30 Haziran 2009 Salı

Fransa'da Bir Türk

Fransa'nın Sochaux Kulübü'nde forma giyen milli futbolcumuz Mevlüt Erdinç Paris Saint Germain'e transfer oldu. Melüt ile uzun süredir ilgilenen Paris kulübü pazartesi günü 4 sularında transferi noktaladı ve Mevlüt Erdinç'i 4 yıllığına renklerine bağladı. İlk olarak Paris Saint Germain Kulübü'nde Mevlüt için 10 Milyon Euroluk bonservis bedeli isteyen Sochaux Kulübü, uzun süren görüşmeler sonucunda fiyatta 1 Milyon Euroluk daha indirim yapmaya ikna oldu ve 9 Milyon Euroluk transfer ücreti karşılığında Mevlüt Erdinç'i Paris kulübüne verdi. Daha öncede Atletico Madrid'ten Gregory Coupet'i transfer eden Paris Saint Germain 2 Temmuz Perşembe günü yeni transferler Gregory Coupet ve Mevlüt Erdinç'i birlikte basına tanıtacak.

Fatih Terim kendisini Milli Takım'a aldığında çoğumuzun pek takip etmediği futbolculardandı. Milli Takımımız da U-19, U-21 katagorilerinde de oynadıktan sonra A Milli Takım'a yükseldi ve Fatih Terim'in gözdelerinden birisi oldu. Hem Fransız hemde Türk vatandaşı olan Mevlüt Fransa'nın U-17 takımında oynadıktan sonra Türkiye'ye kazandırıldı. Bu anlamda büyük başarı gösterdik. Çünkü Mevlüt Erdinç büyük gelecek vaad eden futbolcular arasında gösteriliyor. Sochaux'da büyük çıkış yakaladı ve bunun sonucunca Paris Saint Germain'e 9 milyon euro karşılığında transfer oldu. Santrafor olarak, forvet olarak hatta sağ açık olarakta oynayabilir. Hızı ve tekniğiyle ön plana çıkıyor. Gol atmasından çok gollerin oluşumunda daha ön planda kalıyor. Milli Takım'da oynadığı çoğu maçta eleştirilmesine rağmen Fransa'da harikalar yarattı. Henüz 22 yaşında ve hem Fransa'da hem de Milli Takımımız da önemli işler yapacaktır. Burada sormamız gereken Mevlüt 9 milyon euro eder mi acaba sorusu olmalıdır. Fransa ligini çok da izlemediğim için onun Fransa'da yaptıklarını duyum olarak alıyorum. Sochaux ne kadar kötü gitsede Mevlüt Erdinç çok ön plana çıktı. Yalnız orada yarattığı harikaları Milli Takım'a yansıtamadı. Uyum sorunu mu çekti, yoksa sistem mi ona uymadı bilmiyorum ama bir an önce kendine gelmesini bekliyorum. PSG onun için büyük fırsat oldu çünkü göz önünde duran bir takımda forma giyecek ve ileride kendini Avrupa Kupaları'nda da kendini gösterme fırsatı bulacak.

PSG ise eski günlerini aramaya devam ediyor. Mevlüt Erdinç transferiyle birlikte Fransa'nın deneyimli kalecisi Coupet'i de transfer ettiler. Atletico Madrid'de mutlu olamadı ki Coupet Fransa'ya geri döndü. Fransa'da Lyon hakimiyetinin yıkılması çok önemliydi. Şimdi Lyon daha da güçlenip gelmek isteyecek bunun yanında son şampiyon Bordeaux ve Marsilya'da var. PSG'nin de bu yarışın içinde olması yıllardır Fransa'da eksik olan heyecanın geri dönmesine sebep olacaktır.

Ankaragücü'nden 100. Yıl Hamlesi

Gelecek sezon 100. yılını kutlayacak olan Ankaragücü, büyük bir transfere imza atmaya hazırlanıyor. Sarı-lacivertliler, İngiltere Premier Lig takımlarından Manchester City'de forma giyen Darius Vassell'i Türkiye'ye getirdi. Öğlen saatlerinde menajeriyle birlikte Atatürk Havalimanı'na gelen 29 yaşındaki İngiliz golcü, Ankara'ya geçerek Ankaragücü yönetimiyle görüşecek. Manchester City ile sözleşmesi sona eren Vassell, başkent ekibinin ilk yaptığı teklifi prensipte kabul etmişti. 2005-2006 sezonunda Aston Villa'dan Manchester City'ye transfer olan 29 yaşındaki Darius Vassell, geçen sezon 12 maçta forma giydi ve hiç gol atamadı. İngiltere Milli Takımı ile çıktığı 22 maçta 6 gol atan Vassel'in, Türkiye'ye karşı da bir golü bulunuyor.

Ankaragücü 100. yılında büyük oynayacağının sözünü vermişti ve Vassell ile büyük bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Darius Vassell uzun yıllar İngiltere Ligi'nde forma giyiyordu ve gösterdiği performansla da İngiltere Milli Takım'ın da uzun süre forma giydi ve Manchester City'e 2005 yılında transferini sağlamıştı. Özellikle Aston Villa'da ki günleri unutulmaz. Ama Manchester City'i Araplar satın aldıktan sonra forvet bölgesine yapılan transferler sonucunda geçtiğimiz sezon sadece 12 maçta forma giyebildi ve hiç gol atamadı. Bu bakımdan bakarsak ligimizde Ümit Karan'ın yaşadığı gibi düşüş yaşadığını görebiliriz. 29 yaşında ve ülkemizde önemli işler yapabilecek güçte. Onun bu düşüşünü Denilson'un düşüş gibi görmek istemiyorum veya Rivaldo'nun yaşı gelince Özbekistan'a gidişi gibi de değil. Türkiye Avrupa'nın önemli futbol ülkelerinden ve 4 büyükler dışında diğer takımlarımızın da böylesine büyük transferler yapması ligimize ayrı heyecan katıyor.

Vassell sürati ve tekniğiyle Ankaragücü'nün futboluna önemli artılar katacaktır. Özellikle Ankara şehrine farklı heyecan getirecektir. Ama sadece Vassell'le yukarı sıralara oynamak imkansız bu yüzden Ankaragücü zirve yarışına girmek istiyorsa bunun gibi seri transferler yapmak zorunda. Ankaraspor ile birleşme olsaydı arkalarına belediye desteğini de alacakları için daha büyük transferler yapabilirlerdi. Bu yüzden Vassell'le idare etmek zorundalar. Kendisi Ankara'ya geldi umarım anlaşma sağlanabilir. Vassell büyük ihtimalle yüksek ücret isteyecek Ankaragücü'de bunu karşılayabilecek mi bilmiyorum. Bunları göze almasa transferi düşünmezdi.

Akdeniz'e Damgamızı Vurduk

Akdeniz Oyunları İtalya'da devam ediyor. Fakat Türk sporcular daha şimdiden bir çok dala damgasını vurmaya başladılar bile. Örneğin güreş bu dallardan sadece biri. Güreş kategorisinde toplamda 13 tane madalya aldık. 17 sporcu ile katıldığımız Akdeniz Oyunları'na bayanlar ve erkeklerde 7 altın, 2 gümüş ve 4 bronz olmak üzere toplam 13 madalya aldık. Güreş Federasyonu Başkanı Osman Aşkın Bak yaptığı açıklamada; "Erkeklerde sadece genç bir güreşçimiz tecrübesizliği ve kurada kaybetmesi nedeniyle madalya alamadı. Milletimize hayırlı olsun. Biz üzerimize düşen görevi yaptık. Almeria'da 5 altın madalya vardı, bu kez 7 altın madalya aldık." dedi. Güreş milli sporlarımızdan bir tanesi bu dalda madalyalar almak göğsümüzü kabartıyor.

Başarılı olduğumuz dallardan diğeri ise hentbol. Bayanlar hentbolda, A grubunda yer alan Türkiye, Hırvatistan'ı 31-28 yenerek gurubunu lider bitirdi. Filomena Spor Salonu'nda yapılan maçın ilk yarısını da milliler, 17-14 önde tamamladı. Turnuvada eşleşmeler diğer gruplardaki bugün oynanan maçların ardından belli olacak. Birde tabi basketbol varki iki koldan geliyoruz ordada. Dün oynanan son iki maçta erkek basketbol takımımız Arnavutluk'u 96-68 yenerken, bayan basketbol takımımız Yunanistan'a 63-87 mağlup olmasının ardından Akdeniz Oyunlarından talihsiz bir şekilde elendi.

Başlıkta dedik ya Akdeniz'e damgamızı vurduk diye. İşte onun ispatıda madalya sıralamasında şu şekilde görünüyor; "16. Akdeniz Oyunları'nda 4. gün sona ererken, madalya sıralamasında Türkiye, 13 altın ile 2. sıraya yükseldi. Madalya sıralamasında Fransa 14 altın ile ilk sırada yer alırken, 11 altın madalya ile evsahibi İtalya da Türkiye'nin ardından 3. sırada yer aldı. Türkiye şu ana kadar oyunlarda 13 altın, 5 gümüş ve 8 bronz ile toplamda 26 madalya kazandı." Zaten turnuvanın en güçlü ülkelerinden biriyiz. Ki baskın genç nüfusumuz ile bu şekilde olmakta zorundayız aslında.

Türk sporcularının dışında ise Akdeniz Oyunlarında gerçekten çok başarılı sporcular var. Bunlardan birisi İtalyan yüzücü Federica Pellegrini. İtalya'nın Pescara kentindeki oyunların 2. gününde yapılan bayanlar 400 metre serbest finalinde birinci olarak altın madalya kazanan Olimpiyat Şampiyonu Federica Pellegrini, 4.00.41'lik derecesiyle dünya rekoruna ulaştı ve rekoru mart ayında İngiltere Yüzme Şampiyonası'nda 4.00.65'lik dereceyle elde eden İngiliz Jo Jackson'dan geri almayı başardı.

Dünya Şampiyonlarına Saygıyla


Galatasaray Tekerlekli Basketbol Takımı; önce Türkiye liginde namağlup şampiyon oldular sonra Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol şampiyonası finalinde Alman rakibi RSV Lahn-Dill'i 63-51 yenerek bu dalda "Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonu" olmuştur. Son başarıları ise kıtalararası şampiyonluktur ki bu dünya şampiyonluğuna tekabül eder. Kıtalararası Şampiyonada British Columbia takımını 77-62 mağlup ederek ve namağlup Dünya Şampiyonu olarak Türkiye' de kulüp bazında en büyük başarıya imza atmıştır.

Galatasaray futbolda daha Avrupa başarıları arayadursun Tekerlekli Basketbol takımı çoktan Dünya Şampiyonu oldu bile. Futbol takımının sanıyorum biraz bundan feyzalması lazım. Kurulduğu sene (2005-2006 sezonu) tekerlekli basketbol ikinci liginde şampiyon olarak süper lige yükselen ve 2 sezondur üstüste şampiyon olan Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, geçtiğimiz hafta son maçında Beşiktaş'ı 80-66 yenerek Tekerlekli Sandalye Basketbol Deplasmanlı Süper Lig'inde 3. kez ardarda namağlup şampiyonluğunu ilan etti.

Uzun zamandır bu konuya değinmek istiyordum nasip bugüneymiş. Sol tarafta Galatasaray'ın efsane isimlerine, sporun efsane isimlerine ve elbette Ata'mıza duyduğumuz saygıyı bir köşe ile belirtmiştik ekip olarak. Ama gelgelelim Dünya Şampiyonu olan Tekerlekli Sandalye Basketbol takımımıza bir saygı yazısını yazamamıştım. İçimde ukde kalmasın saygımız sevgimiz belli olsun dedim. Birde Tekerlekli Sandalye Basketbol takımımız için söylenmiş enfes bir cümle var onuda yazayım konuyu toparlayalım. Galaksiler arası Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası düzenlensin, Dünya'yı Galatasaray temsil etsin. Teşekkürler Dilara Endican, teşekkürler Sedat İncesu, teşekkürler engelsiz aslanlar.

Çeyrek Finalistler Belli Oldu


Wimbledon'da 4. turlar sona ererken çeyrek finalistler belli oldu dün itibariyle. Tek bayanlarda Venüs Williams ile karşılaşan Sırp raket Ana Ivanovic karşılaştı. Ivanovic omzundan sakatlandığı maça devam edemedi. İlk çeyrek finalist Venüs Williams oldu. Williams kardeşlerden küçüğü olan Serena Williams ise 4. turda Slovakyalı raket Daniela Hantuchova ile karşı karşıya geldi. Serena ablasını yalnız bırakmayarak maçını 2-0 kazandı ve bir diğer çeyrek finalist oldu. Günün diğer maçında tek bayanlarda dünya klasmanının 1 numaralı raketi olan Rus Dinara Safina 4. turda Fransız raket Amelie Mauresmo ile karşı karşıya geldi. Safina maçı 2-1 kazanarak çeyrek finale adını yazdırmayı bildi. Teniste tek bayanlar sıralamasında 4. sırada yer alan bir başka Rus raket Elena Dementieva ise 4. turda vatandaşı Elena Vesnina ile karşı karşıya geldi. Dementieva tecrübesininde yardımı ile maçı 2-0 kazanarak bir diğer çeyrek finalist olurken Beyaz Rusyalı raket Victoria Azarenka Rus raket Nadia Petrova ile karşı karşıya geldi. Azarenka 1-0 geriye düştüğü seriyi 2-1 kazanmasını bildi ve çeyrek finale yükseldi.


Öncelikle tek erkeklerin mutlak favorisi konumundaki Roger Federer; İsveçli raket Robin Soderling ile karşılaştı daha önce 11 defa yendiği Soderling'i yine yeniden bir daha set vermeden 3-0 ile geçmeyi başardı. Turnuvanın diğer güçlü ismi Andy Murray ile İsviçreli Stanıslas Wawrinka arasındaki karşılaşma ise tarihe geçti. Aniden başlayan yağmur nedeniyle kortun üzerinin kapatılması ve ışıkların yakılmasıyla maç yerel saat ile 22:30'a kadar yani tam 4 saat sürdü. Buda tarihin en uzun tenis maçıydı. Murray maçı 4-1 kazanarak çeyrek finalistlerden birisi oldu. Diğer karşılaşmalarda ise Hırvatistanlı raket Ivo Karlovic ile İspanyol raket Fernando Verdasco karşı karşıya gelirken Karlovic 3-1, Sırp raket Novak Djokovic 4. turda karşılaştığı İsrailli rakibi Dudi Sela'yı 3-0, Almanyalı raket Tommy Haas Rus raket Igor Andreev'yi 3-0 ile geçerek çeyrek finalist oldular. Avusturalyalı raket Lleyton Hewitt Çek raket Radek Stepanek karşı karşıya gelirken şüphesiz turnuvanın en çekişmeli maçlarından birisi oynanıyordu. Hewitt'in 2-0 öne geçtiği karşılaşmada final setine çıkıldı. Sonraki 3 setide kazanan Stepanek müthiş geri dönüşü ile maçı 3-2 kazanarak çeyrek finale adını yazdırdı.

4. tur maçlarının ardından belli olan çeyrek finalistler ve çeyrek final maçları şu şekilde oluştu (isimlerin yanındaki sayılar raketlerin dünya klasmanındaki yeridir) ;

Tek erkekler
(56)Lleyton Hewitt - (6) Andy Roddick
(3) Andy Murray - (70) Juan Carlos Ferrero
(34) Tommy Haas - (4) Novak Djokovic
(36) Ivo Karlovic - (2) Roger Federer

Tek bayanlar
(1)Dinara Safina - (41) Sabine Lisicki
(3)Venüs Williams - (14)Agnieszka Radwanska
(43)Francesca Schiavone - (4) Elena Dementieva
(8)Victoria Azarenka - (2) Serena Williams

Ricky Rubio: Son Günlerin Basketbol Gündemi

Son günlerde basketbol deyince aklıma ilk gelen isim Ricky Rubio oluyor. Bu 18 yaşındaki guard şimdiden Dünya basketbolunu sarsmaya başladı. 15 yaşından bu yana İspanyol liginde üst düzey mücadele veriyor ve bu yaşta İspanya Milli Takım'ın da oynama başarısınıda gösterdi. Basketbolun son zamanlarda gördüğü en büyük yeteneklerden birisi olduğu tartışılmaz. Hatta Kaan Kural işi biraz daha büyütüp Magic Johnson'la falan özdeşleştirmeye başladı. Düşünün artık nasıl büyük bir yeteneği konuştuğumuzu.

Rubio gerçi şu sıralar basketbolundan çok geleceği çok merak ediliyor. NBA draftında 5. sıradan seçilmişti. 5. sıraya düşmesinin nedeni küçük takımlarda oynamak istememesiydi. Bu yüzden kendisini seçmesini beklenen Memphis seçim hakkını farklı kullandı. Rubio 5. sıraya kadar düşünce bir anda Minnesota hemen atlayıp Rubio'yu draft etti. Mike Miller takasından sonrada zaten guard ihtiyaçları vardı ve Rubio onlar için bulunmaz nimetti. Ama Rubio Minnesota'da da oynamak istemedi, draft edilen basketbolcularla düzenlenecek basın toplantısına da katılmak istemedi. Rubio şimdiden çok büyük takımlarda oynayıp kendini göstermek istiyor. Buna şımarıklıkta diyebilirsiniz, akıllı adam şimdiden büyük düşünüyor da diyebilirsiniz. Şu sıralar kendisiyle New York Knicks ciddi şekilde ilgileniyor. Gerçi herhangi bir NBA takımı onu takas etsede önünde bonservis sorunu bulunuyor. NBA kurallarına göre 500 bin dolardan fazla bonservis ödenemiyor. Badalona ise 6.6 milyon dolar bonservis istiyor. Bu durumda Rubio bonservisini kendi cebinden ödemek zorunda kalacak. Zamanında Hidayet'te bonservisini kendi cebinden ödemişti ama bu kadar büyük paralar söz konusu değildi.

Bu bonservis sorunu yüzünden Rubio'nun Avrupa'da başka bir kulübe de gitmesi söz konusu. Ama onu hangi kulüp alırsa alsın kumar oynamış olacak çünkü her an NBA'e gidebilir. Bu yüzden onun üstüne yatırım yapılamaz. Haberlerde Real Madrid ve bir Türk kulübü Rubio'yu transfer etmek istiyormuş. Bonservis içinse 2 milyon dolar ödenecek. NBA'e gitmesi durumunda 6.6 milyon dolar bonservis var Avrupa'da kalması durumunda ise 2 milyon dolar civarında bonservisle takımdan ayrılabilir. Rubio'da akıllılık etmeyi planlıyor ve başka bir kulübe transfer olup 1 yıl orada oynadıktan sonra NBA yolunu tutacaktır. Bu bonservis sorunu yüzünden Scola uzun yıllar Avrupa'da oynamıştı. Türk kulüpleri deyince aklımıza Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker geliyor. Efes Pilsen geçtiğimiz sezonda büyük yatırımlar yapmıştı bu sezona da daha güçlü girmek istiyor. Rakoçeviç'i transfer ettiler ve Jasikevicius ismi de onlar için geçiyordu. Efes uzun yılları planlayarak oynamaz her zaman seneyi kurtarır. Bu yüzden Rubio onlar için mantıklı durabilir. Fenerbahçe ise Efes'in aksine planlı hareket ediyor. Genç oyuncular üstüne yatırım yapmayı seviyor. Rubio'da genç ama her an NBA'e gitme durumu var. Aslında iki kulübünde onu getirmesi çok zor ama ben acaba diyorum.

Rubio'un bu sezon bonservis sorunu yüzünden NBA'de oynaması zor görünüyor. Gerçi onu büyük bir takım takas etmezse yine oynaması zor görünüyor. Bu yaşlarda gözü yükseklerde ve en iyi yerlerde olmayı istiyor. Bu kibiri veya akılcığılı onu iyi yerlere de getirebilir, yerin dibine de sokabilir. Tartışmayacağımız tek konu Dünya basketbolunun son birkaç yılda gördüğü en büyük yeteneklerden birisi olduğudur.

Işıl Alben Galatasaray'la Sözleşme Yeniledi

Galatasaray Bayan Basketbol Takımı, oyun kurucumuz Işıl Alben ile sözleşme yeniledi. Buna göre Alben, iki yıl daha Galatasaray'da forma giyecek.Galatasaray Bayan Basketbol Bölüm Direktörü Mihriban Oğuz, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi:“Takımımızda iki senedir forma giyen başarılı oyuncumuzla iki senelik daha sözleşme imzaladık. Bayan basketbolunun kulübümüzdeki ve spor kamuoyunda son senelerde kazandığı ivmede kendisinin payı büyüktür. Bundan sonra daha kuvvetli ve tecrübeli olarak yine 10 numaralı formasını giymeye devam edecektir. Tüm camiamıza hayırlı olsun...”

Işıl Alben geçen sezon ligde 25 maçta ortalama 31 dakika süre alırken 8.2 sayı - 5 ribaund - 4.3 asist - 2.9 top çalma ile oynadı.23 yaşındaki oyun kurucumuz, şampiyon olduğumuz FIBA Eurocup'ta ise 9 sayı - 6 ribaund'luk performans sergilerken 6.2 asist ortalaması ile alanında en başarılı üçüncü isim oldu.

Işıl' ın zaten takımdan ayrılacağına ihtimal veren yoktu ama bunu bir de resmi olarak görünce daha bir mutlu oluyor insan. Sözleşme iki yıllık ama ben onun daha 10-12 sene uzatılmasını istiyorum. Eğer bir kaza bela gelmezse, sağlığı elverirse bırakana kadar; uzun yıllar bizimle olur umarım.Bu arada bildiğiniz gibi Işıl şu anda sakatlıkla uğraşıyor. Bu dönemde kulübün onunla sözleşme uzatması da gerçekten takdir edilmesi gereken bir konu. Kulüp Işıl' ın her zaman yanında olduğunu gösterdi bu anlaşmayla.


Bir haber daha var. Sakatlıkla boğuşan bir oyuncumuz daha var maalesef. Seimone' un da bildiğiniz gibi WNBA' de ön çarpraz bağları kopmuştu ve parkelerden uzun süre ayrı kalacağı açıklanmıştı. Kulüp büyük ihtimalle Seimone' a da, onun yanında olduğunu göstermek için 1,5 senelik sözleşme teklif edecekmiş. Bunlar gerçekten güzel haberler. Umarım bir an önce bu durum da resmileşir.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Güiza Kimseyi Düşünmüyorsan Semih Şentürk'ü Düşün

Fenerbahçe'nin İspanyol futbolcusu Daniel Güiza, İspanya'ya dönmek istediğini açıkladı. Dani Güiza, Güney Afrika ile oynanan Konfederasyon Kupası maç sonrasında İspanyol basınının sorularını yanıtladı. Guiza, İspanyol haber ajansı E.F.E ve As Gazetesi’ne verdiği demeçte, "Milli takımdaki formamı korumak için İspanya'ya dönmek istiyorum" dedi. Guiza, Valencia'nın forvet aradığını öne sürerek, siyah-beyazlı takımda forma giyen Marchena'nın bu konuda kendisine yardımcı olabileceğini söyledi. İspanyol golcü,"Marchena ile konuşacağım. Umarım bana Valencia'da forma giymem için yardımcı olur" diye konuştu.

Türkiye'ye geldiğinde sadece ismi rüzgar gibi esiyordu. Dile kolay La Liga'nın gol kralı transfer edilmişti. Gol kralı olacağına kesin gözle bakıldığı gibi Türkiye'ye de çok fazla geleceği söyleniyordu. Meğerse herşey koca bir yalanmış. Aragones'in sistemine uymadı performansı düşük kaldı. Semih'le bir ara çift forvet denendi bayağı iş yaptı (çift forvetli sistemde hala iş yapacağını düşünüyorum ama Daum'da tek forvetten vazgeçmeyecektir), Beşiktaş'lılar onu çok hafife aldı iki lig maçında da hüsrana uğradılar. Güiza'ya geçen sezon performansı olarak değerlendirme yaparsak 10 üzerinden 3 veririm. 14 milyon euro bonservis bedeliyle gelen futbolcudan her zaman beklenti büyük değildir. Çünkü büyük kelimeside az kalır. Sonuç olarak Güiza ilk sezon yaptıklarıyla sınıfta kaldı.

Şimdi Konfederasyon Kupası sonrasında yaptığı açıklamalarla geri dönmek istediğini belirtti ve sipariş takım falanda veriyor. Fenerbahçe kendisi içinde 15 milyon euro bonservis bedeli istiyor ama şu an 10 milyon euro teklif eden kulüpler var. İlk senesinde yaptıklarıyla 4 milyon euro'luk piyasa değeri kaybına uğradı. Milli Takım'da kalmak istiyorsa gerçekten dediği gibi Türkiye'den ayrılmak zorunda. Çünkü Daum ile uyuşacağını da hiç sanmıyorum. Daum Fenerbahçe'de kaldığı 3 sezonda tek forvetli sistemden asla ödün vermedi. David Villa'nın yerine Valencia'ya transferi olabilir. Haberleri de zaten çıkmış. Onun dışında Zenit, Manchester City ve Atletico Madrid'de ilgilenen kulüpler arasında. Herkese hakkında fazlasını veren Manchester City bile Güiza'ya 10 milyon euro'dan fazla vermeyecektir. Fenerbahçe'nin de Güiza'dan fazla beklentisi olmaması gerektiğini düşünerek 10 milyon euro'ya balıklama atlaması onların hayrına olacaktır. Daum'un elinde Güiza bir sene daha kalırsa değeri daha da aşağıya inecek. Bu açıklamalardan sonra falan da Türkiye'ye dönüpte Fenerbahçe'de kalmak istiyorum derse karakter sınav kağıtını da bizlere teslim etmiş olacak. Güiza hem kendin için, hem Fenerbahçe taraftarları için hem de Semih Şentürk için Fenerbahçe'den ayrılman en doğrusu.

Galatasaray'da Stoper Bolluğu

Galatasaray'da Servet Çetin'in Marsilya'ya transfer olayı zora girince planlar değişmek zorunda kaldı. Marsilya başkanı istifa etmeden önce Servet konusunda 8 milyon euro'ya anlaşma sağlamıştı. 8 milyon euro Galatasaray için ilaç gibi gelecekti ve büyük bir transfer başarısı olacaktı. Ama gelen ani istifa ve Marsilya'nin Diawara transferini ön plana alması Galatasaray'da planları değiştirdi. Çünkü Servet'in gidişi düşünülerek Gökhan Zan transfer edildi. Yöneticiler her ne kadar bu transferin Servet'in transferiyle alakası olmadığını söyleselerde Gökhan Zan'ın onun yerine geldiğini herkes biliyor. Çünkü tarz olarak baktığımızda ikiside güçlü futbolcu ve hemen hemen aynı özellikleri taşıyorlar. Yalnız Servet'in gidişi zora girsede hala yabancı stoper arayışları var. Kadroya baktığımızda da Emre Aşık, Emre Güngör, Semih Kaya, Murat Akça hatta stoper oynayabilen Mehmet Topal ve Hakan Balta'da bulunuyor. Bunca stoper futbolcunun içinde hala transfer yapmalımıyız bu yazıda onu sorgulamak istiyorum.

Kalli döneminde Emre Güngör takıma katıldıktan sonra defans hattımız Servet - Emre Güngör'den oluştu. Bu ikili ligde önemli işler yapsalarda Leverkusen deplasmanında kötü görüntü çizip takımın mağlup olmasında etken de olmuşlardı. Bu yüzden Popescu tarzında topu geride organize edebilecek futbolcu arayışlarına girildi Meira takıma geldi. Meira'dan da istenilen performans gelemeyince gelen iyi bir teklife takımdan ayrıldı. Geçen sezon sakatlıklar falan derken birçok deneme ile sezon istemediğimiz gibi bitti. Kadroda ki stoperlere bakınca Servet Çetin bu takımın vazgeçilmezi olarak duruyor. Daha önceki yazılarımda da Galatasaray'da gelecek stoperin Servet'i tamamlayabilecek bir futbolcu olması gerektiğini söylemiştim. Yabancı stoperler pahalı ama mutlaka birini almak istiyoruz. Hücumu geriden organize edebilecek, defansı orta sahaya kadar çıkarabilecek lider özellikleri bulunan stopere ihtiyacımız var. Rijkaard'ın sistemi de bunu gerektiriyor.

Servet Çetin & Gökhan Zan birbirlerini Milli Takım'dan tanıyan futbolcular. Fatih Terim geldiğinden bu yana bu ikili sağlam oldukça stoperde ikisini oynattı ve çok da kötü görüntü çizmediler. Görünüşte ikiside ağır gözüksede ben Servet'in çoğu hızlıyım diye geçinen futbolcudan hızlı olduğunu düşünüyorum. Geri dönüşleri harika, bire bir de kolay geçilmemeye başladı hava hakimiyetine asla lafımız yok. Örnek verirsem Lucio'ya uzaktan baktığımızda ağır futbolcu gibi görünsede kusursuz stoperlerdendir. Ya da Stam'da öyleydi. Servet'i bu futbolcularla da karşılaştırmak istemiyorum ama Türkiye'nin Lucio'su, Stam'ı kıvamına geldi. Kendisini Galatasaray'da oynadığı 2 sezonda öyle geliştirdiki kusursuza yaklaştı. Servet'in mücadelesini ve hırsını da hatırlarmak istiyorum. Gökhan Zan ise Servet'e göre biraz daha ağır görünsede ayaklarına hakim, kendinden beklenmeyen işleri yapmamaya çalışan futbolcu görüntüsü çiziyor. Bu yüzden bu ikili birbirini tamamlayabilir ama defansta hücumu organize etmek konusunda sıkıntılar yaşanabilir. Bu yüzden bu ikili oynayacaksa orta sahada ayaklarına hakim, iyi pas yapan futbolcuları oynatmamız gerekecektir.

Emre Aşık ve Emre Güngör'ü de unutmayalım. Emre Aşık geçen sezon ne zaman forma şansı verilse oynadı, elinden gelen mücadeleyi gösterdi. 36 yaşına gelsede 40 yaşında olsada ben onu takımımda tutarım. Kendine çok iyi bakıyor, müthiş bir profesyonel. Emre Güngör ise çok fazla sakatlık yaşadı ve geçen sezon neredeyse hiç forma şansı bulamadı. Galatasaray'ın güçlü fizyoterapistlerini de düşününce onun da kendini bulması yakındır. Galatasaray için güzel alternatif olacaktır. Semih Kaya ve Murat Akça'da Genç Milli Takımlarda forma giyiyor. Geçen sezon Hakan Balta ve Mehmet Topal'da stoper oynadıkları maçlarda çok kötü görüntüler çizmedi. Euro 2008 kadrosuna bakıyorum Servet, Gökhan Zan, Emre Aşık ve Emre Güngör stoper hattını oluşturuyorlardı. Şimdi bu futbolcuların hepsi Galatasaray'da oynayacak. Bu yüzden stoper bölgesine yabancı futbolcu transferine ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Elimizdeki futbolcularda Galatasaray'ın o bölgesini koruyacak güçteler. 

Doğum Yeri Florya


Son dönem Türk futbolunun en başarılı isimlerinin başında geliyor o. Genç yaşına rağmen ortaya koyduğu futbol, zekası, duruşu ve sosyalliği herkesin takdir ettiği bir isim olmasına neden oluyor. Neşesi ve girdiği her ortamda ilgiyi üstüne çekmeside ayrı bir konu tabi. Dün Arda ile ilgili bir haber okumuştum. Yazsam mı yazmasam mı diye ikilemde kalmıştım. Ama bugün yeni haberlerde geldi şöyle bir potpori yapayım dedim Arda Turan haberlerinden.

Efendim öncelikle dünkü haber; Arda şimdi de Galatasaraylılığını farklı bir boyuta taşımak için kolları sıvadı. Sarı-Kırmızılı futbolcu, kulübe üye olmaya hazırlanıyor. Normalde futbolu Galatasaray’da bırakanların doğal üyelik hakkı bulunuyor. Ancak o, bu kadar beklemek istemediği için 10 bin Lira ödeyip dışarıdan biri gibi üye olmaya karar verdi. Arda, kardeşi Okan’ı da üye yapmak istiyordu, ancak onun yaşı henüz 18 olmadığı için bu düşüncesini ertelemek zorunda kaldı. Malum son günlerde Aziz Yıldırım'ın Arda Turan isteği yine yeniden (hatta ligtv nin haberine göre bu sene 8. kez) hortlayınca böyle bir işe kalkışmış. Bunun üstüne diyecek laf var mı bilmiyorum. Sözün bittiği yer burası olsa gerek. Gerçek Galatasaray'lılık, Galatasaray kültürü ile yetişmek, doğum yerinin Florya olması budur. Yandaki resimde kale arkasında gördüğünüz top toplayıcı velette Arda'nın ta kendisi. Ayrıca yaptığı açıklamada da diyorki; ‘Ben Galatasaray'da doğdum. Taş yerinde ağırdır. Bu olayların parayla alakası yok. Allaha şükür çok iyi para kazanıyorum. Hayatımı da hemen hemen garanti altına aldım. Ailem de rahat bir hayat yaşıyor. Daha fazla para için böyle bir hareket yapılmaz. Fenerbahçe'ye gitmem söz konusu olmaz..' Yani bu konu tamamen kapandı. Arda profesyonel değildir Türkiye'de başka takımda oynamaz.

Gelelim taze haberlerimize; "Yıldız futbolcu dünkü antrenmanın da neşe kaynağı oldu. Arda'nın hedefinde Teknik Direktör Frank Rijkaard ve takım arkadaşı Yaser vardı. Genç oyuncu, Cengiz Tekin'in ünlü şarkısı 'Neden saçların beyazlamış arkadaş, sana da benim gibi çektiren mi var' şarkısının sözlerini değiştirip 'Sen bana dert, ben sana Rijkaard'ı verdim' diyerek Hollandalı teknik adama uyarladı. Arda daha sonra Ayhan ile birlikte Yaser'i diline doladı. Milli futbolcu, topa iyi vuramayan Yaser'e seslenerek, 'Topu seveceksin. Topu sevmezsen o da seni sevmez. Severek vur bundan sonra' diye takıldı." Her kamp döneminin eğlencesi Hasan Şaş olurdu. Bu sene Hasan Şaş gidince yeni kamp yıldızı Arda olacak sanırım. Arda Beyaz Show'a katılmış ve içinde bulunduğu kampların eğlenceli geçmesi için elinden geleni yaptığını söylemişti. Kendi cümleleriyle; "30 tane erkek eğlenmeyip ne yapacaksınız" demişti.

Günün son haberi ise; gelecek sezon büyük ihtimalle Galatasaray futbol takımı kaptanı olacak Arda'ya konuşma yasağının getirildiği. Doğru bir hamle olarak değerlendiriyorum bunu. Konuşmak onu yıpratıyor birde konuştuğu şeyler direkt olarak lanse edilmiyor. Bir cümle başından bir cümle sonundan alınıyor ortaya haber çıkarılıyor. Hollanda kampında bütün futbolculara röportaj izni çıkmış ona yasak varmış. Arda bu konuda ise; "Şu an konuşma yasağı var. karara saygılıyım. ben de kampta sadece çalışıp yeni sezona hazırlanmak istiyorum" dedi. Bizde saygılıyız canım hatta iyi bile oluyor bence.

Amerikan Rüyası Sona Erdi


Mini Dünya Kupası dün oynanan maçlarla sona erdi. Önce 3. lük için İspanya-Güney Afrika maçını izledik. İspanya'nın uzatmalarda 3-2 yendiği maçta Fenerbahçe'nin Wikipedia'ya göre koca sezonda elli maçta gol beklediği Guiza dün 3 dakikada attığı 2 gol ile 88. dakikaya 1-0 geride giren takımını 2-1 öne geçirmeyi başardı. Turnuvanın ev sahibi Güney Afrika Mphela'nın attığı gol ile maçı 2-2 beraberliğe getirmesini bildi. Bu sonuç ile maç uzatmalara gitti. İspanya'yı üçüncülüğe taşıyan gol 107. dakikada Xabi Alonso'dan geldi. Turnuvaya gerçekten renk ve gürültü katan bir ekipti Güney Afrika. Guiza'nın gollerinde vuvuzelaların iki dakikalığınada olsa susması beni en çok mutlu eden olaydı. Bir gün Guiza gol atacak ve sevineceksin deseler inanmazdım ama buda oldu futbol işte. Neyse şaka bir yana Guiza'nın bilhassa ikinci golü çok güzeldi. Gerçi niyeti orta yapmaktı ama top işte gitti gol oldu karşıdanda gözüne güneş vurunca topu nereye attığını bilemedi sanırım. Güney Afrika'nında maçı uzatmalara taşıyan golü çok iyiydi. Mphela'nın attığı frikik golü yani. Maçın son sözünü ise Xabi Alonso verdi. O nasıl falsoydu şaşırdım kaldım ilk izlediğimde biri kafasını uzattı ayağına çarptı falan zannettim ne yalan söyleyeyim. Golleri burdan izleyebilirsiniz.


Günün diğer maçı final maçıydı. Dünya futbolunun tarihi en parlak takımı Brezilya ile turnuvanın sürpriz ekibi Amerika Birleşik Devletleri arasında oynandı final. Amerika İspanya'ya uyguladığı tarifeden birde Brezilya'ya uyguluyordu ki ilk yarısında 2-0 öne geçtiği maçta yediği 3 gol ile kupayı Brezilya'ya bırakmak zorunda kaldı. Karşılaşmada Amerika Birleşik Devletleri adına golleri 10. dakikada Dempsey ve 27. dakikada Donovan kaydederken, Brezilya'nın gollerini 46. ve 74. dakikalarda Luis Fabiano ile 84. dakikada Lucio kaydetti. Maçta üstün görüntü çizen taraf Amerika'ydı. Ama son 15 dakikada dirençleri mi kırıldı ne oldu bilmiyorum Brezilya attığı iki golle kupaya uzanan taraf oldu. 1992 yılından beri düzenlenen turnuvanın bu seneki şampiyonuda geride bırakılan 7 kupadan 3ünün sahibi olan Brezilya oldu. Brezilya 8 Konfederasyon Kupasının 4üne sahip şimdi. Amerika ise ilk kez oynadığı finali kaybederek ikinci oldu.

Turnuvaya benim penceremden şöyle bir bakmak gerekirse. Bilhassa yarı finaldeki İspanya zaferinden sonra favorim Amerika oluverdi birden. Ama oynanmasını en çok istediğim maç Amerika-Irak maçıydı. Şöyle Irak 5-0 falan yenecekti Amerika'yı işte o zaman eğlenebilirdim. Tıpkı Amerika'nın İspanya'yı yendiğinde eğlendiğim gibi.. Dunga Brezilya'ya güzel bir sistem oturtmuş bu arada bahsetmeden geçsem ayıp olurdu. Bu sistem dahada oturursa ve gelişirse Brezilya yeniden kupanın favorisi konumuna geçer ki genelde Dünya Kupalarınında favorisidir zaten. Birde şampiyonanın en iyi futbolcusuna verilen "Altın Top" mevzusu var ki bu sene Kaka'ya gitti. Zaten iki adayım vardı birisi David Villa diğeri Kaka Leite. Tamamen duygusal sebeplerden ötürü Kaka bir adım öndeydi Villa'dan. Turnuvanın diğer ödüllerinden ''Altın Ayakkabı'' ödülünün sahibi ise dünkü final maçında 2 gol kaydeden Luis Fabiano oldu. Fabiano, aynı zamanda ''Gümüş Top'' ödülüne de layık görüldü.''Bronz Top'', ABD Milli Takımı'ndan Clint Dempsey'e giderken, ''Altın Eldiven'' ödülü ise dünkü final maçının ilk yarısında gösterdiği performanstan dolayı Dempsey'in takım arkadaşı, Tim Howard'a verildi. Bir kez daha anladım ki içinde Türkiye'nin yada Türk takımlarının olmadığı hiç bir organizasyon beni heyecanlandırmıyor. Şimdi önümüzdeki milli takımlar düzeyinde en büyük turnuva Dünya Kupası 2010. Turnuva yine Afrika'da olacak malesef. Dileyelimki Avrupa'dan falan giden çok olsun yerel halk evinde izlesin canım maçları. Mecbur muyuz biz bu gürültüyü çekmeye.

İlk 50'de Bir Türk

Listeyi 50'liden geri saymaya başlayan Eurosport internet sitesi, eski Fenerbahçeli Tuncay Şanlı'ya 42. sırada yer verdi. Temsilcimiz Tuncay için yer alan bilgi bölümünde, Middlesbrough'nun kötü bir sezon geçrimesine rağmen takımda ayakta kalabilen tek isim olduğunu, bitmek bilmeyen enerjisi, durum ne olursa olsun hiçbir zaman şikayet etmeden savaşması ve çok yönlü bir oyuncu olduğunu yazdı. Listenin Tuncay'dan sonraki sıralaması;

42. Tuncay Şanlı (Middlesbrough)
43. Xabi Alonso (Liverpool)

44. Alessandro Del Piero (Juventus)
45. Juan Roman Riquelme (Boca Juniors)

46. Julio Cesar (Inter Milan)

47. Darijo Srna (Shakhtar Donetsk)

48. Bastian Schweinsteiger (Bayern Münih)

49. Filippo Inzaghi (AC Milan)

50. Robinho (Manchester City)


Tuncay Şanlı gurur kaynağı olmaya devam ediyor. Listeye girmesinin yanı sıra listede yer almasının sebeplerinin açıklandığı cümlelerde gurur verici. Yurt dışında oynuyor olması Tuncay için büyük avantaj. İşte bu yüzden henüz Türkiye'ye dönmek istemiyorum diyor bu adam. Bugün Fenerbahçe'ye dönse harikalar yaratsa bile bu listeye giremez Türkiye'de oynadığı için. Süper lig ile Premier ligi izlenilirlik ve kalite açısından kıyasladığımızda Premier lig öne geçer hatta tur bindirir bu bir gerçek. Middlesbrough'nun küme düşmüş olması bile farketmedi Tuncay'ın adını duyurmasında. Şu sıralar transfer söylentileri sık sık geliyor. Fulham, Everton hatta ekonomik sıkıntı içinde olduğu açıklanan Liverpool bile Tuncay ile ilgileniyormuş. Tabi bunlar transfer döneminin vazgeçilmezi olan balonlardanda olabilir. Ben kendi adıma Tuncay'ın herhangi bir Premier Lig ekibine gitmesini istiyorum. İşte gördük takımın başarısı oyuncunun başarısını çok etkilemiyor. Bu adamın takımı küme düştü ama nasıl parladı nasıl daha da çok yıldızlaştı görüyorsunuz. Xabi Alonso, Robinho, Inzaghi gibi isimleri geride bırakmayı başardı. Tebrikler Tuncay. İnsanları susturmaya devam et başarılarınla.

Beşiktaş Genç Futbolcularını Harcamaya Devam Ediyor

Gaziantepspor, İsmail Köybaşı transferine karşılık Beşiktaş'tan Serdar Kurtuluş'u renklerine bağladı. Kulüp Başkanı İbrahim Kızıl yaptığı açıklamada, siyah beyazlı yöneticilerle yaptıkları görüşmeler sonucunda Serdar Kurtuluş'u transfer ettiklerini söyledi. İsmail Köybaşı'na karşılık Beşiktaş'tan 3 futbolcu alacaklarını hatırlatan Kızıl, ''Serdar Kurtuluş ile her konuda anlaştık ve 3 yıllık sözleşme imzaladık. Diğer istediğimiz futbolcular konusunda ise görüşmelerimiz devam ediyor'' dedi. 22 yaşındaki genç oyuncu, profesyonelliğe Bursaspor takımıyla başladı. Daha sonra Beşiktaş'a transfer olan Kurtuluş, 5 Haziran 2007 tarihinde oynanan Türkiye-Brezilya maçında ilk defa A Milli takımda yer aldı. Serdar Kurtuluş, 6 Kez U-18, 14 kez U-19, 8 kez U-21, 5 kez Olimpik Milli, 2 kez de A Milli olmak üzere toplam 35 kez milli takım forması giydi.

Beşiktaş böylesine genç futbolcuları harcama konusunda çok başarılı görünüyor. İsmail Köybaşı için ödedikleri bonservisin yanında 3 futbolcu vereceklerini açıkladılar ve Serdar Kurtuluş bu transferin ilk halkası oldu. Tigana döneminde başlatılan gençleşme operasyonunda takıma katılmıştı ve gösterdiği performansla da beğeni toplamıştı. Serdar Kurtuluş yönlü bir futbolcuydu. Yani bizim Hakan Balta'nın sağ kanat versiyonu gibi diyebilirim. Onun için ideal sağ bek diyemem ama sağ bekte, stoperde, orta sahanın sağında oynayabilen futbolculardandı. Ertuğrul Sağlam döneminde düşüşe geçsede yine de forma buluyordu ama Mustafa Denizli onu tamamen sildi. Bu sezon Aydın Karabulut'tan sonra takımdan ayrılan ikinci gelecek vaad eden futbolcu oldu. 21 yaşında olması sebebiyle hala kendini göstermesi için fırsat var ve Gaziantepspor'da onun için yeni bir başlangıç olacaktır. Beşiktaş'a inat performansını katlayıp onu daha büyük takımlarda görmeyi çok isterim. Böyle yetenekler bence kolay harcanmamalı.

Artık Borcunu Ödeme Zamanı: Tobias Linderoth

Galatasaray'ın İsveçli oyuncusu Tobias Linderoth, yeniden forma giyebilmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Sakatlığı nedeniyle geride kalan 2 sezonda beklentilerden uzak bir performans ortaya koyan Tobias Linderoth, Galatasaray TV'ye yaptığı açıklamada, kendisini iyi hissettiğini ve 2 yıl önceki fiziki noktasına geri dönebilmek için çaba sarf ettiğini belirtti. Biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu dile getiren İsveçli defans oyuncusu, ''Yeniden oynayacağım günleri sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım hızlı ve iyi bir şekilde geri dönerim. Sakatlık, bir oyuncu için çok yıkıcı bir duygu. Kulübüme ve taraftarımıza karşı yükümlülüklerimi yerine getirme zamanı geldi'' diye konuştu.

Sportif Cümleler olarak Linderoth için birçok kere yazılar yazdık. Özellikle ben transfer olduğu zamanda Lincoln transferinden daha çok heyecanlandığımı söylemiştim. Çünkü Linderoth Avrupa'da kendini kanıtlamış, İsveç Milli Takımı'nda kaptanlığa kadar yükselmiş futbolcuydu. Ayrıca Kopenhag'da oynadığı son 3 sezonda da hiç sakatlık geçirmemişti. Ama hakkında hayatında MR çektirmedi diyenler var ki bu yanlış bilgi. Everton döneminde uzun süre sakatlık yüzünden futbol oynamamışlığı da vardı. Linderoth'un transferi konusunda yönetimi kimse suçlayamaz. Uzun zamandır ön libero sıkıntımız vardı ve bunu da çok kaliteli futbolcuyu transfer ederek gidermiştik. Galatasaray'a geldiğinde de sakat gelmedi. Zaten ilk sezon yaşadığı sakatlık değil hastalıktı. Sezonun sonunda iyileştiği dönemde İsveç Milli Takım'ına katıldı tam hazır olmadan oynadığı için sakatlık yaşadı. Sonrasında hazırlık kampı falan derken bir sezonu daha kaçırdı. Bu sakatlıktan illa iyi birşey çıkaracaksak Mehmet Topal'ı kazanmış olduk. Tabi Linderoth'u kaybetmek istemezdik. Onu izleyemediğimiz 2 sezon bizim için çok büyük kayıptır.

Neyse geçmişi geçmişte bırakalım. Sonuçta giden 2 sezonu geri getiremeyeceğiz. Linderoth'u şimdi kullanmanın yollarını arama zamanımız geldi. Öncelikle Linderoth'un Galatasaray'a vefa borcu bulunuyor. 2 sezon doğru dürüst maça çıkmamasına rağmen takımda tutuldu, hala onun iyi olacağı düşünülüyor. Sözleşmesi feshedilebilirdi veya askıya alınabilirdi bunlarda yapılmadı. Parasını da gayet güzel aldı. Bu yüzden Linderoth Galatasaray kulübüne ve taraflarlarına vefa borcu var. Bu yüzden elinden geldiğinin en iyisini değil, limitlerinin de üstündekilerini yapmalı ve takıma hızır gibi girmeli. Linderoth karakter olarak çok sağlam ve tam bir profesyonel. Soğuk görünümlü, sokakta görsen kimseye eyvallah demeyecek ifadesi var. Gerçi kuzey ülkelerinin insanları soğuk yemekten böyle oldu. Ama hepside müthiş profesyonel oluyorlar.

28 yaşında Galatasaray'a gelmişti şimdi 30 yaşına girdi. Galatasaray Linderoth'un durumuna göre orta saha transferi yapıp yapmama konusunda karar verecek. İyi bir Linderoth varken başka orta saha transferine gerek olmayacak. Yalnız formayı kapmasıda biraz sancılı olacak. Çünkü geçen iki sezondan Mehmet Topal, Barış Özbek, Ayhan Akman üçlüsünden birini kesmek durumunda. Defansif yönü çok iyi olmasının yanında orta sahada pas organizasyonunu da müthiş ayarlayabilen futbolcu. Ayrıca üst düzey maçlara çok fazla çıktığı içinde çok tecrübeli. Ayhan veya Barış'ın yerini rahatlıkla alabilir. Mehmet Topal'la aynı özellikleri taşıyor gibi dursada Topal'a göre ofansif yönleri biraz daha gelişmiş diyebiliriz. Ayrıca lider özellikleri de çok fazla. Bu yüzden uzun zamandır meydanda duran kaptanlık meselesine de ilaç olabilir. Bana göre Arda Turan 1. , Kewell 2. , Linderoth 3. kaptan olabilir.

Linderoth birazdan Kalli ve Skibbe'nin de kurbanı oldu. Bu iki hocada birbirinin tam tersi idman metodlarına sahip. Kalli Alman nazizminin getirdiği özelliklerle Florya'yı neredeyse kan gölüne çevirdi. Onun zamanında çok sakatlık yaşadık. Skibbe ise idmanlarda çok lay lay lom tavırlar sergiledi. Onun zamanında da idmansızlıktan oyuncu adeleleri oldukça zayıfladı ve ardı ardına sakatlıklar geldi. Bu iki dönemde de Galatasaray'da fizyoterapiden söz edilemedi. Şimdi ise takımın başında Rijkaard var ve Galatasaray'da inanılmaz teknik ekip kuruldu. Albert Roca Pujol ve Carlos Cuadrat Dünyaca ünlü fizyoterapistler. Bu ikilinin oluşturduğu metodlarla neredeyse mezardaki adam çıkıp 90 dakika futbol oynayacak kıvama geliyor. Linderoth'da bu sayede kendine gelebilir. Ayrıca Neeskens'in de yardımlarıyla Linderoth 2 senenin kaybını kısa sürede aşacağını düşünüyorum. Galatasaray'da zaten bu teknik ekibe güvenerek Linderoth'u kamp kadrosuna almaya karar verdi.

Linderoth'un Galatasaray formasıyla Manisaspor ve Sion maçlarını hatırlıyorum. Bu maçlarda gösterdiği futbol benim için yeterli göstergedir. Zor olacağını bilsemde Linderoth'u kazanmak için elimizden geleni yapmalıyız. Lincoln'le Linderoth'u aynı kefeye koyduğumda, sadece profesyonel duruşu konuşursak bile Linderoth'un ne kadar ağır bastığını göreceğiz. Zaten o da kampta elinden geleni yapıyor, yaz dönemide tatil yapmayıp sürekli idmanlar yaptı. Tek handikapı 2 sezon futbol oynamadığı için maç eksiğinin bulunmasıdır. Galatasaray'a vefa borcunu ödeme zamanı gelmiştir. Ben Linderoth Galatasaray'dan ayrıldığı zaman onu iyi bir şekilde hatırlamak istiyorum.

28 Haziran 2009 Pazar

Amerika Yokken Biz Vardık!


Galatasaray Store Mekteb-i Sultanî'nin kuruluşuna atıfta bulunarak 1481 koleksiyonunu hazırladı. Devlet adamı yetiştirmek amacı ile II. Beyazıt tarafından kurulan mektep bulunduğu konum itibariyle "Galata Sarayı" adını alır. Zamanla yeniden yapılanma sürecine giren okul Abdülaziz zamanında modern konumunu alır. Bu yeniden yapılanma sürecinde ilk kez müfredata beden eğitimi dersi konulur. Türkiye'de resmi olarak sporun temellerinin atıldığı tarihtir 1870. Aradan 25 sene geçer ve Ali Sami Yen Bey "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." parolası ile Galatasaray'ın temellerini atar.

Kulüp ile lisenin bütünleşmesinin hikayeside futbol takımının kurulmaya karar verildiği yerin Mekteb-i Sultanî, kurmaya karar veren kişilerinde Mekteb-i Sultanî öğrencileri olmasındandır aslında. Galatasaray; Mekteb-i Sultanî kültürü ve vizyonu içinde sürdürmüştür çizgisini tam 104 senedir. İşte tam bu noktada Galatasaray Store devreye girer. Önce geçtiğimiz sene 1908 koleksiyonu hazırlanmıştı. Bugünlerde ise “Biz varken Amerika yoktu” sloganı ile 1481 koleksiyonunu piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Amerika'nın keşfi 1492'ye tekabül eder. “Biz varken Amerika yoktu” sloganıda buradan çıkıyor. Emre Aşık'ın modelliğini yaptığı yeni koleksiyon “1481’den beri buradayız. Yaz koleksiyonunda, güçlü ve asil köklerimizi bulacaksınız” tanıtımıyla piyasaya çıkacak. Gerçekten güzel bir noktaya değinilmiş. Geçmişi bu kadar sağlam temeller üzerine kurulu bir kulübünde böyle kampanyalar düzenlemesi kaçınılmaz son gibi duruyor. T-shirtlerin üzerinde ise 1481, 1905 ve 2009 yazılı.

Bursaspor'a Yeni Soluk: Juan Sebastian Veron

Bursaspor'da teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın istediği Arjantinli yıldız futbolcu Juan Sebastian Veron ile görüşmelerde sona gelindi. Yıldız futbolcunun önümüzdeki günlerde Bursa'ya gelmesi bekleniyor. Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam'ın görüştüklerini, ancak adını sır gibi sakladığı ünlü oyuncunun Arjantinli yıldız Veron olduğu öğrenildi. Başkan İbrahim Yazıcı ve teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın haftalardır gizli bir şekilde görüşmelerini sürdürdüğü 34 yaşındaki futbolcuyla anlaşma konusunda sona gelindiği, önümüzdeki günlerde yıldız futbolcunun Bursa'ya geleceği öğrenildi. Arjantin'in Estudiantes takımında forma giyen tecrübeli futbolcunun 125 maçta 19 golü bulunuyor. Parma, Lazio, Menchester United, Chelsea ve Inter gibi dünya devi kulüplerde de forma giyen Veron'un da Bursaspor hakkında yaptığı incelemelerde olumlu izlenim aldığı ve transfere sıcak baktığı öğrenildi.

Sercan Yıldırım ve Volkan Şen'i gelen büyük tekliflere karşı satmayan Bursaspor taraftarlarını heyecanlandıracak transfere imza atmak üzere. 34 yaşına gelmesine rağmen Maradona tarafından hala Arjantin Milli Takım'ına alınan Veron DHA'nın haberine göre Bursaspor'la anlaşmak üzere. Geçen sezonda Davids Kocaelispor'a geliyor gibi haberlerde çıkmıştı ama DHA pek yalan haber yapmaz. Veron'un transferleri Bursaspor'luları heyecanlandırdığı kadar Türk futboluna da yeni soluk getirir. Şimdi 34 yaşına geldi artık katkı veremez diyenler elbette olacaktır ama Veron'un tecrübesi Bursaspor gibi takım için çok önemli. Sivasspor örneğinde olduğu gibi Bursaspor'da artık üst sıralara oynamak istiyor. Ellerinde yetenekli kadro var ve bu takıma gerekli takviyelerle zirve yarışına onlarda girebilir. Şehir olarakta Bursa bunu çoktan hakediyor.

Parma, Inter, Chelsea, Lazio, Manchester United gibi Dünyanın sayılı kulüplerinde forma giyen Veron bu tecrübelerini Bursaspor'a aktaracaktır. Ayrıca orta sahaya da farklı dinamizm getirip lider özellikleriyle büyük katkı vereceğini düşünüyorum. Yalnız Veron ülkesine geri dönerken Avrupa'da artık mutsuz olduğu için dönmüştü. Kendisine iyi tekliflerde gelmesine rağmen Arjantin'e geri döndü. Şimdi 34 yaşına geldi ve Bursaspor macerası onun için kumar olabilir. Avrupa'ya adapte olamayan Veron Türkiye'de neler yaşar bilemiyorum. Büyük ihtimalle iyi para kazanacaktır bu yüzden Bursaspor kesenin ağzını açmışa benziyor. İnşallah yaptıkları bu fedakarlık başarı sonuçlanır. Veron'un ismi bile sadece Bursa'yı değil Türkiye'yi heyecanlandıracak kalitede. Bursaspor'un futbolcuları transfer gündemindeydi ama Bursaspor bu karışıklıktan faydalandı ve saman altından suyu güzel yürüttü. Çaktırmadan Veron'un transferini bitirme noktasına geldiler. Bizler daha Sercan Yıldırım, Volkan Şen uğraşalım adamlar Veron'u getirmek üzere. Veron'u getiren takımda yukarı sıralara göz dikmiştir bu yüzden Sercan ve Volkan Şen'i bu sezon satacaklarını düşünmüyorum.

Müzik Kutusu {Michael Jackson}

1- Michael Jackson
2- Barış Akarsu
3- Kazım Koyuncu
4- Nev
5- Kenan Doğulu - Etme
6- Hayko Cepkin - Demedim mi?
7- Yüksek Sadakat-Pervane
8- Kitaro - The Silk Road
9- Michael Jackson - She is out of my life

Bundan böyle pazar günleri 13:30 veya 16:00'da bir tane müzik yazısı yazmak istedik. Ne kadar spor blogu olsakta arada konu dışına çıkmak, farklı konularada değinmek gerekiyor. Bu sebeple pazar günleri müzikle ilgili konumuzla da karşınızda olacağız. Tabi düşünüyorduk bu hafta için ne yazsak diye 3 gün önce Michael Jackson'un ölüm haberiyle yıkıldık. Uzun zamandır sahnelerde olmayan Michael Jackson Londra'da vereceği konserler için hazırlanırken kalp krizinden öldü. Tabi bu doktorların ilk etaptaki tespiti daha otopsi açıklanmadı. Hatırlıyorumda 92-93 yıllarında ben 5-6 yaşımdayken TRT'de Michael Jackson klipleri çıkardı. O zamanlarda da Barış Manço'dan sonra benim en büyük zevkim Michael Jackson kliplerini dinlemekti. Yalnız ben herkes gibi onun dans hareketlerini hiç taklit etmeye çalışmadım ama onu izlemek, o şovlarını falan takip etmek büyük keyifti.

Ölmeden önce son birkaç yılı skandallarla geçti. Bunların hepsinden aklanmasına rağmen hala ona kötü gözle bakanlar oldu. Teni zenciyken hastalık sonucunda beyazlamaya başladı ama bunu bilmeyen çoğu kişi onun ırkından utandığını düşündü. İnsan içine fazla çıkmadı, onu sahneler dışında pek göremedik. Ama o kraldı. Nasıl Elvis Presley, Beatles'i biz izlemesekte alanlarının kralı olduğunu biliyoruz şimdi çocuklarımızda Michael Jackson'u izleyemeyecek ama onun popun kralı olduğunu bilecek. O şarkılarıyla, danslarıyla, klipleriyle fenomen oldu. Yaptığı dansı neredeyse okullar dans derslerinde öğretmeye başladı. Bu yüzden Michael Jackson'u ne kadar anlatsak boş. Baktığımda 3 gün boyunca bloglar Michael Jackson'u en iyi şekilde andılar bizde bugün analım dedik. Benim en sevdiğim şarkısı olan Smooth Criminal'i sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu Rekabete Şapka Çıkarırım

100 yıllık ezeli rekabet artık şapka diyaloglarına kadar vardı. Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin lisanslı ürünlerini hazırlayıp pazarlayan Kartal Yuvası ve Fenerium mağazaları birer şapka ile ezeli rekabeti tekstil sektörüne taşımayı başardılar. Mehmet Topuz transferi ile başladı herşey aslında. Mehmet Topuz'un önce Beşiktaş'lıyım deyip ardından Fenerbahçe'ye imza atması iki takım arasındaki çekişmeninde fitilini ateşledi. Mehmet'in imza töreninde Ali Şen'in zamanında piyasaya sürdüğü "Bir gün herkes Fenerbahçe'li olacak" sloganı yazan şapka ortaya çıktı önce. Bu şapkaya cevaben Beşiktaş'ta "Bir gün herkes Beşiktaşlı olmasın, bırakın o ayrıcalık bizde kalsın" ve siperliğinde "Herkese nasip olmaz Beşiktaşlılık" yazılı bir şapka çıkardı. Ne yalan söyleyeyim bir Galatasaray taraftarı olarak kenara çekip bu tatlı atışmayı izlemek bana keyif veriyor. Şaka bir yana şapkaları merak edenleriniz vardır;



Rekabetin böyle tatlı tatlı devam etmesi dileğiyle. Tribünlerde yada sokaklarda küfürlerle, yumruklarla yapılan atışmalardan ziyade böyle esprili ve ince zekânın eseri olan atışmaları her zaman yeğlerim. Teşekkürler Fenerbahçe, teşekkürler Beşiktaş.

Futbol & Motor Sporları => Superleague Formula


Avrupa'nın önde gelen futbol kulüplerini Formula ile harmanlayıp Formula seyircisini artırmayı planlayan Fia geçtiğimiz sene Superleague Formula adlı bir yarış ortaya çıkarmıştı anımsarsınız. İşte Superleague Formula'nın ikinci sezonu dün koşulan Fransa Magny-Cours sıralama turları ile başladı. Türkiye'den sadece Galatasaray'ın katıldığı organizasyonda temsilcimiz zor bir grubun içinde yarışıyor. Grup B’nin sıralama turları iki iddialı ismi barındırıyordu. Bu sene seriye katılan tecrübeli İtalyan pilot Giorgio Pantano grubun favorilerinden biriyken yaşadığı vites kutusu problemi sebebiyle hızlı turunu atamadı ve elendi. Bu bizim gerçekten işimize gelecekti. Fakat pilotumuz Duncan Tappy 1:27.386’lık zamanı ile grupta ancak yedinci sırayı aldı ve ilk sıralama seansında elenmiş oldu. Grup B’yi kazanan isim Brazilyalı Antonio Pizzonia oldu. Porto, Glasgow Rangers ve FC Midjylland bir üst tura çıkan takımlardı.

Magny-Cours’da bugün yeni bir yarış format izlenebilecek. Pilotlar 2008’de olduğu gibi önce iki adet 45 dakikalık seanslarla yarışacaklar. Takımlar ikinci yarışda ise ilk yarışın sonucuna göre tersden dizilerek start alacaklar. Ancak yeni uygulamada ilk iki yarışın ilk üçünün yarışacağı üçüncü bir yarış daha yapılacak ve bu “Haftasonunun Galibini” belirleyecek. Son yarışta takımlar ve pilotlar şampiyona için puan almayacak ancak onları €333,000 para ödülü bekliyor olacak. Bugünkü yarışlardan ilki 11:50'de, ikincisi 14:50'de, üçüncüsü ise 16:00'da. Yarışların tamamı Galatasaray Televizyonundan izlenebilecek (tabi digiturk üyesiyseniz).

Ayrıntılı bilgi için; Superleague Formula-Galatasaray Başarılar Galatasarayımıza.

TBL' de Transfer Gündemi


Daha önce koç olarak Murat Özyer ile anlaşan Türk Telekom, şimdi de Ümit Sonkol ile anlaştı. Ümit Sonkol çok ahım şahım bir oyuncu değil belki ama yine de katkı sağlayabilir. Özellikle Banvit' te iken can yakıcı üçlüklerini hatırlıyorum. Çok fazla süre alamasa da milli takıma kadar yükselmiş bir oyuncu. Umarım kendisi ve takımı için iyi bir sezon olur.

İki transfer hamlesi de ligin yeni ekiplerinden Tofaş' tan geldi. Tofaş, Beşiktaş Cola Turka' nın başarılı oyun kurucusu Mehmet Yağmur' u ve Çanakkale Belediyespor'dan Marko Kolariç'i kadrosuna kattı. Mehmet Yağmur iyi bir oyun kurucu mutlaka Tofaş' a yararlı olacaktır ama açıkcası Kolaric' i tanımıyorum. Yerlilerin çoğu zaten ikinci lig oyuncusu iken yabancıyı da ikinci ligden seçmek de pek akıllıca gelmedi bana zaten.

Bir haber de bizden var. Yeni sezon öncesi bütçenin azaltılacağı açıklanmıştı. Bu yönde bir transfer haberi var. Aliağa Petkim' den Chuck Davis ile ilgileniyormuşuz. Chuck Davis ligimizin iyi uzunlarından aslında; bizim gibi hedefi yarı final vs. olan takımlar için fena sayılmayacak bir oyuncu. Kadroya katılması halinde fayda sağlayabilir ama benim üzüldüğüm bir nokta var. Milo' dan sonra Chuck Davis' in o bölgede oynaması üzücü bir durum. Umarım bir mucize gerçekleşir ve Milo takımda tutulur. Davis ile Milo beraber çok iyi götürürler orayı.

Nedir Bu İspanyollardan Çektikleri

Önce Beşiktaş'tan Del Bosque geçti. Geldiğinde Yıldırım Demirören'in büyük başarısı olarak gösteriliyordu ama gidişi 8 milyon euro'ya patladı. Şimdi ise Fenerbahçe Aragones'i göndermek için çabalıyor bu yüzden anlaştıkları Daum'la sözleşme imzalayamıyorlar. Gelen haberler Aragones ile tazminat konusunda anlaşıldığı ve faturanın 4 milyon euro olduğu yönünde. Del Bosque'nin ardından bir başka İspanyol Aragones'de gider ayak tokatını vurarak ülkemizden ayrılıyor.

Fenerbahçe İspanya'nın başarısına çok güvendi bu yüzden büyük imkanlarla Aragones'i takımın başına getirdi. Aragones geldiğinde Temmuz ayıydı ve Fenerbahçe çalışmalara başlamıştı. Bazı transferlerde bitirilmişti. Ayrıca Şampiyonlar Ligi ön elemeleri dolayısıyla sezonuda erken açmaları gerekiyordu. 70 küsür yaşında teknik direktöründe bir anda bu işlere hakim olmasını bekleyemeyiz. Üstelik bu adam ilk defa İspanya dışına çıkmış ve ingilizce dahi bilmiyor. Sonuç olarakta Fenerbahçe cephesinde her kulvarda başarısızlık yaşandı. Doğal olarak fatura Aragones'e kesildi ama Fenerbahçe'den bu 4 milyon euro götürdü. Bu para belki Fenerbahçe için mühim değil ama yapılan bu yanlışlıklar sezon başından hesap edilmek zorunda. Apar topar başlayan sezon erkenden bitti.

Ayrıca Aragones ile yollar ayrılmadan Daum ile anlaştılar ve bu Aragones'in eline koz verdi. Haliyle sözleşmesinin feshi için çok uğraştırdı. Tabi yine Daum'un gelişi resmen açıklanmadı ve teknik direktörleri belli olmadan transferler yapmaya başladılar. Öncelikle Türkiye'de öne çıkan futbolcuları topluyorlar sanırım Daum gelince de yabancı transferine başlayacaklardır. Daum tercihi de ilginç bu adamı takımdan gönderen Aziz Yıldırım'dı, şimdi yine takımın başına getiriyor. Daum'un avantajları Türkiye'yi çok iyi bilmesi ve Fenerbahçe'ye hakim olmasıdır. Zaten üç yıl Türkiye'de şampiyonluk sözü verildi yani Fenerbahçe Avrupa'yı şimdiden gözden çıkartmış duruda.

Sonuç olarak Aragones hamlesi diğer Türk kulüpleri için inşallah ders olmuştur. Apar, topar bir teknik direktör getirmek kimseye fayda sağlamaz. Planlarını önceden yapacaksın, teknik direktör işini önceden halledeceksin. Tabi teknik direktör belli olmadan transfer yapmakta yanlış. Fenerbahçe için yine kaosla başlayan bir sezon başlıyor. Haklarında hayırlısı demekten başka bir şey gelmiyor içimden.

27 Haziran 2009 Cumartesi

Trabzonspor'da Transfer Gündemi Karışık

Geçtiğimiz sezon Trabzonspor'un şampiyonluk yolunda en büyük iki sıkıntısı forvetlerinin kağıt üzerinde kaliteli futbolcular olmasına rağmen gol yollarında yetersiz kalışı ve saha içinde lider eksikliği yaşamalarıydı. Bu sezon ise bu sıkıntıları yaşamamak için bütün Trabzon Fatih Tekke ismi üzerinde yoğunlaşmış durumda. Fatih Tekke geçenlerde yaptığı açıklamada Türkiye'ye dönebileceğini ve Trabzonspor'da forma giymek istediğini belirtmişti. 32 yaşına gelen Fatih Tekke'de artık futbolunun son dönemlerinde Trabzonspor'da şampiyonluk görmek isteyecektir. Çünkü en büyük hayali bu. Dışarıda hangi Trabzonlu'ya sorsak Fatih Tekke'nin takıma geri kazandırılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca kombine satışlarıda geçen sezonun çok gerisinde kaldı bu transferle kombine olayınıda toparlamış olacaklar. Tekke'nin geri dönüşüyle hem saha içinde lidere sahip olacaklar hemde forvet hattında yaşadıkları sıkıntıyı üzerlerinden atacaklardır. Bu transferin 1.5 - 2 milyon euro'ya gerçekleşmesini bekliyorum.

Trabzonspor'un yaşadığı büyük sıkıntılardan birisi de yabancı kontenjanının dolu olması. Bordo - mavili takımda şu anda Yattara, Tjikuzu, Song, Faty Papy, Brüls, Isaac, Colman, Cale, Sylva ve Alanzinho olmak üzere toplam 10 yabancı futbolcu bulunuyor. Tjikuzu ve Brüls'e de bu yüzden resmi sözleşme imzalatılamıyor. Bu sebeple Faty Papy, Song ve Isaac satış listesine konuldu. Papy genç ve gelecek vaad eden futbolcu onun Çaykur Rize'ye kiralık verilmesi söz konusu. Song ise yaşlandı onu da kadroda tutmak istemiyorlar. Isaac ise geçen sezon neredeyse hiç katkı veremedi. Yalnız anlamadığım olay Cale'yi de elden çıkarmayı düşünüyorlar. Cale geçtiğimiz sezon Trabzonspor'un parlayan yıldızıydı ve birçok takımdan da transfer teklifi almıştı. Şimdi bu tekliflerin kabul edilmesine karar verildi. Tabi bunda Ferhat Öztorun transferinin de etkisi olmuş olabilir ama şampiyonluğa giden Trabzonspor'da Cale mutlaka takımda tutulmalı.

Ayrıca Trabzonspor Ferhat Öztorun ve Zafer Yelen'den sonra üçüncü resmi transferine imza atmış oldu. Gençlerbirliği'nin futbolcusu Engin Baytar'ı transfer ettiler. Bir süredir bu transfer için uğraşılıyordu ama çok fazla bonservis ücreti olduğu için bir türlü gerçekleşmemişti. Engin Baytar aslen Trabzonlu olduğu için Trabzonspor'un simge isimlerinden birisi olmaya aday. Egemen Korkmaz'da olduğu gibi Engin Baytar'da büyük destek görecektir. Orta sahada sağlam futboluyla göz dolduruyor. Son olarak Serkan Balcı ile de sözleşme yenilendi. Serkan Balcı'da takımın önemli futbolcularından. Geçtiğimiz sezon isteneni verememesinin nedeni sağ bek oynatılmasıydı. Serkan Balcı defansif orta saha olarak forma giyerse önemli katkı vereceğini düşünüyorum. Hüseyin Cimşir'le de henüz sözleşme yenilenmedi büyük ihtimalle kendisiyle yollar ayrılmış durumda.

İbrahim Kaş'ı Unutmayın

İspanyol spor gazetesi Marca, Beşiktaş kulübünün İbrahim Kaş'ı geri almak için Getafe kulübü ile görüşmeye başladığını iddia etti. ''Beşiktaş'ın, eski futbolcusu Nihat Kahveci'yi aldıktan sonra yeni hedefi İbrahim Kaş'' diye yazan İspanyol gazetesi, Getafe'nin 1.5 milyon Avro karşılığında Kaş'ı bırakabileceğini savundu. Getafe'de ilk sezonunda İbrahim'in başarılı olamadığı ve 7'si ilk 11 olmak üzere 9 maçta toplam 558 dakika oynadığı hatırlatılırken, ''Getafe'de defansın ortasındaki 5 oyuncu arasında 1000 dakika sınırını aşamayan tek futbolcu İbrahim Kaş oldu. Türk futbolcu ülkesine geri dönmeye kötü gözle bakmıyor, çünkü daha fazla süre oynayabilir ve milli takımdaki yerini koruyabilir'' değerlendirmesi yapıldı.

Beşiktaş'ta forma giyerken Ertuğrul Sağlam'ın gözdelerinden birisi konumuna gelmişti ve bu performansı ona Milli Takım kapılarını da açmıştı. Beşiktaş döneminde sağ bek oynamasına karşın İspanya'ya gittiğinde onu stoper denediler. Getafe takımında kendisini pek takip edemedim ama bu sezonu da istediği gibi geçiremediğini biliyorum. Laudrup eğer Getafe'de kalmış olsaydı İbrahim Kaş için durum değişik olabilirdi. Sonuçta olan oldu İbrahim Kaş'ın İspanya macerası erken biteceğe benziyor. Henüz 22 yaşında ve yabancı kontenjanı olan ülkemizde böyle genç futbolculara her takımın ihtiyacı var.

Beşiktaş'tan ayrılış hikayesi biraz sancılı oldu çünkü sözleşmesinin bitmesinin ardından kaçarcasına takımdan ayrıldı. Aslında gösterdiği iyi cesaretti çünkü genç yaşında şansını Avrupa'da denemek istedi. Sürekli söylüyoruz futbolcularımız Avrupa'da oynamalı diye. Şimdi Beşiktaş'ın tekrar gündemine geldi. Bonservisi olmadan ayrılan İbrahim Kaş şimdi bonservisle Beşiktaş'a gelmesi söz konusu. Gökhan Zan'ın takımdan ayrıldığını düşünürsek, Zapo'nun da takımdan ayrılacağı söylentilerini dikkate alırsak Beşiktaş iyi bir alternatife kavuşur. Hem sağ bek hemde stoperde İbrahim Kaş iyi transfer olacaktır. Şu an Milli Takım'da da forma giymesi onun ne kadar önemli futbolcu olduğunu gösterir. Tabi beğenmeyenlerde çok fazla ama ben İbrahim Kaş'ın iyi futbolcu olduğunu düşünüyorum. Bonservisi de 1.5 milyon euro bu yüzden Beşiktaş eski futbolcusunu kaçırmamalıdır.

Her Yerdeyiz

Türk sporcuların başarıları 2009'a damgasını vurmaya başladı. Önceden esamemizin okunmadığı dallarda adımızı duyurmaya ve başarılı işlere imza atma yolunda ilerliyoruz. İlk güzel haber 3. Grand Slam Turnuvası olan Wimbledon'dan geldi. Başarılı raketimiz İpek Şenoğlu Eston partneri Kaia Kanepi ile adını üçüncü tura yazdırdı. Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nda mücadele eden ilk Türk tenisçi olma ünvanınıda elinde bulunduran İpek Şenoğlu, ilk kez katıldığı Wimbledon Tenis Turnuvası'na iyi başladı. Şenoğlu, ilk kez yer aldığı Wimbledon'da, dün çift bayanlarda Rus ve İtalyan rakiplerini eleyerek, Eston partneri Kaia Kanepi ile ikinci tura yükseldi.

İpek'in istediği ise sadece destek kendi cümleleri ile bunu şu şekilde ifade ediyor; "Türkiye'nin desteğini arkamda hissediyorum. Bugüne kadar sponsor konusunda sorunlar yaşadığımı utanarak gündeme getirdim. Ama hayallerime ulaşmam da ve ülkemi hakkıyla temsil ederken yanımda olanlar, destekleyenler çok oldu. Yapmak istediğim tek şey Türk tenisçilerinin de kabiliyetli ve dünya standartlarında olduğunu dünyaya göstermek. Kapasitemin sadece yüzde 80'ini kullanabiliyorum. Yüzde yüzünü kullanmak ve daha iyi olmak için bana inananlardan destek bekliyorum'' Günümüz spor medyası (ki buna bizde dahiliz malesef) futbola o kadar dalıp gidiyor ki bu başarılar gölgede kalıyor malesef.

Başarılı olduğumuz diğer branş dalları ise yüzme ve kürek. İtalya'nın Pescara kentinde devam eden 16. Akdeniz Oyunları'nda, Türk sporcular yüzme ve kürekte finale yükseldi. Yüzmede, bayanlar 100 metre kurbağalamada, Dilara Buse Günaydın serisinde 8. olarak finale kaldı. Türk yüzücü bu akşam finalde yarışacak. Aynı branştaki Türk sporculardan 50 metre sırtüstü bayanlarda Nazlı Ege Çalışal, Gizem Can, 50 metre sırtüstü erkeklerde Güven Duvan, 100 metre kurbağalama erkeklerde de Ömer Osmanoğlu ve Muzaffer Demirtaş serilerinde başarılı olamayarak elendi. Kürekte ise Bomba Gölü'nde yapılan yarışmalarda, hafif kilo tek çiftlerde, Barbaros Gözütok, hafif kilo ikili çiftlerde Cem Yılmaz-Ahmet Yumrukaya ile Bahadır Kaykaç-Levent Atıl yarınki finallerde yarışacak.

Güreş kategorisinde ise erkekler grekoromen güreş ve bayanlar serbest stilde karşılaşmalar yapılırken, başarılı maçlar çıkaran 3 Türk sporcu finale yükseldi. Türk sporcudan erkeklerde 96 kiloda Serkan Özden, 120 kiloda Rıza Kayaalp, Bayanlar serbest stilde 51 kiloda mindere çıkan Dilek Atakol adlarını finale yazdırırken bayanlar 48 kiloda ise Filiz Çıkrıkçı, Fransız Melanie Lesaffre'ye 2-0 mağlup oldu. Mağlup olduğu rakibi finale çıkamayan Çıkrıkçı elendi. 4 sporcudan 3'ünün finale yükselmesi gayet başarılı bir durum.

Ve son olarak tabiki Nurcan Taylan. Halterde Naim Süleymanoğlu'ndan Halil Mutlu'dan sonra adımızın yeniden duyulmasını sağlayan milli sporcumuz oldu. Akdeniz oyunlarında halter kategorisinde koparma müsabakalarında 90 kilo kaldırarak Akdeniz Oyunları rekorunu kıran Taylan, silkmede de 109 kilo kaldırarak bayanlar silkmede oyunlar rekorunu kırdı ve altın madalyaya uzandı. En yakın rakibi 84 kiloda kalınca ilk hakkında 85 deneyen Nurcan Taylan başarılı olarak altın madalyayı garantiledi. 2. hakkında kendisine ait oyunlar rekorunu 87'den 88'e yükselten Taylan, son hakkında ise 90 kilo kaldırarak Akdeniz Oyunları rekorunu 90 kiloya çıkarmış oldu. Tüm sporcularımıza en içten teşekkürlerimizi iletiyor ve bu haberleri duyurmaktan inanılmaz bir mutluluk duyuyoruz.

Biri Real Madrid'i Durdursun

İki yeni anket sonucu ile karşınıza geldik. Şimdi anketlerden ilki Cristiano Ronaldo transferi ve astronomik rekorları egale eden fiyatı ile ilgiliydi. Dedik ki Cristiano Ronaldo'nun transferi ve transfer ücreti hakkında ne düşünüyorsunuz? Şıklarımız yine 4 taneydi bunlarda; ödenen ücret yerinde, Ronaldo bile bu kadar etmez, böyle bonservis ücretleri dengeleri bozacaktır, biri bu Real Madrid'i durdursundu. Ronaldo'nun transfer ücreti ile ilgili güzel bir yazı yazmıştım. Ronaldo'ya Alternatif alışveriş listesi diye okuyanlar takip edenler bilirler. O yazıda demiştim ki "Ama kimse Real'i yada Ronaldo'yu suçlamasın bu astronomik para için. Zira futbolu bir endüstri haline dönüştüren yahut bunlara dur demeyen federasyonlara kızmak lazım. Hem Real için bu para hiç bir şey değil. Daha sezon başlamadan Ronaldo'nun sadece formalarından gelecek olan para ile bile karşılar bu transfer ücretini." Sanırım itiraz edende olmaz bu cümlelerime. Neyse gelelim anket sonucuna. 24 oy ve %33 oy ile biri Real Madrid'i durdursun şıkkı birinci oldu ankette. İkinci olan şık ise hemen bu şıkkın ensesinde olan ve 23 oy ile %32 oran alan Ronaldo bile bu kadar etmez şıkkı. 13 oy alan böyle bonservis ücretleri dengeleri bozacaktır şıkkı ise üçüncü oldu. Ki bu benimde nacizhane fikrimdi. 11 oy ile bu ücreti beğenen şık Ronaldo'ya ödenen ücret yerinde şıkkı sonuncu oldu. Bu Ronaldo konusu uzayıp gidecek. Ama ben bu konuyu bir yerde okuduğum güzel bir cümle ile kapatmak istiyorum; "Cristiano Ronaldo 96 milyon €, Kaka Leite 65 milyon €, Ibrahimovic 80 milyon €, Arda Turan paha biçilemez" (Elimde değil seviyorum Arda'yı)

Efendim gelelim asıl anketimize. Hemen hemen 1 aydır süren bir anketimiz var dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Minik bir şımartılma molası verdik kendimize ve Sportif Cümleler'in durumunu sorduk. Hani ölmüşüzde imam sormuş gibi. "Sportif Cümleleri nasıl bilirsiniiiizz?" Tövbe tövbee niye ölelim canım daha yeni başladık bebek sayılırız hala. İşin aslı 3. ayı doldurduk 4. aya doğru hızla koşmaya başladıkta bizi okuyan var mı? Varsa ne düşünür bu insanlar Burak & Serap & Berkan üçlüsü hakkında onu merak ettik. Okuyanlar kibar insanlarmış toplamda %69'luk oranla iyi şeyler söylemişler bizle ilgili. Bu ne demek? Sportif cümlelerimizi okuyan 10 kişiden 7si bizden memnun demek. Ne âlâ sevindik bu sonucu görünce. Şıklarımız arasında zirveyi %40 oran ve tam 50 oy ile çok başarılısınız (iyisiniz) şıkkı aldı. İkincilik ise iyiki varsınız (müthişsiniz) şıkkına gitti 36 oy ve %29'luk oran ile. Bu şık biraz iddialı oldu kabul ediyorum. Anketin şıklarınıda ben yazdımda lafın başında da demiştim şımartılmak niyetindeyiz diye işte birazcık şımardık o kadarına hakkımız var sanırım. Üçüncü şık bırakın bu işleri (korkunçsunuz) şıkkı oldu 20 oy ve %16 oran ile. Bu şık ile ilgili fikrimi birazdan yazacağım. Son şık ise 16 oy ve %13 oran ile idare edersiniz (ehsiniz) şıkkına kaldı. Oy veren herkese teşekkürler. Klişe bir laf edeyim sizden aldığımız güçle yolumuza devam ediyoruz. Biz bu işi sahiden sevdik. Okuyanlarda bizi sevmiş o zaman yola devam. Başlık biri Real Madrid'i durdursundu ya asıl bizi durdursun yahu!
 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir