu yönetimin çok daha iyi bir teknik direktör getiremeyeceğini bildiğim için kalsın. Şans verelim, yaz döneminde kendisi kursun ve hazırlasın takımını. Görmek istiyorum, hala potansiyeli olduğuna inanıyorum. Sezon içinde beklemediğim yanlışları yapsa bile, ben çok daha iyisini bekliyordum ama bazı noktalarda büyük hayal kırıklığı yarattı.


Tudor'a ne kadar güveniyorsun? / https://twitter.com/Ela1905Di

Geldiği gün çok daha fazla güveniyordum, şimdi o kadar güvenemiyorum. Yukarıda verdiğim cevabı, potansiyeli olduğuna inanmak istiyorum. Yaz dönemini görelim, ısrar edelim biraz daha.

Tudor'a ne kadar güveniyorsun, transferde onun istediklerini alsalar, takım koşan, basan ama tekniği zayıf isimlerle dolmaz mı? / https://twitter.com/_Emre__25

Tudor'a güven konusunu iki soruda cevapladım :) Transfer olayına gelirsek, Tudor'a o konuda güvenemem, çünkü sabıkalı. Tarzı belirtsin o, isim vermemeli. Ayrıca koşan, basan, mücadele eden isimler önemli ama tekniği zayıf isimlerle neden dolsun takım. Seviye Galatasaray, Karabükspor günlerinde farklı bir şey gerekiyordu, burada farklı. Tudor da bunun farkındadır çünkü futbolculuk günlerinden bunu en iyi bilen kendisi.

Transfer yapılıyorken Tudor'a soruluyor mu sence? / https://twitter.com/baydemir25

Mutlaka soruluyordur, geçen gün kendisi de açıkladı. Tarzı belirtmiştir, isim vermemiştir belki de ama işin içindedir.

Tudor seneye 3lü ile devam edecekse, Carole sol stoper için iyi bir alternatif olamaz mı? / Onur Kocaman

Olur, sol beke oranla daha iyi bile oynar. Atletik bir isim çünkü, hareketliliği bu anlamda kıymetli. Cavanda dahi 3'lü stoperde sağ beke oranla çok daha iyi performans gösterir. Carole'yi de stoper alternatifleri arasına yazmak mümkün..

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Başakşehir'in büyük takıma evrilme noktasında Chedjou doğru transfer


Özellik itibariyle belki ligin en farklı stoperi. Pas ve teknik özelliği ya da topla çıkabilmesi gibi onu farklılaştıran özellikleri var. Bu anlamda büyük takım stoperidir, topa sahip olmak isteyen, pas yapmayı hedefleyen takımlar adına. Ligimizde Chedjou'dan daha iyi bu işi yapabilecek stoper olduğunu düşünmüyorum.

Galatasaray'da olmadı ama, farklı beklentiler var. Hep şunu yazdım, Chedjou'nun yanında ona liderlik edebilecek bir isim olsaydı yaratacağı fark büyük olacaktı. Galatasaray'da en iyi dönemini Hakan Balta'yla birlikte oynadığında yaşadı, Hakan Balta onu telafi ediyordu çünkü ama yine de yeterli değildi. Buna rağmen Hamza Hamzaoğlu dönemi gelen şampiyonlukta bu ikilinin oluşturduğu tandemin kıymeti büyüktü.

Marko Basa kıymetli bir futbolcuydu, büyük liderdi. Chedjou'yu Fransa'nın en iyi stoperine dönüştüren isimlerin başında gelir mesela. Galatasaray'ın hatası da buydu, ihtiyacı olan isim Marko Basa gibi bir stoperdi ama önemli bir rakama Chedjou'yu aldı. Ondan liderlik etmesini bekledi ama yapamadı. Ujfalusi sonrası hala o eksikliği yaşıyoruz zaten. Chedjou 4 yıldır Galatasaray formasını giyiyor ama hala o ismi arıyor, konuşuyoruz.

Sözleşmesi bitiyor, ayrılık kesinleşti. Chedjou'nun Başakşehir'le anlaştığı iddiaları var ki onların büyük takıma evrilme noktasında çok önemli bir transfer. Galatasaray'da olmadı ama Başekşehir'de olur. Orada Chedjou'dan liderlik beklenmez çünkü, pas ve teknik özellikleri nedeniyle bu transfer isteniyor. Savunmadan pasla çıkabilmek, geriden oyunu iyi kurmak noktasında. 

Büyük takımların ihtiyaç duyduğu bir profil. Beşiktaş'la dahi adının anılmasını yadırgamıyordum, doğru beklenti ve şartları oluşturma dahilinde Chedjou doğru isim. Konsantrasyon sıkıntısına rağmen durum bu, Chedjou'yu telafi edecek, savaşacak stoperleri var çünkü. Epureanu gibi bir isimle oynayacak, ligin en önemli tandemlerinden biri olabilir. 

Aynı felsefeyi beklerde de uyguladılar mesela ve fark yarattılar. Sol tarafta Eren Albayrak, sağ tarafta ise Caiçara ile. Trabzonspor için de durum bu, Mas ve Pareira sonrası tüm çehreleri değişti. Başakşehir'in oyun kalitesi yükseliyor, büyük bir takıma evrilme noktasında doğru adımlar atıyorlar. Sadece rakibin oyununu bozmak yerine kendi oyunlarını oynayarak, topa sahip olup, pas yaparak. Chedjou'yu bonservisi olmadan transfer etmek doğru hareket olacak. Bildikleri bir isim, uyum sorunu yaşamayacak, evini dahi taşımayacak..

Son yıllarda Galatasaray formasını giymek o kadar kolaydı ki


Geçtiğimiz günlerde bir açıklaması vardı, "çocukluk hayalimi Galatasaray'da ve Şampiyonlar Ligi'nde oynayarak gerçekleştirdim" dedi. Bu kadar kolay olmamalıydı, son yıllarda Galatasaray formasını giymek o kadar kolay ki. Jem Karacan'ın geçmişi ile alakalı sözüm yok, yetenekli bir adamdı, ciddi potansiyeli vardı ki o dönem Galatasaray alamamıştı mesela, Reading bırakmamıştı. Uzun sakatlık dönemleri oldu, 2 yıl neredeyse top oynamadı ama Galatasaray'a transfer oldu. Üstelik yabancı kontenjanının genişlediği bir ortamda. Kötü futbolcudan zarar etmiyorsunuz derim hep, Jose Rodriguez de hayal kırıklığı yarattı ama satışından bir kazanç var. Jem Karacan'dan ise zarar, aldığınız bir fayda yok, gönderirken de sözleşmesini fesih etmek zorunda kalıyorsunuz. Hamza Hamzaoğlu bu kadar seviyordu da neden Bursaspor'a bonservisini aldırmadı ya da, Galatasaray 1 lira bonservis istemezdi bu transferden. Sürekli Aysal döneminden örnekler veriliyor ya, mevcut yönetimin transfer noktasında vukuatı bence çok daha yukarıda, asıl araştırılması gereken konular bunlar. Konuya dönersek, Jem Karacan Bolton ile 1 yıl daha sözleşmesini uzatmış. Geçtiğimiz günlerde attığı güzel bir gol de vardı, bu sayede gündem oldu. İngiltere altyapılı zaten, yerlinin yabancısı diyebiliriz, Türkçe dahi bildiğini sanmıyorum. Bolton'da son dönemde forma şansı bulur oldu, 5 maçı var.  Alt liglerde yoluna devam ediyor, Galatasaray'da kazandığı rakamın yanından dahi geçemeyerek..

Vlogger #5; Yazın transfer döneminden sonra ne konuşuyor oluruz?

Sezonu tamamlamak üzereyiz ve bir numaralı gündem maddesi doğal olarak transfer. Sorular da yeni sezon ve transferlerle alakalı daha çok. Yeni sezonda önemli bir değişim bekliyor Galatasaray'ı, olması da gereken bu. İddialı isimler konuşur olduk ama Galatasaray'ın yönetilememesi itibariyle umutlu musun derseniz o kadar da umutlu olamıyorum. Umarım son güne kalmaz transfer işi, biraz da bu yüzden Avrupa Ligi'nde olabildiğince ön eleme oynayalım diyorum ya..


Tudor'un sezon başı yüklemeleri, Sneijder ve Selçuk'u istediğimiz seviyeye çıkartabilir mi, hala o cevher var mı onlarda? / https://twitter.com/MBOE1996

Sneijder'in son haftalarına bakarsak toparlanma içinde aslında. Biraz daha hareketli, oyunun içinde ve oyuna iyi bir etkisi var. Bir yorumum vardı bu konuda "Sneijder, Tudor'a biat ederse kendi de ihya olur, bizi de ihya eder" diye, hala bu noktadayım. Burada biat olayından kasıt şu, Tudor'un idman temposuna nasıl cevap vereceği. Eğer kafasında oynamak varsa istediğimiz seviyeye çıkar ama Sneijder ve Selçuk İnan gibi isimler biraz da yaş itibariyle temposunu yitirmeye başlamış futbolcular. Belli bir noktaya gelirler ama beklentiyi doğru ayarlamak lazım. Selçuk İnan eleştiriliyor ama bence hala ligin en iyilerinden, Sneijder'i ise zaten tartışmayalım.

Tudor istediği transferleri yaparsa başarılı olur mu, deplasman maçlarında iyi değil sanki? / https://twitter.com/228421ac34a3439

Başarılı olup olamayacağını bilmiyorum, hep birlikte göreceğiz onu. Deplasman konusunda ise yanlış bir algı doğdu, Karabükspor günleriyle alakalı. Galatasaray performansına baktığımızda iç sahada aldığı sonuçlar daha kötü aslında. İç saha veya deplasman ayrımı yapamıyorum, görüntü değişmiyor. Yeni sezonu beklemeliyiz, yazın yapılacak hamleleri görmek gerekiyor.


Astori gelirse nasıl olur ve Serdar Aziz sakatlanmasa bence iyi futbolcu.. / https://twitter.com/emrullahGss

Astori gelirse çok iyi bir hamle olur. Lider ve sol ayaklı bir stoper, savunmayı toparlayabileceğini düşünüyorum. Maliyeti olacaktır, zor bir hamle ama Fiorentina'nın Vitor Hugo hamlesi sonrasında Astori'yi bırakabileceğini düşünüyorum. Serdar Aziz için ise seninle aynı düşünüyorum, hatta ligin en iyi yerli stoperi belki de ama sakatlanmasa diye bir ayrım yapamayız. Çünkü sakatlanıyor, bu onun için yeni bir durum değil.

Sneijder'in miadı doldu bence. Sneijder'i satıp Tudor'la 4-4-2 oynayıp özlenen Galatasaray'ı yakalayabilir miyiz? / https://twitter.com/YigitOnlayn

Sneijder döneminin kapanması gerektiğini ben de düşünüyorum ama satmak o kadar kolay değil. Ya da sattıktan sonra önemli bir gelir bekleyenler hiç beklemesin. Ama Sneijder'le de özlenen Galatasaray'ı yakalayabilirsiniz, yeter ki Sneijder / Tudor birlikteliği olsun, Sneijder o idman temposuna doğru cevabı versin. 4-4-2 konusunda ise, Tudor da bilmiyor ki nasıl oynayacağını. Bu konuda kafasının hala karışık olduğunu düşünüyorum ama belli ki taktiğe bağlı olmak anlamsız. Taktik esneklik bence daha kıymetli.


İlk sorum Tudor kalacak mı sizce? İkinci sorum Carole ve Bruma'dan 20 milyon avro kazanabilir miyiz? Üçüncü sorum U17'deki gençleri değerlendirip, yanlarına tecrübeli futbolcuları katarak daha iyi bir takım kursak olmaz mı? Dördüncü sorum ise bu kadar büyük marka değeri olan kulüp neden Çin pazarına açılmaz? / https://twitter.com/SEYT1453

Sorularını toparlayıp cevaplamak istedim. İlk soruna gelirsem, bence Tudor kalacak, başka bir ihtimal kalmadı gibi. İkinci soruna gelirsek, Carole ve Bruma'dan 20 milyon avro kazanamayız. Carole'den 2-3 milyon avro en iyi ihtimalle, Bruma'dan ise (şu şartlarda) 10 milyon avro kazanmak maksimum limit. Dördüncü soruna gelelim, daha iyi takımı bilmem ama geleceğe daha umutlu bakacağımız kesin. O gençleri rotasyon içine yavaştan dahil etmek gerekiyor, oysa daha profesyonel sözleşme dahi imzalamadık. Son soruna gelirsek, marka değerini öyle düşürdüler ki, Galatasaray'ın kötü yönetiminin vurduğu en büyük darbe bana göre. Çin pazarına açılabiliriz yine de, olması gereken şeyler bunlar.


Vlad Chiriches ve Mangala ikilisi nasıl olur? / https://twitter.com/enesarslan689

Mangala iddialı bir isim, Türkiye Ligi'nin üzerinde bir futbolcu. Lider özelliği yok, biraz da akılsızlığından bahsedilir ama gücü, hızı ve atletizmiyle yaratacağı fark büyük. Ayrıca sol ayaklı olması büyük avantaj. Chiriches ise lider stoper, geriden iyi oyun kuran, sakin bir futbolcu. İyi bir tandem oluşabileceğini düşünüyorum, doğru ikili olur.

Sence yazın transfer döneminden sonra ne konuşuyor oluruz? / https://twitter.com/gsqweyt

Asıl soru bu işte, kimse güvenemiyor çünkü. Yine iddialı isimleri konuşarak yola çıktık ve bu iş son güne kadar sürer korkusu var. Kendimi en kötüsüne hazırlıyorum, iyi sürpriz olsun diye.

Per Mertesacker & Galatasaray, yeni sezonda hangi düzende oynayacağız?


Stoper ve forveti konuşuyoruz sadece, bu günlerde bahsi geçen isimler hep bu pozisyonlarda. Forvet noktasında konuşulan isimler sabit ama stoper konusunun ucu açık. Birçok alternatif var, haliyle her gün yeni bir ismi konuşma gereği duyuyoruz. Mertesacker'in ismi de Galatasaray'la geçti mesela, lider stoper arayışlarında fazlasıyla iddialı bir hamle olurdu.

Galatasaray'ın genel savunma sıkıntısıyla alakalı yorum yapmak lazım. Yeni sezonda hangi düzende oynayacağımızı bilmiyorum, nasıl bir kurgu olacak? Galatasaray'ın savunma sıkıntısı sadece stoper konusuyla alakalı değil. Stoper yazıyoruz mesela, o havadan iyi değil diyerek eleştiri gelebiliyor. Oysa stopere 1.90'lık adamı diktiğimizde havadan gol yeme sorunu bir anda çözülmüyor. 

Ceza sahamıza çok fazla top orta geliyor, beklerimiz savunma noktasında zayıf ve kısa, orta sahanın defansif aksiyonu zayıf ve takım boyu genel anlamda kısa. Duran top olduğunda kim nerede duracağını bilmiyor, en basit örnek. Melo sadece bu iş üzerinden bile değerlendirilir, böyle bir futbolcumuz kalmadı.

Aradığımız stoperin birçok kriteri var, ciddi yatırım gerekecek. Lider, mümkünse sol ayaklı, havadan iyi, geriden oyunu iyi kuracak, agresif bir stoper arayışı var ama tüm bu vasıfları bünyesinde barındıran stoperi de Galatasaray'a yar etmiyorlar. Vitor Hugo'yu Fiorentina aldı mesela, Galatasaray'a çok istemiştim, çünkü bu vasıfların çoğunu bünyesinde barındırıyordu.

Mertesacker'e dönecek olursak, tecrübesini ve kalitesini kimse sorgulamaz. Liderliğini de tartışmak imkansız, çok büyük kalite katardı. 1.98'lik kule, değerli bir stoper ama Galatasaray'ın verdiği açık alanlar büyük sorun. Takım savunması mesele işte, Galatasaray'ın orta sahası da bekleri de değişmek zorunda. Mertesacker'den katkı almak ancak böyle mümkün olabilir, bugün verdiğimiz açık alanları yine vermeye devam edersek Mertesacker'in ağırlığı çok büyük sorun olur.

3'lü stoperin ortasında mükemmel bir iş olabilirdi, hem liderliği hem fizik avantajıyla. Yanında topla çıkacak, hızlı ve atletik iki stoperle vereceği katkı büyük olurdu. 2'li oynayacaksak yapı değişmeli, bu kadar fazla açık alan vermemek zorundayız. Şu an daha atletik ve hareketli stoperler iş yapar gibi görünüyor, Mertesacker'in ağırlığı sorun yaratır.

Uzun zamandır Arsenal formasını giyiyor, bu bile büyük bir olay. Bu sezon yaşadığı büyük bir sakatlık da var tabii, sezonun yarısını sakat geçirdi, sonrasında şans bulamadı. 32 yaşına geldi, Premier Lig'in yüksek temposunda da tutunması zor. Türkiye'de iş görebilir, tecrübesi ve kalitesine söyleyebilecek sözüm yok ama Galatasaray'ın bu oyun tarzında Mertesacker zor. Subotic de ağır bir isim mesela ama o Mertesacker'e göre daha çok uyabilir.

23 Mayıs 2017 Salı

Umarım iyi işler başarır, günün birinde Kewell ismini tekrar Galatasaray'la anarız


Harry Kewell'ı hala takip etmekteyim, nasıl bir teknik direktör olacağını merak ediyorum. Hagi gibi Avustralya'da bir futbol akademisi var aslında ama teknik direktör olmak için uğraşmakta. İngiltere'de bu yolculuğa başladı, hala devam etmekte. Watford'un altyapısındaydı, devamında Watford U23 takımının başına geçmişti ama kötü gidişat sonrasında yollar ayrıldı. Crawley Town FC ise ilk teknik direktörlük deneyimi olacak aslında, Watford günleri altyapı kaynaklıydı. Crawley Town'un sahibi ise Kayseri Erciyesspor'un eski başkanı Ziya Eren. Başarılı olmasını isterim, günün birinde onu yeniden Galatasaray'da görmek gibi bir hayalim var. Kewell sevgimi takip edenler bilir, Galatasaray formasını yaşayan futbolcuların başında gelir. Watford altyapısında pek parlak bir görüntü veremedi ama gerçek anlamda bir teknik direktörlük değildi o, asıl sınavı şimdi başlıyor. Umarım iyi işler başarır, günün birinde Kewell ismini tekrar Galatasaray'la anarız. Mustafa Denizli göreve geldiğinde vardı aslında böyle bir düşünce, onun yardımcısı olacak gibi haberler konuşuluyordu ama Mustafa Denizli yola tek başına devam etmeyi karar verdi. Konuyla alakasız olacak ama böyle bir teknik adamın kendi ekibinin olmaması da ayrı bir hayal kırıklığıydı..

Bedelsiz ihtimal #16; Keisuke Honda


Honda'nın büyük düşüşü adlı bir şeyler yazmak lazım. Herhangi bir sakatlık sorunu da yaşamamasına rağmen neredeyse boş geçtiği bir sezon oldu. Ligde 7 maçı var, toplamda 131 dakika. Oysa bir önceki sezon 30 maça çıkmayı başarmıştı ama eski efektinden uzak. Sosa hamleleri de biraz bundan değil miydi? Honda böylelikle taca çıkmış oldu ve sezon sonu sözleşmesinin bitiyor olması itibariyle de Milan'dan ayrılacağını açıkladı.

Milan'ın düşüşü aslında bu, Honda da bu düşüş içinde savrulup gidenlerden. Milan yeniden benliğini arıyor ve Çinli bir grup onları satın almıştı. Transferde büyük oynayacakları anlamını taşıyor bu, haliyle de Honda gibi futbolculara pek yer kalmıyor. Ama bu sezon neredeyse hiç şans bulamamış olması enteresan ve buna rağmen takımdan ayrılmaması, sezon sonunu beklemesi. Sosa da tartışılıyor gerçi, sezon sonunda onun ayrılığı da bekleniyor. Büyük bir değişim olacağı kesin, Honda ise Avrupa'da kalmak isteyenlerden.

Türkiye'de oynamış tek Japon futbolcu Inamoto ama Honda ile bir tutulamaz elbette. Honda farklı bir kalite, belki de Japonya tarihinin en önemli futbolcularından biri. Kalitesinden kuşkum da yok ama bu sezon neredeyse hiç şans bulmaması önemli bir handikap. CSKA Moskova günlerinde efekti çok daha büyüktü, direkt 8 numaraya yazılırdı mesela. 10 numara özelliği de yüksekti ama yıllar içinde kanatlara evrildi daha çok, sağ kanat gibi oynamaya başladı.

Oyun tarzı biraz Atletico Madrid günlerindeki Arda Turan'a benzer. Gol / asist özelliği noktasında belki çok ön plana çıkmaz ama oyun içi katkısı, ön alandaki mücadelesi yüksektir. Tabii teknik özelliği ile de ön plana çıkar, iyi bir sol ayağı vardır ki duran top ya da uzaktan şutlarıyla attığı birçok gol var. 30 yaşında, yeniden ayaklanması için de bir fırsatı olacak ama büyük bir transfer yapabilecek mi göreceğiz.

Honda'da şöyle bir hava oluştu aslında. X Anadolu kulübüne gelip önemli bir katkı verdikten sonra büyük takımların "neden biz düşünmedik" diyeceği bir futbolcu sanki. Öyle bir etki yaratacakmış gibi geliyor bana, dediğim gibi herhangi bir sakatlık durumu yok. Tek sıkıntı bu sezon bulamadığı şans, soru işareti ve ön yargıyı beraberinde getiren durum. Türkiye'den bir takım için büyük fark yaratabileceğini de düşünüyorum. 

Galatasaray'a gelirsek, Josue'nin yerine alınacak isim değil. Ama Sneijder'in boşluğunu dolduracak isim de değil, tam ortasında. 10 numara, kanatlar, hatta 8 numara için bile alternatif ama maliyetini düşünmek lazım. Yıllık ücret, sözleşme süresi gibi. Sneijder ayrılsa ve farklı bir oyun tarzına bürünmüş olsak Honda'ya hayır demezdim, sözleşmesinin bitiyor olması bu konuda avantajdı. Ama şu tabloda Honda olmaz, lüks kalır.

Okan Buruk bu takıma herhangi bir transfer yapmadı, altını çizelim


Tolunay Kafkas'ın teknik direktörlüğünü sevmiyorum ve Akhisar'ın başına geçtiğinde de yazmıştım. Akhisar Belediyespor özel bir camiaydı, başlı başına güzel bir hikaye bu takım. Planın, programın ve doğru yönetimin temsiliydiler, ta ki Tolunay Kafkas'ı takımın başına getirene kadar. Onları özel kılan unsurlardan biri de teknik direktör seçimleriydi, Tolunay Kafkas'ın ise bu unsuru bozacağı öyle belliydi ki.

Cihat Arslan neden ayrıldı bilmiyorum, bu takımı özel kılan teknik adamlardan biri oydu. Tolunay Kafkas ise ligde kalmak istiyorum mesajıdır, oysa böyle yönetilen bir takımın bulunması gereken yer şu an bulunduğu konum, yani Okan Buruk sonrası. Akhisar Belediyespor'un herkesin gözünde bir sempatisi vardı, Tolunay Kafkas sonrası bunun zedeleneceğini söylüyordum ki öyle de oldu. 0-0'ı yaşam biçimi seçmiş, gol yememek için yaşayan, kötü vizyonların teknik direktörüdür Tolunay Kafkas. Takımın başına gelmesi yanlıştı, ona sabretmek diğer yanlış. Neyse ki bu yanlıştan öyle bir zamanda dönüldü ki gerçek anlamda kırılma anı olmuş.

Bunu kimse tahmin etmiyordu ama, sihirli dokunuş değil bu, başka bir tanım bulalım. Tolunay Kafkas'lı Akhisar'ın 23 maçta 15 golü varken, Okan Buruk'lu Akhisar'ın 7 maçta 23 golü var. Okan Buruk öncesinde 27 puanla 15. sıradaydılar, Okan Buruk'la sahaya çıktıkları 7 maçta 6 galibiyet alarak 7. sıraya yerleştiler. Okan Buruk bu takıma herhangi bir transfer yapmadı, altını çizelim. Mevcut kadrodan en iyisini alıyor, bu da Tolunay Kafkas'ın ne kadar kötü bir teknik direktör olduğunu gösterir. Bunu sadece Olcan Adın'a bakarak bile söyleyebiliriz.

Olcan Adın çılgın atıyor, şu yükselişin bir anlamda simge ismi. Son 4 maçında 4 gol 7 asisti var mesela. Galatasaray dönemini yazmıştım Olcan Adın'ın, o döneme girmeye hiç gerek yok. Bugünü konuşmak gerekirse geri dönen bir Olcan Adın var, yani bu ligin iddialı isimlerinden biri. Trabzonspor günleri öyleydi, ligin yıldızlarından birine dönüşmek üzereydi ki Galatasaray'a geldi ama oyun tarzı itibariyle uymadı, Akhisar Belediyespor'da ise yıldız. Ama bu verimi alabilmek olay, o da Okan Buruk'un imzası.

Okan Buruk potansiyeli olan bir teknik adam, özellikle hücum anlamında yaptıklarıyla. Tabii böyle teknik adamları değerlendirmek için yeni sezonu görmek gerekiyor, daha sağlıklı bir yorum yapmak anlamında. Okan Buruk'un geçmiş yıllarda da böyle çıkışları vardı ama inişleri de oldu. Yaz dönemi yaptığı transfer hamlelerine bakmak lazım, nasıl bir takım kuracak. Ama bu yaptığı büyük iş ve iyi yönetilen, doğru transfer yapabilen bir kulüpte. Eşit atladığı takım da olabilir Akhisar Belediyespor, Hamza Hamzaoğlu'nun yolu gibi.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Rafael Tolói & Galatasaray, Chedjou'nun konsantrasyonu daha yüksek olanı


Alternatif noktasında içimize bakalım dedim, Ozan Kabak'ın elimizdeki birçok stoperden daha iyi durumda olduğunu, en kötü ihtimaller onlar kadar oynayacağını yazdım. Alternatif noktasına düşen isimlere büyük paralar harcadık, oysa o isimleri kendi içimizden bile halledebilirdik. Serdar Aziz'e ödenen bonservis burada en büyük gündem, öyle bir parayı x stopere verdiğinizde çok daha iyisini beklersiniz. Serdar Aziz'in futbolculuğuna lafım yok ama garanti bir adım değildi, sakatlık geçmişi itibariyle.

Vitor Hugo'yu çok konuştuk, büyük bir maliyetti ama o paranın altını dolduracak bir futbolcuydu. Transfer edilmesini isterdim, uzun yıllar stoper sorununu çözecek futbolcuydu. Fiorentina yolunu tuttu ve önümüzdeki sezonda Vitor Hugo ismini sık sık anmaya devam edeceğiz. Galatasaray'ın gündemine giren bir isim daha var, konuşulmaya başladığı için yazma gereği duyduğum. Rafael Toloi'nin de Galatasaray gündeminde olduğu söyleniyor. İtalyan kaynaklı birçok stoper ismi geçiyor, Ranocchia ve Astori gibi ama Toloi ilk ihtimali, en azından gelen haberler bu yönde.

Toloi'ye gelirsek, onun transfer olma ihtimali sözleşmesinin bitmesine 1 sezon kalmasıyla alakalı. Yine maliyetli bir iş gerçi, Toloi'yi almak için 5-6 milyon avro'yu gözden çıkarmak gerekecek ama sözleşmesi daha uzun süreli olsa bu rakam artacaktı. 26 yaşında, Atalanta forması giymekte. Brezilyalı ama İtalyan pasaportu da var. Stoper ihtimalini konuşurken genelde +30'luk isimler üzerindeyiz ya da konuştuğumuz diğer isimler Mangala ve Abdennour gibi zor ihtimaller. Toloi ise transfer ihtimali itibariyle Vitor Hugo'ya benzer, gerçekleşebilecek bir hamle.

Toloi'yi anlatmak gerekirse, bünyesinde her özelliği barındıran ama pas ve teknik özelliği dışında kalan özellikleri çok üst seviyede değil. Geriden iyi oyun kurar, pas özelliği, oyun görüşü iyidir ve topla çıkışları da var. Şöyle anlatayım, Chedjou'nun konsantrasyonu daha yüksek olanı. Kanatlara atacağı uzun toplar önemli, oyun kurma özelliği yüksek. Hırslı ve dengeli bir isim, hava topları da idare eder ama çok yüksek seviyede değil. Muslera vari bir karakter, işini yapar, sessizdir, çok ön plana çıkmaz. Khacheridi'nin sözleşmesi bitiyordu mesela, Toloi'yle müthiş uyumlu olabilirlerdi. Khacheridi'nin fizik özelliği kıymetli, Toloi'nin de geriden oyun kurması.

Galatasaray'la bahsi geçen birçok stopere göre benim tercihim Toloi olurdu. Beğendiğim bir futbolcu, uzun yıllar fayda sağlamak mümkün. Mathieu gibi sakatlık unsuru olan, güvenemeyeceğin isimlere oranla böyle futbolcular için yatırım yapmak daha sağlıklı. Bonservisi konuşuyor herkes ama Mathieu gibi isimlerin yıllık ücretleri daha yüksek oluyor ve bunu yıllara yaydığımızda ise ortaya çok daha büyük bir zarar ortaya çıkabiliyor. Garanti isimlere oynamak gerekiyor..

Stoper arıyoruz ama önce içimize baksak, Ozan Kabak var mesela


Stoper arıyoruz, hem de harıl harıl. Gerekli de, Galatasaray'ın savunması kumdan hale misali, Semih Kaya / Ahmet Çalık ikilisiyle ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bir hata var ama, o lider stoperi mutlaka bulmalıyız ama sürekli bir yerli stoper sirkülasyonu var, özellikle bu sezon. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık'ın bonservis hikayesine girmiyorum ya da futbolculuklarını tartışmıyorum. 

Görüşüm şu, transfer yapmadan önce kendi içinize bakarsınız, elimde ne var diye. Özellikle de altyapılar için yazıyorum, kimse dönüp bakmıyor. Neyse ki 2000 jenerasyonu konuşulur oldu da insanların ilgisi ve alakası oraya doğru yöneldi, hatta buna kendimi de dahil edeyim. 

Konuya dönersek, elimizde yeterliliğini tartıştığımız birçok stoper var. Semih Kaya'yı durmadan eleştiriyoruz, Ahmet Çalık bence iyi stoper ve önü açık ama çok da büyük bir stoper olmayacak. Serdar Aziz sakat, Hakan Balta'nın temposu düştü, Chedjou gidiyor ve Koray Günter diye bir adam da vardı, unuttuğumuz. 

Yeni transfer yapacağız elbette, lider stoper ihtiyacı çok büyük ama içimize baktığımızda bir de Ozan Kabak var mesela. U17 Avrupa Şampiyonası'nda performansıyla öne çıktı, yaşına göre fiziği çok iyi ve sol ayaklı bir stoper. UEFA tarafından da U17 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ardından takip edilesi 10 futbolcu arasında gösterildi. 

Bugün Ozan Kabak x Avrupa kulübünde forma giyiyor olsaydı şans buluyor olurdu zaten. Yaşa bakmazlardı, yetenek için cesaret ediyorlar ve bu futbolcular yürüyor. Şu an mevcut çoğu stoperimizden de iyi durumda olduğunu düşünüyorum hatta, en az onlar kadar oynar, hata yaptığında da "genç oyuncu, gelişiyor, öğreniyor" deriz. 26 yaşındaki adam hata yaptığında bunun adı gelişim olmuyor. 

Gerçi niye x Avrupa kulübü dedim ki, bugün Cengiz Ünder'i Başakşehir değil de Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımlar transfer etseydi böyle bir şans bulabilir miydi? Altınordu'yu saymıyorum bile, bu ülke standartlarında onlar ütopya seviyesinde. 

Fatih Terim'i sırf bu yüzden bile isterim, inandığı genç futbolcuya şans verip, onun üzerinde ısrar etmesiyle. 2000 jenerasyonu noktasında özel yeteneklerimiz var, umarım bu çocuklar Galatasaray rotasyonu içinde kendilerine yer bulurlar ve o şans onlara gelir..

Tudor'u eleştirdiğim nokta, Josue'nin ısrarla ilk kenara alınan isim olması


Josue'yle alakalı yaz döneminde çok yazdım, istediğim bir transferdi ve gerçekleşmesinden ötürü mutlu oldum. Beklentimi karşıladı mı sorusuna gelirsek, kısmen diyeyim. Riekerink dönemi için hayır, Tudor dönemi için ise evet. Tudor'u eleştirdiğim noktalardan biridir, Josue iyi giderken ısrarla ilk kenara aldığı ismin o olması. 

Sezon öncesi beklentime gelirsek, Sneijder'e alternatif olmasıydı. Yapılan transferlere oranla maliyetsiz bir iş olacaktı ki öyle de oldu. Sneijder son yıllarda sık sakatlık dönemleri yaşıyordu ve performansı dalgalanabiliyordu. Josue doğru bir alternatifti, sorunlu diye anılır ama sorunsuz bir isimdi ki Galatasaray'da herhangi bir sorun çıkarmadı. 

Böyle alternatiflere her zaman ihtiyaç var, yeni sezonda düşünülmesi gereken noktalardan biri. Beşiktaş deplasmanı kırılma anıdır, son dakikada 3-2'ye getirse maçı belki farklı şekillenecek bir Galatasaray kariyeri de olabilirdi. Düşüşü o maç sonrasıdır, taraftarın Josue özelinde tepkisinin başladığı an. Taraftar algısı maalesef böyle, herhangi bir futbolcuya takıldığı an o algının düzelmesi imkansız. 

Bugün Josue eleştiriliyor, sevilmiyor. Nedeni de şartlanılmış olması, bu saatten sonra Josue müthiş işler yapsa bile göze girmesi zor. Ama takımda kalmalı, ben olsam Josue'den vazgeçmezdim. Bugün haberler vardı, Porto 2 milyon avro istediği için transferinden vazgeçildi diye. 1 - 1.5 milyon avro aralığında bu iş biterdi, ısrar edilmesi durumunda. Josue 26 yaşında, sorunsuz yedek işte. 

10 numara da oynatıyorsunuz, orta sahanın ortasında da. Oyunu da Tudor sonrası dönüşüm kazandı, özellikle defansif noktada. Zorlu maçlarda 6 numara oynaması sırıtabilir ama küçük maçları alıyordun işte, yetenekli adam. Yarın kanatta da kullanabilirsin, 

Braga 4-4-2'nin sağ kanadında kullanıyordu, zamanında bizim Engin Baytar'ı kullandığımız gibi. Josue gittiğinde oraya yine transfer gerekecek ve alternatif noktasında Josue'den iyisinin geleceğini sanmıyorum. Tudor'un da Josue'yle devam etmek isteyeceğini düşünüyorum, umarım takımda tutulur..
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir