30 Nisan 2009 Perşembe

Carew'den Umudu Keselim


Sezon sonunda Aston Villa'dan ayrılacağı iddia edilen Aston Villa'nın Norveçli yıldızı John Carew, haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve kulübünde mutlu olduğunu söyledi.Carew, İngiliz basınında çıkan Galatasaray ve Alman ekibi Werder Bremen'le görüştüğü yönündeki iddialar üzerine, "Burada çok mutluyum. Takımımdan ayrılmak istemiyorum. Burada olmayı, taraftarları, oyuncuları, herkesi seviyorum" dedi. 29 yaşındaki Carew, Aston Villa'dan ayrılması için ortada bir neden olmadığını vurgulayarak, "Aston Villa'dan neden ayrılayım ki? Aston Villa'da iyi işler yapıyorum ve oynadığım futboldan zevk alıyorum" diye konuştu.

Galatasaray ile ismi 2-3 yıldır mutlaka geçiyor. Carew'e teklif yapıldı, geliyori gelecek diye. Carew benim çok beğendiğim bir futbolcu ve kendisini Galatasaray'da görmek çok isterim. Beşiktaş'a transfer olduğu dönemde beni çok heyecanlandırmıştı ama Beşiktaş kendisinden çabuk vazgeçti, gelen ilk iyi teklife onu göndermişti. Carew güçlü, hava toplarına hakim ve boyuna göre hızlı da sayılabilecek bir futbolcu. Günümüz futbol düzeninde her kadroda inanılmaz iş yapar. Hele ki bize gelse Baros'la birlikte süper ikili oluştururlar. İyi bir santrafor alacağımızı bildiğim için Carew'i düşünmekte çok güzel. Ama Carew İngiltere'de çok mutlu gözüküyor, ayrılmayacaktırda. Aston Villa'da onu seviyorlar, o ligini seviyor bu yüzden Carew'den umudu keselim.

Rekorların Kraliçesi


Benim şu an faal sporcular içinde en sevdiğim, en beğendiğim sporcudur. Kendisi için rekor fenomeni dememiz yalnış olmaz herhalde. 2004 yılından beri kırmadığı rekor kalmadığı gibi, rekorlar gelmeye devam ediyor. Sadece kırdığı rekorlarlada değil, atletizmi şova dönüştürmesiylede büyük beğeni topluyor. Bize sporu sevdiren daha önemlisi atletizm yarışmalarında ekrana kilitleyen birisi.

Şu an antrenörü Vitaly Petrov. Petrov ünlü sırıkla atlamacı Sergey Bubka'nın antrenörü. Isınbayeva Monaco'da yaşıyor ve orada herkesten uzak idmanlarını yapıyor, onun yüzünü yarışmalardan yarışmalara görüyoruz. Yani çıkıp bir yerlere demeçler vermiyor, ben buyum şuyum asla demiyor. İdmanlarda 5.10'u geçtiği söyleniyor. Şu an en son kırdığı dünya rekoru ise 5.05 . Şu an 27 yaşında ve kariyeri gerçekten çok uzun olacak. Isınbayeva aslında bu işi iyi biliyor. Her rekor başına sponsporlardan, devletten esktra para aldığı için birer santim rekorları büyütüyor. Birden de kırabilir ama dedim ya işin şovunu güzel yapıyor. Pekin Olimpiyatlarını hatırlayın ilk iki hakkını yapamamıştı. Bence bilerek atlamadı sırf heyecanı arttırmak ve şovunu yapmak için. İkinci hakkınıda yapamayınca gitti bir yerlere, havluyu üzerine örttü, çadır gibi bir şeyin içine girdi çıkmadı bir süre falan. İnanılmaz Isinbayeva'ya gerçekten izlenmesi, yaşanması gereken bir atlet. 

Günümüzde bir çok ünlü atlet var hala kendini geliştirecek, rekor canavarı Usain Bolt gibi bir isim var ama şu an en iyisi Isinbayeva diyorum.

Saraçoğlu Kanatsız Melek Galatasaray'lılar Fesat

Galatasaray Televizyonunda yayınlanan Sarı-Kırmızı gündem programı geçtiğimiz seneler içerisinde olay çıkmayan adeta cennetten bir köşe olan (!) Şükrü Saraçoğlu Stadyumunda olanları şöyle bir sıralamaya koymuş;



Şimdi insan ister istemez soruyor. Eğer bunlar hiç olay çıkmayan Saraçoğlu Stadyumunda oluyorsa olay çıktığında kaç kişiyi kurban verir Galatasaray? Yada bunlar olay değilse olay nasıl olabilir? Yada daha nasıl bir olay çıkarsa bu takımın sahası ve kulüp şöyle okkalı bir ceza alır. Bu cümlelerimi Galatasaray taraftarı olarak değil gerçekten objektif olmaya çalışan biri olarak yazıyorum. İnsanların biraz ellerini vicdanlarına koyup öyle konuşmaları lazım. Samiyen'de olanlara olay bile denmez şu izlenenlerden sonra. Ne diyeyim Allah Galatasaray futbol takımını bir dahaki Fenerbahçe deplasmanında esirgesin.

Işıl:3-3,5 Ay Sonra

Ntvspor' un yayınına telefon ile katılan yıldız oyuncu Işıl Alben 3-3,5 ay içinde eski performansına kavuşacağını belirtti. Bunu söylerken her zamanki inanmışlığı, azmi sesinden anlaşılıyordu.

Bizler Işıl' ın inanırsa her şeyin üzerinden gelebileceğini biliyoruz. Bunu bir sakatlık değil de 3 aylık bir tatil olarak düşün Işıl. Tatilden sonra eskisinden daha iyi bir Işıl izleyeceğimize ben kendi adıma eminim.

Biz Işıl Alben' e tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Umarız her şey istediği gibi gerçekleşir ve kaldığımız yerden devam ederiz.

Adnan Sezgin'in İstifası Konuşuluyor


Galatasaray’da ilginç bir haber kulaktan kulağa yayılmaya başladı... Transferdeki yetkileri elinden alındığı söylenen Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin’in iki hafta önce Başkan Adnan Polat’ın yanına çıktığı ve istifa mektubunu verdiği öğrenildi. Adnan Polat'ın da bu durum karşısında şimdi olmaz bu durumu sezon sonu konuşalım dediği öğrenildi. İstifa sebeplerinede bakarsak yetkilerinin alınması, Haldun Üstünel kavgası, Bülent Korkmaz'ın durumu ve Lincoln konusunda yaşanan kriz gösteriliyor.

7'den 77'ye herkes Adnan Sezgin'e cephe almış durumda. Galatasaray'ın başarıya ulaşabilmesi için öncelikle Adnan Sezgin'den kurtulması gerektiğini söylüyorlar. Zamanında yaşanan TMSF belgeli şike skandalına rağmen Adnan Polat ona güvenip görevini başarıyla yerine getiren Bülent Tulun ile yolları ayırmıştı. Sonra gelen hocalar, transferler falan çok konuşuldu. Bu sezon ise Haldun Üstünel'in ipleri ele almasıyla Kewell, Baros gibi isimler kulübe kazandırıldı. Adnan Sezgin tutucu biridir yani görevini yapan birinin işine karışmayı çok sever. Skibbe'yi de zatan bu yüzden getirmişleri. Geçen sezonada bakınca Kalli görevden ayrıldıktan sonra kadroyu kurmaya kadar Adnan Sezgin için içindeydi. Adnan Sezgin bu işin çakalıdır yani işini iyi bilir. İkna edemeyeceği kimse yok bazı başarılarınıda önemsiyorum. Ama hakkında çok iddia var ve sabıkası büyük. Bu yüzden yetkilerin çoğu Haldun Üstünel'e geçti. Adnan Sezgin'de bu durumdan inanılmaz rahatsız oldu. Lincoln konusunda yaşanan krizde sürekli Lincoln'ü desteklediği ve Lincoln'e bu sınırsız imkanları o verdiği için yine eleştirilerin kurbanı oldu. Skibbe'nin gitmesine en baştan beri karşıydı çünkü istediği zaman işine karışıyordu. Bülent Korkmaz gelince devran değişti haliyle bundan yine rahatsız oldu. Futbol AŞ ile Sportif AŞ birleştirilecekti ve bunun başına Adnan Sezgin gelecekti bu oluncada futboldan biraz daha kopacak. 

Neredeyse bütün Galatasaray'lılar, spor yazarları Adnan Sezgin'in istifa etmesini veya görevinden alınmasını bekliyorlar. Galatasaray'ın tek çıkar yolunun bu olduğunu söylüyorlar. Henüz bir haber bu ne kadar gerçek bilmiyoruz ama herkesin görüşü aynı yönde.

Oda Gidiyor

Sözleşmesi bir sezon daha uzatılan Roberto Carlos ülkesinin basın kuruluşlarından Terra gazetesine yaptığı açıklamada sezon sonunda Fenerbahçe'den ayrılacağını açıklamış. Yazılanlara göre Carlos'un cümleleri şunlar; “15 yıldır Brezilya'nın dışındayım. Artık bavullarımı toplayıp geri dönmenin zamanı geldi. Bu isteğimi Fenerbahçe Yönetimi anlayışla karşıladı. Karşılıklı görüşmelerimiz sürüyor. Sanırım bir sorun çıkmayacak”

İlk getirildiğinde yer yerinden oynamıştı. Fenerbahçe dünyanın en iyi sağ beklerinden Carlos'u Real Madrid'den almıştı bunun düşüncesi bile harikaydı. Ama malesef evdeki hesap çarşıya uymadı. Carlos belki Zico ile olurdu ama Aragones ile işler yürümedi. Tamam sakat olmadığı her maçta ilk 11de çıktı sahaya ama Aragones'in Brezilyalıların hiç biriyle çok anlaşabildiğini zannetmiyorum ben. Dışardan görünen bu en azından. Önce Alex ile Deivid arasındaki sorun şimdide Carlos. Bakalım Aragones'in kredisi daha ne kadar olacak.

Hesaplar..Acabalar..İnşallahlar..


Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi ismini alan UEFA Kupası'nın statüleriyle ilgili önemli değişikliklere imza attı. Buna göre 2009-10 sezonundan itibaren Şampiyonlar Ligi'nin grup aşamasına katılacak takımların belirlenmesinde ülke sıralamaları büyük etki edecek. 32 takımlı grup aşamasına, UEFA sıralamasında ilk 12 sırayı alan ülkelerden 22 takım direkt katılırken, kalan 10 takım lig şampiyonları ve üst sıra takımları diye iki kategoriye ayrılarak elemeler sonucu belli olacak.

Süper Lig şampiyonu olan temsilcimiz Devler Ligi gruplarına doğrudan katılma hakkını elde ederken, lig ikincimiz üçüncü ön eleme turunda kendi ayarında rakiplerle mücadele edecek. Tur atlaması durumunda bu sezon ilk kez uygulanan play-off'ta güçlü takımlarla karşılaşacak. Ancak 3. ön eleme turunda elense bile tamamen devre dışı kalmayıp Avrupa Ligi'nde gruplardan önceki son durak olan play-off'tan katılma fırsatını yakalayacak. Şampiyonlar Ligi play-off'unda elenirse de Avrupa Ligi'ne gruplardan katılacak.

Uefa Kupası Avrupa Ligi olarak değişince kafalar biraz karıştı. Hangi takım nereye gidecek eleme oynanacak mı kaçıncı turdan başlanacak gibi fikirler vardı bir çok insanda. Üstteki iki paragraf bu fikirleri bir nebze olsun derleyip toparladı. Şimdiki puan durumuna göre baktığımızda Sivas direk katılacak şampiyonlar ligine, Beşiktaş öneleme oynayacak, Trabzon öneleme ile Avrupa Ligine katılacak ve Galatasaray yine uzun bir öneleme turundan sonra Avrupa Ligine gidecek. Beşiktaş Şampiyonlar Ligine kaldığı için Fenerbahçe Türkiye Kupasını alsada almasada öneleme ile Avrupa Ligine katılacak.

En şanslı Sivas gibi duruyor ama Sivas şampiyonlar liginde ne yapabilir ne kadar ilerleyebilir buda ayrı bir tartışma konusu. Tamam artık Anadolu'dan bir kulübün 3 büyüklerin hegemonyasından kurtulması şart ama Şampiyonlar Ligini düşündüğümüz zaman 3 büyüklerden birinin en azından adının ve bütçesinin Sivas'tan daha etkili olacağı kesin. Tabi bütün bu düşünceler şu anki puan durumuna göre söylenen şeyler. Beşiktaş haftasonu Fenerbahçe'yi yenebilirse büyük avantaj elde edecek ve bence en büyük virajı aşmış olacak. Yani direk katılan takım Beşiktaş'ta olabilir. Trabzon'da Sivas gibi zor bir fikstüre sahip. Galatasaray isterse ilk 3 içinde bitirebilir bu yarışı. Tabi isterse.. Şampiyonluktan umutları kestik ama inşallah Şampiyonlar Ligine giden 2. takım Galatasaray olur. Bu kadro sahiden bunu hakediyor.

İşte Futbol Budur!

Salı gecesi oynanan Barcelona-Chelsea maçını futbolu özlediğim için açıp seyretmeye başlamıştım. Ama Chelsea 11 kişi savunma yapınca izlenecek futbol falan kalmamıştı geriye malum. Dün akşamki Manchester United-Arsenal maçında da aynı şey olur mu acaba diye düşünerek açtım 15. dakikada maçı. Açar açmaz uğurlu geldim kırmızı şeytanlara ve golü buldular. Dün akşamın özeti başlıkta gizli. İşte futbol budur.

Manchester'ın zaten Old Trafford'da neler yapabileceğini haftasonu oynanan lig maçında mükemmel bir geri dönüş hikayesi yazarak göstermişti. Tek sıkıntı Arsenal'in bir gece önce Chelsea'nin yaptığı şeyi yapıp yapmayacağıydı. Ama Allahtan yapmadı yani kapalı bir futbol oynamak yerine atak futbol oynadı. 90 dakika sahaya yayılan ve gerçekten futbol oynanan bir gece oldu futbolseverler adına. Bilhassa Manchester ilk yarım saat eze eze oynadı topla. Maç Manchester United'lı John O'Shea'nın 17. dakikada attığı golle 1-0 bitsede sayısız gol pozisyonu ve şutla seyir zevki yüksek bir maçtı. Manchester adına gecenin en iyi ismi savunmanın en önemli ismi olan kaptan Ferdinand olurken Arsenal adına ise şüphesiz İspanyol kaleci Almunia oldu. Zaten maç Manchester-Arsenal maçından ziyade Manchester ortasahası-Almunia maçına dönüştü bir yerden sonra. Christiano Ronaldo saha dışındaki hayatı ne kadar tasvip edilmesede çok kaliteli bir futbolcu. Dün hakemin çalmadığı en az 3 net faul pozisyonu var. 1-0 kötü bir skor gibi duruyor. Güvenilmez bir skor sonuçta. Fakat Alex Ferguson maçtan önce verdiği demeçlerde 1-0 olsun bizim olsun diyordu tabiri caizse. İstediğinide aldı dün geceki 90 dakikadan sonra.

Yarı final ilk maçlarından sonra takımların kârlılıklarını sıralamak gerekirse şu an için en kârlı takım Manchester gibi duruyor. Arsenal deplasmanı ne kadar zor olursa olsun her türlü galibiyet ve beraberlik Manchester'ı finale taşır. İkinci kârlı takım Chelsea. Nou Camp'tan beraberlikle dönmek her baba yiğidin harcı değil ama inşallah 2. maçtada kapanıp rezil etmezler maçı. Barcelona ve Arsenal'in şansları hemen hemen eşit olsada Barcelona'nın altın üçlüsü gününde olursa deviremeyeceği ekip yok gibi. Bakalım 2. maçlarda neler olacak.

Sedat Balkanlı'yı Unutmayacağız

Bursaspor, Galatasaray ve Fenerbahçe formaları giyen eski milli futbolcu Sedat Balkanlı, hayatını kaybetti. 12 yıl önce milyonda bir görülen ALS hastalığına yakalanan Sedat Balkanlı, doktorların tedavisi olmayan ilerleyici sinir hastalığıyla 2 yıl yaşayabileceğini söylemsine rağmen mücadele etmekten vazgeçmedi. Bu hastalıkla uzun süre savaşan Sedat, akşam saatlerinde durumu ağırlaştıktan sonra Amerikan Hastanesi'ne kaldırıldı; ancak yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Gerçekten çok üzücü bir gelişme. Bugün aldığımız kötü haberlerden biri daha. Sedat Balkanlı'yı ben Galatasaray'da oynuyorken hatırlıyorum. Futbolu o zaman yeni takip etmeye başlamıştım. Çok sağlam bir stoperde, karakteri müthiş bir futbolcuydu. Tarihi Manchester United maçlarında da oynamıştı. Sonra çocukluğundan beri tuttuğu kulüp Fenerbahçe'ye transfer oldu ama bu amansız hastalık ortaya çıktı. 1 milyonda bir görülüyor bu hastalık. 2 yıl en fazla yaşar dediler o inatla 12 yıl yaşadı. Büyük mücadele verdi, herkesin büyük gururu oldu. Rahat uyu Sedat Balkanlı. Türk sporunun başı sağolsun.

29 Nisan 2009 Çarşamba

Manu Avantajlı Ama


Dünkü maça oranla daha zevkli, pozisyonlu bir futbol izledik bugün. Manchester United'de, Arsenal'de hücum futbolunu benimsedi. Özellikle Manchester United'in dişlileri mükemmel çalışıyor. Yani çok iyi bir sistem takımı durumundalar. Sağdan Ronaldo, soldan Rooney ikinci yarı sağdan Rooney, soldan Ronaldo ablukaya aldılar Arsenal kalesini. İyi pozisyonlar buldular ama sadece birinde gole ulaştılar. 1-0 skor avantajı ama Arsenal'in kendi evinde oynanacak maç her şeye gebe. Gelecek ilk golden itibaren mükemmel bir hücum futbolu izleyeceğiz. İkinci maçta bol skor bekliyorum.

Arsenal Manchester kalesine iyi gelmesine rağmen ileride Adebayor etkisizdi bugün. Ferdinand ve Vidic onu bezdirdiler resmen. İkinci yarı Bendtner ve Eduardo oyuna girdi onlarında pek etkisi olamadı. Arsenal orta saha ve savunma anlamında iyi mücadele verdi. Manchester ise takım halinde iyiydi bugün. Özellikle Ronaldo muhteşem bir maç çıkardı. Hem hücumda, hem savunmada çok çabaladı. Topu aldı rakip savunmanın dengesini bozdu, topu kaptırdı pres yaptı, kendini sertlikten asla esirgemedi. Dünkü Messi performansının ardından Ronaldo'nun bu futbolu bana iyi geldi. 

Samsun Basketbol Yaşattıkların İçin Teşekkürler


1-0 seriye önde başladık, saha avantajı elimizdeydi yinede Mersin'e 3-2 ile geçilmiş olduk. Herkes final için umutluydu, favori tarafta bizdik ama Sivasspor sendromu bizim başımıza geldi. Yani geçen sezonu hatırlayın Sivasspor şampiyonluk için yeni sayılırdı ve son haftalarda bu stresi kaldıramadı. Samsun Basketbol ikinci ligden henüz çıkmış takım, yeni kurulan bir ekip, hedefler play-off görebilmek iken bir anda şampiyonluk konuşulmaya başlandı. Normal sezonda o kadar güzel hava yakalandıki herşey olumlu gidiyordu. Sonra ortaya çıkan bazı mali sorunlar, Alison isimli basketbolcunun ruhsuzluğu ve yaşanan stres bizi play-off finalinden etti. Sezona bakarsak bayanlar liginin en başarılı takımı Samsun Basketbol'dur. Fenerbahçe'nin 10 da 1 bütçesine bu takım bunları yapabildi. Öncelikle Samsun Basketbol'u kutlamak gerekiyor.

Maça gelirsek SBK bu sezon final maçlarında hep iyi oyun ortaya koymuştu. Serinin geneline de bakınca Samsun'daki ilk maç hariç çok iyi maçlar çıkardık Mersin'de. Bu maçtada iyi başladık Nihan ve Julie ile sayılar bulduk ve ilk periyodu önde tamamladık. İkinci periyoda da iyi başladık fark bir ara arttı ama basit hatalar neticesinde Mersin öne geçti. Üçüncü periyot ise bir denge vardı Larkins bu periyotta etkiliydi. Son periyotta da Mersin'in üstünlüğü göze çarptı. Lindsey Harding çok skorer oynadı fark bir ara 11'i buldu. Son bir dakika kala olanlar oldu Samsun Basket 11 sayı farkı 40 saniye içinde 2'ye kadar indirdi. Bu fark açılana kadar öyle hatalar yaptıkki. En son Nihan o boş turnikeyi sayı atsa fark 1'di. Sonra herşey olabilirdi. Olmadı ne yazıkki Mersin finale çıkan ekip oldu.

Larkins için ayrı parantez açmak gerekiyor. Bu kız sezon boyunca öyle mücadele ettiki takımın ribaund ve sayı kralı oldu. Sempatik tavırlarıyla herkesin sevgilisi oldu. Bunun neticesinde Avrupa'da çok iyi bir takımla SBK'da aldığının çok fazlasına anlaştı. Buraya kadar her şey normal. Bu kız nasıl olsa anlaşmamı yaptım, artık fazla zorlamasamda olur diyebilirdi. Sakatlanma pahasına bu seride kaşını yardı, her topa atladı. Mücadelesini hiç esirgemedi. Maç bitiminde de hüngür hüngür ağladı. Gitti taraftara selam verdi, formasını attı Yaşar Doğu'ya belkide son kez baktı. Larkins'e önce büyük alkış, Samsun halkı seni unutmaz. Ey gidi Alison üç kuruş para için sorunlar çıkardın, millete bitsede gitsek dedin. Maçlarda ruhsuzluğunla ön plana çıktın. Yazıklar olsun.

Gelecek sezona Julie ve Adeola takımda tutulmalı, İlkay ve Burcu'da takımda kalacaktır. Julie'nin arkasına çok iyi bir guard yedeği lazım. Nihan 3 büyüklerden birine gidecek büyük ihtimal. Samsun büyük alt yapı alttan da iyi basketbolcular gelecek. Özellikle Cansu Arslan'dan çok umutluyum. Bu sene başarılı oldu Samsun Basketbol. Gelecek sezona biraz daha yatırımla final neden olmasın.

Galatasaray'ın Yeni Kalecisi Leo Franco

G.Saray'ın gelecek sezon kalesini emanet edeceği Leo Franco'nun ismine sarı kırmızılı kulübün başkanı Adnan Polat'tan onay geldi. Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin yaptığı açıklamada Atletico Madrid'in 31 yaşındaki kalecisi Leo Franco ile ön anlaşma yaptıklarını söyledi. Sezgin, resmi imzanın henüz atılmadığını ancak sezon sonunda bu transferin gerçekleşeceğini belirtti. Bu sezon sarı kırmızılı kaleyi koruyan De Sanctis'in bonservisinde pürüzlerin bulunması sarı kırmızılı yöneticileri kaleci arayışına itmiş ve yönetici Haldun Üstünel, Arjantinli kaleci ile görüşmeleri başlatmıştı. Ayrıca İspanyol Medyası'da Leo Franco'nun, İstanbul yolunda olduğuna dair ciddi haberler peşpeşe yayınlanmaya başlamıştı. Kulübü Atletico Madrid ile sözleşmesi sona eren Leo Franco için G.Saray bonservis ücreti ödemeyecek ve Arjantinli kaleciyi De Sanctis'ten çok daha düşük maliyetle transferini gerçekleştirecek.

Leo Franco'yu Mallorca - Galatasaray maçlarından atıyorum. 4-1 kazandığımız maçta hatalı goller yemişti. Sonra A. Madrid takımında da takip ettim geçen sezon kaleyi devralmasına rağmen bu sezon Coupet'e yerini kaptırmıştı. 31 yaşında tecrübeli, tanınan bir kaleci. Böyle beni heyecanlandıran bir kaleci transferi olmadı bu. Yani De Sanctis'den fazla bir farkı yok. Tek farkı bunun bonservisi yok bu yüzden maliyeti düşük. Mondragon'dan bu yana kaleci sıkıntısı çekiyoruz. Geçen sezonu Orkun ve Aykut'la geçiştirdik bence Aykut'un üzerinde dursaydık bu sezon önemli işler yapacaktık. Bu sezon De Sanctis geldi kiralık olarak o da çok dengesiz performanslar gösterdi. Bu yüzden fazla bekleneni veremedi. Leo Franco merhem olacak mı acaba.

Mondragon transferini hatırlıyorum o da kiralık gelmişti ve fazla tanınmayan bir kaleciydi. Ama öyle bir çıkış yakaladıki Galatasaray'ın demirbaş oyuncularından olmuştu. O da geldiğinde 30-31 yaşındaydı. Leo Franco'da aynı şekil şimdi bu onun biraz daha tanınmışı. Neler yapacak bilmiyorum ama kaleci transferinin şimdiden bitirilmesi güzel. Hatta bütün transferlerin hazırlık dönemi başlayana kadar bitmesi lazım. Bu kaleci karmaşası yüzünden bu sene Şampiyonlar Ligi'nden olduk. Sürekli kaleci alınacak dendi Aykut'un kafası karıştı, De Sanctis geldi o mu oynayacak bu mu kargaşa falan. Bunlara hiç gerek yok.

Perez Hızlı Başladı


İspanyol devi Real Madrid'de başkanlık yarışı yaklaşırken aday Florentino Perez'in vaadleri gün geçtikçe artıyor. İtalyan basınında Tuttosport gazetesinin iddiasına göre Florentino Perez başkan olması durumunda Real Madrid'de en az 100 milyon avroluk bir transfer harcaması gerçekşleştirecek. Perez'in son bombası ise Inter'in İsveçli yıldızı Zlatan Ibrahimovic. 27 yaşındaki yetenekli golcüye Perez'in yıllık önereceği rakamın ise 15 milyon avro olacağı ifade ediliyor. Bu gelişmeler sonrasında Ibrahimovic'in "Kontratıma rağmen yeni heyecanlara" açığım demesi, Inter başkanı Massimo Moratti'nin ise "Herkesin bir bedeli vardır" açıklaması ise Perez'in başkan olması durumunda Ibrahimovic - Real Madrid flörtünü hadsafhaya çıkaracak gibi gözüküyor.Zlatan Ibrahimovic'in Inter ile olan sözleşmesi 2013 yılına devam ederken İtalyan kulübünden senelik kazancı ise 12 milyon avro.

Şu an dünyanın bir numaralı santraforu olan Ibrahimoviç'i kim takımında görmek istemezki. Özellikle sabit 10 numara futbolcuyla oynamayan takımların bir numaralı ismidir. Ayağında top tutan, müthiş teknik, her yönüyle kusursuz bir futbolcu. Bazıları uzaylı olduğunu bile söylüyor. Konumuza gelirsek Ibrahimoviç'in geçenlerde bir açıklaması olmuştu Inter ve Italya'da her şeyi yaşadım artık yeni heyecanlar arıyorum diye. Bunun içinde İspanya'ya gitmek istedim dedi. Hemen akıllara İspanya deyince Barcelona ve Real Madrid geliyor. Barcelona'da Eto'o satılabilir diyor yerine kim gelecek sorusuna Ibrahimoviç cevabı verilebir. Ibrahimoviç'i Barca'da izlemek müthiş olur. Perez biliyorsunuz Manchester City'i alsa anca böyle vaadler verebilecek bir isim Ibrahimoviç'e 15 milyon euro yıllık ücret verebilirim demiş. Bu Inter'den aldığına göre 3 milyon euro fazla bir para. Ibrahimoviç böylece hem isteklerini yerine getirebilir hemde daha çok para kazanabilir. Real Madrid'e de ayrıca sınıf atlatır. Tek kötülüğü ise bu transferin İtalya'da Ibrahimoviç giderse de kimi izleyeceğiz.

Fia'nın İnsafına Geldiler


Lewis Hamilton ve eski sportif direktörü Dave Ryan'ın Avustralya Grand Prix'sinden sonra yarış komiserlerine yalan beyanat vermesi üzerine Dünya Motor Sporları Konseyi, McLaren Mercedes takımını şartlı olarak 3 yarıştan men etme cezası verdi.Avustralya Grand Prix'sinin ardından yarış komiserlerine yalan ifade veren McLaren takımına şartlı ceza geldi.

Mc-Laren takımında Ryan önce açığa alınmış, sonra da 35 yıldır çalıştığı takımdaki görevinden olmuştu. Hamilton ise yarıştan diskalifiye edilmiş ve davranışından dolayı özür dilemişti.

FIA, yalanı ortaya çıkan McLaren'e 3 yarış şartlı men cezası verdi. Buna göre McLaren bu sezon yarışlara katılmaya devam edecek. 3 yarışlık ceza önümüzdeki 12 aylık süreçte takımın yeni bir kural ihlali yapması halinde geçerli olacak.

McLaren severler bu duruma biraz üzülecekler ama birde şu açıdan bakmalarını tavsiye ederim. Bu sezon McLaren'in şansı pek yok gibi. 4 tane yarış yapıldı ve takımlar sıralamasında ilk 3e yaklaşamadılar bile henüz. Bu men cezası şartlı değilde direkt verilseydi eğer iyice kopacaklardı yarıştan. Şu anda takım sıralamasında 13.00 puan ile 4. sırada bulunan McLaren'in üstünde 26.50 puan ile Toyota bulunuyor. Bu iki misli puan demek. Hamilton'ın başarılı bir performans gösterip bir kaç yarışı üstüste kazanması şart artık. Formula 1'de format değiştiğinden beri işler pek istendiği gibi gitmiyor zira McLaren açısından.

Sımsıkı Taş Gibi Dimdik


Hırsıyla, mücadelesiyle, forma aşkıyla, sertliğiyle kiminin gönlünde taht kuran kiminin ise hiç sevmediği futbolculardan biridir. Kimi zaman agresif tutumu, kimi zaman forma aşkı, kimi zaman gösterdiği çok önemli performanslarla bu ülkenin yetiştirdiği en iyi savunma oyuncularından biridir. Hatta bence Bülent Korkmaz'dan sonra ikinci isimdir. 36 yaşına kadar futbol oynamıştır bu da ne kadar önemli bir profesyonel olduğunu gösterir. Türkiye'den, İngiltere'ye, G.Kore'ye, Japonya'ya, Almanya'ya kadar uzanan müthiş bir kariyeri vardır. Yurt dışında olduğu dönem 35 yaşında dahil transfer edilmek istenmiş ama o geri dönmemiştir. 

Alpay'ı ilk keşfeden Fatih Terim'dir. Onu Göztepe'de oynadığı dönemde Genç Milli Takımlara almıştır. Akdeniz Oyunlarında şampiyon olan takımımızda da yer almıştır. Sonra Altay'a oradan da Beşiktaş'a transfer olmuş ve asıl çıkışını Beşiktaş'ta yakaladı. Euro 96'da Hırvatistan maçında gole giden futbolcuyu düşürmeyerek hepimizi sinirlendirmiştirde. Belki o maç 0-0 bitecekti ve Türkiye farklı noktalarda olacaktı. Beşiktaş'tan sonra Fenerbahçe süreci başladı ve 2 senede orada top oynadı. Sonra Euro 2000'de gösterdiği başarılı performans sonrası Aston Villa'ya transfer oldu. Euro 2000 deyincede Portekiz'le oynanan çeyrek finalde yediği kırmızı kart aklımıza gelir. Baktığımızda adı hep bu tip skandallara karışsada bu noktaya gelene kadar süreçte gösterdiği performans bence bu skandallarını örtüyor. Kariyerinin en parlak dönemlerini İngiltere'de geçirdi. 4 sezon boyunca üst düzey performans gösterdi. Ama 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye - İngiltere eleme grubu maçında Beckham'ın penaltıyı kaçırması sonucu yaşadığı sürtüşme sonucunda İngiltere'de istenmeyen adam konumuna geldi ve G.Kore ekibine transfer oldu. Oradan Japonya'ya geçti ve Japon liginde en iyi savunmacı ödülünü kazandı. Sonra Köln takımına gitti 2 sezonda burada futbol oynadı. En son yaşadığı sakatlıklar ve Daum'la yaşadığı gerginlik sonucu futbolu bıraktı. Aslında Daum'la yaşadığı süreçte ilginçtir Alpay hep benim kariyerimde Fatih Terim birse Daum ikidir der.

Alpay'ın unutulmaz anlarıda vardır tabiki. Örneğin Makedonya maçında attığı 3 gol aklıma geldi. Takımı resmen ipten almıştı. Hırvat maçında gole giden futbolcuyu düşürmeyince Fair Play ödülü kazanmıştı. Aksine Alpay'ın hiç alışık olmadığı durumdur bu. Beckham'la tartışması, İsviçre ile oynanan kritik baraj maçında İstiklal Marşı'nı hırsla okuması ve akabinde 2. dakika penaltıya yol açması aklıma geliyor. 2002 Dünya Kupasında ki müthiş performansıda çok önemliydi. Yani bakarsak inişli çıkışlı gözüksede mükemmel bir futbolcuydu Alpay. Ben hep onu Galatasaray'da görmek istedim bence bize çok uyan bir isimdi. Fatih Terim'i babası kadar seviyor, Hakan Şükür'le de arası çok iyiydi ama onca teklife rağmen Galatasaray'a bir türlü gelmedi. Yurt dışında oynadığı dönem yine teklifler yapıldı gelmedi. Neyse sağlık olsun diyoruz ve Alpay'ı hiç unutmayacağımızı eklemek istiyorum. Onun hırsı, mücadeleci futbolunu taşıyan isimler günümüz futbolunda çok az Bülent Korkmaz, Alpay Özalan gibi savunmacılar futbol adına bir ekoldür.

Farkeder mi?


Bundesliga takımlarından Stuttgart'ta forma giyen ve uzun bir süreden bu yana sakat olan milli futbolcu Yıldıray Baştürk, yeniden topla hafif antrenmanlara başladı.

Kulüp tarafından yapılan açıklamada, Yıldıray'ın, rehabilitasyon ve kondisyon antrenörü Christian Kolodziej eşliğinde güçlenme çalışmaları yaptığı ve topla oynadığı belirtildi.

Yıldıray, bu ayın başında antrenmanlar sırasında takım arkadaşı Roberto Hilbert ile girdiği mücadelede sağ ayak bileğinden sakatlanmıştı.

Yıldıray'dan gelen son haberler bu yönde. Yıldıray benim gözümde artık 2. bir Tobias Linderoth vakası. Yani bir nevi kronik sakat. Oynadığı zamanda dağınık bir futbol sergiliyor. Şu saatten sonra sağlığına kavuşur mu kavuşursa başarılı olur mu bilinmez. Belkide Yıldıray için çözüm Trabzonspor'a gelmektir. Adı Trabzon ile sezon başında çok anılmış iki taraftanda yalanlanmamıştı bu haberler. Trabzon'da yeniden patlama yapabilir. Ama başlıktada dediğim gibi artık ne farkeder?

Hep Destek Tam Destek

Takım içinde Bülent Korkmaz'a destek büyüyor. Yerli oyuncuların Bülent Hoca'ya verdiği desteğin ardından Harry Kewell'da yaptığı bir açıklamada Skibbe ile Bülent Korkmaz'ı kıyaslayarak disiplinin önemini vurgulayan cümleler kullandı. Doğan Haber Ajansının haberinde Kewell Bülent Korkmaz ile ilgili şu sözleri sarfetmiş;

"Skibbe'den kimse çekinmiyordu bile. Hatta Skibbe bazı oyunculardan korkuyordu. Bülent Korkmaz gelir gelmez havayı değiştirdi. Takımda herkes O'ndan çekiniyor, saygı duyuyor. Yeni hocamız kaybolan otoriteyi yeni baştan oluşturdu"

Bir takım için, takım olmak için öncelikli olan disiplindir her konuda. Skibbe başarılıydı kabul ama sürekli pohpohlayarak şımartarak sonsuz başarıyı elde edemezsiniz. Başarı onu hakedenlerin elinde güzel olur. Şimdi disiplin sağlandı gibi. Otorite boşluğuda ortadan kalkıyor yavaş yavaş. İşler tamda istenildiği gibi giderken Bülent Korkmaz'ın gönderileceği yönünde haber çıkması ve taraftarların büyük çoğunluğunun bu haberlere itibar etmesi hatta gönderilmesini bizzat isteyen taraftarların olması çok can sıkıcı gerçekten. Ben dün dedim bugün diyorum yarında demeye devam edeceğim. Arkasında durulursa Bülent Korkmaz'ın Guardiola olmaması için hiç bir sebep yok. Yeter ki işine karışılmasın güvenilsin.

Gelme Sen Orada Güzelsin

Önceki sezon İngiltere’ye giden Tuncay’ın takımı Midlesbrough’un düşme potasında yer alması, sarı lacivertli yönetimi iştahlandırdı.

İngiliz kulübü ile yaptığı sözleşmeye göre, Middlesbrough Premier Lig’den düşerse, milli futbolcumuz az bir bonservis bedeli karşılığında takımdan ayrılabilecek.

Bu durumu göz önüne alan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın kardeşi ve yönetim kurulu üyesi Ali Yıldırım, Tuncay’la telefon görüşmesi yaparak, "Geri dön" çağrısında bulundu.

Tuncay ise bu teklif karşısında her zamanki düşüncesini dile getirdi... İngiltere’de birkaç yıl daha oynamak istediğini tekrarlayan tecrübeli futbolcu, "Ülkemi çok özlüyorum ancak kariyerim açısından şu anda Türkiye’ye dönmem yanlış olur" cevabını verdi.

Şu anda dönmesi gereken en son oyuncumuz Tuncay. Takımına rağmen başarılı bir sezon geçirdi milli takımda çok güzel işlere imza attı. Chelsea başta olmak üzere bir çok Avrupa Kulübünün transfer listesinde yer alıyor. Bu sezon yaptıklarıyla 27 yaşında kariyerinin en iyi sezonlarından bir tanesini geçiriyor. Ayrıca transfer olurken Fenerbahçe'ye bonservis bedeli kazandırmayarak bütün köprüleride yakmıştı Tuncay. Artık Fenerbahçe'ye dönmez Aziz Yıldırım onu istemez derken yukarıdaki haber düştü ajanslara bugün. Hürriyet gazetesinn yaptığı habere göre Aziz Yıldırım'ın yönetim kurulu üyeside olan kardeşi Ali Yıldırım bizzat Tuncay'a ulaşmış ve olumsuz cevap almış. Haber sayfa doldurmak için yapılmış olabilir ama gerçekten teklif varsa en doğrusu Tuncay'ın hazır Premier Lige alışmışken en azından 1-2 sezon daha orada kalmasıdır. Bir Galatasaray'lı olarak Tuncay'a İngiltere'ye gittiği günden beri yaptıklarıyla çok büyük saygı duydum. Malum Lincoln'de bizim için bir problem bu sezon. Aklımdan geçen hep 10 numara mevkisinde Tuncay'ın olması. Ama o Avrupa'da kalmalı. Kendini ispat etmeye devam etmeli. Fakat Middlesbrough gibi alt düzeyde bir takımda değil.

II. Fransız Devriminden Sonra Elveda

Marsilya Teknik Direktörü Eric Gerets'in, Fransız ekibini sezon sonunda bırakmaya karar verdiği öğrenildi. Belçikalı çalıştırıcının, kararını akşam saatlerinde futbolcularıyla paylaştığı öğrenildi. Eric Gerets'in Olympique Marsilya macerası sona eriyor. Galatasaray'ın eski hocası, Fransız takımıyla yollarını sezon sonunda ayırmaya karar verdi. Gerets, günlerdir beklenen kararını ilk olarak futbolcularıyla paylaştı. Galatasaray'dan gönderildikten sonra 2007 yılının ekim ayında Marsilya'nın başına geçen Gerets, özellikle de içinde bulunduğumuz sezon boyunca Fransa'nın en çok konuşulan hocası olmayı başarmıştı. Gerets'in yönettiği Marsilya ekibi, Fransa liginin bitimine 5 hafta kalan 5 puan farkla lider durumda bulunuyor. Marsilya eğer sezonu lider tamamlayabilirse, Fransa Ligi şampiyonluğuna 7 yıldır ambargo koyan Lyon'un serisine son vermiş olacak.

Fransa Ligi'nde büyük avantaj yakalamış durumda ve şampiyon olacaklar gibi. 7 yıldır süren Lyon hakimiyetini Lyon taraftarları hariç herkes yıkılmasını istiyor. Bütün dünya neredeyse buna kenetlendi ve Gerets bu yüzden acayip prim yaptı. Şimdi bu ayrılık nereden çıktı diyebilirsiniz örneğin bunu sezon sonuda açıklayabilirdi. Gerets için Bayern Münih'in başına geçecek deniliyor. S.Arabistan'dan servet teklif edildi deniliyor. Belçika Milli Takım'ına gelecek deniliyorki bu teklifi geçen reddetmişlerdi. Gelelim Türk basınına Trabzonspor'la ismi anıldı bu saatten sonrada bir çok takımla anılacaktır. Marsilya'dan zamanında sözleşme uzatma teklifi alamadı ve bu yüzden kulüple zannedersem arası bozuldu. Marsilya Le Guen'le konuşuyor deniliyor bu yüzden ayrılık rüzgarları esmeye başladı. Gerets gitmeyi kafasına koymuş. Bu sezon gösterdiği büyük çıkış onu çok ileri taşıdı. Şimdi istediği kulüple, büyük paralara anlaşma potansiyeline sahip oldu. Yalnız 5 puan öndeyim garanti şampiyonum havasındaki Marsilya'nın ya havası bozulursa, devrim gerçekleşmezse. O zaman bazıları kafasını duvarlarda parçalayabilir.

28 Nisan 2009 Salı

Barcelona Hiddink'e Karşı


Maç boyu Barcelona tek kale oynadı göründü, Chelsea bütün maç kapanmış görüntü verdi. Bir bakımada öyleydi aslında. Barcelona kendi sisteminden asla ödün vermeyen ekip. 4-3-3'ü ne olursa olsun bozmuyorlar. Chelsea ise Drogba'yı ileride tek bırakıp orta sahayı kalabalık tuttu. Özellikle Ballack ve Lampard'ı orta sahanın ortasında oynattıki hücumu böyle oynamak istediler. Yalnız Lampard ve Ballack ofansif açıdan bekleneni veremeyince Chelsea çok kısır bir görüntü sergiledi. Koskoca maç buldukları tek fırsat ilk yarı Drogba'nın kaçırdığı altın değerindeki fırsattı. Barcelona savunması aşırı öz güvenden mi bilmiyorum ama o hatayı yapmamalarını beklemezdim. Barcelona defans oyuncularıda dahil olmak üzere komple hücum oynadılar. Orta saha elemanları Iniesta ve Xavi iyi çalışmasına karşın ileride oynayan altın üçlü bugün pek gününde değildi. Özellikle Messi istediklerini yapamadı gibi. Eto'o istediği topla sadece bir kere buluşabildi, Henry ise aşırı mücadelede çok yıprandı. Chelsea savunmasının bu maçta hakkını vermek lazım. Terry, Bosingwa, Alex müthiş maç çıkardılar. 

Barcelona'da sol kanat eksikliği bu maçtada görüldü. Sağ taraftan Dani Alves'le istediklerini yapabiliyorlar ama aynı katkının yarısı bile Abidal'den gelmiyor. Alves'e göre çok çakılı bir bek. Sol taraftada Alves tipinde bir bek olsa Barcelona hücumu daha da katlanabilir. P.Cech ayrıca bu maçta yine ne kadar güvenli ve büyük kaleci olduğunu kanıtladı. Yaptığı kurtarışların yanında, güvenli oyunu, arkadaşlarını sakinleştirmesi muhteşemdi.

Teorim tutacak gibi. Hiddink'in gelişinden sonra Chelsea'nin bu kupayı alacağını söylemiştim. 0-0 istedikleri skor oldu. Chelsea İngiltere'de oynanacak maçtada kontrolü elden bırakmayacaktır. Çünkü aşırı yüklendikleri an geride verecekleri açıkları Barcelona asla affetmez. Oradaki maç gollü geçecektir. Özellikle maçın başında gelecek goller işin seyrini değiştirir. Hiddink'i bu maç bir kere daha takdir ettim bu güvenli futbolundan ötürü.

Hedef Final


Mersin’de oynadığı iki maçın birinde galip gelerek serinin son maçını Samsun’a taşımaya hak kazanan ve 2-2 olan Play-Off Yarı Final serisinde Çarşamba günü saat 18:00’de Yaşar Doğu Spor Salonu’nda oynayacak olan takımımızda sakat ve cezalı oyuncu bulunmuyor.Hafif sakatlığı bulunan kaptan Burcu’nun da oynayacak duruma gelmesi teknik ekibi sevindiriyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Başkan Hüseyin Tayıncı,”SBK tarihinin en önemli maçına çıkacak.Taraftarımızın sezon boyunca verdiği desteğe bu maçta da ihtiyacımız olacak.Çarşamba günü saat 18:00’de bütün Samsunlu basketbolseverleri,Yaşar Doğu Spor Salonu’na bekliyoruz.”dedi. Baş Antrenör Cantuğ Keskindemir ise “Mersin bu ligin en iyi takımlarından birisi.Ama bizim kimseden korkumuz yok.Hele kendi sahamızda.Arkamızdaki en büyük güç olan taraftarımızın da desteğiyle bu müsabakadan da galip ayrılarak adımızı finale yazdırmak istiyoruz.Finalde de Fenerbahçe ile görülecek hesabımız var.”dedi.

Kim derdiki bu takım ikinci ligden henüz yükselmiş ve play-off finalinin kapısına dayanacak. Samsun Basketbol bu sezon çok önemli işlere imza attı. Onu bunu bırakıp önce Samsun Basket'i alkışlamak gerekiyor. Bu maç çok önemli bu serinin 2-2'ye gelmesini beklemiyordum. İlk maçı Samsun'da kaybetmek kötü oldu. Mersin'de oynanan maçlara bakarsak iki maçta yakın geçti birini kazandık, birini kaybettik. Şimdi ise tarihimizin en önemli maçına çıkıyoruz. Maç ücretsiz bu arada. Bunu yadırgadım ben kulübün bu kadar paraya ihtiyacı varken maç ücretsiz olmamalıydı. Bilet olarak şu maça 3 tl vermeli taraftar. Bu kulübe sahip çıkmak istiyorsa bu maça da bilet almayacakta hangi maça alacak. Yönetim sanırım salonun full olmasını istiyor ve taraftar sayesinde maçı kazanmayı hedefliyor. İlk oynanan Mersin maçına baktığımızda salonda yer yer boşluklar vardı.

Sakat veya cezalı oyuncumuzun olmaması iyi. Burcu'nun hafif sakatlığı vardı şimdi iyimiş. Zaten dar olan rotasyonumuzu iyice yıpratırdı bu. Julie'nin ekstra oyununa ve bu sezon büyük performanslar sergileyen uzun oyuncularımıza ihtiyaç olacak. Zaten Larkins ve Adeola'nın yapacaklarından şüphemiz yok ama Alison'un şu ruhsuz halini üzerinden atması lazım. İlkay'ın Mersin'de oynanan ilk maçtaki gibi ekstra katkılar vermesi lazım. Nihan Anaz'ın Julie'yi kitledikleri anda devreye girmesi lazım. Buralar belki sezon başında hedeflenmiyordu ama buraya kadar gelmişkende finali görmeden olmaz.

Hüseyin Beşok

                             

Yukarıdaki videoda aslında Hüseyin Beşok kendini özetlemiş. Nasıl Galatasaray'lı olduğunu ve neler yapmak istediğini anlatıyor. Ben Hüseyin Beşok'u ilk Efes Pilsen formasıyla tanıdım. O efsanevi Efes Pilsen kadrosunun en önemli parçalarından biriydi. Türkiye'de hepimizin basketbolu sevmesinde, takip etmesinde o yılların Efes Pilsen'i büyük önem taşır (benim yaş grubum). Sonra Hüseyin Beşok şansını Maccabi Tel Aviv'de denedi oradan Sunce Sibenik, Asvel ve Le Mans gibi ekiplerde mücadele ederek Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etti. En son Prokom Trefl takımında forma giyip Galatasaray'a gelmiş oldu. Tabi bu süre zarfında Tanjevic gelene kadar Milli Takım'ın da değişmez bir parçasıydı. Özellikle 2001 Avrupa Şampiyonası finali oynamamızda katkısı büyük olmuştu. Taki Tanjeviç geldi kadroya girememeye başladı. Bu hoca ve sistem tercihidir bunu eleştirmek bana düşmez.

Galatasaray'da oynadığı iki sezondan bu yana taraftarların en çok sevdiği isim. Geçen sezon gelen Uleb Cup 4. bu sezon yakaladığı çıkış inanılmaz. Hüseyin 34 yaşına geldi ama hala 25 yaşında basketbolcu gibi performanslar gösteriyor. Geçen sezonu hatırlıyorsunuz ligde liderdik Hüseyin'in şanssız sakatlığı geldi ve yaşadığımız büyük düşüş sonrası bir daha toparlanamadık. Uleb Cup'ta 8'li finale kaldığımızda oynaması için elimizden geleni yaptık. Cüneyt Erden'in açıklamalarını biliyorum Hüseyin 5. dk sahada kalsada bu çok önemli diyordu. Bu sezon başında yapılan transferler sonrası Murat Özyer Hüseyin Beşok'u daha az oynatacağını söyledi. Hüseyin'de takımın başarısı için seve seve otururum dedi. Zizic ve Cemal Nalga ile uzun rotasyonu yapıyorken Zizic sorunsalı yaşandı Hüseyin yeniden şans buldu ve çıkışımızdaki en büyük katkıyı verdi. Buna rağmen bu tercihi Murat Özyer'i görevinden etti. Şimdi düşüşte olan Galatasaray'ın yine en verim gösteren basketbolcusu.

2.12'lik boyuna rağmen Hüseyin kariyeri boyunca fazla atletik bir basketbolcu olmadı. Ortayı iyi kapatan, ribaundçu, güçlü, bir o kadarda skorer bir pivottu. Kariyerinde her yaşta oyununun üzerine birşeyler kattı. Örneğin son 2-3 senedir yüzdeli üçlük kullanması gibi. Aydın Örs Milli Takım'da hücumları hep Hüseyin üzerinden başlatırdı. Top önce onun eline değerdi hatta maçların başlarında ilk 3-4 hücumu Hüseyin kullanırdı. Hüseyin Beşok tipinde pivotlar ülkemizde hatta dünyada çok az. Hüseyin şanssız sakatlıklar yaşamasa bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdi. Ben onun Galatasaray'da oynamasından ve bu kadar iyi Galatasaray'lı olmasından gurur duyuyorum.

Gidici Değil Kalıcı


Bugün Fanatik gazetesinde “Ben gidiyorum Başkan” manşeti ve Orhan Yıldırım imzasıyla hakkımda yayınlanan haberin tamamıyla asılsız olduğunun bilinmesini isterim.

Sayın Başkanımız ile aramızda bu konuda bir görüşme hiç olmamıştır. Haberde bana atfedilen tüm söz ve düşünceler de hayal ürünüdür.

Taraftarlarımıza saygılarımla bildiririm.

Harry Kewell
Galatasaray Futbol A.Ş.
Profesyonel Futbol A Takımı Oyuncusu

Denmiş resmi siteden yapılan zorunlu açıklamada. Tüm taraftarlar için Harry Kewell'ın gidebileceği düşüncesi korkulu bir rüya haline geldi son zamanlarda alınan sonuçlardan sonra. Kewell çok kaliteli bir oyuncu olmasının yanı sıra çokta kaliteli bir insan aynı zamanda. Profesyonelliği ilede başta gençler olmak üzere bütün takıma örnek olabilecek bir isim. Şampiyonluk büyük ihtimal gitti yine bir mucize olmazsa, Şampiyonlar Ligide sallantıda şimdi Kewell takımda nasıl tutulacak bunu düşünüyoruz taraftar olarak. Aslında yapılan haber çokta saçma değildi yani bu sefer sağlam sallamış Fanatik sağolsun. Harry'nin ailesine ne kadar düşkün olduğunu onu takip eden taraftarlar bilir. Haberde Harry'nin ağzından ailemi çok özlüyorum burda herkes destek oluyor ama ben dayanamıyorum tarzında bir şeyler söylemiş gibi yazmışlar. Ama şu açıklama yüreklere su serpmeye yetti. Kewell'ın sözleşmesi devam ediyor. Etsinde zaten hiç bitmesin. Sağlığı elverdikçe sarı-kırmızı formayı giymeye devam etsin. Kewell'ı her izlediğimde yaptığım gibi Haldun Üstünel'e teşekkür ederek bitiriyorum. İyiki ikna etmiş, iyiki transfer etmiş.

Kankalık Bitti


Fenerbahçe, sakatlıklar ve cezalar nedeniyle ciddi bir kadro sıkıntısı yaşarken, Alex ile Deivid arasında yaşanan sorunların da ciddi boyutlara ulaşması sıkıntı yarattı. İki Brezilyalı futbolcunun eşleri nedeniyle başlayan tartışma, yıldızların birbirleri ile olan diyaloglarını da kopartma noktasına getirdi. Yeni sezon için transfer çalışmalarını sürdüren Fenerbahçe Yönetimi, bir yandan da Alex ile Deivid arasındaki krizle mücadele ediyor. Yaklaşık 2-3 aydır araları açık olan iki futbolcunun diyaloğu son zamanlarda tamamen koptu. İki Brezilyalı yıldızın, eşlerinin yaşadıkları tartışma sonrası, gerek saha içinde gerek saha dışında hiç konuşmadıkları öğrenilirken, geçtiğimiz yıla kadar saha dışında tüm organizasyonlara birlikte katılan futbolcuların aileleri de uzun süredir bir araya gelmiyor.

Brezilya'da adet böyle demekki. Türkiye'de olsa ne yapılır edilir aileler bir araya gelirdi. Kadın kavgası yüzünden Alex ve Deivid'de küsmüş, konuşmuyorlarmış. Alex hadi 1.5 aydır sakat performansı hiç yok Deivid'e bakıyoruz sahada varlığı belirsiz. Sebebi bu mu acaba. Yönetim bu iki futbolcuylada sezon ortasında sözleşme yenilemişti. Şimdi bu durum devam ederse Deivid gözden çıkartılabilrimiş. Görüyorsunuz kadın kavgası nelere yol açıyor. Şimdi bu olay diğer yabancılarada yansıyacak mı acaba. Kimi Alex'i kimi Deivid'i tutar. 

Bunlar işin şakası. Hedefi belli olan kulüplerin bu tip sorunlara zaten izin vermemesi, olayı baştan çözmesi lazım. İki futbolcu 4 ay konuşmuyor, saha içinde bile diyaloga girmiyor Aragones'de otoriter hocayım diye geçtim onu hocayım diye kenardan izliyor bu durumu. Ne bir yaptırım, ne bir ceza ne de olayı bitirme çabası var. Fenerbahçe'nin bu sezonki durumunun en küçük göstergesi bu daha. Derinliklere insek daha neler neler vardır.

%75 İngiltere

Şampiyonlar Liginde yarı final maçları bu akşamki Barcelona-Chelsea maçı ile başlarken şampiyonlar ligine damgasını yine vuran ülke İngiltere oldu. Yarı finaldeki 4 takımdan üçü İngiliz takımları. Aslında bu tablo hiçte yabancı değil kaldı ki bir kaç sezondur durum bundan ibaret. Bu sezon İngiliz takımlarını en çok zorlayacak ekip şüphesiz taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Barcelona olacak. Hatta bu dörtlünün içinde kupaya en yakın isim Barcelona. Ama Manchester'da Chelsea'de Arsenal'da hiç kolay lokma değiller. 3 İngiliz takımının arasındaki en şanssız takım ise Chelsea. Barcelona'nın rakibi oldular. Eğer diğer seride olabilselerdi bir nebze şansları tutabilirdi ama şu anda şansları %50'nin baya altında gibi duruyor. Gerçi futbol bu kimin nerden patlama yapacağı hiç belli olmaz hele ki haftasonu Barca'nın aldığı beraberlikten sonra. Chelsea Barcelona'yı elerse büyük sürpriz yapar. Diğer seride ise Premier Ligde şampiyonluk mücadelesi veren iki ekip karşı karşıya gelecek. Man U ve Arsenal ezeli rekabetlerinde şüphesiz akla ilk gelen maç geçtiğimiz ay ligde oynadıkları ve Manchester'ın 2-1 yendiği maç olacak. Şampiyonluk yolundaki en büyük adımlardan bir tanesi olan bu maç Old Trafford'da Manchester'ın neler yapabileceğininde en büyük göstergelerinden biri.

Aslında finale kim çıkarsa çıksın kazanan %75 İngilizler ve %100 futbol seyircisi olacak. Şampiyonlar Ligi müziğini duyar gibiyim şimdiden. Maçları sabırsızlıkla ve heyecanla bekliyorum.

Bir Kaç Ay İçinde Dön Ne Olur


Dün akşam Galatasaray-Fenerbahçe bayan basket takımları arasındaki serinin 3. maçı vardı. Karşılaşmadan 68-64 önde ayrılan Fenerbahçe adını finale yazdırırken Galatasaray için sezon bitmiş oldu. Ama sarı-kırmızılıları asıl üzen kupanın, finalin, şampiyonluğun falan gitmesi değil Işıl'ın sakatlanmasıydı.

İkinci periyodun sonlarına doğru bir hava topu mücadelesinde sakatlık geçiren Işıl'ın ön çapraz bağlarının koptuğu açıklandı. Kesin karar için MR sonuçları beklenirken dizindeki şişliğin inmesinin ardından 3 gün içinde ameliyat olacağı ve 3-4 ay parkelerden uzak kalacağı söyleniyor şu andaki duruma bakıldığında. Işıl taraftarın gözbebeği bayan basketbolda. Yani Metin Oktay felsefesini benimsediğini ve gerçek bir taraftar gibi hareket ettiğini görüyoruz sürekli. Amaç elbette kupadır, şampiyonluktur sezon sonunda ama dünkü maçtan sonra bin kupa almak mı yoksa Işıl mı diye sorulsa bütün taraftarların Işıl'ı seçeceği kesindir. Sportif Cümleler olarak Prensesimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Kalesi Dünyaya Kapalı

Casillas Barcelona'yı 3-0 yenmelerinin imkansız olduğunu belirterek, "Barcelona maçında dikkatli olmalıyız. Henüz bir şey başarmadık, eğer onları yenersek onların 1 puan gerisinde olucaz. Barcelona'yı 2-0 yenersek onlarla kafa kafaya olacağız fakat Barcelona gibi bir takıma 3 gol atmak oldukça zor" ifadelerini kullandı.

Iker Casillas şüphesiz dünyanın en iyi kalecilerinden. Benimse favorim oldu yıllardır. Hangi taraftarın hayalinde yoktur ki Casillas gibi bir kaleci. Kendi altyapından yetişecek sonra kaleyi bir alacak pir alacak bırakmayacak. Milli takımın vazgeçilmez ismi olacak. Onun gibisi sahiden yok olmazda şu saatten sonra. Hep demişimdir zaten taraftar sabırlı olursa takım başarılı olur diye. Neyse konumuz haftasonu oynanacak müthiş derbi. Geçen hafta Barca'nın berabere kalıp Real'in kazanmasıyla işler iyice karıştı şimdi aradaki puan farkı 4. Real maçı mutlaka kazanmak istiyor ki Iker'in açıklamalarından bunu anlıyoruz zaten. Maçın kilit ismi Casillas olacak. Barcelona çok atak oynayabilen bir takım. Takımın nerdeyse yarısı golü koklayan isimler. İspanya liginin gol krallığı listesinin ilk beşinde 2 tane Barca'lı var. Casillas'a çok iş düşecek gibi duruyor bu maçta. Bakalım kalesini gole kapatabilecek mi?

Carlos Yalan Volkan Yaman


Yine gurbet ellerin yetiştirdiği ve ülkemize gönderdiği futbolculardan. Kendisi bir yandan Almanya'da futbol oynarken meslek eğitimi alıp bilgisayar programcısı oldu. Yinede futbol sevgisi ağır bastığı için futbola devam etti. 2003 yılında Antalyaspor'a geldi bu üç sezonda yaptığı çıkışla dikkatleri üzerine çekti. 2 sezon önce Antalyaspor kümeye düşmesine rağmen yıldızını parlattı. O sezon içinde Milli Takım'da da forma giydi. Kritik Yunanistan deplasmanı ve Norveç maçlarında başarılı performans göstermişti. Nitekim Kalli döneminde Galatasaray nokta transferler yapıyordu sol bek açığı vardı ve Volkan Yaman transfer edildi.

Volkan Yaman ilk geldiğinde Galatasaray'da iyi performanslar gösterdi. Uzun süredir frikikten gol atamayan Galatasaray'a iki frikik golü attı. Aynı yıl Fenerbahçe'de Roberto Carlos'u transfer etmişti ama Volkan büyük çıkış yaptığından Carlos yalan Volkan Yaman sloganları atıldı. Bu gidişatı devam ederken Hakan Balta transferin son gününde geldi ve formayı kaptı. Volkan Yaman'da o günden bu yana büyük düşüş var. Şans bulmadı mı inanılmaz şanslar yakaladı ama kendini gösteremedi. Geçen sezon iyi başlamıştı ama vasat bitirdi. Hakan Balta bir çok bölgede başarı ile oynayabildiğinden Volkan Yaman'ın sanırım biraz yıldızı düştü. Bu sezonda stopersiz kaldığımızda Hakan Balta stopere geçmişti ama Volkan Yaman yine fırsatları tepti. Şimdi yine stoperlerimiz sakat veya cezalı ama Hakan Balta kendi bölgesinde, Semih Kaya forma buluyor. Üstelik herkesin üzerinde durduğu Alparslan Erdem isimli genç oyuncuda kendini meydana çıkarmak için fırsat kolluyor.

Volkan Yaman bir beke göre ağır bir oyuncu. Hızlı ve çevik hareketler yapamıyor. İyi şut atıyor, ortaları dağlara taşlara gitmiyor ama yetersiz. Savunmada da çok güçlü kaldığı söylenemez. Üstelik bir artısı yok yani Hakan Balta gibi bir çok bölgenin adamı değil. Ben Galatasaray'ın seviyesinde bir futbolcu olduğunu düşünmüyorum ve takımdan ayrılması gereken futbolcuların başında geliyor. Karakteri çok sağlam yani bazı sevmediğim futbolcular gibi değil. Yinede kendini daha çok ifade edebilecek takımlarda forma giymeli.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Geçmiş Olsun Minik Aslan


TBBL Play Off Yarı Final 3. maçında Fenerbahçe Galatasaray' ı 68-64 mağlup etmeyi başardı. Baştan sona Galatasaray' ın üstün götürdüğü mücadelede Işıl' ın sakatlanması ev sahibi takımı çok kötü etkilerken, Işıl dışındaki yerli oyuncuların berbat oyunu da mağlubiyetin sebeplerindendi. Işıl dışındaki yerli oyuncular maçta 26' da 0 gibi inanılmaz bir oran ile oynadılar.

Işıl Alben sezonun en iyi oyunlarından birini oynuyordu. Bu sezon ilk defa bu kadar skorer başlamıştı bir maça. O ana kadar sahanın en skoreriydi ama bu defa da şanssızlık bırakmadı yakasını. Kulüp yaptığı açıklamada Işıl' ın ön çapraz bağlarının koptuğunu ve 3-4 gün içinde dizindeki şişliğin inmesinin ardından ameliyat edileceğini açıkladı. Ameliyattan sonra parkelere dönmesi yaklaşık 3-4 ay sürecekmiş.

Geçmiş olsun büyük yürekli minik aslan. En kısa zamanda parkelere dönmen dileğiyle.

Yıllanmış Şarap Özbekistan'da


16 takımın yer aldığı Özbekistan Yüksek Ligi'nin başlamasından bu yana rakip takım filelerini 18 kez havalandırarak en çok gol atan takım olan Bunyodkor, bunun yanı sıra kalesinde 2 gol görerek Taşkent'in diğer ekibi Pakhtakor ile birlikte en az gol yiyen takım olma özelliğini de taşıyor. Bu arada Brezilyalı Rivaldo da yeni sezonda rakip filelerini 3 kez havalandırarak, en çok gol atan futbolcular listesinin başında yer aldı. Geçen sezon Özbekistan Kupası ve Özbekistan Yüksek Ligi'ni kazanan ve Asya Şampiyonlar Ligi'nde ise yarı finale dek yükselen Bunyodkor, bu sezon da Asya Şampiyonlar Ligi'nde grup maçlarında çeyrek final için mücadele ediyor.

Onu Barcelona formasıyla senelerce izledik sonra Yunanistan'da gitti orada da severek izledik. Galatasaray'la ismi çok anıldı Hagi onay verse belki bizde oynayacaktı. Sonra seneler falan para için Özbekistan'a gitti. Bu yaşta yinede Asya'yı birbirine kattı. Attığı ve attırdığı gollerle büyük işler yaptı. Parasınıda alıyor ne diyelim müthiş profesyonel Rivaldo.

Sergen Yalçınsal


Beşiktaş'ta olsun, Fenerbahçe'de olsun, Galatasaray'da olsun, Trabzonspor'da olsun ve bunun gibi bir çok takımda futbol oynayarak bu takımların yapısını öğrendi ve bu konuda müthiş tecrübeler kazandı. Her zaman futboluyla değil yaşantısıyla dikkati çekti. Futbol piyasasında ilk ismini duyurduğu zamanlarda müthiş futbolcu, geleceğiz yıldızı denildi. Gerçektende öyleydi ondaki sol ayak kimsede yoktu. Ama hep idman yapmak istememesi, kendine bakmamasıyla, gece yaşantısıyl kötü örnek oldu diyebiliriz.

Sergen Yalçın'ı Ntvspor'da hepimiz izliyor. Futbol yorumları var kimine göre doğru analizleri var. Örneğin ben yorumlarını ve görüşlerini beğeniyorum. Basit ama akıcı bir ifadesi var. Futbolu iyi bildiği için farklı noktalara değinebiliyor. Yalnız şu yorumlarına gerçekten gülüyorum. Bazı futbolcuların kendine bakmamasıyla, gece yaşantılarına parmak basıyor, onları eleştiriyor. Yahu Sergen Yalçın seneler boyu sen futbol dışında yaptıklarınla konuşulmadın mı. İnsan öyle der şimdiki aklım olsa geçmişte o hataları yapmazdım Sergen bunu da demiyor. Üstelik diğer futbolcuların yaşantısına dil uzatıyor. Tabiki uzatılacak, bunlar eleştirilecek ama bunu Sergen yapınca insanın garibine gidiyor.

Arda'nın Talipleri Çoğalıyor

Channel 4'un haberine göre, Avrupa'nın ünlü kulüpleri Bayern Münih ile Juventus, Galatasaray'ın milli futbolcusu Arda Turan'ı gözüne kestirdi. Bu yıl Bundesliga'da hayal kırıklığı yaratan Bayern Münih'in sezon sonunda takımdan ayrılma ihtimali olan Fransız yıldızı Frank Ribery'nin yerine Arda'yı kadrosuna eklemek istediği belirtildi. Euro 2008'de sergilediği başarılı performans'la dikkatleri üzerine çeken Arda'ya İtalya'nın Juventus takımı da talip oldu. Siyah-beyazlı ekip, sezon sonunda futbol kariyerine noktayı koyacak olan Çek yıldız Pavel Nedved'in boşluğunu Arda ile doldurmak için çaba sarf ettiği ifade edildi. İki ekibin de genç yıldız için 11 milyon Euro'yu gözden çıkardığı iddia edildi. Öte yandan, İngiltere Premier Lig takımlarından Tottenham, Arsenal ve Manchester City'nin de Arda ile ilgilendiği; fakat yıldız oyuncunun Türkiye'den ayrılmaya ikna edilmesinin zor olduğu vurgulandı.

Arda Turan elbette yurt dışında bir takıma gidecek ama biraz daha zamanı var. Futbolu müthiş olmasına rağmen henüz tam olgunlaşmadı. Örneğin baskıyı kaldırabilme, şut ve biraz daha seri hareket etme gibi kalibiyetlerini geliştirmesi lazım. Yalnız bu sezon liderlik gibi bir vasıf ve savunmasınıda inanılmaz güçlendirdi. Bu da kendisini sadece sol açık gibi değil örneğin Fabregas gibi görme olanağınıda yarattı. Yani hem savunma hem hücumu aynı anda yapabiliyor. 

Türk futbolunun en güvendiği, en yetenekli isimi Arda Turan. Galatasaray'lılığı ile de gönlümüzde taht kurdu. Ayrılışı hepimiz için zor olacak. Kendisinin 2013'e kadar sözleşmesi var. Adnan Polat yönetiminin sevdiğim bir özelliğide bu oldu. Futbolcularla sözleşmeleri bitmeden sözleşme yeniliyor. Bu da ileride bonservissiz ayrılmalarına olanak tanımıyor. Bayern Münüh ve Juventus ciddi tekliflerde bulunmuşlar. Bonservisi 20 milyon euro olarak belirlenmişti ama 11 milyon euro teklif gözüküyor şu sıralar. Malum bütün dünyada kriz var. Arda Alman liginde de oynayabilir ama kariyeri açısından orası Arda'ya ne katar bilmiyorum. Gerçi Ribery gibi bir yıldızı daha da parlattılar. İtalya'da da oynar Arda üstelik tam ona göre bir lig. Oranın sertliğinide kaldırabilir. Juventus'da eski günlerine dönmek istiyor bu yüzden Arda'nın peşine düşmüşler. Benim gönlümden ise Barcelona geçiyor Arda orada oynamalı.

Arda yinede Aslantepe'yi görmeden, kaptanlığı koluna takmadan Galatasaray'dan ayrılmamalı. Gelecek sezonda Arda Turan'ın üstüne takım kurulacak. Zamanında açmıştım konusunu 10 numara ve kaptanlık Arda'ya diye. Sanırım yönetimde bunu yapacak. Doğrusunuda yapmış olurlar.

Trabzonspor Uçmuş


Trabzonspor'da Teknik Direktör Ersun Yanal'ın büyük maçlardaki kötü istatistiği takımın zirve yarışından kopmasına neden oldu. Bu arada yönetim kurulunun Avrupa'da teknik direktör arayışlarına başladığı iddia edildi. Yönetim kurulunun resmi olarak açıklamamasına rağmen Sivasspor mağlubiyeti sonrası gelecek sezon için Teknik Direktör Ersun Yanal ile yola devam etmeme kararının kesin olarak alındığı ve gizlice yabancı teknik direktör arayışlarına başlandığı iddia edildi. Bu konuda bordo - mavili yöneticiler, net bir açıklama yapmazken, gündeme gelen isimler arasında Hollanda Ligi'nde bu sezon Az Alkmar ile şampiyonluk kupasını kaldıran Van Gaal ve Galatasaray'ın eski teknik direktörü Eric Gerets'in isimlerinin ön plana çıktığı belirtildi. Ancak her iki teknik adamında takımlarıyla birlikte gelecek sezon şampiyonlar liginde mücadele edecek olmaları nedeniyle ilk etapta Trabzonspor'un teklifine sıcak bakmayabilecekleri belirtildi. Bu arada yönetimin Van Gaal'ı ikna etmek için yardımcısı olan Trabzonspor'un eski gol kralı futbolcusu Şota'yı devreye soktuğu da öğrenildi.

Gelecek sezon Ersun Yanal ile devam etmeyecekleri kesinleşti. Burada herkes hem fikir. Yeni hocanın kim olacağı ise soru işareti. Kabul ediyorum Sadri Şener büyük vizyonu olan ve başarı için her şeyi yapabilecek bir başkan. Yalnız haber doğruysa Van Gaal ve Gerets konusunda biraz uçmuşlar. Bundan bir ay önce Gaziantepspor'un Scolari bile olabilir deyip Litvanya'nın hocasını getirmesi gibi bir şey olur bu. Gerets desek geçenlerde Belçika Milli Takımının teklifini reddetti, Lyon'u devirip şampiyon olmak istiyor. Adamın heykelini dikecekler neredeyse. Ayrıca gelecek sezonda Şampiyonlar Ligi'nde daha iyi bütçelerde oynayacak. Van Gaal ise yeniden yapılanma uzmanı, Alkmaar'ı aldı sıfırdan yarattı. Bu sezon şampiyon oldular ve gelecek sezon Şampiyonlar Ligi var. Ayrıca daha sezon başında sözleşme yeniledi. Birde Şota devreye girecekmiş ben inanıyorum kesin ikna eder.

Bence daha makul isimlerde yoğunlaşalım. Haber DHA'ya ait onların yaptığı haberler genelde doğrudur. Trabzonspor'un yapabilecekleri ortada onlar için uğraşırsa daha sağlıklı olur bence. Böyle gündem yaratmaya hiç gerek yok.

Bolt Her Zamankinden Daha Güçlü Geliyor


Pekin Olmipiyat Oyunları'nda 100 metre, 200 metre ve 4x100 metrede dünya rekorları kırarak şampiyon olan Usain Bolt'un, Ağustos ayında Berlin'de yapılacak Dünya Atletizm Şampiyonası'nda Pekin'deki başarısını tekrarlayıp tekrarlayamayacağı merakla bekleniyor. 9.69 ile kırılması imkansız gibi görünen 100 metre dünya rekorunun sahibi olan Jamaikalı sprinter, "9.5 saniyenin altına inebilirim. Sanırım 9.4 saniyeye kadar ulaşabilirim. 9.4'te dünya durur. Sporun efsanelerinden biri olmak istiyorum, hedefim her sezon ve daima zirvede yer alan bir atlet olmak" diye konuştu. Bolt, İngiliz Dwain Chambers'ın Berlin'de en büyük rakibi olacağını öne sürmesi konusunda ise, "Tek bir insana odaklandığınız anda kaybetmeye başlarsınız. Eğer Asafa Powell'ı yenmeye odaklanırsam Tyson Gay ne olacak? Benim tek korkum sakatlanmak, onun dışında kimseden korkmuyorum" ifadeledini kullandı.

Geçen sezon düşünüyorum Michael Phelps, Isinbayeva, Messi, C.Ronaldo gibi sporcuları çok konuştuk. Ama Usain Bolt isimli adamın bizler için önemi çok büyük. Pekin'de hem 100 metrede hem 200 metrede rekor kırıp altın madalya alması muhteşem olaydı. Sprint olayında bu işin atası Michael Johnson'dur ama Bolt onu henüz 22 yaşında geçti. Şimdi daha tecrübeli ve daha güçlü. Yaptığı açıklamalarda 100 metreyi 9.5'in altında koşabileceğini söylemiş. Bu dünya tarihini baştan yazdırır ve kıyamet alameti olur sanıyorsam. Rakipleri güçlü Gay, Powell ve Chambers'da geri döndü ama Bolt onların yanında tarif edilemez bir sprinter. Olimpiyatları süpürmüştü bu sezonda Dünya Atletizm Şampiyonasında aynı şeyi yapabilir. Ayrıca hem 100 hem 200 koşuyor bu sezon 400 metrede koşmaya başladı. Anlaşılan kısa mesafeleri komple süpüreceğe benziyor. Henüz 22 yaşında birde. Bu adamın atletizminin en olgun yaşlarında yani 27'li, 28'li yaşlarında düşünemiyorum bile. Bolt her zamankinden daha güçlü, daha hırslı geliyor.

Klinsmann'da Gider


Almanya Ligi (Bundesliga) takımlarından Bayern Münih teknik direktör Jürgen Klinsmann ile yollarını ayırdı. Bayern yönetim kurulunun yaptığı toplantıda sezon başında hedeflenen başarılara ulaşılamaması nedeniyle Klinsmann'ın görevine son verildiği bildirildi. Ottmar Hitzfeld'ten sonra takımın başına geçen Klinsmann Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde İspanya'nın Barcelona ekibine elenmiş ve Avrupa defterini kapatmıştı. Almanya Kupası'ndan da elenen Bayern Münih ligde de kötü gidişini sürdürüyordu.

Klinsmann'ın çok başarılı olmasını bekliyordum. Çünkü katı Alman futbol kültürü içindeki en modern hocalardan biriydi. Milli Takım'da ki de başarısı önemliydi bana göre. Kadro olarakta baktığımızda Münih'in kadrosu diğer ekiplere göre çok önde. Bu yüzden Bayern Münih'in bu durumu büyük başarısızlık. Şimdi Ribery sorunuda doğacak gitmek isteyecek böylece takımdaki en büyük yıldızda kayacak. Zor günler onları bekliyor.

Yine Başlıyoruz

Türkiye'de kamuoyu teknik direktör göndermeye neden bu kadar meraklı hiç bir zaman anlayamadım. Hiçte anlayamayacağımdan eminim. Tamam mağlubiyet alınır işler iyi gitmez teknik direktörden memnun olunmaz ama kötü giden durumun devamı yüzünden bir isim nasıl tartışılır hale gelir? Elimizde iki örnek var ikisinide irdeleyelim.

Öncelikle örneğimiz Fenerbahçe teknik direktörü Aragones. Geçtiğimiz sezon Avrupa Şampiyonasında başında olduğu İspanya'yı şampiyonluğa taşıyan teknik direktör olarak tanıdık onu. Sezon sonunda Zico'nun gönderilmesiylede Fenerbahçe'nin başına getirildi. İstediği transferler yapıldı ve sezona başlandı. Fenerbahçe bir türlü istenilen kıvama gelmedi, gelemedi. Geçen sezon şampiyonluğun Galatasaray'a kaptırılmasının ardından bu sezon iyi bir şeyler yapılmak zorundaydı artık. Fakat işler istediği gibi gitmedi dedenin ve Aziz Yıldırım'ında kredisini düşürmeye başladı bu durum. Bütün sezonu tek başına mahveden bi Aragones var karşımızda.

Gelelim ikinci örneğe yani Bülent Korkmaz'a. Geçen sezonki masalsı şampiyonluktan sonra bu sezona fırtına gibi girmek için son yılların en mükemmel kadrosu kuruldu başınada teknik direktör olarak Skibbe getirildi. Aslında çok güzel bir ilk yarı geçirdi Galatasaray. Konulan 3 hedef vardı 3ündede aslanlar gibi ilerliyordu. Ne olduysa devre arasından sonra oldu. İlk yarıda enfes bir futbol oynayan takımı ne gören ne de duyan vardı artık. Bu Skibbe'nin Galatasaray teknik direktörlüğünden alınmasına mâl oldu. Yerinede herkesi mutlu eden bir isim olan Bülent Korkmaz getirildi. Herkes ondan mucize yaratmasını bekliyordu çünkü takım hiç iyi durumda değildi. Türkiye Kupası gitmişti, Uefa zordaydı, ligde ilk 3 zora girmişti. Bülent Hoca elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı bence yaptıda. Fakat ondan mucize bekleyenler yere çakıldılar ve suçuda ona yüklediler. Bülent Korkmaz geldiğinde de bu durumdaydı bu takım. Yani şu andaki durumun sorumlusu Bülent Korkmaz değil. Bütün sezonun daha doğru bir tabirle bütün ikinci yarının sorumluluğunu Bülent Korkmaz'a yıkamaz hiç kimse. O gitsin takım düzelsin mantığı asla işe yaramaz.

İki örnek var elimizde görüyoruz. Biri sezon başından beri takımını rezil eden fakat eleştri bile olmayan bir teknik adam diğeri suçu olmadığı halde tartışılan bir teknik adam. İstikrar başarıyı getirir bence. Buda 2 sezonda 4 teknik adam değiştiren Galatasaray'ın neden başarılı olamadığının cevabıdır. Adnan Polat ve ekibi kesinlikle arkasında durmalılar kaptanın. Dün dedim bugün diyorum yarın demeye devam edeceğim bu takım Bülent Korkmaz'ın takımı değil! 8-10 maça bakarak teknik direktör gönderilmez. Ruhsuz olan kaptan değil futbolcular. İlla revizyon yapılacaksa onların içinde revizyon olmalıdır. Ve son cümle; bir takımın başarılı olması ne sadece iyi futbolcularla, ne sadece iyi yönetimle, nede sadece iyi teknik heyetle olur. Bir takımın başarılı olmasındaki en büyük etken sabırlı taraftarlardır.

Şşş Sessizlik Galatasaray Uyuyor

Aslında Fenerbahçe maçında atmıştık biz şampiyonluk havlusunu ama geçen hafta bi nebzede olsa umutlandırmıştı alınan sonuçlar sarı-kırmızılı taraftarları. En azından beni umutlandırmıştı. Geçen seneki gibi bir kenetlenme bekliyordum takımdan olacak yapacağız diye düşünmüştüm yanılmışım. Ama atladığım bir nokta varmış geçen sene bizi kenetleyen insan şu anda trt stüdyolarında yorumculuk yapıyor. Evet Hakan Şükür'den bahsediyorum.

Maça dair yazacak bir şeyler düşünüyorum dün akşam 10'dan beri ama bulamıyorum. Zira ortada maç falan yoktu. Seyircisizlikten böyle oldu diyeceğim ama bu lafa artık ben bile inanmıyorum. Galatasaray futbol oynamayı bıraktı. İnsanın içini acıtsada canını yaksada gerçek bu. Galatasaray futbol A takımı futbol oynamıyor! Bu kadar net bu kadar basit. Bunun sebebini irdelemek lazım şu saatten sonra. Zaten şampiyonluk falan imkansız artık matematiksel hesapları kimse devreye sokmasın komik olur. Önümüzdeki sezona kilitlenmek lazım artık. Ne yapılacaksa nasıl yapılacaksa bir an önce karar alınıp uygulanmalı. Bülent Korkmaz'ın arkasında mı durulacak gönderilecek mi? Hangi futbolcular kalıcı hangileri gidici karar verilmeli. Doğru hamlelerle gelecek sezon mutlaka kurtarılmalı.

Seyircisiz maçlar içinde minik bir parantez açmamız gerekirse seyircilerin cezalandırılmasına anlam veremiyorum. Koca stada sessizlik hiç yakışmıyor hele Samiyen'e.. Bomboş tribünleri görmek, sadece futbolcuların birbirlerine ve teknik heyetin futbolculara seslenmesini duymak gerçekten çok can sıkıcı. Bu konuya bi düzenleme getirilmesi şart. Başka bir statta cezalandırılmayı anlarım ama seyircisiz maç oynanmak kadar saçma bir şey daha yok sanırım futbolun içinde. Maçı kimin için oynuyor bu takımlar seyirciler için. Hani seyirciler nerede? O maçı oynamanın ne mantığı oluyor?

Son bir kaç cümlede Hakan Şükür ile ilgili söylemek istiyorum. Çok tartışıldı futbolculuğunda çok eleştrildi. Ama takımı derleyen toparlayan oymuş meğer. Bu sezon ne sakatlıklar ne cezalar bizi etkiledi. Galatasaray'ın şu halinin tek nedeni Hakan Şükür'süzlüktür. Ben bunu bilir bunu söylerim. Dün akşam maç bittikten sonra takım dahil en çok üzülenlerin başında geliyordu Kral. Bu o kadar belirgindi ki yüzüne yansımıştı adeta. Hakan Şükür'ün bir şekilde takıma geri kazandırılması şart.

Sadece Sivasspor ve Beşiktaş Var

Her ne kadar diğer takımlarımız içinde matematiksel umutlar bitmesede kimse kimseyi kandırmasın şampiyonluk bundan sonra bu iki takım arasında geçecektir. Geçen sezon şampiyon olmaya çok yaklaşan Sivasspor bu sene eline büyük fırsat geçirmiş durumda. Beşiktaş ise ligin ikinci devresinde yaptığı büyük çıkışla şampiyonluk potasında bulunuyor. Takipçileri Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi ekipler ise artık şampiyonluğun uzağındalar. Onlar için Avrupa Kupalarına katılma şansı var diyebiliriz.

Bu iki takımın kalan maçlarını değerlendirecek olursak:

Sivasspor'un fikstürü Beşiktaş'a göre biraz daha kolay gözüküyor. Kalan 5 maçın 3'ü deplasmanda 2 maç ise kendi sahalarında oynayacaklar. Gelecek hafta Gaziantepspor deplasmanına gideceklar bu maç her ne kadar zorlu gözüksede Gaziantepspor ligimizin hedefsiz takımlarından. Yani küme düşme şansları yok gibi, Avrupa Kupalarına katılma şanslarıda yok gibi. Tam ortadalar. Onlar yeni hoca getirdiler bu yüzden futbolcular kendini göstermek isteyecektir. Sonra kendi sahalarındaki İBB maçı çok önemli. Sivasspor ne kadar favori gözüksede IBB düşme hattında ve can havliyle oynayacaktır. Hacettepe deplasmanı rahat geçecektir çünkü Hacettepe neredeyse düşmeyi garantiledi. Sonra Gençlerbirliği maçı olacak kendi sahalarında bu maçı kazanacaklarını düşünüyorum. Son hafta Galatasaray deplasmanı var ama ne olacağı bilinmez. Yani son haftaya Galatasaray hedefsiz bir hale gelebilir. Bu da Sivasspor'un büyük şansı.

Beşiktaş'ta Sivasspor gibi kalan 5 maçın 3'ünü deplasmanda oynayacak. Haftaya Fenerbahçe derbisi var. Bakarsak Fenerbahçe lig için havlu atmış gözüküyor ama derbilerin havası belli olmaz. Beşiktaş bu maçı yinede kazanacaktır. Sonra ard arda iki Ankara deplasmanı geliyor. Ankaraspor ile oynayacakları maç biraz daha rahat çünkü Ankaraspor'da ligin hedefsiz takımlarından. Ankaragücü ise düşme hattında ve kendi sahalarında her şeyi yapabilir. Beşiktaş için bu maç zor geçecektir. Sonra kendi sahalarında Galatasaray ile oynayacaklar. Avrupa Kupası mesaisi ne durumda olur Galatasaray'ın bilemem ama zorlu bir maç olacak. Galatasaray o maça kadar hedefsişz hale gelmezse Beşiktaş zorlanabilir. Son maç ise Denizlispor deplasmanı. Denizlispor'da düşme hattında ve varını yoğunu bu maça verecektir.

İki fikstürü karşılaştırdığımda Sivasspor avantajlı takım. Beşiktaş'ın ise bu zor zamanları göğüsleyebilecek tecrübesi var. Kimin şampiyon olacağını merakla bekliyoruz.

26 Nisan 2009 Pazar

Dön Gel Dön Gel..

Bank Asya Liginde haftanın maçında Diyarbakır ile Kasımpaşa Diyarbakır'da karşılaştılar. Maçta iki tarafta birbirlerine üstünlük kuramayınca golsüz eşitlik ile sona erdi. Diyarbakır Kasımpaşa maçını yazı haline getiren ise Galatasaray Paf Takımından kiralık olarak Diyarbakır'a verilen oyuncu Erhan Şentürk.

Erhan hazırlık kampında Skibbe'nin şans verdiği gençlerin başında geliyordu. Paf takımı takip edenler bilir Erhan iyi bir forvet oyuncusudur yani oyuncusuydu paftayken. Sonra Skibbe onu sağ bek olarak denemişti Uğur'un sakatlanmasının ardından. Erhan şu anda Diyarbakır'da da sağ açık mevkisinde oynuyor. Bugün denk geldi izledim maçı. Erhan tek başına takımı sırtladı resmen. O kadar iyi oynadı o kadar başarılıydı ki maşallah dedim maçın hemen hemen her dakikasında. 90 dakika sahada kalan ve 68. dakikada yaptığı faulün ardından sarı kart ile cezalandırılan oyuncumuz gerek hücuma gerekse savunmaya kattıklarıyla Diyarbakır'ın en önemli isimlerinin başında geliyor. Malum Galatasaray paf takımından yetişen gençleri 1-2 yıllığına pişmesi için anadolu kulüplerine gönderirler. Erhan'da sezon başında gönderilmişti Diyarbakır'a peki işe yaramış mı Erhan pişmiş mi? Bence kesinlikle evet. Yani en azından Milan Baros'un arkasında sağlam bir yedek olur. Erhan sezon sonunda kesinlikle geri dönmeli. Seneyede bir yere bırakılmamalı. Galatasaray'ın biraz gençleşmesi şart artık. Bu Erhan ile, Serkan ile, Alpaslan ile olacak. Belki birbirlerine alışana kadar, tecrübe kazanana kadar biraz sancılı geçecek maçlar taraftar adına ama maya tuttuğunda Galatasaray'ın önüne kimse geçemeyecek.

Bülent Korkmaz'a Notunu Verdiğim Maç


Bülent Korkmaz göreve geldi başta ben olmaz üzere çoğumuz ne kadar sevindi dimi. Neydi bayrak oyuncumuz, hırslı, genç, geleceği parlak büyük bir antrenör olacaktı. İlk Bordeaux maçıylada bayağı umutlandık. Düşünüyorum Bülent Korkmaz yönetiminde oynadığımız maçları bir tane rahat maçımız olmadığı gibi hedeftende giderek uzaklaşıyoruz. Yapılan yalnışlar diz boyu bu sezon yapılan hoca tercihleri ise resmen fiyasko. 6 da 6 yapmaktan söz ediliyordu bu oyunla mı acaba. Bülent Korkmaz hala çıkıp diyecek mi matematiksel şans var şampiyonluktan umudu kesmedik.

Şu Ankaraspor maçına bakıyorum. Ankaraspo hedefsiz bir takım yani ne üste çıkabilir, ne alta düşebilir. Oldukları bölgede kalacaklar. Buna göre hücum oynamayı tercih etmişsin kadroya baktığımda bunu gördüm. Çift forvet arkalarında Lincoln, orta sahada Kewell gibi hücumcu falan. Bunu gördükte defans kurgusundaki saçmalık nedir acaba. Mehmet Topal'ı orta sahadan kestin bir kere mücadele gücünü ve topun bizde kalmasını engelledin. Hakan Balta'yı çekecektin stopere orta sahada gücü elinde tutacaktın. Oyunun geneline bakıyorum yine hücum edemiyoruz hep edemiyoruz. Takım hücum yönünden iyice kısırlaştı. İddacılar Bülent Korkmaz geleli Galatasaray maçlarına alt oynamaktan köşeyi döndüler resmen. Koskoca maç kenardan sadece bağırdın. Yapılan oyuncu değişiklikleri resmen fiyasko. Kewell bağırıyor beni çıkar diye Baros çıkıyor oyundan. Oyun içinde elli tane sistem değiştiriyorsun. Böyle hocalık olmaz sadece kenardan maç izlemek hocalıksa bunu herkes yapar. Aslında yönetimin hiç hoca getirmesine gerek yoktu Cevat Güler'le devam et işte.

Lincoln'e değinirsem maç için bu maçta daha iyiydi. Yani kısır Galatasaray hücumunda o topu ayağına aldığında bir şeyler yapmaya çalıştık. Yine kondüsyon olarak düşük ama toparlar mı kendini bilemiyorum. Semih Kaya başarılı performanslarına devam ediyor. Onun dışında genel olarak kötüydük. Antrenörün oyuncularına verdiği bir taktik yok herhalde çıkın oynayın diyor sadece.

Bank Asya'da İzmir Yarışı Kızışacak

TFF 2. Lig Yükselme Grubu'nda evinde Tokatspor'u yenen Bucaspor, ligin bitimine üç hafta kala gelecek sezon Bank Asya 1. Lig'de mücadele etme hakkını elde etti. Sezona TFF 2. Lig 2. Kademe Grubu'nda başlayan Bucaspor, oynadığı 20 maçta 14 galibiyet, 3 beraberlik ve 3 mağlubiyet elde etti ve grubu lider tamamlayarak, Yükselme Grubu'nda mücadele etme hakkı kazandı. Yükselme Grubu'nda 8. hafta liderliği ele geçiren sarı lacivertli takım, 15. hafta karşılaşmasında Tokatspor'u 2-1 mağlup ederek, ilk iki takımın doğrudan Bank Asya 1. Lig'e yükseleceği ligde bir üst lige çıkmayı matematiksel olarak garantiledi.

Yıllardır ikinci ligde mücadele ediyorlar ama çıkışı bir türlü sağlayamamışlardı. İzmir'i bilirsiniz (ben 13 sene yaşadım) Karşıyaka, Göztepe, Altay egemenliği vardır. İzmir bu üç takımın elinde gibiydi. Yalnız başarı oranlarına bakınca üç takımda İzmir'in beklentilerini karşılayamadı. Altay Süper Ligin gediklisiydi düştü, Göztepe nereden nereye dedirtti, Karşıyaka ise hep aynı konumda. Yani ne ileri ne geri. Şimdi Bank Asya'ya bir İzmir takımı daha eklendi. Bucaspor yaptığı yatırımların sonucunu almaya başladı. Gelecek sezon Bank Asya'da neler yapacak bakacağız. Belkide ilk sezonlarında Altay ve Karşıyaka'nın senelerdir yapamadığını yapacaklar Süper Lig'e yükselecekler. Böylece İzmir'de de bayrağı ellerine almış olacaklar.

Bu yaptığım yorumlar bir yana gerçekten üzülüyorum. Koskoca İzmir'in Süper Lig'de bir takımı yok. Bu takımların inanılmaz seyirci potansiyeli var. Örnek vermek gerekiyorsa Süper Lig'de bir çok takımın taraftarı yok. İBB'nin sene boyunca stadlarında topladığı taraftarı Göztepe amatör kümede oynuyorken bir maçta topluyordu. 20 bin kişiye oynuyorlardı Amatör kümede. İşte bu takım nerelerde. Altay desen aynı, Karşıyaka desen hanedanlık. İnanılmaz taraftar potansiyelleri var. İzmir takımları şart Süper Lige. Artık çıkış yakalanmalı. Bu sezon Altay ve Karşıyaka'dan umutluyuz. Yükselme maçlarına kalabilirlerse orada bir şansları olacak.

Kontrollü Galibiyet

Zirve yarışı için çok önemli olan bu maçta Beşiktaş deplasmanda Eskişehirspor'u 2-0 yendi. Bu maç özellikle Sivasspor'u çok ilgilendiriyordu istediklerine ulaşamadılar. Maça baktığımızda Beşiktaş'ta, Eskişehirspor'da maça çok kontrollü başladı. Özellikle Beşiktaş nasıl olsa gol atarım mantığıyla oynadı ve başardılar. İleride çok fazla birikmediler bu da Youla'nın topla hızlı çıkmasına engel oldu. Son haftalarda özellikle Gökhan Zan'da büyük çıkış var. İlk yarıda Holosko'yu ileride tek bırakıp gol aradı Beşiktaş aslında pozisyonlarda buldu ama son vuruşlarda hatalar geldi. İkinci yarıda Bobo oyuna girdi Holosko kenara geçti ve Beşiktaş daha atak göründü. Neticesinde de çok güzel organizasyonda Bobo golü buldu. Sonrasında Eskişehirspor çok şuursuz ataklar denedi neticesinde kaleye şut bile atamadılar.

Ekrem Dağ bu maçta dikkatimi çekti. Maça sol bek başladı ikinci devre sağ beke geçti. Mustafa Denizli onu zamanında Daum'un Ümit Özat'ı kullandığı gibi kullanıyor. Yani sahanın her yerinde oynatabiliyor. Bu bir futbolcu için büyük avantaj. Delgado son haftalara göre daha etkiliydi. Yusuf oyuna girince Beşiktaş topu daha çok oyunda tuttu. Özellikle ikinci golde Yusuf aynı tip çalımla 3 futbolcuyu geçti. Yani Eskişehirspor öyle defansi hatalar yaptıki inanılmaz. Maçın geneline bakarsak Beşiktaş hak ettiği galibiyeti aldı. Şimdi haftaya Fenerbahçe derbisi bakalım neler olacak. Fenerbahçe formsuz olsada, eksik olsada derbi derbidir.

Tamam mı, Devam mı?

Image Hosted by ImageShack.us
Bayanlar Basketbol Ligi Yarı Fİnal 3. Maçı' nda Galatasaray ile Fenerbahçe yarın çok önemli bir maça çıkacak. Bu maç Galatasaray' ın kaderini belirleyecek. Eğer Galatasaray maçı kazanırsa umutlarını Caferağa' ya taşıyacak ama tersi bir durumda sezonu kapatacak.

Maçlara bakınca bayan basketbolunda, genelde seyirci desteğini arkasına alan kazanıyor gibi görülüyor. Bu bakımdan bu maçta Galatasaray rakibinden bir adım önde. İlk maçtaki atmosfer ikinci maçta da oluşturulabilirse Galatasaray için çok büyük bir avantaj olacaktır.

Galatasaray eğer bu maçı alırsa, Caferağa' daki son maç nefesleri keser. Bir gerçek var ki Caferağa' da deplasman bir Ayhan Şahenk' deki gibi ya da bir Yaşar Doğu' daki gibi olmuyor. Yani Fenerbahçe seyirci desteğini tam hissedemiyor. Caferağa' da rakip baskı altına alınamıyor. Bu da rakipleri az da olsa rahatlatıyor.

Nazar Boncuğu

İspanya La Liga'nın 33. haftasında Barcelona deplasmanda Valencia ile 2-2 berabere kaldı ve 7 maçlık galibiyet serisinden sonra ilk kez puan kaybetti.

Hedwiges Maduro Mestalla Stadı'nda oynanan karşılaşmada ev sahibi ekip Valencia'nın golleri 43. dakikada Hedwiges Maduro ve 45. dakikada Pablo Hernandez'den gelirken konuk ekip Barcelona'nın gollerini 24. dakikada Lionel Messi ile 85. dakikada Henry kaydetti. Valencia bu skorla üst üste 7. maçında da mağlubiyet yüzü görmemiş oldu.

İspanya'da dün tüm gözler Valencia stadına çevrilmişti. Haftalardır yenilgiyi bırakalım puan kaybetmeyen bir Barcelona izliyorduk ki haftada iki maç yapmasına rağmen ne yorgunluk belirtisi nede bir puan kaybı yaşamıyorlardı. Hatta ben bile geçtiğimiz haftaki Barca maçını yazarken "Yokmu Silkeleyecek Bir Takım" başlığını atmıştım. Barcelona gerçekten bileğinin hakkıyla kazanıyor bütün maçlarını ama ligede biraz heyecan gelmesi açısından bu beraberlik iyi oldu. Hele ki beraberliğin son dakikalarda güç bela kurtarılması katmerledi. Valencia'yı kutlamak lazım en yakın takipçisi Villareal'in kendisine yaklaşmasına izin vermiyor Barca karşısında bile Şampiyonlar Ligine katılma inadından vazgeçmiyor. İspanya Liginde Barcelona'nın yaptığı her maç gerçekten büyük zevk verdi izleyenlere ama bu maç en streslilerinden biriydi şüphesiz.

Ersun Yanal Devri Bitiyor


Trabzonspor'da Sivasspor karşısında alınan 3 - 0'lık mağlubiyet sonrası yönetim kurulu, teknik direktör Ersun Yanal hakkındaki kararını verdi. Yönetimin, sezon sonu sözleşmesi sona erecek olan Yanal ile devam etmeme konusunda fikir birliğine vardığı öğrenildi.

Sivasspor maçının ihalesi Ersun Yanal'a kalmış gibi gözüküyor. Gerçi normal sezon başında Trabzonspor'un yaptığı çıkış ortadaydı. Bütün Trabzonlular şampiyon olacaklarına o kadar inandılarki sezon içinde hepsi çok iddalıydı. Ama unuttukları bir şey oldu Ersun Yanal başladığı bir işin sonunu ne zaman getirebilmiş acaba. Trabzonspor çok komik puanlar kaybetti. Bu sezon düşünüyorum hangi maç süper oynadılar diye deplasmandaki Fenerbahçe maçı var sadece. Bu sezon oynadıkları futbolda iç açıcı değildi. Sezon başında kadroda müthiş revizyon yapıldı bir çok transfer geldi. Ersun Yanal sistemini oturttu ve sezon içinde bundan hiç taviz vermedi. Defansif bir 4-3-3'leri vardı. Yalnız orta saha elemanları fazla kaliteli olmadığından hücumları hep kısır geçti. İleride de Gökhan Ünal, Umut Bulut bol keseden harcayınca Trabzonspor için son kaçınılmaz oldu. Yattara'yı düşünün ilk geldiğinde 250 bin dolar alıyordu nasıl oynuyordu, şimdi 1.750 bin dolar alıyor nasıl oynuyor. Devre arası Alanzinho diye topçuya 3.5 milyon dolar bonservis veriyorlar adam nereden geliyor Norveç. Transfer politikası komple yanlış, hoca zaten yanlış Trabzonspor bu sezonu feda etti. Büyük takımların bu kadar kötü olduğu dönemde şampiyon olacaksın yoksa bu şampiyonluk hasretin bir 20 sene daha devam eder. Sivasspor mesela bu sezonu karlı geçirdi, büyük ihtimallede şampiyon olacak.

Bir Şanssızda O

Geçen sezon Kalli yönetiminde Barış Özbek'le birlikte Rot-Weiss Essen takımından transfer edildiler. Transfer olmadan önce ikiside kapalı kutuydu ben şahsen tanımıyordum bu futbolcuları. Kalli'nin bir bildiği vardır dedim gerçektende bildiği varmış. Zaten ikisi Alman Ümit Milli Takım futbolcusuymuş. Serkan Çalık hazırlık döneminde gösterdiği performansla göz doldurdu. Tavşan forvet diyordu herkes ona ama modern futbolda bu tip tanımlamaların yeri olmadığından o sağ açık gibide oynamaya başladı. Mesela geçen sezon Türkiye Kupası maçındaki Fenerbahçe derbisinde sağ açıktı. Hatta maçı izlemeye gelen Brezilya Milli Takım hocası Dunga performansını çok beğenmişti. Forvet olarakda bir çok şans buldu. Trabzonspor maçı örneğin son dakikalarda bir golü vardı. Kısaca geçen sezonki performansı başarılıydı. 22 yaşında futbolcu henüz yani çok genç. Birde geçen sezon içinde Barış Özbek Alman Milli Takımını tercih etmesine rağmen Serkan Çalık'ın tercihi Türkiye oldu.

Bu sezonu ise komple kaçırdı Serkan. Sakatlığı nedeniyle hiç oynayamadı. Sezon başında hazırlık kampında biraz kendini gösterme şansı bulsada bu sakatlık onu yedi bitirdi. Uğur Uçar gibi Almanya'da tedavisini gördü şimdi sağlam olarak ayakta. Form tutmayı ve eksikliklerini gidermeyi bekliyor. Baktığımda bu sezon onca sakatlık yaşandı Serkan Çalık sağ açık olarakda forvet olarakda mutlaka şans bulurdu. Ümit Karan ve Nonda'nın bu performans düşüklüğünde oynamaması zaten ayıp olurdu. Tıpkı Uğur Uçar ve Emre Güngör gibi o da kendisi için çok nimetli olacak bir sezonu kaçırmış oldu. Geçmiş olsun diyelim iyi bir hazırlık dönemiyle gelecek sezona bomba gibi dönecektir. 

 

Tüm Telif Hakları Sportif Cümleler 'e Aittir © 2009 -- Blogger Tarafından Desteklenmektedir